Ali Özsoy - Saddam düşmanı "Sol", Esad'a niye âşık?
TÜRKSOLU
 
 
 
GÖKÇE FIRAT
Ateizm solun afyonudur
Halk Soruyor
Gökçe Fırat Cevaplıyor

AKP iktidarında 12 Eylül'ü
mumla arıyoruz!
ALİ ÖZSOY
Saddam düşmanı "Sol", Esad'a niye âşık?
KAYA ATABERK
BDP'ye kapatma, Apo'ya yeniden yargılama yolu: KCK iddianamesi açıklandı
HÜSEYİN ADIGÜZEL
Yeni Kırgızistan
yeni başkan
ESER ÖZALTINDERE
AKP'nin her adımı
Büyük Kürdistan'a doğru
ŞENER ÜŞÜMEZSOY
Maksimum kas-minimum yağ: (Topa örneği-2)

BÜLENT GÜRZEL
Hoca Ahrar

ÖZER BOSTANOĞLU
Dünyanın Orta(sı) Asyası

OKAN İŞBECER
Hürriyet'te yaprak dökümü

OZAN BARAKLI
Hocalı Soykarımı (II)

 

 

 

 

Ali Özsoy
Saddam düşmanı "Sol",
Esad'a niye âşık?


Ne Saddam Ne Bush sloganına ne oldu?

Hatay'da düzenlenen, tertipleyicisinin ÖDP olduğu BDP'nin ve yaklaşık 20'ye yakın sol fraksiyonun katıldığı "Hatay İşgal Kapısı Olmayacak" mitingi belki çok haber değerine sahip değil ancak Türkiye'deki sosyalist solun karakterini gösterme açısından çok ilginç... Mitingde polis ile göstericiler arasında arbede çıktı.
Çünkü göstericiler Suriye bayrakları ve Esad posterleri taşımak istiyordu. Polis poster ve bayrakları zorla topladı.

ABD Irak'a saldırmadan hemen önce dünyanın her yerinde protesto gösterileri düzenleneceğini biliyordu. Bu yüzden kendi "sol"unu öne sürerek bu gösterileri istediği gibi yönlendirdi.

Eylemlerin Türkiye'deki ayağı da bu yönlendirmenin etkisindeydi. Eylemlerin iki temel sloganı vardı: "Savaşa hayır!" ve "Ne Saddam Ne Bush!"

"Ne Saddam Ne Bush" sloganını belki de mucidi olan ÖDP'liler ise birden bire Esadçı oldular. Hem de öylesine ki Esad posterleriyle miting düzenlediler.

Evet yanlış duymadınız. Her türlü iktidara karşıt, her türlü milliyetçiliğe düşman, sivil mi sivil, muhalif mi muhalif ÖDP'lilerimizin desteklediği bir devlet, iktidar varmış. Arkasında duracakları bir milliyetçilik ve bayrak varmış.

Hatay'da düzenlenen, tertipleyicisinin ÖDP olduğu BDP'nin ve yaklaşık 20'ye yakın sol fraksiyonun katıldığı "Hatay İşgal Kapısı Olmayacak" mitingi belki çok haber değerine sahip değil ancak Türkiye'deki sosyalist solun karakterini gösterme açısından çok ilginç...

Mitingde polis ile göstericiler arasında arbede çıktı. Çünkü göstericiler Suriye bayrakları ve Esad posterleri taşımak istiyordu. Polis poster ve bayrakları zorla topladı.

Bilindiği gibi Beşar Esad sadece Suriye'nin devlet başkanı değil Arap milliyetçisi Baas Partisi'nin lideri...

İyi de ÖDP her türlü milliyetçiliğe her türlü otoriter rejime düşman değil miydi?

Esad milliyetçi ve hatta ÖDP'lilerin ifadesiyle şovenist değil mi?

ÖDP'nin tavrı tekil değil. Irak işgal öncesinde inanılmaz bir Saddam düşmanlığı sergileyen sosyalist fraksiyonların hemen hepsi şimdi çok açık bir şekilde Esad'ı destekliyor.

