• Cumartesi, Haziran 23, 2018

68’in ellinci yıl dönümü: Devrimciler ölür, devrimler durmaz sürer

erkan
Erkan Karaarslan
Mayıs18/ 2018

68 mücadelesi devam ediyor!
İçinde bulunduğumuz 2018 yılı, Türkiye’yi derinden sarsan ve bugüne önemli bir miras bırakan 1968 yılı devrimci gençlik mücadelesinin ellinci yıl dönümü. Öylesine bir miras ki ilerleyen dönemlerde devrimci hareket kesintiye uğrasa bile köklerini 68’den alan mücadele kuşaktan kuşağa geçti. 68 mücadelesi adeta bir okul oldu ve geleneğini yarattı. Devrimci figürler efsaneleşti, mücadelelerin bedelini katledilerek ödeyen kahramanların isimleri yeni doğan çocuklara verildi. Onlar toprak oldular ama fikirleri hiçbir zaman ölmedi. Gezi direnişinde ortaya çıkan dayanışma duygusunun ve devrimci vicdanın köklerini, 68 mücadelesinde aramak gerekir.
Deniz’lere ve Mahir’lere uygulanan sansür
Ne yazık ki, devrimci liderleri katleden işbirlikçi düzen, asıl büyük intikamını 68 mücadelesinin temel niteliği olan Kuvay-ı Milliyeci fikirleri sansürleyerek aldı. Liderler ortadan kaldırılırken, liderlerin fikirlerinin ve eylemlerinin gelecek nesillere ulaşması da engellendi. Deniz’ler ve Mahir’lerin belki de en büyük şansızlığı da budur. Onların fikirlerini ve eylemlerini en net biçimde ortaya koydukları mahkeme savunmaları bile senelerce basılmadı hatta onların takipçisi olduğunu söyleyen hareketler bile bu mahkeme savunmalarını ya sansürleyerek ya da eleştirerek okuyucuya ulaştırdı.
İleri Yayınları olarak, 68’in ellinci yıl dönümünde bu sansürü kırmak adına “Devrimciler Ölür Devrimler Durmaz Sürer” ismiyle 5’li bir kitap seti hazırladık. Bu, bizler açısından hem bir görev hem de bir gurur vesilesi.
Kitap seti; Deniz Gezmiş’in önderliğini yaptığı Türkiye Halk Kurtuluş Ordusu (THKO)’nun mahkememe savunması, Mahir Çayan’ın lideri olduğu Türkiye Halk Kurtuluş Partisi Cephesi (THKP-C)’nin mahkeme savunması, Türk Solu Gazetesi yazarları Özgür Erdem’in kaleme aldığı “Deniz: Yaşamı ve Mücadelesi” ve Kaya Ataberk’in yazdığı “Mahir: Yaşamı ve Mücadelesi” isimli kitaplarından oluşuyor. Beşinci kitap ise Che Guevara’nın yazdığı yazılardan oluşan “Gerçekçi Ol İmkansızı İste” isimli eser. Deniz ve Mahir’lerin ardından, Che’nin yazılarını okuduğunuzda dünyadaki diğer ulusal kurtuluş hareketleri ve Türkiye’de devrimci hareket arasındaki doğal etkileşimi net olarak görebiliyoruz.
Deniz ve Mahir’in mahkeme savunmalarını, Türk Solu Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ali Özsoy yayına hazırladı. Ali Özsoy, bu iki kitaba iki önemli önsöz yazarak içeriğe katkıda bulundu. Ayrıca kitaplarda döneme ait çarpıcı fotoğraflar ve gazete küpürleri de yer alıyor.
68’in çıkış noktası: Kuvay-ı Milliyecilik
Deniz ve Mahir’in yaşamları okunduğunda pek çok ortak nokta göze çarpıyor. Deniz Gezmiş babasına yazdığı meşhur mektupta söylediği gibi “Küçüklüğümden beri evde devamlı Kurtuluş Savaşı anılarıyla büyüdüm. Ve o zamandan beri yabancılardan nefret ettim” diyen, Kemalist bir ortamda büyümüş bir genç.
Deniz’in bahsettiği “Kurtuluş Savaşı hikâyeleri”nin neler olduğunu daha sonraları babası Cemil Gezmiş’in, Deniz’e söylediği şu sözlerden anlıyoruz: “Baba tarafından deden şimdi seni Ermenilikle itham eden zibidilerin var olması için Sarıkamış Muharebesi’nde Moskof Ordularına karşı savaşırken esir düşmüş ve üç yıl Sibirya ormanlarında işkence çekmiştir. Sen bilir misin, Gezmişoğulları Birinci Dünya Savaşı’nda on altı şehit vermiş bir ailedir.”
Deniz, bir taraftan Amerikan emperyalizmine teslim edilen Türkiye’nin bozuk düzenine baş kaldırırken, diğer taraftan da ailesinden miras kalan genetik hafızasına Rus emperyalizmini de eklemiş, böylelikle mandacılığın her türlüsüne tavır alan tam bağımsızlıkçı bir anlayış geliştirmiş ve savunmuştur.
“Mahir: Yaşamı ve Mücadelesi” kitabında ayrıntılı biçimde okuduğumuz gibi Mahir’in de aileden gelen bir genetik hafızası var. Mahir’in dedesi Hacı Mustafa Çayan da 1. Dünya Savaşı’nda Ruslara esir düşmüş ve ömrünün beş yılını Sibirya’da sürgünde geçirmiştir. Sürgün günlerinin bitişiyle Anadolu’ya dönebilen Mustafa Çayan, Kurtuluş Savaşı’na da katılmış, Ankara-Amasya arasında cephe gerisi görevi almıştır.
