• Cumartesi, Nisan 29, 2017

AKP’nin dolar yalanları (2)

ali
Ali Özsoy
Ocak09/ 2017

12. ABD karşılıksız dolar basıyor. Dünya bunu yutuyor. Egemenliğini böyle kuruyor. Dolar almazsak ABD egemenliği sarsılır.
YALAN. Bu yalanı iktisat konusunda bilgisi sıfır olan Doğu Perinçek yıllarca papağan gibi yineledi. Meslekten dolar ve borsa taciri ve yazarı olan Yiğit Bulut da bu tezi çok seviyor. En son Tayyip Erdoğan da ABD’nin karşılıksız dolar basarak dünyayı dolandırdığını belirtti. “Karşılıksız para basmak hırsızlıktır” sözü kendisine aittir.
Para teorisinden bir gram anlayan insan böylesine basit bir çıkarımı asla kabul etmez. “ABD karşılıksız dolar basıyor” eleştirisi kapitalist düzene ve meta ekonomisine yönelik bir eleştiri olarak ele alınacaksa bir anlamı olabilir. Ancak o zaman da bu eleştiri ancak şöyle yapılabilir “bütün devletler karşılıksız para basıyor.”
Eğer Tayyip Erdoğan ve AKP’li ekonomi “alim”leri lisedeki tarih dersini bile biraz dinleselerdi; para basmanın bir devletin egemenlik ilanı olduğunu bilirlerdi. Devlet zaten zor gücüyle, “bu sınırlar içinde vergi toplarım, kanun benim, ödemelerde ve kendim borç alırken de benim bastığım para geçerlidir” diyerek para basar.
Doları karşılıksız olmakla suçlayanlara göre “karşılık”lı para nedir? “Karşılık” sadece devletin ödeme ve ödetme gücüne olan inançtır. Yoksa bizim Tahtakale çığırtkanlarından biraz hallice olan AKP ekonomistlerinin (Perinçek, Bulut vs.) sandığı gibi paranın “karşılığı” altın değildir. Tayyip, Doğu ve Yiğit gibi “doların paradigmasını” yıkan uyanıklara göre ise parayı “karşılıklı” yapan altındır.
Neden ki? Ve eğer öyleyse “altın”ın karşılığı ne? Kaldı ki o zaman Türk Lirası tamamen “karşılıksız” çünkü Merkez Bankası’nın dolar rezervi altından kat kat fazladır. 2016 Haziran ayında açıklanan sayılara göre Merkez Bankası’nın altın rezervinin değeri 18 milyar dolar civarındayken ABD Doları rezervi 108 milyar dolar.
Gerçek iktisat kuramcıları altının da bir karşılığı olmadığını bilir. İlk paralar öküz derisinden yapılmış. Paranın ve para ekonomisinin göreceliliğini gerçekten reddedenler, kapitalizmi reddeder. Bu şarlatanlar ise “dolar bozdurun altın alın” diyor. İyi de Türkiye altını da ithal ediyor. Hem de dolar ile!
Peki ABD gerçekten karşılıksız dolar mı basıyor? Eğer böyle olsaydı ABD’de birkaç günde hiper-enflasyon ortaya çıkardı. Tüm dünya da uluslararası ticarette doları anında bırakırdı. Başka bir para birimi veya değişim değeri olarak evrensel kabul edilen bir araç kullanırdı.
ABD dolarının karşılığı var. Ve bu elbette ki FED’in altın rezervleri değil. ABD Dolarının karşılığı askeri-siyasi emperyalist gücüdür. ABD filoları ve uçakları bir petrol krizi çıktığında dünyanın herhangi bir bölgesine 24 saat içinde çöküp, bombalar yağdıramazsa “karşılıksız doların” egemenliği bir günde çöker. O görevi üstlenen yeni bir emperyalist devletin para birimi “karşılıksız basılma” hakkını kazanır.
Dünya bunu 1930’larda yaşadı. İngiltere dâhil bütün emperyalist ülkelerin para birimi tüm itibarını kaybetti. O zaman dahi uluslararası ticarette altın değil takas -kliring- yöntemi kullanıldı. O dönem ABD Dolarının da hiçbir itibarı yoktu. Parada Altın Standardının terk edilmesi ve ulusal para birimlerinin uluslararası ticaret savaşlarının parçası haline gelmesi 1930’lara tekabül eder.
