• Cuma, Kasım 17, 2017

Adalet Yürüyüşü 
devrimci ruhun dirilişidir

billur
Özgür Billur
Temmuz17/ 2017

9 Temmuz 1919 ruhu
“Mübarek vatan ve milleti parçalamak tehlikesinden kurtarmak için açılan Milli Mücadele uğrunda milletle beraber serbest surette çalışmaya resmi sıfatım ve askerliğim artık mani olmaya başladı. Bu mukaddes gaye için milletle beraber nihayete kadar çalışmaya mukaddesatım namına söz vermiş olduğum cihetle pek aşığı bulunduğum silk-i askeriyeye bugün veda ve istifa ettim. Bundan sonra milli mukaddes gayemiz için her türlü fedakârlıkla çalışmak üzere milletin sinesinde bir mücahit fert sıfatıyla bulunmakta olduğumu tamimen arz ve ilan eylerim.” (Mustafa Kemal)
Mustafa Kemal Paşa, Erzurum’a geçtikten 5 gün sonra, 8 Temmuz’u 9’una bağlayan gece yazdığı bu telgrafla çok sevdiği askerlik görevinden istifa etmiştir. O artık bir Osmanlı paşası değil, halkı örgütlemek için onun bağrına dönmüş devrimci bir liderdir.
Ne güzel bir tesadüf ki, Kemal Kılıçdaroğlu’nun başlattığı ve binlerce insanı peşinden sürüklediği Adalet Yürüyüşü’nün bitişi bu kutlu tarihin yıldönümüne denk geldi.
Atatürk, devletin başındakilerin görevlerini yapmadıklarını, hatta düşmanla işbirliği içinde olduklarını görüyordu. 19 Mayıs’ta Samsun’a çıkıp Mili Mücadele’yi başlatmak bir zorunluluktu. Çünkü İstanbul’da yapacak bir şey kalmamıştı. Samsun’a giderken 9. Ordu Müfettişi’ydi (bu görevi nasıl aldığını Nutuk’ta ayrıntılı olarak anlatır).
Mustafa Kemal Paşa, 9 Temmuz 1919’da resmi vazifesinin bir hükmünün kalmadığını görerek tüm resmi görevlerinden istifa etmiştir.
Bu olayın devrimci bir mesajı vardır. Atatürk sine-i millete dönerek, düzen içi çözümler tıkandığı anda mücadelenin bir başka boyutta sürmesi gerektiğini gösterir. Bu bir zorunluluktur aslında.
Kemal Kılıçdaroğlu ve CHP milletvekilleri bugüne kadar, TBMM’de hukuksuzluklara karşı mücadele ettiler. Özellikle Salı günkü grup toplantıları, 20 Temmuz 2016 tarihinden beri toplumun her kesiminden hukuksuzluğa uğrayanların ve OHAL mağdurlarının sesi oldu.
Ancak Kemal Kılıçdaroğlu’nun söyledikleri iktidarın umrunda değildi. Medya ise kör ve sağırdı. 16 Nisan Referandumu’ndaki hile ve ardından CHP milletvekili Enis Berberoğlu’nun tutuklanması bardağı taşıran son damla oldu.
Meclis’te sesini duyuramayan ana muhalefet partisi lideri sokağa çıktı ve Ankara’dan İstanbul’a 25 günde yürüdü. Hem de peşine on binleri katarak… Ve 2 milyonluk muhteşem miting…
Kılıçdaroğlu’nun bu hamlesi 9 Temmuz 1919 ruhunun yeniden dirilmesidir.
98 yıl sonra CHP, kurucu genel başkanı Mustafa Kemal Atatürk’ün devrimci çağrısına kulak vermiştir. Mevcut koşullar içinde mücadele imkânları tıkandıysa, halkın içinde ve sokakta olmak tek çıkıştır.
CHP, bu yürüyüşle devrimci özünü hatırladı. Meclis’e tıkanan bir siyasetin sonuç alamadığı sonunda anlaşıldı.
Adalet Yürüyüşü halkın 
sesini duydu ve duyurdu
Kılıçdaroğlu’nun “Adaleti sokakta arıyoruz” cümlesi çok önemli. Aslında bir isyan…
Yargı, Saray’ın talimatlarıyla hareket ediyor. Yasama ve hatta yürütmenin de bir fonksiyonu kalmadı. Türkiye’de bir hükümet var mı? Bakanlar kimler ve ne işlevleri var? Bilen var mı?
Herkesin bildiği, tek bir kişinin her şeye kara verdiği… Bu kişi sadece yürütmeye değil, yargıya da kumanda ediyor.