Kaya Ataberk’in kitabında belirttiği gibi “Aslında bu, tüm kuşağın şekillenişini anlatıyordu. 68 devrimcileri Kurtuluş Savaşı vermiş ve emperyalizmi dünyada ilk kez yenilgiye uğratmış kuşağın torunlarıydı. Milli Kurtuluşçu, Cumhuriyetçi ve Atatürkçü gelenek, babadan oğla aktarılarak Mahir’lerin, Deniz’lerin çıkmasına neden olmuştu.”
68 kuşağının bağımsızlık konusundaki hassasiyetini ve Türkiye’nin sömürgeleşme sürecine karşı gösterdiği refleksi burada aramak gerekir. Milli Kurtuluşçuluğun önderi ise tartışmasız Mustafa Kemal Atatürk’tür.
Hem Deniz’lerin hem de Mahir’lerin mahkeme savunmalarında bu gerçek net biçimde ortaya konulur. Her iki mahkeme savunması da “Atatürk’le başlar ve Atatürk’le biter.” Mahir’in mahkeme savunmasında Nutuk’tan 11 kere alıntı yapılmış, bundan ayrı olarak da 6 kere farklı kaynaklardan Atatürk’ün sözleri aktarılmıştır. Deniz ise savunmasında 5 kere Nutuk’tan alıntı yapmış, 12 kez de farklı kaynaklardan Atatürk’ün sözlerini aktarmıştır.
68 kuşağı Atatürkçü ve solcudur
Devrimci gençler fikirlerini Atatürk’ün mücadelesinin üzerine oturtmuş, eylemlerine dayanak olarak Atatürk’ü referans göstermişlerdir. 68 kuşağı önderleri açısından Atatürk ve sol arasında bir ayrım yoktur. Bugün geldiğimiz noktada Atatürkçülük ve sol arasına çekilen yapay ayrımlar düşünüldüğünde, devrimci önderlerin neden ortadan kaldırıldığını görmek daha kolay anlaşılıyor.
Mahir, mahkeme savunmasında “Gerçek Atatürkçü kimdir?” diye sorar ve ardından da cevaplar: “Bütün büyük ihtilalciler gibi, Atatürk’ün de en büyük talihsizliği budur. Bugün, emperyalist boyundurluğun varlığını inkar ederek, emperyalizme karşı mücadele etmeyenlerin, Anadolu İhtilali’ni sürekli kılmayanların Atatürkçülükle uzaktan yakından hiçbir ilişkisi yoktur.”
Yani Deniz’ler ve Mahir’lerin mücadelesi; sömürgeleşmiş bir ülkede Atatürkçülüğü yeniden devrimci bir silaha dönüştürüp, Atatürkçü fikirler etrafında halkı örgütlemek ve emperyalizme karşı ulusal sınıfların birleştiği bir geniş cephe yaratabilmektir.
Mahir’i katledilişinden 6 yıl önce devrimci mücadeleye yeni girdiği yıllarda Atatürk’e bağlılık nöbetinde beklerken görüyoruz. Çayan, ilk siyasal bildirisini de bu olay üzerine kaleme almıştı:
“Biz bu çirkin saldırılara araç olan zavallı kişilere değil, bu anlayışın bilinçli çıkarcı sözcülerine sesleniyoruz. Kuvvetini Atatürk devrimlerinden alan bir gençlik örgütü olarak biz SBF Fikir Kulübü, tüm bu yurtsevmez hareketlerin karşısında sonuna dek direneceğiz ve Ata’nın büstüne kadar uzanmaya cüret eden ellerini kıracağız.”
Deniz’lerin mahkeme savunması ise şu sözlerle başlayacaktır: “Yurdumuzun bağımsızlığı için giriştiğimiz bu kavgada Kurtuluş Savaşı’mızda şehit olanların onurlarını ve ulusumuzun kaderini korumaya kararlı olduğumuzu bildiriyoruz. Kurtuluş Savaşı’mızın tüm şehitlerine selam olsun.”
68’in eylemci yönü
Elbette Deniz ve Mahir’in mücadelesi sadece fikirsel bir mücadele değil aynı zamanda eyleme de dönüşmüş bir mücadeledir. Devrimci gençler bu dönemde sokaklara inmiş ve gençliğin verdiği mücadele dışında birçok politik eylemi de etkilemişlerdi.
“Deniz: Yaşamı ve Mücadelesi” kitabında, Deniz Gezmiş’in nasıl devrimci olduğu, üniversitedeki ilk işgal, Deniz’in önderlik ettiği Devrimci Öğrenci Birliği (DÖB)’nin kuruluşu, Deniz’in ilk tutukluluğu, 6. Filo eylemleri, Deniz’lerin Filistin’e geçişi ve Deniz’leri idama götüren süreç çarpıcı biçimde anlatılıyor.
Mahir ise Deniz’in tutuklandığını ilk öğrendiğinde farklı örgütlerde olsalar bile Deniz’i kurtarmayı “en temel görev” olarak gören bir devrimci. 68’in dayanışma yönünü gösteren en önemli örnek. Yüreği vatan aşkıyla yanan, geleceğe ait büyük hayalleri olan ve bunun için de kendilerini feda etmekten kaçmayan yiğit ve vicdanlı bir kuşağın hikâyesidir onlarınki…
Aradan elli sene geçtikten sonra bizlere düşen ise 68’in “hikâye”sini doğru anlamak. Ancak doğru anlarsak, doğru aktarabiliriz.
NOT: Tanıtım için göndereceğiniz kitaplarınızı, Menekşeli Sok. No:16 Levent, Beşiktaş/İstanbul adresine kargolayabilirsiniz. (e-posta: [email protected])


Bu yazı 71 kez okundu.

Erkan Karaarslan
SON EKLENENLER