• Perşembe, Mayıs 25, 2017

ABD’den YPG’ye ağır silah: Proje Türkiye’nin NATO’dan çıkarılması “Kürdistan”ın alınması

kaya
Kaya Ataberk
Mayıs15/ 2017

Trump, YPG’ye ağır silah yardımını resmileştirdi
Suriye konusunda baştan beri her yazımızda, belki biraz da tekrara düşmek ve okurlarımızı sıkmak pahasına, altını tekrar tekrar çizmek zorunda kaldığımız iki nokta var. İlki; Suriye’de Esad’ın kalışının artık sömürgeciler arasında bir uzlaşma ile kabul edilmiş olduğu. Diğeri ise diğer sömürgeciler arası karar: Suriye’nin kuzeyinde, Türkiye sınırı boyunca uzanan hatta bir “Kürdistan” hatta daha doğrusu bir PKK devletçiğinin kurulması.
Son birkaç yıldır hem ABD’nin, hem AB’nin, hem de Rusya’nın bu iki karar etrafında uzlaştığı açıktı. Aslına bakarsanız Esad bu uzlaşmada ikincil bir öneme sahip. Sömürgeci Batının iki yüz yıllık planı Ortadoğu’da bir “Kürdistan” kurulması. Dolayısıyla da temel öneme sahip olan konu, sömürgecilerin ajandasındaki ortak madde de başta PKK olmak üzere “Kürdistan” için adımlar atacak terörist güçlere destekti.
ABD’nin özellikle son dönemde YPG’ye doğrudan doğruya ciddi destek verdiği bilinen bir gerçek. Aslında Obama yönetimi döneminde artmaya başlayan bu desteğin Trump döneminde kesileceği gibi bir umut AKP çevrelerinde doğmuştu. Bunu neye dayanarak umut ettikleri ayrı bir meseleydi… Ama beklediklerinin tam aksinin ortaya çıkacağı ayan beyan ortadaydı. Ve öyle de oldu…
Trump bir kararname ile ABD’nin YPG’ye ağır silah yardımı yapacağını açıkladı. Daha doğrusu bugüne kadar yapılan yardımı resmileştirdi. Bundan sonra daha da fazlasını yapacağını belli etti. Daha da önemlisi “bir gece ansızın gelebiliriz”e karşı “gelirsen karşında beni bulursun” mesajını da vermiş oldu.
Şaşırtıcı mı?
Kesinlikle değil…
Ama iş burada da bitmiyor.
Hulusi Akar, Hakan Fidan ve İbrahim Kalın ABD’de
 ne yapıyor ki?
İşin bir önemli boyutu da ABD’nin YPG’ye yapacağı ağır silah yardımının tam da Genelkurmay Başkanı Akar’ın, MİT Müsteşarı Fidan’ın ve Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı Kalın’ın ABD’de bulunduğu sırada açıklanması. Madem ABD’nin bu adımı atacağı belliydi, ki bizce açıktı, acaba buna neden engel olamadılar? Ya da engel olmaya çalışmak gibi bir niyetleri yok muydu? Başka amaçlar için mi ABD’ye gitmişlerdi? Herhalde bir başka danışman İlnur Çevik gibi onlar da ABD’lilere “bakarsınız sizi de vururuz” demek için oradalardı…
Sahi Akar, Fidan ve Kalın ABD’de ne yapıyorlardı ki?
Yoksa hepsinden kötüsü, iktidar ABD’nin atacağı adıma çok önceden razı olmuştu da başka konularda bir şeyler koparma kaygısındalar mıydı? Kim bilir…
Erdoğan, Trump’la 
ne görüşecek?
Daha da kötü olan şey ise tüm bu gelişmelerin tam da Tayyip Erdoğan’ın ABD’ye gidip Donald Trump’la görüşme programının öncesine denk getirilmiş olması. ABD’nin bu zamanlamayla bu hamleyi yapması Erdoğan’a en hafifinden “gelme” demek anlamına geliyor. Nitekim yaşananların ardından Türkiye içinde de iktidardan değil ama muhalefetten yükselen ses Erdoğan’ın ABD gezisini iptal etmesi yönünde oldu. ABD’nin bazı etkin kuruluşlarının önde gelen isimleri ise “gelmezse de bizim için çok büyük bir kayıp olmaz” tavrı içine girdiler. Bunlar hem ABD, hem de Türkiye’de basına yansıdı.
Peki, Tayyip Erdoğan ne yapacak?
İlk saatlerde belki birileri bir “Eyyyy Trump!” çıkışı beklemiş olabilir. Biz beklemedik açıkçası. Ve sağ olsun bizi yanıltmadı. Beklemememizin iki nedeni var: Biri çok kısa süre önce benzer durumda Putin’le yaşananlar, diğeri de Putin’in elinin Zarrab gibi birçok meselede çok kuvvetli olması… Neyse, Erdoğan ABD’ye gideceğini ve şunu söyleyeceğini açıkladı: “Trump’a endişelerimi ileteceğim; temenni ediyorum ki yanlıştan bir an önce dönülür.” Bu da diplomatik bir zafer olarak şimdiden tarihe geçti…
ABD’nin planı Türkiye’yi NATO’dan çıkarıp “Kürdistan”ı almak mı?
ABD’nin YPG’ye vereceği silahlar öyle birkaç tüfekten ibaret değil. Sputnik’in haberine göre bir YPG yöneticisi verilecek silahları şöyle sıralıyor:
“…havan mermileri, ısı güdümlü füzeler, doçka ağır makineli tüfekler, otomatik silahlar, ağır otomatik silahlar, zırhlı araçlar ve tanklar.”
