• Perşembe, Mayıs 25, 2017

50 yıldır… Muhalefet içindeki Perinçek virüsü…

ozgurerdem
Özgür Erdem
Mayıs15/ 2017

Dışlanmak…
Perinçek’in 16 Nisan Referandumu sonrası yaptığı açıklamalardan biri gülümsememe yol açtı:perincek kitap
“Bu koşullarda, Tayyip Erdoğan’ı dışlayan bir hükümet, milli hükümet olmaz, ABD’nin planladığı hükümet olur.”
Açıklamadaki sinsi Tayyipçilikten değil gülümsemem. “Dışlanmak”tan bahsetmesinden…
Çünkü “dışlanmak” denildi mi akla ilk Perinçek gelmez mi siyasette?
Biliyorsunuz, Perinçek 50 yıllık siyasi hayatı boyunca hep “dışlanmış”tır.
Çünkü girdiği her muhalif cepheyi yıkıcı faaliyetlerde bulunmuştur.
Bir virüs gibidir Perinçek.
Sanırız tekrar ve tekrar hatırlatmak gerekiyor.
(Yalnız okurlarımızı hemen bilgilendirelim, Perinçek’in 50 yıllık virütik tarihini anlatırken “Doğu Perinçek’in 50 Yılı” isimli kitabımıza başvurduk. Yaptığımız alıntıların belgelerini o kitapta bulabilirsiniz.)
Perinçek virüsü
Perinçek virüsünün hikayesinin başlangıcı 1968’e kadar gider.
Siz bakmayın partisindeki gençlere sürekli “68’in lideriydim” diye atıp tutmasına… Perinçek ve lideri olduğu Aydınlık hareketi 68’in en marjinal, en zayıf ve diğer sol hareketler tarafından en “dışlanmış” grubuydu. Bunun temel nedeni de 68 içine soktukları bölünme virüsüydü.
Perinçek virüsü bölücüdür, evet.
Ve içinde bulunduğu muhalif kesimi bölmek için çok cilalı, tantanalı, “jan janlı” cümleler kurmasını çok iyi bilir.
Mesela Deniz Gezmiş ve arkadaşları Türk Solu isminde dergi çıkarırlar 1969’da…
Perinçek ise bunu hemen eleştirir:
“Ne demek Türk Solu? Türkiye Solu yerine Türk Solu demek burjuva milliyetçiliğidir.”
Atatürkçü 68’e Perinçek’in soktuğu Lenin-Mao virüsü
Bununla yetinmez Perinçek virüsü. 68’i yaşayanlar ya da birazcık araştıran herkes bilir ki, o dönem sol hareket son derece Atatürkçüydü. Deniz Gezmiş “2. Kurtuluş Savaşçılarıyız” der, babasına kendisini Kemalist yetiştirdiği için teşekkür ederdi. Mahir Çayan ise “Kemalizm ile Sosyalizm arasında Çin Seddi yoktur” gibi değerlendirmelerle Atatürkçülük ile Sosyalizm arasında bir sentez gerçekleştirme peşindedir.
Perinçek ve Aydınlık hareketi ise bütün yayınlarını Atatürk’ü ve Kemalizmi eleştirmek üzerine kurar. Hatta yıllar sonra, bununla gurur duyacaklardır. Aynen şu ifadelerle:
“Sosyalistler arasında Kemalizmin burjuva karakterini vurgulayıp eleştiren ilk biz Aydınlıkçılar olduk.”
Eleştiri derken öyle böyle değil… Birkaç örnek verelim durumun vehametini kavrayalım:
“Mustafa Kemal’in önderliği Kurtuluş Savaşı’nın zaafıydı.”
“Kemalizm bir diktatörlüktür, Atatürk’e karşıyız.”
“Kemalizm ırkçı ve faşisttir.”
“Mustafa Kemal insafsız bir sömürücüdür.”
“Lozan’da emperyalistlerle uzlaşıldı ve tavizler verildi.”
Bunlar Perinçek’in 1968-69 yıllarında savunduğu tezler. Tekrar hatırlatalım, o dönem Perinçek bunları yazarken 68 Hareketi eylemlerde Bursa Nutku’nu okuyor, kendisini Mustafa Kemal’in başlattığı Kurtuluş Savaşı’nın yeni neferleri olarak tanımlıyordu…
