• Çarşamba, Eylül 20, 2017

AKP-FETÖ-PKK, Paralel Devlet yapılanmaları

bunyamin
Bünyamin Aka
Ocak09/ 2017

Türkiye, 60’ta, 70’te 80’de yaşadığı ve artık yaşanmaz denen ama AKP iktidarında sürekli gündemde tutulan bir darbe girişimi yaşadı. 15 Temmuz 2016 günü gerçekleşen bu girişim, Ordu’nun büyük gayreti ile bastırıldı.
Daha önce yapılan darbeleri askerler, emir komuta altında yapmıştı. Başarılı oldular. 15 Temmuz darbe girişimi ise diğer darbelerden çok farklıydı. Emir komuta altında değil de bir grup Fetö üyesi askerin girişimi olarak kaldı. Ve diğerlerinden farklı olarak başarı şanslarının sıfır olduğu bir darbe girişiminde bulundular.
Darbe girişiminden sonra akıllara gelen soru şuydu, Fetö, darbe yapabilecek kadar nasıl güçlenmişti? AKP hükümeti, her zaman olduğu gibi “aldatıldık” dedi. PKK tarafından da “aldatılmışlardı”. Bir hükümet nasıl olur da teröristler tarafından aldatılabilirdi? Tayyip Erdoğan, “ne istediniz de vermedik” diyerek aslında yaptıklarını kabul etmiş oldu. İşin gerçeği AKP ile Fetö arasında çıkar ortaklığı kurulmuştu. Çıkar ortaklığının bir de PKK ayağı vardı.
Gökçe Fırat’ın kaleminden, Paralel Devletler Savaşı
Gökçe Fırat, 2014’ün Ocak ayında “Paralel Devletler Savaşı” isimli bir kitap yayımladı. Bu kitabından dolayı Fethullah Gülen dava açtı. Çünkü Gökçe Fırat’ın yaptığı tespitlerin boyutu korkunçtu. Gökçe Fırat, sadece Fetö paralel yapılanmasını değil, bütün paralel yapıları deşifre etmişti.
Aşağıda okuyacaklarınız, Gökçe Fırat’ın, “Paralel Devletler Savaşı” isimli kitabından alınmıştır.
“Kendilerine ‘Hizmet Hareketi’, hatta son açıklamalarında sadece ‘Hizmet’ diyen bir grup var karşımızda. Başında Fethullah Gülen var. Klasik bir cemaat ve tarikat. Ama bu tarikatın klasik ötesi post-modern bir yapılanması var.
Siyaset yapıyor hem de alâsını ama asla siyaset elbisesi giymiyor. Dini kullanıyor ama asla dini elbise giymiyor.
Devesa bir parasal ağa hükmediyor ama asla tüccar elbisesi giymiyor. İnanılmaz hiyerarşik bir örgütlenmeyi gerçekleştiriyor ama örgüt elbisesi giymiyor.
Karşımızda, siyaseti, ticareti ve dini kullanan, tehlikeli bir örgütlenme var. Ama örgüt olduğunu kabul etmiyor. Bu örgütün, klasik sivil örgütlenmelerden bir önemli farkı ve üstünlüğü de var; sivil alanda değil kurumsal alanda, bürokraside örgütleniyor.
Cemaat, devlet teşkilatının içinde örgütleniyor, devlete sızıyor, onu bir ölçüde ele geçiriyor. Ama bu noktada kendi örgütsel yapısını dağıtmıyor, muhafaza ediyor, devlet içinde adeta bir kanser hücresi gibi bağımsız gelişiyor. Bu durum müthiş bir avantajdı. Çünkü hem devlet olmanın olanaklarını kullanabiliyor, hem de devletin içinde bir devlet gibi davranacak örgütsel bağımsızlık kazanabiliyordu. Yani kendi gizli hiyerarşik yapısını kullanarak devlete sızıyor ama onun içinde çözünmeye uğramıyordu. Böylelikle bu yapı paralel bir devlet iktidarına dönüşüyordu.”