Bu listeden çıkacak tek bir sonuç var: ABD’nin yaptığı bir terör örgütüne yardım etmek değil, onu orduya dönüştürmektir. Yani kısacası ABD güneyimizde bir Kürt ordusu ve “Kürdistan” kurmak için düğmeye basmış bulunuyor. Hem de bunu resmen ilan ederek yapıyor.
Hemen ardından bu silahların geçici bir süre için verilmediği, geri alınmayacağını da açıkladılar.
PKK devletine destek ABD’yle sınırlı mı? Meseleyi ilgili diğer gelişmelerle beraber okuduğumuz zaman öyle olmadığı görülüyor. Tam bu ağır silah yardımı gündemdeyken kısa bir süre sonra görevini devredecek olan Fransa Cumhurbaşkanı Hollande sarayında PYD elebaşı Salih Müslim’i ağırladı. Müslim kendisine YPG adına bir plaket verdi. Bununla bir başka NATO üyesi olan Fransa da Suriye “Kürdistanı”nın yanında durduğunu göstermiş oldu.
Gazeteciler Salih Müslim’e ABD’nin ağır silah yardımını sordular, o da “normal” dedi.
Evet normal.
Tüm sömürgecilerin “Kürdistan”ın yanında durması gayet normal…
Ve maalesef buradaki iktidarın buna karşı bir şey yapamaması da normal.
Fırat Kalkanı için söylediklerimiz üzücüdür ki gerçekleşiyor. Türkiye’nin tüm hareketleri ABD’nin, AB’nin ve Rusya’nın çizdiği sınırlar dâhilinde kaldı. Sadece IŞİD ile çatışmasına izin verildi. PKK uzantılarına dokunmasına fiilen ve askeri anlamda engel olundu. Ve yine çok üzücü ki askerimize sadece YPG için alan temizliği yaptırılmış oldu. Fiili durum bu…
ABD eliyle sürüklendiğimiz nokta: Bu süreçle Türkiye NATO’dan çıkarılacak, yerine “Kürdistan” alınacaktır. Bundan sonra Batının yeni müttefiki “Kürdistan” olacak. Zaten böyle değil miydi? Evet böyleydi. Fakat aynı ağır silah yardımında olduğu gibi on yıllardır el altından yürütülen fiili durum, hukukiye dönüştürülecektir. İşte bu yüzden sömürgecilerin ihtiyacı olan tam da bugünkü ne yapacağını bilemez durumda, politika üretemeyen bir iktidardır.
Şunu net olarak bilmek gerek: NATO, Türkiye’nin zararına, sömürgecilerin yararına bir kuruluş. Fakat şu içinde bulunduğumuz noktada Türkiye’nin dışlandığı bir NATO çok daha fazla zararımıza olacaktır. Sadece Suriye “Kürdistanı”nı kurmak ve ittifakına dâhil etmekle kalmayacak, işi mutlaka ve mutlaka Türkiye içine de sıçratacaktır.
Türkiye NATO’dan kurutulmalı. Bu çok temel bir anti sömürgeci bir stratejik gerçek… Fakat şu an daha temel ve acil bir stratejik gerçek varsa o da Türkiye’nin bu sürece engel olabilmek için bir an önce AKP’den kurtulması gerektiği…
Rusya asla bir alternatif değil
Peki, Rusya mı alternatif?
Aynı mesele üzerinden değerlendirelim: Geçtiğimiz hafta Suriye’deki Rus askerlerinin YPG’lilerle beraber devriye gezerken çekilmiş resimleri ortaya çıktı. Ki bu ilk kez olan bir şey de değildi. Daha önceden de YPG arması takmış Rus askerlerinin fotoğrafları basına yansımamış mıydı? Peki, bunun karşılığında Erdoğan ne yaptı? Çekilmiş resimleri Putin’e gösterdi. O da kendi askerlerinin böyle bir şey yapmayacağını söyleyip “inceleyeceğim” dedi. İşte o kadar. Buyurun size dünya liderliği…
Kısacası Rusya’nın tavrı ile ABD ve Fransa gibi AB ülkelerinin tavrı arasında hiçbir fark yok. Yani; “Türkiye NATO’dan çıkarsa, Rusya ile müttefik olur” derseniz olacak şey yine “Kürdistan”ın kuruluşudur. Ki Rusya’nın AKP’yi müttefik olarak görmek istediği de bizce doğru değil. Rusya için AKP bu haliyle güzel. Ara sıra yanına çağırıp “çatışmasız bölge” vs. dikte edebileceği bir hal onun için haydi haydi yeterli. Neden müttefik edinip kurtarma yükünün altına girsin ki?
Sonuç olarak, maalesef Türk dış politikası adına Sevr’den beri en kötü noktada olduğumuzu söyleyebiliriz. Ve bu hiç de abartılı bir tespit değil…
Türkiye’nin önünde tek bir çıkış reçetesi var:
AKP’den bir an önce kurtulmak, normalleşmek ve zararın neresinden dönülse kâr olacağını bilerek Irak ve Suriye’de kurulan “Kürdistan”ın Türkiye’ye sıçramasına engel olmak.
AKP’nin yarattığı iç ve dış kaos sürerse çok daha kötü senaryoların hayata geçtiğini göreceğiz.
En milli, milliyetçi, vatansever, anti sömürgeci çizgi AKP’den kurtulma çizgisidir.


Bu yazı 88 kez okundu.

Kaya Ataberk
SON EKLENENLER