w

12.02.2007
Anasayfa
Başyazı
Türkiye
Dünya
Tarih
Özgün
Kitap
Mesaj Panosu

Manifesto
Gelenek
Çıkarken
Ulusal Sol
Abonelik
Arşiv
İleri Dergisi
Atatürkçü Düşünce Kulüpleri Federasyonu
Afişler
Künye


Atatürk
 Deniz Gezmiş Che Guevara

Türkiye

Celal İmren

Kuvayı Milliye ve Akbaş kahramanı Köprülülü Hamdi Bey’i anıyoruz

Makedonya’nın Köprülü kasabasında 1886 yılında doğan Hamdi Bey, Kuzey Ege ve Biga Yarımadası’nda milli mücadelede büyük kahramanlıklar göstermesi nedeniyle Kuvayı Milliye ve Akbaş Kahramanı Edremit Kaymakamı Köprülülü Hamdi Bey olarak tanınır ve anılır.

17 Şubat 1920’de Çanakkale’ye bağlı Yenice ilçesinin İnova köyünde yakalanıp, Biga’ya getirilirken şehit edilen Hamdi Bey’in kısa yaşamı, bir mücadele tarihidir aynı zamanda. Mülkiye Mektebi’ni bitirdikten sonra çeşitli yerlerde kaymakamlık yapan Hamdi Bey, 1917 yılının Temmuz ayında Edremit’e atandıktan sonra da boş durmadı ve kasabanın gençlerini Edremit İdman Yurdu’nda örgütledi, savaş alanlarında babalarını kaybeden çocuklar için Yetimler Yurdu’nu kurdu. Edremit’teki birçok hizmete imza attı. İlçenin imar planını çizdi, kanalizasyonun yapımını başlatırken, elektriğin gelmesini sağladı ve bununla beraber ilk matbaanın kurulmasına katkı sağladı. Edremit Lisesi’nde öğretmenlik yapmak suretiyle öğretmen açığını kapatmaya çalıştı. Bütün bunlar, Onun idareci özeliliklerini yansıtıyor; ama Hamdi Bey’in en önemli özelliği, mücadeleci vatanseverliğidir. İşgalin başlamasıyla halka zulüm etmek için ortaya çıkan çetelere karşı çevresindeki mert, vatansever, iyi silah kullanan kişileri bir araya getirdi. Dağlarda eşkıya avına çıkan Hamdi Bey’in kendisine “Kaymakam adamın ne işi var dağda?” diye soran Zeytinli Köyü’nden İbrahim Ağa’ya verdiği cevap çok ilginçtir: “Eşkıya masaya gelir mi?”. Bu cevap, bugün eşkıya ile masaya oturanlara ve oturmaya can atanlara, ‘düz ovada siyaset’ teorisyenlerine, teröriste karşı siyasi çözüm bezirgânlarına ibret olmalıdır.

Emperyalist işgalin giderek yayılmasından endişe ve üzüntü duyanların başında Edremit Kaymakamı Hamdi Bey geliyordu. Bu nedenle Edremit Burhaniye ve Havalisi Müdafa-i Hukuk-u Milliye Cemiyeti’nin kurulmasında büyük payı vardır. O, yayılan işgale karşı tepkilerin de örgütleyicisi oldu. 21 Mart 1919’da Edremit’te gerçekleştirilen mitingten çıkan çıkan ve milletin direniş ruhunu ve azmini dile getirilen karar, Hariciye Nezareti’ne şu telgrafla bildirilmişti: “Beş yüz küsur yıldan beri bu vatan için ecdadımızla beraber kanımızı döktükten sonra yabancıların güttükleri tahammülsüz davaya susup boyun eğmektense ölmeye hazır olduğumuzu bütün cihana ilan ederiz.” Bu telgrafın özeti bir cümlelikti: “Ya istiklâl ya ölüm!”

Hamdi Bey, mücadeleci vatanseverliği nedeniyle Balıkesir Mutasarrıflığı’na Dahiliye Nezareti’nden gelen 5 Nisan 1919 tarihli yazı ile Edremit Kaymakamlığı görevinden azledilince bir süre ekonomik güçlük çekti. Yılmadı. Vatanın ve kendisinin içinde bulunduğu durum onun mücadeleci kişiliğini daha da geliştirdi. Edremit, Burhaniye ve Ayvalık yöresindeki vatanseverlerden oluşan ve Hamdi Bey ile Pelit Köylü Mehmet Cavit Bey’in komutasındaki milisler, ordu birliklerinden ayırt edilmeleri için kollarına beyaz patiskadan bant takıyordu. Bunun üzerine de “Kuvayı Milliye” yazılmıştı. Kuvayı Milliye Albay Ali Bey, Hamdi Bey ve Cavit Bey’in bulgusudur ve buradan tüm Anadolu’ya yayılmıştır.

Milli mücadele azmi Hamdi Bey’i bir Kuvayı Milliye örgütçüsü olarak Biga’ya götürdü. 20 Ocak 1920’de Balıkesir’den 40 milisle ayrılan Hamdi Bey Biga’ya geldiğinde ilk işi, maddi ve manevi baskılarla halkı yıldıran çetelerle mücadele etmekti. Bu mücadelesinde başarılı oldu. Hamdi Bey’i bekleyen ikinci ama daha önemli görev, Balıkesir’deki 61. Tümen Komutanı Miralay Kâzım Bey tarafından verildi. Trakya yakasında Gelibolu yakınlarındaki Fransızlara ait Akbaş Cephaneliği basılarak buradaki cephane ve mühimmat Anadolu yakasına taşınacaktı. Baskın başarıyla tamamlandı ve sekiz bin tüfek, kırk makineli tüfek ve yirmi bin sandık cephane artık Kuvayı Milliye’nin elindeydi. Bu olaydan sonara Hamdi Bey’in adı tarihe Akbaş Kahramanı olarak geçti.

Sultan Vahdettin için “Vatan haini değildir.” diyenleri utandıracak birçok olaydan biri de Hamdi Bey’in şehit edilmesidir. Hamdi Bey’in Biga’daki vatansever çalışmaları ve destansı Akbaş Baskını büyük korku saldı. Sahneye Sultan Vahdettin’in sivil paşası Anzavur Ahmet çıktı. Vahdettin tarafından görevlendirilen Anzavur Ahmet Biga’ya baskın yaptı. Hamdi Bey, silah arkadaşları öldürülünce geri çekilmek zorunda kaldı; ancak Yenice’nin İnova köyündeki cami odasında Anzavurcular tarafından yakalandı. Elleri bağlı bir şekilde bir arabanın arkasında Biga’ya getirilerken şehit edildi. Hamdi Bey’in son sözleri şu olmuştu: “Bu yaptıklarınızın hesabını mutlaka vereceksiniz. Kuvayı Milliye yalnız ben değilim, Kuvayı Milliye bütün millettir!” oldu.

17 Şubat 1920’de şehit edilen Hamdi Bey’in cesedi Biga’da günlerce “Kuvayı Milliyecilerin sonu budur!” denilerek teşhir edildi.

Hamdi Bey için yazdığım bir yazıyı “O, sarayın, padişahın değil, milletin aydınıydı, öyle yaşadı ve öyle öldü. Geriye ne ev, ne yazlık, ne banka cüzdanı ne de emekli maaşı bıraktı.” diyerek bitirmiştim. Eksik bırakmışım. Özür dileyerek tamamlamak istiyorum. O mücadeleci bir vatansever olarak savaştı, savaşarak öldü. Anısı masabaşı Kuvayı Milliyecilerine ders, Milli Mücadelecilere örnek olsun...