• Cumartesi, Haziran 23, 2018

AKP, MHP ve BBP’nin III. MC ittifakı Türkiye için tehlikedir

kaya-ataberk
Kaya Ataberk
Mart02/ 2018

AKP: Kürtçü ittifaktan, “Türkçü” ittifaka
AKP ilk dönemlerinde de ittifaklarla ayakta kalmış ve yoluna böyle devam edebilmişti. İktidar olup, muktedir olamadıkları yıllardı. AKP son derece hızlı AB’ci ve Amerikancıydı. Aynı zamanda da keskin Kürtçüydü.
Müttefikleri de buna göreydi. Kürt-İslamcı FETÖ, AKP’nin en önemli müttefiki, hatta koalisyon ortağıydı. PKK ve onun çizgisindeki siyasi partiler de müttefikti. Liberal sağcılar ve solcular da ittifaka bir şekilde dâhil olmuşlardı. AKP o dönemde Kürtçü ittifakın lideriydi.
İttifak temelde cephe kurmaktır ve her cephe de birilerine karşı kurulur. AKP’nin ve müttefiklerinin karşısında cephelendikleriyse Cumhuriyet kurumları, Ordu ve Kemalistlerdi.
Sonra aradan yıllar geçti…
AKP bu sefer de tarihsel bir şaka gibi “Türkçü ittifakın” lideri olarak karşımıza çıkıyor.
Tabi yıllarca hem PKK’yla, hem FETÖ’yle beraber ülkeyi koalisyon halinde yönetmiş ve “Türklüğü ayaklar altına almış” bir parti olarak! Yanına hem MHP’yi, hem de BBP’yi alıyor. Çok yüz bulamasa da SP’yi de ittifaka çekmek için hâlâ çabalıyor. Seçimlere bu ittifakla gitmenin “yasal” zeminini hazırlıyor.
Kürtçülükten, “Türkçülüğe”; Kürt-İslamcılıktan, Türk-İslamcılığa…
Gerçi Türkiye’de İslamcılık karşımıza Türk-İslamcılık olarak çıktığı zamanlarda bile özünde Kürt-İslamcılıktır. Türk-İslam söylemi genellikle İslamcılığın içindeki gizli Kürtçülüğü örtmek için öne çıkar. Ne de olsa kökenlerinde Şeyh Sait ve Said-i Kürdi vardır. Bu çerçevenin dışına çıkamaz.
Fakat AKP’nin durumu bu ideolojik tespitin de dışında kalıyor.
AKP’nin tek bir ideolojisi ve stratejisi var: Ne olursa olsun iktidarda kalmak, oradan inmemek. Yani, AKP’nin aslında ne geçmişteki Kürtçülüğü samimi, ne şimdiki “Türkçülüğü”… Ne ümmetçiliği, ne İslamcılığı, ne de başka herhangi bir şey. Bunlar iktidarda kalmak için kullanılan araçlar. Araçlar da o anda uygun değilse değiştirilir öyle değil mi? Mesela baltayla ağaç kesilebilir ama vida gevşetilemez. O zaman baltayı bırakıp, tornavidayı almak gerekir. AKP için ideoloji ve müttefik değiştirmek bu kadar basittir işte…
AKP ilkesiz, ya MHP ile BBP?
Evet, AKP ilkesiz… Peki ya ittifakın diğer bileşenleri olan MHP ile BBP? Onlar ne kadar ilkeli acaba?
MHP çok Türk milliyetçisi, BBP de çok Türk-İslamcı! Acaba ilkeli olsalar açılımın mimarı, bugün askerimizin savaştığı PYD’nin eski hamisi, Türklüğü ayaklar altına almış AKP’nin ittifakında yer almak için bu kadar can atarlar mıydı? Çok değil, beş yıl önce Selahattin Demirtaş’ın, Fethullah’ın, Apo’nun, Şivan Perver’in, Salih Müslim’in vs. durduğu yerde durmak çok hoş olmasa gerek ilkeli milliyetçiler açısından. Tabi “ilkeli ve milliyetçi” olanlar için geçerli bu söylediğimiz.