Ancak 1945’te ABD egemenliğinde yeniden kurulan kapitalist düzen önceden İngiliz sterlinine verdiği değeri kendiliğinden bir şekilde ABD Dolarına verdi. ABD bütçe açığı ve ticari açığı o zamandan beri yükseliyor. Buna rağmen borçlanmasını finanse etmek için bastığı dolar ve satışa sunduğu hazine tahvilleri kabul görüyor. Çünkü ABD ekonomisi bazılarının iddia ettiği gibi bir “serap” üzerine kurulu değil. Dünyadaki en büyük üretici güç hâlen ABD’dir. Aynı zamanda dünyanın en büyük tüketici gücü de ABD. Bu piyasada ürün satmak isteyen Çin, Rusya, Almanya, Japonya vs. de dolara “inanıyor.” Niye inanmasın ki? Adam para kazanıyor.
ABD bir emperyalist olarak aynı anda üstlendiği “hakem”, “hâkim”, “savcı” ve “polis” rolünü kaybettiği gün ABD düzeni yıkılacak. En büyük tüketici kitle orada olmayacak. İngiltere’den devraldığı sanayi liderliği koltuğunu da yitirecek. O zaman dünyanın herhangi bir noktasında mübadele ilişkilerinde doların hükmü geçmeyecek. Yoksa Tayyip Erdoğan ve Doğu Perinçek gibi Tahtakale çığırtkanları dolar yerine altın ile bağırıp çağırdıklarında değil.
13. Çin ve Rusya doların egemenliğini reddedecek. Bu iki büyük güç Türkiye ve İran ile birlikte yeni bir dünya kurulacak.
YALAN. Çin ABD’nin en büyük iktisadi ortağıdır. “Çin mucizesi” aynı zamanda bir ABD mucizesidir. 19. yy’da İngiltere için “dünyanın imalat atölyesi” denirdi. 20. yy’da önce Almanya sonra ABD bu tahta aday oldu. Şimdi Bazıları Çin’in bu mevkide olduğunu söylüyor. Oysa Çin ABD’nin ve AB’nin sanayi sitesi ve çöplüğüdür.
Çin’in doları reddettiği çok büyük bir yalandır. Hatta fanatik Çin şovenisti Doğu Perinçek bile “Çin’in dünya barışı için ABD doları ve ABD hazine kâğıtlarını” aldığını belirtmektedir. 2015 yılında açıklanan verilere göre Çin’in elinde tam olarak 1.26 trilyon ABD Doları değerinde ABD hazinesinin tahvili bulunmaktadır. Bu açıdan Çin ABD Hazinesinin en büyük destekçisidir.
Ayrıca dünyadaki en büyük ticaret ortaklığı da Çin ile ABD arasındakidir. Çin ile ABD’nin bütün ticareti de dolar üzerinden yapılır. Çin ABD’den kazandığı dolar ile yine ABD tahvili almakta ve her iki ülke birbirini beslemektedir.
Çin diğer devletlerle de ticaretini dolar üzerinden yapar. Çin’e yönelik ABD’nin ve AB’nin en büyük eleştirisi ise Çin’in kendi para birimini kasıtlı olarak aşırı değersiz tutması ve ihracatta damping yapmasıdır. Yani Çin dolar değerlensin diye kendi parasını ucuzlatan, böylelikle ihracatını arttıran ve dolar istifleyen bir “dolar baronu”dur diyebiliriz.
Perinçek gibi ekonomi şarlatanları Çin’in bu fanatik Amerikancılığı ve dolarcılığından tam tersi bir sonuç çıkarıyorlar. Diyorlar ki Çin elindeki ABD tahvillerinin hepsini birden bir çıkarsa “ABD ve dolar bir günde tepetaklak olur.”
