• Salı, Aralık 12, 2017

AKP’nin Suriye politikasının taşeronluğu ve ABD ile yeni (B) planı…

davutoglu-ingiliz-medya
Eser Özaltındere
Şubat01/ 2015

İktidar olduklarından beri Cumhuriyet’in temellerine dinamit koymak için ellerinden gelen her şeyi yaptılar. Osmanlı’yı yeniden canlandırma rüyasıyla Cumhuriyet sürecinin bütün teamülleri, değerleri, kuralları ve ilkelerini darmadağınık ettiler. Yüzlerine ve gözlerine bulaştırmadıkları hiçbir konu kalmadı. Özellikle dış politika da resmen yerlerde süründüler. Bu alanda “değerli yalnızlık”,”komşularla sıfır sorun”,”kazan kazan” gibi aptalca, komik ve hiçbir işe yaramayan anlayışlardan medet umdular. Bu bağlamda sürekli ödün verdiler.Arap Baharı denilen fiyaskonun en zavallı piyonu oldular. Hele Suriye konusunda Esat’ın da dediği gibi, bırakın stratejik ortaklığı “ABD’nin kuklası” olmanın ötesine geçemediler.

BOP’a hayat verilerek haritaların değiştirilmesi ve bu doğrultuda Kürdistan’ın kurulması stratejisini, Neo-Osmanlının yeniden inşası gibi saçma bir ütopya ve “pan-Sünni” bir amaç için kullanabileceklerini zannettiler. Yaptıkları yanlış üstüne yanlışlarla Türkiye’yi bölgede ABD uydusu ve güvenilmeyen bir ülke olarak yalnızlık içerisine ittiler. Şimdi de nedeni oldukları o toz duman içerisinde çıkış yolu bulamamanın telaşını yaşıyorlar.

Nitekim, hülle Başbakan Davutoğlu’nun Independent ve Times muhabirlerine verdiği röportajda da izlenilen beceriksiz politikaların ve sonuçlarının izlerini görebilmek mümkün. Independent Davutoğlu’na atfen bu röportajın başlığını şu şekilde atıyor; “Gönüllü cihatçıların Suriye’ye akınları durdurulamaz…” Yine Davutoğlu’na göre bunun nedenleri ise şöyle ortaya konuyor; sınır 937 kilometreymiş, her köşeye bir asker yerleştirilemezmiş ve karşı tarafta devlet yokmuş.Görüyor musunuz vekil Başbakanı, nasıl da pişkin; Suriye’de BOP çerçevesinde ve ABD emirleri doğrultusunda diktatör Esat’ı devireceğiz masallarıyla devlet otoritesinin ortadan kalkmasını sağlayan ve ABD nin ayakçılığını yaparak Suriye’yi dinci ve muhalif militanların bataklığına çeviren sanki kendileri değillermiş gibi martaval okuyabiliyor ve hiç de utanmıyor.

Ey Davutoğlu, oradaki devleti sen ortadan kaldırdın, sen! Diğer bir mazereti ise şu; efendim sınır çok uzunmuş… Eee, o sınırdaki mayınlı araziyi temizleyenler siz değil miydiniz? Eğer o mayınlar temizlenmesiydi, her köşeye bir asker mi dikelim, demenize gerek kalmayacaktı. Demek ki, Suriye’nin işgali daha o zamanlardan belliymiş.Dinci militanlar ve muhalifler rahatça cirit atsınlar, Türkiye’yi Suriyeli sığınmacılar istilâ etsinler diye yıllar öncesinden hazırlık yapılmış.

Ya da ham Osmanlı hayaliyle Misak-ı Milli sınırları kaldırılarak Osmanlı coğrafyası yeniden oluşturulsun mantığıyla “sınırı çizen” mayınların imhası yoluna gidilmiş. O bölgedeki gelişmeleri çok yakından bilen ve izleyen CHP Hatay Milletvekili Edipoğlu bakın neler söylüyor:

“…Suriye sınırında 30’a yakın yeni kapı açıldı, ben yalnız üçünü söylüyorum (Karbeyaz, Güveçci, Bükülmez)… Bu kapılar muhaliflerin denetiminde ve yasadışı işler ile kaçakçılık yapıldığı iddiaları var… Araç giriş çıkışının haddi hesabı yok. MİT Tırları olayından sonra kimse o araçları kontrol etmeye cesaret edemiyor…Suriye’nin Türkiye’ye yakın köyleri arasında yollar asfaltlandı ve birleştirildi… Bu savaş çok uzun süreceği için lojistik desteğin ve silahın oraya ulaşmasına ihtiyaç var… Başta ABD olmak üzere Batı Türkiye’ye güvenmiyor.Yardımların sadece ÖSO ya yönelik olmasını ve bunların radikal dinci gruplara gitmesini istemiyor.Türkiye ise yardımın herkese yapılmasını istiyor. O yüzden Koalisyon güçleri ve ABD sınır kapılarımızı denetlemeye başladı…”