Ne MHP’nin baraj derdi, ne BBP’nin Meclis özlemi, ne de ikisinin birden damarlarında ılık ılık gezen iktidarın dayanılmaz cazibesi… AKP’nin yanında durmayı bana kimse, hiçbir bahaneyle, “mantıklı” açıklamayla, reel politikle anlatamaz.
Ama BBP açısından son bir şans çıktı, müjde! Hayır, kendileri vazgeçiyor değil tabi ki. MHP onları istemediğini, “uygun bulmuyoruz, zaten bizden ayrıldılar ne gerek var” diyerek belirtti. Oysa BBP Genel Başkanı Destici çok hevesliydi, “inşallah BBP de bu ittifakın içinde yer alacak” diye coşuyordu. BBP, MHP sayesinde bu zilletten kurtulabilir mi? Tabi mümkün. Yalnız MHP’nin bu hamlesinin karşısında ittifaka parti olarak dâhil olmak yerine, AKP listelerinden girmeyi seçmezlerse… Yani MHP onları daha da büyük bir düşüşe sürüklüyor olabilir.
Bizden söylemesi!
“Yerli-milli ittifak”, 3. MC muhalifleri yok etmeye girişecekmc-iktidar
Aslında seçim ittifakı AKP’nin “yerli ve milli” söyleminin bir devamı… Osmanlı’daki “dini” anlamına gelen “milli”den yola çıkan AKP son dönemde ülkeyi bu kez de “yerli ve milli” olanlar ve olmayanlar olarak ikiye böldü. Her dönemde yeni bir kutuplaştırma formülü bulan AKP, bu kez de böyle bir keşif yaptı. Muhalefette kalanlar (şimdilik) örtülü olarak “dinsiz” ilan edilecek!
Artık bu kutuplaşma “yerli-milli ittifaka” katılmayanları suçlayacak, ötekileştirecek ve siyasi linçe açık bir konumda bırakacak bir yöne girecek. Bu muhaliflere siyasi soykırım hazırlığına varacak kadar ciddi ve acımasız bir planın ilk işareti.
Bunun gerçekte 1970’li yılların MC (Milliyetçi Cephe) koalisyonlarıyla yakın akrabalığı var. O yıllarda Demirel’in Adalet Partisi, Erbakan’ın Milli Selamet Partisi ve Türkeş’in Milliyetçi Hareket Partisi’nin omurgasını oluşturduğu MC koalisyonları aslında sola karşı bir bariyer ittifakı gibi düşünülmüştü. Fakat MC politikalarının sonucu zaten yükselmekte olan toplumsal gerginlik ve çatışma ortamının iyice keskinleşmesi, kutuplaşmanın artması oldu.
AKP liderliğinde bugün, 40 yıl sonra kurulmaya çalışılan 3. MC’nin sonuçlarının da farklı olması beklenemez. Hatta AKP’nin ve Erdoğan’ın kutuplaştırmacı söyleminin ne kadar ciddi olduğu düşünülürse 3. MC’nin ilk ikisinden çok daha kötü sonuçlar vermesi beklenebilir.
İlk iki MC’nin ülkeyi sürüklediği yer 1980 öncesinin kanlı ortamı ve ardından da 12 Eylül olmuştu. Yeni MC’nin sonuçlarından Türk milletini Allah korusun!
İttifakın sonunda MHP ve BBP kalır mı?
İttifakın bir de MHP ve BBP açısından riskli boyutu var. Şu anda MHP’de ne kadar bir seçmen kitlesi kaldı tam rakam bilinmese de artık yüzde onun epey altına düştüğünü kabul etmeyen yok. BBP ise hep bu dolaylardaydı, şimdi de öyle.
Her iki partinin de tabanının sosyolojik olarak AKP’den pek bir farkı olmadığı da bilinen bir gerçek. Her ikisi de Türk-İslamcılık görünümlü bildiğiniz anlamda İslamcı yönleri ağır basan partiler.