Çocuklar bile böyle bir yalanı yutmaz. Hadi bir faraziye yapalım. Çin elindeki bütün tahvilleri bir günde satışa çıkarsa tahviller ne olur? Önce bunları satın alacaklar dolar bulamayınca doların değeri fırlar. Sonra birkaç saat içinde “Çin’in başına bir manyak geçmiş” haberi yayılır. Anında hem tahvillerin fiyatı hem dolar aşırı derecede düşer. Çin batar. Devlet hiçbir ödeme yapamaz. Tüm ticaretini dolar üzerinden yaptığı için bütün fabrikaları durur. Çin’deki rejim yıkılır. ABD ve Doları ise bir müddet sonra kendini yine toparlar. Yani Çin’in bir günde “ABD’yi tepetaklak yıkması”, Perinçek’in Türk halkından %90 oy alması kadar düşük bir ihtimaldir.
Çin her ciddi devlet gibi uzun vadede dolar rezervini azaltıp, çeşitlendirmek isteyebilir ama büyük ihtimalle bu en büyük ticari ortağı ABD ile eşgüdümlü yapacağı çok uzun bir sürece yayılmış bir eylem olur. ABD batarsa Çin kesinlikle batar. Çin sanayisinin dinamosu Amerikan sermayesidir. Ama Çin batarsa ABD ve AB batmaz sadece sarsılır.
Peki ya Rusya? Rusya’nın ekonomisi şu anda çok kötü durumda. Devleti ayakta tutan doğalgaz ve petrol ihracatı. Ve elbette Rusya bunu dolar ve euro karşılığında yapıyor. Yoksa zaten konvertibl olmayan ve uluslararası ticarette çok az kullanılan ruble bir kağıt kadar değersizleşir.
İran’ın tek derdi ise dolara kavuşmak. İran’a ambargo varken dolar kazanmak için İran’ın Reza Sarraf ve AKP rüşvetçileri aracılığıyla nasıl kirli para operasyonlarına girdiğini hatırlamıyor muyuz? Atılan tüm taklalar İran’ın kasasına dolar sokmak içindi. Şimdi ambargo kalktı ve İran ile ABD kucaklaştı. İran artık rahat rahat petrolünü dolar karşılığı satıyor. Reza Sarraf’ı ve Zencani’yi de –ve tabi aynı zamanda AKP’li ortaklarını- resmen ABD’ye sattılar.
Dünyada karşılıksız ABD Dolarının egemenliği varsa bunun ABD dışında en büyük sorumlusu Çin’dir. Rusya ve İran ise dolar için bin bir takla atan ülkelerdir. Tayyip’in dolar tutkusunu zaten biliyoruz. “Doların saltanatını” yıkan “Yeni bir dünya” bunlarla mı kurulacak? Güldürmeyin.
14. Çin ve Rusya kabul etti. Ticaretimiz TL, ruble, yuan ile yapacağız.
YALAN. Ne Çin ne Rusya böyle bir teklifi kabul etti. Çin’in ABD ile toplam ticareti 2015 yılında 590 milyar dolardı. Ve bunun hepsi dolarla yapılıyor. Çin diğer ülkelerle de ticarette dolar kullanıyor. Çin Türk Lirasını ne yapsın? Çin’i deliler ve ahmaklar yönetmiyor.
Rusya da bu teklifi reddetti. İran ise dalga geçer gibi “olabilir, hazırız” dedi. Bunun da iktisadi olarak hiçbir anlamı yok.
Her üç ülke teklifimizi kabul etseydi ne olurdu? Birincisi Türkiye bu üç ülkeyle de ticaretinde muazzam bir açık veriyor. 2015 verilerine göre kabaca Çin ile ticarette açığımız 20 milyar dolar (22 milyar ithalat, sadece 2 milyar ihracat), Rusya ile açığımız 15 milyar (18 milyar ithalat, sadece 3 milyar ihracat), İran ile açığımız 2 milyar dolar (5,5 milyar ithalat, 3,4 milyar ihracat).
Bu üç ülkeyle ticaretimizde yıllık toplam 37 milyar dolar açığımız var. 2015 yılındaki toplam 57 milyar dolarlık ticaret açığımızın %65’i bu üç ülkeyle olan ticaretten kaynaklanıyor. Ve şimdi deniyor ki bu üç ülke bizimle alışverişinde dolar ve euro kullanmayacak. Neden kabul etsinler ki?
