• Çarşamba, Haziran 28, 2017

Ailemizin büyüğü Yekta Güngör Özden 85 yaşında

billur
Özgür Billur
Haziran12/ 2017

Her zaman gençlerin yanında ve destekçisibillur
Yekta Bey’le tanışmamız 2000 yılına dayanıyor. O Atatürkçü Düşünce Derneği Genel Başkanı’ydı, biz de üniversitelerdeki Atatürkçü Düşünce Kulüpleri’ni bir araya getirmeye çalışan bir avuç genç.
Kendisini Anayasa Mahkemesi Başkanlığı döneminden tanıyorduk. İlkeli hukukçuluğuna, Atatürkçü kimliğine saygı duyuyorduk ama yine de bize nasıl yaklaşacağı konusunda kaygılarımız vardı. Daha önce “Gençler bizim geleceğimiz” diyerek sırtımızı okşayan ama destek olmaktan imtina eden, aslında gençlere güvenmeyen “büyüklerimiz” bizi epey hayal kırıklığına uğratmıştı.
20’li yaşların başındaydık ve çok büyük hedeflerimiz vardı. Önce üniversitelerdeki Atatürkçü gençliği, sonra tüm Atatürkçüleri birleştirecektik. Daha o zamanlar AKP filan yoktu ama biz tehlikeyi seziyorduk. Türkiye’nin tek kurtuluşu Atatürkçülüktü.
Biz fikirlerimizi kendisine de anlattık. Dikkatle dinledi. Dinliyormuş gibi yapmadı. Ve heyecanımızla içten içe dalga geçmek yerine o heyecana ortak oldu. Çünkü kendisi de gençlik hareketlerinin içinden geliyordu. Hatta 10 Kasım 1953 günü Atatürk’ün naaşının Etnografya Müzesi’nden Anıtkabire’e nakli töreninde üniversite gençliğinin sorumlusu o idi. Hatta katafalkın açılması anına Türk gençliği adına katılan ve Atatürk’ün yüzünü gören 10 sivilden biriydi.
29 Ekim 2000 tarihinde Dil Tarih Coğrafya Fakültesi’nde 41 üniversitenin bir araya gelmesiyle Atatürkçü Düşünce Kulüpleri Federasyonu Kuruluş Kurultayı’nı yaptık. Aynı gün İleri dergisi, iki yıl sonra da Türk Solu yayın hayatına girdi. Yekta Bey’in o günlerde bizim için yaptıklarını unutamayız. O’nun saygın kişiliği bize pek çok kapıyı açıyordu. “Biz Atatürkçü gençleriz, şöyle şöyle projelerimiz var” dediğimizde bize burun kıvıracak insanlar, onun selamını duyduklarında bizi ciddiye almışlardı. Gençleri onun gibi referans olmadan dinleyen bulmak zordu. Maalesef..
O zamanlar “Keşke tüm Atatürkçüler Yekta Bey gibi olsa” demiştim. Kendisiyle –elbette 20’li yaşlarda olmamızın da etkisiyle- her konuda anlaşamasak da birlikte iş yapabiliyorduk. Çünkü bizim O’nu dinlediğimiz gibi O da bizi dinliyordu. Bizden katbekat tecrübeli ve birikimli olmasına rağmen, “Her şeyi ben bilirim” havası yoktu. Bize tavsiyelerde bulunurdu, o kadar.
Örnek Atatürkçü, 
ilkeli hukukçuyektabey1
17 yıl önce tanıştığım Yekta Bey bana Atatürkçülüğün her şeyden evvel bir karakter meselesi olduğunu öğretmiştir. Neden mi? Kısaca anlatmaya çalışalım.
Türkiye’de herkes Atatürkçü(!). İktidar, bürokrasi, askerler, siyasi partiler vs.. Tescilli Cumhuriyet düşmanları bile iktidar olduklarında veya devlet kademelerine geldiklerinde “Atatürkçü” oluveriyorlar. Nadir Nadi, bunları görünce “Ben Atatürkçü Değilim” diye bir kitap yazmıştı.
Bunlar birinci grup. Mecburiyetten Atatürkçü görünmek zorunda kalanlar. Bir de ikinci grup var: Atatürkçü olduğunu düşünen, ama bunun gereğini yerine getirmeyenler. Devlet bürokrasisi, Yargı, Ordu, muhalefet partileri, meslek odaları, Atatürkçü dernekler içinde öyle çok var ki, böyle Atatürkçülerden.
Eğer bu ikinci grup Atatürkçüler görevlerini yapsaydı, Türkiye’de Cumhuriyet rejimi ve toprak bütünlüğü tartışılır hale gelebilir miydi?
Yekta Güngör Özden Anayasa Mahkemesi Başkanlığı döneminde gerçek bir hukukçu gibi davranmıştır. Gericiliğe karşı hukuk neyi emrediyorsa gereğini yapmıştır. Refah Partisi’ni “Cumhuriyet karşıtı eylemlerinin odağı olmak” suçundan kapatan heyetin başıdır. Pek çok KİT’in Anayasa’ya aykırı biçimde özelleştirilmesini durdurmuştur. Bunlardan biri PTT’nin T’sidir. Zamanın başbakanı bu karardan sonra Yekta Bey’i telefonla arayacak kadar sinirlenmişti. Ama elbette hiçbir telefon ya da korkutma bu kararın gözden geçirilmesini sağlamayacaktır.