Bu satırları yazan, Fetö ile yıllardır mücadele eden, bu nedenle mahkemelik olan, PKK’nın karşısında duran ve AKP’ye de muhalif olan, Ulusal Parti Genel Başkanı ve gazeteci Gökçe Fırat, Fetö bahanesi ile tutuklanabilmiştir. Tutuklanma gerekçesi ise hayli ilginç. Fetö örgütü içerisinde yer almasa da yazıları ile dolaylı olarak Fetö’ye destek olmak. Fetö’nün ne olduğunu, amacını ilk tespit eden ve yazan adama bu iftira nasıl atılır? Bu nasıl bir suçtur? Bu suç tanımına göre AKP’yi eleştiren herkes suçlu.
Fetö tarafından kandırıldığını iddia eden AKP, bu kitabı okusa kanmayacaktı. Gökçe Fırat’ın kitaplarını mahkemeye veren AKP, kitaplarını okumadan mı mahkemeye vermiştir?
Gökçe Fırat bu kitabında, Fetö’nün gizli bir devlet yapılanması, yani devletin hücrelerine sızarak devlete paralel bir devlet yapılanması oluşturduğunu tespit etmiştir. Bu tespiti yaparken, aslında Fetö’nün dışında AKP ve PKK-KCK’nın paralel yapılar oluşturduğunun tespitini de yapmıştır. Sanırım içeri alınmasının en büyük nedeni, diploma sorgulamasından başka, diğer paralel yapıları tespit etmesi olsa gerek.
Bu üç paralel yapı, devleti ele geçirmek yerine, merkezi devletin karşısında yapılar kurmuşlardır. Üçünün amacı da merkezi devleti ortadan kaldırmaktır. Çünkü üçü de merkezi devlete düşmandır.
PKK-KCK Paralel Devleti
Gökçe Fırat kitabında, PKK-KCK paralel yapılanmasını şu şekilde anlatmıştır: “PKK gece, T.C. gündüz devletti. Yani PKK’nın topyekün kurtarılmış bir bölgesi yoktu. Belediyeler elinde olmasına rağmen devlet gücü elinde değildi. Bununla birlikte PKK, gelecekte bağımsız ayrı bir devlet kurmak niyetinde olduğu için kendi altarnatif devlet yapısına paralel bir yeni devlet teşkilatıydı. KCK yapılanmasının üzerine giden savcıların gösterdiği gibi bölgede bir devletin valisi vardı, bir de PKK’nın. Hatta resmi belediye başkanı bile aslında gerçek belediye başkanı değildi. Çünkü PKK’nın atadığı bir de gizli paralel belediye başkanı vardı.”
PKK, Güneydoğu’da, merkezi devletin dışında, daha sonra kurmayı tasarladıkları, kendi devletini, merkezi devlete paralel olarak inşaa ediyordu. KCK soruşturmalarında, kendi mahkemelerini, vergi dairelerini, askerlik şubelerini, asayiş birimlerini oluşturdukları ortaya çıktı.
İlginç olan taraf AKP’nin idare ettiği merkezi devletimizin, bütün bu olanlara göz yummasıydı. Bir devlet, kendi otoritesini, terör örgütü ile nasıl paylaşabilir?
AKP paralel yapısı
Gökçe Fırat; PKK, Cemaat paralel yapılarını ele alırken,AKP’nin de paralel bir yapı olduğununa dikkat çekmektedir:
“AKP kurulurken Tayyip Erdoğan sadece bir başkandı. Sıradan bir siyasetçiydi. Hatta AKP içinde bile göz önündeki dört liderden sadece bir tanesiydi. Ama artık durum farklı. Tayyip Erdoğan, kendi partisinin içinde kendi partisini örgütledi. Ortada bir AKP var, bir de derin AKP.
AKP, ülkede etkin pek çok tarikatın desteği ile kurulan bir koalisyon partisi. Bir tarikatlar ittifakı. Ama bu koalisyon sürse
bile, Tayyip Erdoğan, kendi özel örgütlenmesini kurdu ve geliştirdi. Şu anda AKP’nin dışında doğrudan Tayyip Erdoğan’a bağlı devlet içinde yuvalanmış bir bürokratik örgüt var. Yine hükümete değil doğrudan Tayyip Erdoğan’a bağlı bir ordu ve yine
doğrudan bağlı bir MİT var. Yani ortada bir sivil iktidar değil gizli bir iktidar var.