İşin ilginç yani TKP istisnası hariç bu fraksiyonların yüzde yüz hepsi ABD'nin başlattığı Arap Baharı isimli hareketleri desteklemiş ve hatta bir kısmı Arap Baharı'nı Arapların 1848 Devrimi olarak adlandırmıştı.

ÖDP Arap Baharı hareketlerini en çok destekleyen partilerden biri. Nasıl oldu da Suriye'de Arap Baharı'na karşı çıktılar? Hani karşı çıkmayı bir yana bırak açıkça Esad rejimini nasıl savundular?

"Katliamcı Saddam"dan "Direnişci Esad"a

Irak işgali sırasında PKK etkisindeki marjinal "sol" Saddam'a niçin destek olunmaması ve hatta düşman olunması üzerine pek çok teorik ve politik bahane uydurdu.

Eğer bu bahaneler doğruysa aynen Esad'a uygulanması gerekmez mi?

Bazıları, ABD hippilerinden esinlenen, pasifizm, anti-militarizm ve "savaş düşmanlığına" dayanan ne koşul altında olursa olsun "asla taraf tutmama" ilkesini ileri sürüyorlardı.

Tamam da, şimdi neden Esad'ın tarafı tutuluyor?

Bir kısmınca, Marksist "devlet teorisini" öne sürülüyor, "ulusal burjuva devlet erkinin yıkılması devrimci fırsatlar doğurur" teziyle kim tarafından olursa olsun Irak devletinin yıkılması olumlanıyor ve tabii Irak'ta "proleter ihtilali" olamayacağına göre adeta iş ABD'ye havale ediliyordu. Yani yine şu Ergenekon için kullanılan meşhur "bırakın birbirini yesinler" sloganı gibi...

İyi o zaman aynı devlet teorisini Suriye'ye uygulayalım. Saddam rejimi burjuva diktatörlüğüydü de Esad'ın ki "işçi, köylü ve asker sovyeti" mi?

Diğer bir kısmı ise anti-faşizm kartına oynuyordu. Saddam faşist bir diktatördü. Faşist bir diktatör ise asla desteklenemezdi.

Aslında bu sürekli ileri sürdükleri Saddam faşizmi tahlili, Marksizmin faşizm teorisinden çok Pentagon liberalizminin teorisine dayanıyordu. Hadi doğru kabul edelim. Saddam halkına hiçbir seçim hakkı tanımayan faşist bir diktatör olsun. İyi de Esad rejiminin Saddam rejiminden farkı ne?

Adı üstünde ikisi de Baas rejimi... İkisinde de tek parti ve hatta aile egemenliği var.

Kimisi ise emperyalizmi desteklemek için Leninist emperyalizm teorisini çarpıtıyordu. Bunlara göre sadece ABD değil, Irak, Türkiye ve "beş parça Kürdistan'ı işgal eden" bütün Ortadoğu ulus devletleri emperyalistti. Saddam bir Arap şovenistiydi. O zaman emperyalist Irak burjuvazisi ile emperyalist ABD burjuvazisi arasında taraf tutulmamalıydı. ABD'ye karşı çıkmak adına Arap milliyetçiliği desteklenmemeliydi.

İyi de iddia edilen sözde "beş parça Kürdistanın" bir kısmı da Suriye'de. Esad da teorik olarak Saddam ile aynı hareketin yani Arap milliyetçiliğinin temsilcisi. Esad emperyalist-şovenist olmuyor da Saddam niye oluyor?

"Halepçe gerçek Hama uydurma"

Irak'ta teorik ve politik bahaneler bitince iş duygu sömürüsüne kalıyordu. Saddam Halepçe'de 5000 Kürdü zehirli gazla katletmemiş miydi? Halepçe soykırımcısı nasıl desteklenebilirdi?

İlginçtir ABD de o dönem hep Halepçe'yi gündeme getirmişti. Ancak Saddam işgalciye tutsak düştükten sonra ne hikmetse Halepçe davası görülmeden hemen idam edildi. Oysa Batılılar böyle şaşaalı mahkemeleri çok sever. Bildiğimiz kadarıyla Kürtler de buna ses çıkarmadı. ABD ile birlikte Halepçe konusunu en çok gündeme getirenler "sosyalistlerimiz"di. Onlar da bu duruma tepki göstermedi.