Yani diyelim ki ittifak hesapları başarılı oldu, ya da olmadı. Her iki durumda da bu partilerin zaten artık pek de geniş olmayan tabanlarının AKP içinde erime riski çok fazla. Kısa bir süre sonra seçmenleri “ya zaten bizim liderler bile AKP ve Erdoğan’a biat etti, biz niye etmeyelim” derlerse bu hiç de şaşırtıcı olmayacaktır. Aslında bunu bilen Bahçeli özellikle kendi seçmeni doğrudan AKP’ye oy vermesin diye partisinin oylarını ayrıca saydıracak bir ittifak formülü önerdi ama bu yine de yüzeysel bir tedbir olarak kalacaktır. Esas olan burada ittifakın özüdür ve bu da MHP’yi erimekten ve silinmekten kurtaramaz.
Kısacası bitişe geçen MHP’nin kendisine hayat öpücüğü gibi gördüğü ittifak tam tersi bir etki yapacak…
SP neden önemli?
Bu konuda en temkinli ve ittifaka tavır koyan parti ise SP. SP ve lideri Karamollaoğlu muhtemelen bu sonuçları da hesaba katarak muhalefette kalmayı tercih ediyor. SP bu konumunu sürdürürse ve kendi adayını çıkarırsa matemaktiksel ve siyaseten anlamlı bir sonuç alabilir. Alamazsa da en azından MHP ve BBP’nin kaderine düşüp, erimekten kurtulur… Daha da önemlisi İslamcı bir parti olarak SP’nin “yerli-milli ittifaka” girmemesi ve muhalefet etmesi muhalefete yönelik örtülü “dinsiz” karalamasına çomak sokacak ve Türkiye için belirleyici olacak. SP’nin önemi her şeyden çok burada.
Mühürsüz zarf ve oyun ittifakla ilgisi ne?
İttifak paketinin bugün (27 Şubat) TBMM Genel Kurulu’nda görüşülmeye başlanması bekleniyorken bu sırada içeriği de tartışılmaya başlandı. Paketin içeriğindeki düzenlemeler epey ilginç: Artık mühürsüz zarflar ve oy pusulaları geçerli sayılacak. Bunun referandumda nasıl bir anlamı olduğu açıktır. Yani bu düzenlemeyle seçimde yapılacak hile şimdiden “yasal” bir kılıfa kavuşturuluyor sanki. Seyyar seçim kurulu ve seçim sandıklarındaki seçim güvenliği ile ilgili şahsi ihbar gibi düzenlemeler de hayli dikkat çekici.
İnsan sormadan edemiyor, bu düzenlemelerin ittifakla ne alakası var diye. Aslında çok alakası var. İttifak, sadece ittifak olarak kalırsa elindeki tüm imkânlara rağmen başarılı olamayacağından endişe ediyor ve seçimlere müdahale etmeye de hazırlanıyor. Yani işi şansa bırakmamaya çalışıyorlar…
Basın işin bu yönünün üstünde fazla durmadı ama bence esas ciddi sorun burada yatıyor ve önümüzdeki günlerde çok tartışacağız.
Gelgelelim ittifak AKP’nin ve MHP’nin dertlerine deva olamayacak gibi duruyor. Aslında bu ittifakın kurulmasındaki temel anlam, AKP’nin istediklerini tek başına elde edecek güçte olmamasıdır. Bu tip seçimlere müdahale planları da aynı güçsüzlüğün göstergeleri… Yani ittifak ve diğer önlemler AKP’nin gücünü değil, güçsüzlüğünü ifade ediyor. Kısacası istedikleri sonuçtan gerçekte epey uzaktalar.
İş şimdi muhalefete düşüyor. Başta CHP, İyi Parti ve SP olmak üzere muhalefetin tavrı Türkiye’nin geleceğini belirleyecek. Yeni bir MC döneminden ve 80 öncesi kaos ortamından Türkiye’yi kurtarmak için ne yapacaklarını muhalifler şapkalarını önlerine koyup düşünmeli. Tarihsel bir sorumluluk var burada ve Kılıçdaroğlu, Akşener ve Karamollaoğlu’nun tarihe adlarını nasıl yazdıracakları…


Bu yazı 229 kez okundu.

Kaya Ataberk
SON EKLENENLER