• Çarşamba, Haziran 28, 2017

AKP’nin bu ülkede devamlı seçim kazanıyor olmasının kısa bir analizi

erkut
Erkut Günsayar
Temmuz04/ 2016

Hiç kuşkusuz son 14 yıldır bu ülkede gerçekleşen geneli yereli ya da referandumu tüm seçimlerde ve halk oylamalarında AKPanket1 başarılı, başta CHP muhalefet partilerinin tamamı başarısız oldu.
Ve bu sonuçlar özellikle son üç beş yıl için geçerli olmak üzere başta genel başkanları, AKP kadrolarının belki de dünya tarihinde örneği çok az görülebilecek kadar rüşvet, yolsuzluk ve hırsızlık konularına bulaşmış ve yıpranmış bir halde seçimlere girmiş olmalarına rağmen ortaya çıktı.
Belirtilen handikapların yanı sıra giderek kanlanan ve canlanan terörü, ülkede demokrasi ve hukuk kavramlarının yok edilmesini, ağır dış politika başarısızlıklarını ve giderek kendini göstermeye başlayan ekonomik sorunları da listeye eklemek gerekir ama bu yazının konusuna dahil olmamaları nedeniyle ben şimdilik bunları vurgulamakla yetinip sadece AKP’nin yolsuzluklar konusunda bunca yıpranmaya rağmen nasıl olup da seçimlerde başarılı olabildiğini irdeleyeceğim.
Sanırım konuya bu bakış açısıyla girildiğinde sorulması ve cevaplandırılması gereken sorular iki tane.
1. Türk halkı oy verirken siyasette dürüstlüğü hiç mi önemsemiyor?
2. Ana muhalefet CHP rakibinin bunca yıpranmasına rağmen neden hâlâ yerinde sayıyor?
Benim birinci soruya cevabım kesinlikle şöyle, “hayır, Türk halkı siyasette dürüstlüğü hiç önemsemez diye bir genelleme kesinlikle yapılamaz, ancak Türkiye’de büyük çoğunluğu oluşturan gelir ve eğitim düzeyi düşük seçmen tercihlerinde dürüstlük olgusu öncelikli ve ağırlıklı bir unsur değil denilebilir.”
Buyrun kanıtını, AKP’nin geçmişte ve bu gün kazandığı tüm seçimlerden sonra yapılan kamuoyu anketlerinde sorulan “nedentayyip-acilis-toreni AKP’ye oy verdiniz” sorusuna verilen cevapların % 70’ den fazlası “hizmetlerine verdim” şeklinde.
Daha açık bir anlatımla “AKP’nin aldığı oyların en az dörtte üçünün kaynağını dinci ideolojisinin ya da demokrasi ve dürüstlük anlayışlarının toplum çoğunluğu tarafından benimsenmesi ve onaylanması değil (sorular arasında onlar da var) hizmetlerinin halk tarafından beğeniliyor olması oluşturuyor”.
AKP’nin toplum çoğunluğu tarafından beğenilen hizmetlerinin bir dökümünü yapmaya kalkarsak hiç kuşkusuz en tepelerde “sağlık, ulaşım, okul kitaplarının bedava olması, TOKİ, belediyecilik, doğrudan nakdi ve ayni yardım ve tabii ki iktidar süreleri boyunca büyük çaplı ekonomik krizler yaşanmamış olması ve hiç bir malın yokluğunun çekilmemesi” gibi hizmetler ve faktörler yer alır.
Daha net söylersek, “ortada yolsuzluklara ve hırsızlıklara açık bir onay yok ama seçmen çoğunluğu bunları ekonomik ve siyasi istikrarın sürmesi isteğinin, yaşam koşullarını koruma içgüdüsünün ve değişikliğin getirebileceği riski göze alamamanın çok daha altında önemsiyor”.
Bu açıdan AKP’nin seçim başarılarını “zeka, eğitim ve kalite seviyesi düşük halk çoğunluğunun koyun gibi oy veriyor olması” şeklinde izah etmek hem ayıplı hem aptalca ve hem de son derece antidemokratik bir yorumlamadır, kaldı ki Türk seçmeninin 1950 yılında demokrasiye geçilmesinden bu yana yapılan 16 genel seçimde 8 ayrı isme iktidar görevi verdiği de unutulmamalıdır.