Diyelim ki Halepçe'de gerçekten 5000 masum Kürt katledildi. Bu acaba 1 milyon Iraklı Arap ve Türkmen'in katli için bahane midir?

Veya diyelim ki Saddam katliamcı... İyi de Esad ailesi için daha da ağır suçlamalar var. İslamcılara ve ABD'ye göre Esad'lar 1982'de Hama'da 20 bin kişiyi katletmiş.

Yani 5000'den fazla... Yoksa bu bir ABD yalanı mı? Savaş propagandası mı?

İyi de Halepçe'de ABD'nin söylediklerinden hiç şüphelenmeyenler şimdi mi emperyalist propagandaya karşı çıkıyor?

Kısacası nereden bakarsak bakalım dünkü Saddam düşmanlarının bugün Esad'a sahip çıkması ve hatta açıkça Esadçı olmasını hiçbir teorik veya politik argümanla açıklayamayız.

Bir kısmı Esad sayesinde laikliği bile keşfetti...

Hani laiklik "Ergenekoncuların uydurduğu sahte gündem"di, "olaylara sınıf eksenli bakmak lâzım"dı ya... Şimdi aynıları AKP'nin şeriatçı ve mezhepçi olduğunu bu yüzden Suriye'de laik ve Alevi rejimi yıkmak istediğini söylüyorlar. İyi de Saddam rejimi de laikti. O zaman AKP Şeriatçı ve mezhepçi değil miydi?

Kimse yanlış anlamasın. Esad desteklenmemeli demiyoruz. Bizim durduğumuz yer aynı, değişmedi: ABD düşmanıyız, ulusalcıyız.

Sadece kendini her şey ile inkâr eden "komprador solu" anlamaya çalışıyoruz. Ulusal olan her şeye düşman bir "sol" anlayış birden bire nasıl Arap ulusalcısı ve hatta Baasçı oluverdi?

Marjinal solun ideolojisi yok PKK'sı var

İçlerine düştükleri çelişkiler o kadar fazla ki, bu yazıda hepsini ele almak çok zor.

Ancak belki de ciddi bir hata yapıyoruz. Türkiye'deki marjinal solu anlamak için ideolojiye, teoriye başvurmak belki de aşırı saflık...

Belki de Irak ve Suriye konusundaki bu muazzam değişikliği açıklamanın çok daha kolay bir yolu vardır.

Marjinal solun Irak-Saddam ile Suriye-Esad konusundaki bu muazzam çelişkisini anlamak için "ulusalcı" olarak bilinen ama hemen her gün KCK tutukluları veya avukatlarının açıklamalarına yer veren OdaTv'deki bir röportajdan alıntı yapmak yeterli olabilir.

OdaTv PKK propagandası yapan ve bu sebeple geçici bir süre için mahkeme kararıyla kapatılan Özgür Gündem'in Genel Yayın Yönetmeni Hüseyin Akyol ile söyleşi düzenledi. Hüseyin Akyol gazetesinin kapatılmasını şöyle değerlendiriyor:

"İçerde de KESK'e yönelik engellemeler yapılıyor. Bunların ilk tezahürü bizim gazetenin kapatılması kararı oldu. Gazetenin kapatılması kararını Suriye'ye yönelik AKP hükümetinin başlatacağı operasyonun ilk adımı olarak görüyoruz."

İşte marjinal solun Saddam ile Esad meselelerindeki muazzam tavır farkı bu kadar kısa bir cümleyle açıklanabilir.

Irak işgali sırasında PKK Irak'ın işgal edilmesini ve Saddam rejiminin yıkılmasını destekliyordu. Oysa şimdi aynı PKK Esad rejimini destekliyor.

Çok ilginç! Bundan birkaç yıl önce, ABD ve PKK desteğiyle Kamışlı'da bir Kürt isyanı çıkmış ve Esad daha isyanın başlangıcında bu hareketi bastırmıştı. O zaman PKK Esad'ı soykırımcılıkla suçlamış ve Suriye'yi tehdit etmişti.