68’deki gençlik-Atatürk birlikteliğini bu şekilde bozmaya kalkışan Perinçek, yerine ne koyuyordu peki? Lenin ve Mao!
Perinçek ve şürekasının o dönem çıkarttığı Proleter Devrimci Aydınlık (PDA) dergisi, Lenin’i kapak yapan ilk sol dergidir! Bu açık bir provokasyondur. Türkiye’deki bir solcunun, kendi tarihinde Mustafa Kemal gibi büyük bir devrimci varken başka liderlerin peşinden gitmesi elbette beklenemez. Nitekim 68 Hareketi sapına kadar Atatürkçüydü. Ancak Perinçek ve şürekası “Atatürk yeteri kadar devrimci değildi. Biz Lenin’i ve Mao’yu lider benimseyelim” görüşlerini Türkiye’ye sokan ekiptir.
Bu, açık bir ideolojik provokasyondur. Bizzat Mahir Çayan’lar ve Deniz Gezmiş’ler tarafından da, Perinçekçilerin Lenin’i kapak yapması “provokasyon” olarak değerlendirilip eleştirilecektir.
Bakın bunu Perinçekçiler kendileri nasıl itiraf ediyor:
“1960 sonrasında Lenin’in resmi Türkiye’de ilk defa bir derginin kapağında yer alıyordu. İlkesiz Birlik Cephesi [Mahir Çayan ve Deniz Gezmiş kastediliyor- ÖE] PDA’nın Nisan 1970’te Lenin’i 100. yıldönümünde kapak yapmasını ‘provokasyon’ olarak nitelendirdi.”
Nitekim, Perinçekçiler, kendilerini “Maocu” olarak tanımlamaya başlayacak ve Atatürk ve Kemalizmi sürekli eleştirip “Mao Zedung Düşüncesi”ni yaymak için faaliyet gösterecektir… 68’den 2000’lere kadar…
Perinçek’in Sol içine soktuğu Kürtçülük virüsü
Sadece Atatürk düşmanlığı değildir Perinçek virüsünün yaydığı… Kürtçülük de Perinçek ve Aydınlık Hareketi’nin Sol içine soktuğu baş belalarındandır.
Mesela şu satırları ilk yazan Perinçek’tir (sene 1970):
“Kemalistler Kürtlere baskı ve zulüm uyguladı, binlerce Kürt katletti.”
Bu tür Kürtçü tezler, o dönem Sol’a çok yabancıydı. Nitekim Perinçekçiler bununla hep övündüler:
“Kürtlerin kendi kaderini tayin hakkını ilk Aydınlıkçılar savundu.”
Gerçekten de o dönem Deniz’ler, Mahir’ler “Milli Demokratik Devrim” için mücadele eder, kendilerini “2. Kurtuluş Savaşçısı” olarak tanımlarken, Perinçekçilerin örgütü TİİKP kendi programlarına şöyle yazacaktır:
“TİİKP Kürt milliyetinin kendi kaderini tayin ve isterse ayrı bir devlet kurma hakkını tanıdığını açıklar.”
Sol içinde bölücülüğün açıkça savunulduğu ilk metindir bu!
Sene kaç? 1970…
Bu basit bir gençlik hatası değildir, sanırız hatırlatmaya gerek yok, bu satırlardan 20 yıl sonra, Perinçek Bekaa’ya iki kez gidecek ve teröristbaşı Apo’yla görüşüp, ona gül uzatacaktır!
Sürekli Sol’u, muhalif 
kesimleri bölen virüs
68 Hareketi 1971’e gelindiğinde kendi içinden iki büyük örgüt çıkarmıştı: Deniz Gezmiş önderliğinde THKO ve Mahir Çayan önderliğinde THKP-C. İki ayrı grup olmakla birlikte 68’den beri devam eden eylem kardeşliğinin de etkisiyle, bu iki grup o dönem birbirine düşman değildi. Hatta Mahir’in ünlü Kızıldere eylemi, Deniz’in idamını engellemek amaçlıdır. Hatta ve hatta, Kızıldere’de katledilen 11 kişinin 2’si THKO’lu, 9’u THKP-C’lidir.