Yekta Bey ilkeli olduğu gibi korkusuzdur da… O’nun yaptığı Yargı Yılı Açış Konuşması iktidara ve siyasi partilere hukuk dersi gibiydi. Siyasilerin yüzlerinin nasıl da bozulduğunu hatırlıyorum. Çünkü O’nun derdi iktidara yaranmak değil, Cumhuriyet’in ve Anayasa’nın korunmasıdır. İlkesiz ve korkak bir adam olmadığı için görevini layığıyla yapmış ve Anayasa Mahkemesi tarihine adını altın harflerle yazdırmıştır.
Emekli olduktan sonra Cumhurbaşkanlığı için adı geçti. Elbette o makama en çok yakışan isimdi. Ama onun en büyük zaafı ilkeli olmasıydı! Hiçbir siyasetçinin önünde eğilecek bir karakter olmadığı için istenmedi.
Atatürkçüler emekli olmaz!yektabey2
Anayasa Mahkemesi’nden emekli olduktan sonra bir köşeye çekilmedi Yekta Bey. Atatürkçü Düşünce Derneği ve Türk Hukuk Kurumu Genel Başkanlığı’nda önemli işlere imza attı.
ADD onun zamanında Türkiye’nin en etkili demokratik kitle örgütü oldu. Hatta öyle büyük bir etkiydi ki bu, ADD şube başkanları ortak bildirgeler imzalayarak kendisine bir siyasi parti kurma çağrısı yaptılar. Yekta Bey, neredeyse tüm şube başkanlarının ortak çağrısına kayıtsız kalmadı ve Cumhuriyetçi Demokrasi Partisi’ni kurdu. Parti kurulduktan sonra, “Hep yanında olacağız” diyenler ortada görünmediler ve O’nu yalnız bıraktılar. İşte yine karakter meselesi!..
Parti deneyiminin başarısız olması onu yıldırmadı. O doğru bildiğini çağrıldığı her ortamda söylemeye devam etti. Hangi dergi veya gazete yazı istese hiçbir ücret talep etmeden yazdı. Bildiklerini ve tecrübelerini aktarmaya devam etti. Yayınevimiz İleri’den çıkan kitaplarının gelirin Atatürkçü gençliğin örgütlenme çalışmalarına bağışladı. Bizden tek kuruş almadı.
Che’nin bir sözü var: “Devrimciler emekli olmazlar”. Aklıma Yekta Bey’i getirir bu söz. Bugünlerde köşesine çekilen, Atatürkçüleri ve devrimcileri görünce O’nun farkını bir kez daha anlıyorum. Atatürkçülerin Cumhuriyet’in yıkılmaya çalışıldığı bir dönemde emekli olmak gibi bir lüksü olamaz. Yekta Güngör Özden, sadece yazarak değil, iki üniversitede ders vererek Atatürkçü gençlerin yetişmesine katkı sunmaktadır.
Örnek karakter
Bu yazdıklarımız O’nu sadece yazılarından veya uzaktan tanıyanların da fark edebileceği şeyler. Belki hatırlatma yaptık. Yekta Bey’i “ailemizin büyüğü” olarak görmemizin sebebi ise onun örnek karakteridir.
İçten, vefalı, ilkeli, dürüst, yardımsever, mütevazı, korkusuz, birleştirici, dost… Aklıma gelen ilk vasıflar..
O’nun varlığı biz Türk Solu ailesi için ne büyük güçtür!.. En zor zamanlarımızda hep yanımızda oldu. Bizim aleyhimizde türlü propaganda yapıldı kendisine. Bizim yüzümüzden onun da hedef alındığı oldu. Bize sahip çıktığı için dışlandığı da… Ama O, bizim dosdoğru Atatürkçü bir yolda olduğumuzu biliyordu ve hep sahip çıktı bize. Gökçe Fırat’ın tutuklanması da Yekta Bey’de bir çekince yaratmadı. Çünkü ortada bir haksızlık/hukuksuzluk olduğunu biliyordu.yektabey3
Hukuki ve manevi desteğini hiç esirgemedi.
Biz O’ndan sadece gerçek hukukçuluğu ve Atatürkçülüğü öğrenmedik; düzgün insan, karakterli insan nasıl olunur, onu da öğrendik.
O’nun sevgi dolu, şefkatli kalbi çevresine ışık saçar. Yekta Bey’i tanıyıp da sevmeyen birini görmedim. Varsa da mutlaka ciddi kişilik bozukluğu vardır.
Ankara’nın tüm sanatçıları onu tanır ve severler. Resim sergilerini kaçırmaz, konserlerde yerini alır. Yardım kuruluşlarının gönüllüsüdür, yöneticisidir. Çünkü O, bir gönül insanıdır.
5 Haziran Yekta Bey’in doğum günüydü. 9 aydır tutuklu bulunan başyazarımız Gökçe Fırat’ın annesi Sevim Tural’la birlikte ziyaretine gittik. Bize evini ve sevgi dolu kalbini bir kez daha açtı.
Huzurlu ve sağlıklı yıllar başkanım..
Siz sadece örnek aldığımız bir Atatürkçü değil, ailemizin büyüğü Yekta Güngör Özden’siniz!


Bu yazı 38 kez okundu.

Özgür Billur
SON EKLENENLER