Şöyle olacakmış. Bizden alacaklarını TL ile alacaklarmış. Biz de onlardan alacaklarımızı onların paralarıyla alacakmışız. Zaten bu teklifi kabul etmediler ama hadi öyle olsa; bu üç ülkeye sadece 8 milyar dolarlık ürün satıyoruz. 45,5 milyar dolarlık ürün alıyoruz. Rus Rublesı, Çin Yuanı ve İran Riyali bizim Merkez Bankası’nın elinde var mı? Yok. Nasıl alacak? Bu paralar konvertibl değil. Devletlerinin saptadığı fiyattan ya o devletten ya da başka bir kaynaktan bulacak Merkez Bankası. Ve ABD Doları karşılığında satın alacak. Örneğin Çin ile yapacağın ticarette kullanmak üzere Çin Merkez Bankası’ndan Çin Yuan’ı almak için ABD Doları vermen gerekecek. Hem de Çin’in dayattığı fiyattan, belki de daha pahalıya… Ve daha çok dolar çıkacak Türkiye’den.
Bunun adı “doların saltanatını yıkmak” değil. Manyaklık!!! Türkiye böyle bir ticaretten daha da zararlı çıkar. Dolara ihtiyacı çok daha fazla artar.
15. Rusya ve Çin’in kararıyla dış ticarette artık TL’yi kullanacağız. Domino etkisi başladı. Dolar lobisi ve ABD mahvolacak. Bu yüzden panik arttı, bombalar patladı, terörü devreye soktular.
YALAN. Rusya ve Çin’in böyle bir kararı olmadığını ve iktisadi çıkarları açısından da uygun olmadığını belirttik. Hadi yine de bu yalan gerçek olsa. Bu ülkeler gerçekten Türkiye’de ithal edecekleri ürünleri dolar karşılığı değil TL karşılığı alsalar dünya ticaretinin bir kısmı dolardan kurtulmuş olur. Ne kadar mı? 8 milyar dolar kadar. Türkiye’nin bu üç ülkeye yaptığı ihracat ancak bu kadar ediyor.
Dünyadaki toplam uluslararası ticaret hacmi 41 trilyon dolar. Yani Çin, Rusya ve İran’ın zaten Türkiye’yi kazıkladıkları ikili ticarette, Türkiye’ye bir kazık daha atmaya karar verip, Türkiye’nin ürünlerini ABD Doları değil her gün değer kaybeden TL karşılığı almayı kabul etseler; bunun dünya ticaret hacmine etkisi 5000’de 1 bile değil. Ne etki ama!!! Bu nasıl “domino” etkisiymiş acaba? ABD’lilerin pizzaya harcadıkları para bile daha fazladır.
Bütün AB bir araya gelse ve dese ki; “biz artık uluslararası ticarette asla dolar kullanmıyoruz” o zaman bu büyük bir etki yaratır. Doları sarsar. ABD’nin buna yanıtı aynı olur. O zaman euro da yerin dibini boylar. Ama kocaman bir salona toplanan birkaç yüz muhtara palavralar sıkan bir diplomasız cahilin restiyle bu tür büyük depremler olmaz. Nitekim olmadı da… Eylül ayından itibaren ABD Doları tüm dünyadaki para birimlerine karşı ortalama olarak tam %7,4 değer kazandı. AKP “dolar resti” çekti, domino taşları düştü, dolar tepetaklak diyen sahtekârlar, kimi kandırıyorsunuz?
Dolayısıyla “ABD ve dolar lobisi panik oldu, terör patladı” sözü de tam bir yalandır. Terör 7 Haziran 2015 gününden sonra patladı yani AKP seçimi kaybettikten, başkanlık hayalleri sarsıldıktan ve beyefendi çamura yattıktan sonra. Başka söze gerek var mı?
16. “Milletim çağrıma uydu.
 2 milyar dolar bozdurdu. Oyunu bozdu.”
YALAN. Bunca yalanın üstüne tüy diken son yalan yine malum kişiye ait. 23 Aralık tarihinde mandıra açılışı ve ayran içme töreni düzenleyen “yerli ve milli” Adam Smith şöyle bir cümle sarf etti: “Ekonomik baskı uyguladılar. Gelin ne kadar dolar varsa TL’ye çevirin dedim. Sağ olsunlar şu ana kadar benim vatandaşım yaklaşık 2 milyar doları TL’ye çevirdi.”