Hal böyle olunca, adaleti mahkeme salonlarında değil, sokakta aramaktan başka çare kalmıyor.
Bu arayış CHP için bir dönüm noktasıdır. Çünkü sokakta hayat var. Bunu Gezi Parkı eylemlerinde görmüştüm. Gezi’den 3 yıl sonra Adalet Yürüyüşü ile sokağın bilinci ve sağduyusu yine umutlandırdı bizi.
Tarihimizin en barışçıl, en yaratıcı ve birleştirici eylemlerinden birini yaşadık. Bu yürüyüşe ve 9 Temmuz Mitingi’ne katılanlar torunlarına gururla anlatacaklar bu günleri…
CHP bu yürüyüşle üzerindeki ataleti attı. Hem hem halkın gücünü ve taleplerini gördü, hem de buna tercüman oldu. Milletvekilleri, gerçekten milletin vekili oldular. Milletle iç içe, onunla aynı coşkuyu yaşayarak…
Pesimizm devrimcinin düşmanıdır. Onu yerinde durmaya ve umutsuzluğa sevkeder. Pesimizmi alt etmenin yolu hareketten/mücadeleden geçiyor. Mücadele eden kişi, yalnız olmadığını görür ve özgüveni artar. Bu yürüyüş sadece bu ruh halini yarattığı için bile başarılıdır.
Yürüyüşün başındaki Kılıçdaroğlu artık önceki Kılıçdaroğlu değil. Katılan milletvekilleri ve vatandaşlar da… Nasıl bir bilinç sıçraması yaşandığını yakında göreceğiz. Bilinci besleyen devrimci ruhtur ve o devrimci ruh Adalet Yürüyüşü’ndeydi.
Adalet: En birleştirici slogan
Kılıçdaroğlu’nun başlattığı bu eylem toplumun değişik kesimlerinden destek gördü. Çünkü adalet en temel haktır. En birleştirici slogandır. Tüm ideolojilerin dışında ve üstündedir. Adalet, bugün adaletsizlik yapanlara da lazım olacak.
CHP, yürüyüşte bu sloganın birleştiriciliğine uygun davrandı. Eylemin tüm yükünü çekmelerine rağmen parti bayrağı veya flaması yoktu hiçbir yerde. Yürüyüşe katılmak isteyen hiç kimseye (sağ veya sol), “Sizinle yan yana yürümeyiz” denmedi.
Birbirimizden farklı fikirlerimiz ve önceliklerimiz olsa da, hepimizin temel ihtiyacı adalet!
Adaletin olduğu yerde sevgi, saygı, hoşgörü, liyakat, huzur, güven ve barış vardır. Türkiye’de bu saydıklarımızın eksikliği adalet mekanizmasının çökmesinden kaynaklanıyor. Bu mekanizmanın yeniden işlemesi için vicdanlardaki adalet duygusuna kulak vermeliyiz.
Adalet Yürüyüşü, vicdanlardaki adalet duygusunu açığa çıkardı. Farklılıklarımızla birlikte bir olduğumuzu ve bu birliğin var olmasının adaletle mümkün olduğunu hatırlattı.
Yürüyüş esnasında çevreden gelen protestolara alkışla, el sallayarak ve “hak, hukuk, adalet” sloganı atarak cevap verilmesi olgunluğun, sağduyunun ve bilincin yansımasıydı.
Faşizm çatışma ortamı yaratarak güçlenmeye çalışır. Onu besleyen toplumun bölünmesidir. Yol kenarına insanları dizerek onlara rabia işareti yaptıranlar bu ülkeye ne büyük kötülük yaptıklarının farkındalar mı? Belki de gerçekten kötülük yapmak istiyorlar!
Kemal Kılıçdaroğlu ise bambaşka bir ruh halindeydi. Onun 25 gün boyunca birleştirici söylem ve tavırla sürdürdüğü Adalet Yürüyüşü antifaşist bir eylem olarak tarihe geçti.
Bu yürüyüş bir son değil, yeni bir başlangıç olacak.
Hem Kılıçdaroğlu ve CHP, hem de tüm adalet isteyen tüm muhalifler yeni bir ruh haline büründü.
Yeni ruh hali, yeni bilinç demektir. Yeni bilinç ise yeni eylem…
Güneş ufuktan şimdi doğar, yürüyelim arkadaşlar…


Bu yazı 243 kez okundu.

Özgür Billur
SON EKLENENLER