• Pazartesi, Aralık 11, 2017

ABD’nin PKK’ya PR çalışması

onurerkan
Onur Erkan
Kasım21/ 2017

Irak’ta PKK
Barzani’nin bağımsızlık için referandum fiyaskosunun ardından peşmergenin 3 yıldır fiili işgali altında bulunan Kerkük’ten 24 saatten kısa sürede kaçışını tüm dünya izlemiştik. Peşmergelerin tabana kuvvet kaçışının değerlendirmeleri yapılırken, Türkiye’de ulusal hassasiyeti güçlü olan kimi kesimler gerçekçi tabloyu ortaya çıkartacak bazı boyutları hesaba almadı.
Yabancı ajansların geçtiği kaçışan, ağlaşan hatta “komutanlarına” veryansın eden Peşmerge görüntüleri bazı ulusalcı tepkilerde “Ortadoğu’da tüm kurumlarıyla oturmuş, hakiki bir Kürt Devleti kurulamaz” yönündeki “rahatlatıcı, sakinleştirici” tezin doğrulanması olarak gösterildi.
Halbuki bu olayın sadece bir cephesi üzerinden kurgulanmış bir yorumdur. Olayın başka cephelerini görebilmek için Peşmergenin Kerkük’ten tamamen çekildiği ve ajansların o ağlamalı görüntüleri geçtikleri 16 Ekim gününün arifesine gidelim.
15 Ekim günü Bağdat yönetiminin (İran destekli, Şii Arap hakimiyeti altındaki Irak Merkezi Yönetimi’nin) Kerkük’e yönelik olası bir harekatına karşılık PKK’nın Peşmergeye destek vermek için bölgeye konuşlanmaya başladığıyla ilgili iddialar dolaşmaya başladı.
Akşam saatlerinde Bağdat’tan PKK unsurları Kerkük’ten çekilmezse askeri harekat yapılacağı uyarısı geldi. Barzani kanadından PKK ile ilgili iddiaya kesin ifadelerle yalanlama geldi. Bir gün sonrasında ise “Kerkük’te PKK unsurları var” iddiasıyla -ya da bahanesiyle- Bağdat yönetiminin merkezi ordu kuvvetleri ve İran destekli Şii Haşdi Şabi güçleri eliyle yürüttüğü askeri harekat geldi!
Bu askeri harekatın neticesinde Kerkük Kürt “hakimiyetinden” yani işgalinden çıktı. Peşmerge inanılmaz prestij kaybetti. Mesud Barzani’nin siyasi hayatı bitti. Yetmedi ardında bıraktığı aşiret-tarikat kırması siyasi yapı oğlu ve yeğeninin iktidar kavgası arasında bölünmüş bir görüntü sergiledi.
Bunları sıraladığınızda “Kürt Devleti fikri” kaybeden taraf gibi gözüküyor. Bir de değerlendirmeyi PKK üzerinden alalım.
PKK’nın “Irak Kürtleri için Barzani’ye desteğe geldiği, Kerkük mevzisine çarpışmaya geldiği” propogandasıyla tüm Kürt grupları ve toplulukları nezdinde PKK lehine bir hava estirildi. PKK, Kürt ligindeki en önemli rakibi Barzani karşısında çok ciddi bir prestij zaferi elde etti. Peşmerge yaptıkları yanlışlar ve aralarındaki klikler yüzünden Kürtlere Kerkük’ü kaybettiren kanat olurken, PKK’nın Kürtlük için bedel ödemeye can atan güç olduğu algısı ekildi.
Peşmergenin Kerkük’ten çekildiği 16 Ekim günü sabah saatlerinden itibaren PKK’nın güdümündeki ajanslar ve internet siteleri PKK’nın Kerkük’te savunma hattı oluşturduğu propogandasına başladı. PKK güdümlü kuruluşların geçtiği bu “haberleri” de uluslarası ajanslar ustaca bir PR çalışmasıyla tüm dünyaya özellikle de Kürt oluşumlarına ve Kürtçü siyasal çevrelere naklettiler.
Suriye’de PKK
PKK’yı özellikle Irak Kürtleri nezdinde yükselten bu hamlelerden hemen bir kaç gün sonra IŞİD’in elinden “kurtarılmış” Suriye’nin Rakka kentinden bir fotoğraf sunuluyordu dünyaya.
ABD öncülüğünde kurulan IŞİD karşıtı koalisyonun Suriye’deki kara gücü SDG -PKK’nın Suriye kolu YPG’nin paravan ismi- Rakka şehir merkezinde teröristbaşı Apo’nun dev posteriyle gövde gösterisi yapıyor. Düzenledikleri miting havasındaki faaliyette militanlar Apo lehine sloganlar atıyor. Rakka’dan IŞİD’i söküp atan irade ve önderliğin “İmralı” olduğunu öne süren bir mesaj veriliyordu.