Sol, o dönem gençti ama çok daha olgundu. Farklı düşünceler, farklı örgütlenmeler dağınıklık ve düşmanlık değil zenginlik olarak görülüyordu.
Perinçek ve Aydınlık hareketi ise gerek kullandıkları üslup gerekse izledikleri siyasetle sürekli bölücü ve bozguncu bir misyon üstlenmişlerdi. 1970-71’de Perinçek’in Deniz Gezmiş için sarf ettiği şu ifadeler ne demek istediğimizi anlatacaktır:
“Maceracı”
“Darbeci”
“Şoven”
“Başıbozuk”
“Halk yığınlarına inançsız”
“Sosyalizmi savunmayan”
Bakın, bugünlerde etrafındaki 3-5 gence caka satmak ve Deniz’in mirasını sömürmek için “Arkadaşım Deniz Gezmiş” diye kitap çıkartan Perinçek, o dönem Deniz için böyle derdi…
Mahir için de aynı sertliktedir Perinçek:
“Oportünist”
“Darbeci”
“Revizyonist”
“Aşırı sağcı”
“İlkesiz”
“Başıbozuk maceracı”
“Bireysel terörist”
“İkiyüzlü”
“Zorba”
“Sahte devrimci”
Bakın, bunlar o dönem Sol’un alışık olmadığı sertlikte bir üsluptur. Deniz Gezmiş çevresiyle Mahir Çayan çevresi de birbiriyle tartışır, birbirini eleştirirdi, sonuçta iki farklı örgütlenmeye gitmişlerdi, ama kesinlikle bu sertlikte değil…
Sol içindeki bölünmeleri kızıştıran, üslupları sertleştiren hep Perinçek virüsü olmuştur.
Nitekim bu sert üsluplar 12 Mart sonrası daha da artmış, Sol’u göbekten “Maocu-Sovyetçi” şeklinde bölmüş, binlerce Solcu genç, sol içi çatışmalarda hayatını kaybetmiştir… İşte bu bölünme-parçalanma virüsünü Sol içine sokan Perinçek’tir…
“Hayır” cephesinde 
Perinçek virüsü
Perinçek’in 50 yıllık siyasi tarihi anlat anlat bitmez… O yüzden geçmişinden örnekler vermeyi burada keselim. Meraklı okurlarımızın 500 küsür sayfalı, tamamı belgeli “Doğu Perinçek’in 50 Yılı” kitabımızı okumasını öneririz.
Biz günümüze gelelim.
Perinçek’in 16 Nisan Referandumu sonrası yaptığı açıklamalar kimilerini şaşırtmış olabilir. “Hayır diyeceğini açıklayan birisi neden evetin şaibeli zaferini meşrulaştırıyor” diyebilirsiniz.
Perinçek’in geçmişini, muhalefet içindeki bölücü ve bozguncu misyonunu bilmiyorsanız şaşırmanız normal.
Perinçek hep böyleydi. Millet solcu sanırdı, o solcuları polise ihbar ederdi. Hem de adreslerine kadar…
Atatürkçü 68 hareketinin içine sızmasının nedeni de benzerdi: 68’i Atatürk’ten koparmak ve Kürtçüleştirmek…
Kim mi sızdırdı dersiniz? Örnekleri bahsi geçen kitabımızda var, CIA 70’li yıllar boyunca Maocu örgütleri hep destekledi. (ABD Başkanı Nixon’un 1972’deki ünül Çin ziyaretini ve Mao’yla el sıkışmasını hatırlayın!)
Perinçek bu… Virüs… Sızar…
Misyonu budur.
Sızar ve içine sızdığı muhalif kesimleri böler, parçalar… Muhalefette gözükür ama hep iktidara çalışır…
Yazımızın başındaki açıklamasını tekrar hatırlatalım:
“Tayyip Erdoğan’ı dışlayan bir hükümet, milli hükümet olmaz, ABD’nin planladığı hükümet olur.”
Yandaş bir yazarın değil, “muhalif” sanılan Perinçek’in sözleri bunlar…
50 yıllık siyasi hayatı hatırlanınca şaşırmamak lazım…
Bütün Atatürkçüleri, “hayır” cephesindeki herkesi Perinçek kosununda uyarıyoruz…


Bu yazı 148 kez okundu.

Özgür Erdem
SON EKLENENLER