Toplumların kendilerini yönetecek kadroları belirlerken onları yönlendiren öncelikli ve gerçekçi faktör şöyledir, “insanlar somut-maddesel gereksinimlerinin, ki buna yaşam güvenliği de dahildir, karşılanması ile hukuk, ahlak ve demokrasi gibi soyut kavramların iyileştirilmesi seçenekleri arasında kaldıkları takdirde mutlak bir şekilde tercihleri önce somut gereksinimlerinin karşılanması olacaktır ve orta gelir gurubunda bir ülke olan Türkiye’de geniş halk kitleleri açısından yaşanan da budur.”
Türk seçmeninin böyle düşündüğü ve bu düşüncesine göre oy verdiği bu denli ortada iken şimdi kalkıp “ekonomi söylendiği gibi iyi değil halk kandırılıyor” demenin de hiçbir anlamı yok zira burada da önemli olan istatistiki ve bilimsel gerçekler değil toplumun olayları nasıl algıladığıdır ve ekonominin çarkları sorunsuz bir şekilde döndüğü sürece (ki hemen tamamen borçlanmaya dayalı bir ekonomik model ile bu sağlanıyor) çoğunluğun gerek total ekonomiyi olumlu görmesi ve gerekse kendisine verilen doğrudan desteklerle mutlu olması tartışılamayacak kadar doğal bir durumdur.
Ancak hemen ekleyeyim, “bütün bu söylediklerim işler tersine döndüğü, yani ülkede ekonomiyi ve toplumsal yaşamı olumsuz anlamda etkileyecek boyutta somut ve ciddi sorunlar yaşanmaya başladığı anda geçerliliğini kaybeder ve iktidara olan toplumsal destek bıçak gibi kesilir, dahası, bu gün önemsenmez gibi görülen ve yukarıda sıraladığım hırsızlık, yolsuzluk ve hukuksuzluk türü tüm faktörler de birden bire halkın gündemine geliverir.”
Bu gerçeğin en net ve yakın örneği de 2001 ekonomik krizinin Ecevit’in oylarını sadece 3.5 yılda % 22.5’den % 1’e indirmesidir ve ben bu olasılığın AKP açısından kaçınılmaz bir durum olduğuna ve sonunun ekonomi dışı faktörlerin de devreye girmesiyle böyle olacağına inanıyorum.
İkinci soruya, yani rakibinin dürüstlük-hukuksuzluk konularında bunca yıpranmasına rağmen ana muhalefet CHP’nin oylarında tek bir puan bile artış yaşanmamasına, buna cevabım da çok kısa ve net, “toplum AKP’yi ne denli eleştirirse eleştirsin ve yolsuzluk konularına ne denli bozulursa bozulsun sandık başında siyasi tercihini yaparken doğal olarak alternatiflere de bakıyor ve başta CHP, tüm alternatiflerin ülke yönetimi ve kendi yaşam koşullarını iyileştirme konularında AKP’den daha başarılı olacağına asla ve asla inanmıyor.”
Bunun en net kanıtı da 7 Haziran 2015 seçiminde AKP’yi bir türlü cezalandıran ya da bir deneme yapan seçmenin tam altı ay boyunca muhalefetin sergilediği acizliği ve beceriksizliği görünce “bari bir hükümet kurulsun” anlayışıyla hem de o dönemde yeniden başlayan kanlı teröre rağmen AKP’nin oylarını 1 Kasım seçimlerinde %40’lardan %49’lara yükseltmesidir.
Bu nedenle de ben aynı zamanda birer doğa kanunu olan bu gerçekleri veri olarak kabul ederek Türk halkının seçimini hiç onaylamamakla ve mutlu olmamakla beraber olağan karşılıyorum, dahası, bu ülkede siyaset yapan ve iktidar amaçlayan tüm partilerin bu net ve kesin gerçekleri iyi bellemelerini ve halktan oy isterken hesaplarını bu temel kriterlere göre yapmalarını tavsiye ediyorum.


Bu yazı 114 kez okundu.

Erkut Günsayar
SON EKLENENLER