Dolar spekülasyonu için piyasada öyle bir ortam yarattı ki bu kadar çok dolar işlem görmüş olabilir. Sürekli dolar ile TL arasında geçiş var. Sen çağrı yapsan da yapmasan da. 2 milyar ABD Doların TL’ye geçtiği doğru olsa bile acaba ne kadar TL dolara geçti. Bunun yanıtı da belli. Senin çağrından itibaren dolar TL karşısında en az %10 değer kazandı ve 5 Ocak tarihi itibariyle 3.64 TL oldu.
Ama bizzat yandaş Habertürk gazetesinin yazarı Abdurrahman Yıldırım aralık ayında Dolardan TL’ye değil tam tersine TL’den dolara geçişin olduğunu verileriyle açıkladı:
“Merkez Bankası dövizini satma kampanyasının yapıldığı haftaya ilişkin mevduat verilerini yayımladı. Yurtiçi yerleşiklere ait döviz mevduatı 16 Aralık’la biten geçen haftada düşmedi hatta 5 milyon dolar arttı. Bireyler ve şirketlere ait banka ve katılım bankalarındaki döviz hesapları toplamı 144.344 milyon dolardan (yani 144 milyar 344 milyon dolar) 16 Aralık’ta 144.349 milyon dolara yükseldi. Burada 5 milyon dolarlık artış olması kampanyada hiç döviz bozdurulmadığı anlamına gelmez…”
Evet gelmez. Döviz bozulmuş. Vatandaş bozmuş, şirketler ve AKP’li kodamanlar almış. Sizin yalanınızı sevsinler.
Tayyip Erdoğan ve AKP yalan söylüyor. Doğruyu söyleselerdi “dünyada doların saltanatını yıkacağız” gibi masallar anlatmazlardı. Önce Türkiye’de doların ve her türlü yabancı para biriminin saltanatını yıkarlardı. Bunun için de atılacak çok basit kademeli olarak atılabilecek üç adım vardır: Bir; Dalgalı Esnek Döviz Kurunu terk edersin.
Yetmedi mi? İki; Atatürk döneminde çıkan Türk Lirası’nı Koruma Kanunu yeniden yürürlüğe koyarsın. Döviz ticaretini devlet kontrolüne hatta tekeline verirsin.
Yine mi yetmedi? Üç, dış ticarette liberal politikaları terk edersin. Korumacı hatta gerekirse devletçi önlemlere başvurursun.
Bu kadar basit! Erdoğan-Perinçek-Bulut “dünyada doların hegemonyasını yıkmak”, “ABD’yi tepetaklak etmek”, “paradigma değiştirmek”, “kapitalizme posta koymak” işlerini biraz erteleseler ve Türkiye için yararlı olabilecek bu üç önlemi alsalar ne olur?
Yok! Olur mu hiç? Provokasyona asla gelmezler. Ellerindeki milyarlarca doları kaybetmezler. AKP’nin kendisi bir numaralı dolar baronlarının partisidir.
Peki, bunca esme, gürleme, palavra, masal, dolar yalanı neden? Nedenini beyefendi açıklamış. 2 milyar dolarlık bir alışveriş hacmi yani spekülasyonu yapılmış. Yalanları ortaya atan AKP’liler kimse, suyu bulandıranlar kimse, dolarları toplayanlar da onlardır.
Ne demiş beyefendi: “Karşılıksız dolar basıyorlar. Karşılıksız para basmak hırsızlıktır.” Elbette. Hırsızlık noktasında kimse onlara ders veremez. Anlaşıldı. Bu kadar “keriz silkeledikleri”, kamu kurumlarının dolarlarını dahi bozdurdukları ve tüm dövizi topladıklarına göre bu sene TL basacaklar habire. 2017’de hiper-enflasyona hazır olun. Ya da beyefendinin ifadesiyle hiper “hırsızlık” mı desek?


Bu yazı 531 kez okundu.

Ali Özsoy
SON EKLENENLER