Türkiye’de ilk defa bir iktidar partisi, hükümet ve başbakan, kendi merkezi devletini işletmek ve onu güçlendirmek yerine,
merkezde bir paralel yapı inşa etti. Bunun pratik bir gerekçesi vardı aslında. Çünkü Cemaat devlet içinde gizliydi ve bununla iktidarı paylaşmanın tek yolu da benzeri bir gizli teşkilat kurmaktı. İşte Tayyip Erdoğan da bunu yaptı ve kendi paralel devletini kurdu.”
Paralel devlet yapılanmalarının amacı
Bugüne kadar gelen hükümetler merkezi devleti ele geçirmek için çabaladılar. Devlet bürokrasisine kendi adamlarını yerleştirip kendi istedikleri yasaları çıkarttılar. Partizanlık yaptılar. Ama hiç biri merkezi devleti ortadan kaldırma girişiminde bulunmadı.
AKP döneminde ise ilk kez merkezi devleti ele geçirmek yerine, merkezi devleti yıkarak yerine kendi anlayışlarında bir devlet oluşumuna gittiler. AKP, Cemaat’in bu oluşumunu destekledi. Üstelik güçlü düşman gördükleri, Türk Ordusu’nu bitirmek için kullandı. Ergenekon, Balyoz, casusluk gibi kumpas davalarla askerin Atatürkçü, vatansever kanadı yok edildi.
Cemaat paralel devletinin amacı, devleti ele geçirmek değildi. Devleti kendi anlayışına göre yeniden kurmaktı. AKP’nin amacı da Cemaat’le aynıydı. Türkiye Cumhuriyeti’nin yerine kendi devletlerini kuracaklardı.
Aralarında çıkar ortaklığı kuruldu. Eksik olan ayağı, PKK ile tamamladılar. Çözüm süreci diyerekten PKK da tıpkı Cemaat
gibi güçlendirildi. Güneydoğu, PKK’ya teslim edildi.
Gizli yapılanmasını tamamalayan, devlet gücünü eline geçiren, özellikle 17-25 Aralık ve 7 Haziran seçimlerinde devlet kurma hayalinin suya düştüğünü gören AKP, çıkar ortaklığını bozarak diğer yapılara savaş açtı. AKP tarafından yok edilmek üzere olan Cemaat, darbe yaparak devleti ele geçirme girişiminde bulundu. Fetö darbe girişimi başarısız oldu ama AKP darbesi başladı.
AKP, derin AKP devletini kuruyor
Fetö darbesini bahane eden AKP, derin AKP devletini kurmak üzere harekete geçmiştir. Getirdiği anayasa taslağı ve Başkanlık Sistemi ile Türkiye Cumhuriyeti’nin yerine, AKP devletini kuruyor.
AKP, amacına ulaşmak üzeredir. Karşısında hiçbir güç bırakmamıştır. Türk Ordusu ağır yaralıdır. Cemaat bitmiştir. Türk
milleti, havuz ve yandaş medya tarafından saldırı altındadır. Şimdi tek rakibi PKK olarak gözüküyor. Ama PKK, Fetö gibi bütün devlete talip değil. PKK, şimdilik sadece Güneydoğu’da kendi devletini isitiyor.
AKP-PKK arasındaki kavga ise kayıkçı kavgasıdır. Türk milletini, PKK terör örgütü ile mücadele ettiğine inandırmak ve milliyetçi
oyları alma peşindedir. Bu oyunla Bahçeli’yi arkasına takmıştır. Anayasa değiştikten sonra, PKK devleti kurulacaktır.
Gökçe Fırat’ın önemli bir uyarsını daha paylaşmak istiyorum; Türk milleti, paralel yapılara taraf olmamalı. Merkezi devletin
yanında yer almalıdır. Paralel yapı savaşları, merkezi devleti zayıflatmakta ve çökertmektedir. Merkezi devletin bu durumu,
paralel yapıları güçlendirmektedir.
Büyük Önder Atatürk’ün söylediği gibi, “Vatanın bütünlüğü, milletin bağımsızlığı tehlikededir. Milletin bağımsızlığını, yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır.”


Bu yazı 101 kez okundu.

Bünyamin Aka
SON EKLENENLER