Herkesin bildiği gibi PKK’nın Suriye kolu olan YPG ya da son zamanlarda kullandığı daha “meşru” ismi SDG (Suriye Demokratik Güçleri) ABD tarafından tırlarca silah, para, istihbarat ve diplomasi desteği alıyor. Rakka’daki bu fotoğrafla PR yani “halkla ilişkiler” desteği de almış oldular. ABD tarafından YPG’ye SDG isminin verilmesi bile PKK’yı “IŞİD gibi terörist” güçlerle savaşan daha makbul bir “demokratik güç” olarak yutturma çabasıdır.
ABD Rakka Zaferi’ni Kürt lejyonerlerine böyle taçlandırırken bir taraftan da IŞİD gibi cani bir oluşum bile bir devlet sistemi oluşturabiliyorsa onu temizleyen PKK’nın da devlet olabileceğini benimsetmek için yeni hamlelere başladı.
Elbette ABD Sevr’den beri süren Kürdistan projesini hayata geçirme pratiğinde yalnız değil. Rakibi olarak sunulan diğer emperyalist Rusya’nın da konuya bakışı ABD ile aynı. Taktikleri ve çıkarları çelişse de dört parçalı Büyük Kürdistan her ikisinin de ajandasında mevcut.
Rusya’nın başını çektiği Avrasyacı bloğun bölgedeki temsilcisi Suriye’nin
Dışişleri Bakanı Velid Muallim, Kuzey Suriye’de Kürt egemenliği için masaya oturulabileceğini ifade etti bile! Emperyalist patronlarının ajandası doğrultusunda kendi ülkelerinin “toprak bütünlüğünü” çöpe atmaya hazır yetkili kuklaların bulunduğu bir konjonktür “Kürdistan Projesi” taraftarları için tarihlerinin en umutlu dönemini yaşatıyor.
Dört Parçalı “Kürdistan”
Yıllardır yazılan meşhur “dört parçalı Kürdistan” projesinin gerçekleşebilmesi için bu dört parçada yani Irak, Suriye, İran ve Türkiye’de birer başıbozuk otonom “Kürdistan” işe yaramaz. Dört kafadan farklı sesin çıkacağı bir çeşit Kürt Federasyonu emperyalistlerin asıl uzun soluklu olamayacağını öngördükleri “Kürdistan” modelidir.
Emperyalistler dört cephede farklı gruplardan bir federasyon değil tek ses, tek önderlik, tek örgütten oluşan “Büyük Kürdistan” tasarlamaktadır. Bu uğurda Barzani gibi vezir olma vizyonu taşımayan piyonları feda etmekten çekinmez.
Kürdoloji teorisyenleri kimi yerde ulus-devlete karşı federalizm talebiyle, kimi yerde federasyona karşı ulus-devlet talebiyle, kimi yerde “demokratik özerklik” gibi masum görünümlü taleplerle piyasaya çıkar. Bu talepler de Pan-kürdizm hedefinin taktiksel duraklarını ve haritasını çizer.
Emperyalist güçler, mevcut şartlarda “Büyük Kürdistan Projesi’nin” altını “dört parçada” birden doldurabilecek tek gücün PKK olduğunu bildiklerinden tüm yatırımı ona yapıyorlar. Aşiretçilikle, tarikatçılıkla değil örgütlülükle kurulacak bir “Kürdistan” tasarlıyorlar.
Emperyalizm hedefine ulaşacak mı? Geçen günlerle birlikte irdelemeye devam edeceğiz.
Not: Rakka’dan IŞİD’in çekilmesiyle ilgili yeni ortaya çıkan görüntüler Suriye’de PKK lehine “PR” çalışmalarına ciddi darbe indirdi. BBC’nin ortaya çıkardığı görüntülerde IŞİD militanları YPG militanlarının gözetimi altında ve ellerinde silahlarıyla birlikte şehri terk ederken görülüyor. BBC yayınladığı görüntülerle hem YPG hem de IŞİD karşıtı koalisyonda bulunan tüm aktörleri zan altında bıraktı. BBC kendi ülkesi İngiltere’nin yetkililerini de IŞİD militanlarının silahlı olarak Rakka’dan çıkmasına göz yumulmasından eleştirdi. Özgür basının ne kadar gerekli olduğuna dikkati çeken bir gösterge daha!


Bu yazı 304 kez okundu.

Onur Erkan
SON EKLENENLER