İşte, mayınların kaldırılış nedeni ortada ve kimsenin sınırların uzunluğundan şikayet etmeye hiç hakkı yok. Ayrıca herkes de hayatından pek memnun gibi.Tek sıkıntı Cihatçıların Türkiye tarafından korunup kollanması.Ancak yeni açılan kapılar ABD tarafından kontrol edilmeye başlandığına göre demek ki bunun da çaresine bakılmaya başlanmış.Nitekim, vekil Başbakan’ın röportajına göre; son bir yıl içinde 7000 kişinin ülkeye girişi yasaklanmış ve 1300 kişi de sınır dışı edilmiş. Anlaşılan o ki emperyalistlerden zılgıtı yemişler.İyi de son bir yıldan önce akın akın Suriye’ye giren cihatçılara ne oldu? Ne olacak, IŞİD’i, El Nusra’yı yarattı. Ama hülle başbakan öyle demiyor. IŞİD’in yaratılmasını söz konusu röportajda Irak savaşı ve bu ülkenin ABD tarafından işgaline bağlayarak yine şark kurnazlığı yapıyor. Yahu insana sormazlar mı, birkaç sene öncesine ve Esat’ın devrilmesi operasyonuna kadar IŞİD mışid diye bir örgüt ortalıklarda yokken bunlar nasıl birdenbire hortlayıverdiler, diye! Onun ortaya çıkışını Irak işgaline bağlayarak çocuk mu kandırıyorsunuz?

O Frankeştayn’ı yaratan sizsiniz! Hem de ABD adlı vahşi emperyalistle birlikte ortak olarak… Aynı, El Kaide’yi yoktan var edenin ABD olması gibi. BM Genel Sekreterinin verdiği rakamlara göre tam 80 ülkeden 15 bin militanı Esat’ı yıkacağız diye sizler Suriye’ye doldurdunuz ve silahlandırdınız.Esat’ı yıkamayınca (B) planına geçtiniz ve yine Afganistan’ın işgali için ABD’nin El Kaide’yle Usame bin Ladin’i bahane ettiği biçimde bu defa da IŞİD’i gerekçe göstererek Esat’ın devrilmesiyle ilgili daha uzun soluklu bir operasyonu devreye sokmayı planlıyorsunuz. Nitekim, ABD 400 askeri uzmanını muhalifleri eğitmek için Türkiye, Katar ve Suudi Arabistan’a gönderecekmiş.15 bin kişilik muhalifin eğitilmesi 3-4 yıl sürecekmiş ve ilk posta olan 5000 kişinin eğitimi için de 500 milyon dolar harcanacakmış. Peki bütün bunlar sadece IŞİD için mi? Ne gezer, IŞİD bahane… Amaç uzun vade de Esat’ı devirecek eğitimli bir ordu oluşturmak. Bu arada Kürtler de eğitilecek ve silahlandırılacak.Zaten Obama da geçmişte Esat’ı ağzından düşürmezken bu defa onun adını anmadan; “Teröristlerin peşinden gitmeye ve onların şebekelerini dağıtmaya devam edeceğiz. Bize yardım edecek ılımlı muhalefete destek oluyoruz.Zaman alacak ama kazanacağız” diyor. Bizim sanal Başbakan da İngiliz gazeteleriyle röportajında tıpkı patronu gibi konuşuyor ve; “uluslararası toplumun Suriye’ye kara birlikleri göndermemesi hâlinde, tek alternatifin ılımlı muhalif güçlerin eğitilip silahlandırılmasıdır” açıklamasında bulunuyor. Ama bu arada Obama’nın aksine açık vererek Esat’a değinmeden edemiyor ve; “Türkiye’nin Suriye’deki savaşta IŞİD’in de Esat’ın da kazanmasına karşı olduğunu” söylemeyi ihmal etmiyor. Yani tek hedefin IŞİD olmadığı ve onun bir araç olarak kullanılacağı, gerçek düşmanın ise Esat olduğu o kadar belli ki…


Bu yazı 143 kez okundu.

Eser Özaltındere
SON EKLENENLER