Bilindiği gibi 28 Şubat döneminde Türk Ordusu'nun sert tavrı sonucunda Suriye PKK'yı desteklemeyi kesmişti. Ardından iş daha da ilerledi Türkiye ile Suriye arasında PKK karşıtı bir işbirliği başladı. Çünkü Beşar Esad Irak bölününce kurulan kukla Kürdistan'ın ve ABD taşeronu PKK'nın Suriye'yi de tehdit ettiğini anlamıştı.

Son bir yılda ise saflar birden değişti. AKP Esad rejimini düşman ilan edip Suriye'deki silahlı isyancılara destek verince, Esad çaresizce yeniden PKK kartına sarıldı.

PKK ise zaten son KCK operasyonlarıyla büyük bir yıkım yaşıyordu. Hemen Esad himayesine girmeye baktılar. PKK açısından zor bir durum, eskiden "arkamda ABD var" diye kükreyenler şimdi yıkılmak üzere olan bir rejimden medet umar hâle geldiler.

Kürtçü bile olamıyorlar

O kadar ilginç ki bizim marjinal "sol" bu konuda "sömürge Kürdistan" tezlerini bile unuttu. Çünkü onlar hiçbir teori yürütemeyecek kadar kuyrukçu olmuştular.

Standart bir Kürtçü'nün Suriye'nin parçalanmasını istemesi gerekirmiş gibi geliyor. Zaten Suriye'deki diğer Kürt grupları Esad'ın devrilmesini ve Kürt ayrılıkçılığının bu işten bir çıkar elde etmesini umuyorken, bir tek PKK Esad'ı destekliyor. Bu bir istihbarat tercihi olarak görülebilir. Örgütlerini korumak için sığındıkları eski devlete yine yanaşıyorlar.

Ama PKK aslında kendince bir strateji yapıyor. Suriye parçalansa bile eğer Türkiye güçlenecekse bu PKK'nın işine gelmez. Birden bire "beş parça Kürdistan" tezleri unutuluyor ve hatta PKK'lılar AKP'yi "eğer Suriye'yi işgal ederseniz güney batı Kürdistan Kürtleri size isyan eder" diye tehdit ediyor.

Yani "birleşik Kürdistan" davasından bile daha önemli olan şey neymiş?

Her koşul altında Türkiye'ye düşmanlık yapmak.

Zaten Saddam'a da bu yüzden düşman değiller miydi? Saddam ile Türkiye arasında ciddi bir işbirliği vardı. K. Irak'ta kukla Kürt devletinin kurulmasının engellenmesi iki ülkenin adeta ortak "milli davası" olmuştu. Bu yüzden PKK ve onun etkisindeki marjinal "sol" hiç tereddüt etmeden Saddam düşmanlığı yapabiliyorlardı. Çünkü Saddam düşmanlığı Türkiye düşmanlığı demekti.

Buradan tek bir sonuç çıkıyor. Marjinal "sol"u anlamak için artık herhangi bir teorik referansa bakılamaz. Artık kompradorluk veya Kürtçülük bile onları açıklayamıyor.

İki pusulaları var: Bir; her ne koşul altında olursa olsun PKK'nın politikalarına ve tercihlerine zıt düşmemek. İki; her ne koşul altında olursa olsun Türkiye'ye düşman ve karşıt konum alabilmek.


Y A Z I    H A K K I N D A K İ    G Ö R Ü Ş L E R...
 


Bu yazı hakkında henüz yorum yapılmamıştır.

 
Y A Z I    H A K K I N D A K İ    G Ö R Ü Ş L E R İ N İ Z İ    B İ Z E    Y A Z I N
 


İsim:


e-posta:

Telefon: Cep Tel:
İl: İlçe:  
(e-posta ve telefon bilgileriniz yayınlanmayacaktır)
Ziyaretçi defterini okumak için tıklayınız...
 
İletişim:  İstanbul: 0212 292 65 27   Ankara: 0312 442 8 777   İzmir: 0232 421 85 15   Adana: 0322 456 29 40