• Cumartesi, Haziran 23, 2018

AKP’nin “üst aklı” Fesli Kadir yine sahnede!

okan-isbecer
Okan İşbecer
Mart02/ 2018

Hastanede fesli bir deli
Geçtiğimiz günlerde basına bir kare yansıdı: Hastane odasında fesli bir adam, yanı başında da Türkiye Cumhuriyeti’nin protokolde bir numarası olan Cumhurbaşkanı.
Sonraki gün bir kare daha, bu kez aynı feslinin yanında Türkiye Cumhuriyeti’nin iki numaralı adamı, TBMM Başkanı İsmail Kahraman.
Fesli hepinizin malumu.
Bu ülkede kime fes desen, istisnasız hepsinin aklına tek bir isim gelir: Kadir Mısırlıoğlu.
Yok yok, yanlış yazmadım. Fesli delinin soyadının Mısıroğlu olduğunu biliyorum. Ancak yurdum insanının çok azı onun soyadının Mısıroğlu olduğunu bilir. Türk insanı onu Kadir Mısırlıoğlu olarak tanır. Hoş Deli Kadir’e sorsanız Mısıroğlu mu, Mısırlıoğlu mu diye onun açısından bir fark teşkil edeceğini sanmam. Adam, nihayetinde raporlu deli.
Manzarayı gözünüzün önüne bir getirin: Hastane odasında pijamalarıyla yatakta yaşlı bir adam…
Burnunda oksijen almasına yardımcı olan hortumlar…
Kafasında fes!
Yani pes! Adam hasta yatağında bile festen vazgeçmiyor.
Eski Osmanlı mezarlarında, bilen bilir, mezartaşı mezarda yatan kişinin mesleğini yansıtırdı. Mesela Yeniçeri mezarlarında börk olurdu, şeyhülislamların mezartaşlarında kavuk vs.
Bu adamın da fesinden başka bir numarası olmadığından, şimdiden önereyim, öldüğünde mezartaşını fes yapın.
Bu delinin etrafında da üç kişi: Tayyip Erdoğan, İsmail Kahraman ve Şevki Yılmaz!
Raporlu deli, tescilli Atatürk düşmanıkadir-misiroglu-sofra
Fesli Deli Kadir, Türkiye’de Atatürk düşmanlığı denince akla gelen ilk isimlerden biridir.
Sadece Atatürk ve onun kurduğu Cumhuriyet’e düşman değildir Mısıroğlu, hamurundaki Türklüğe de düşmandır.
O kadar düşmandır ki, Milli Mücadele’de Yunan’ın kazanmasını ister. Hani bu adam bir ara “Cenazeme Kemalistler gelmesin” mealli bir tweet atmıştı da “Beni Atina Devlet Mezarlığına gömün” diye tepki verenler olmuştu ya, bu kez de “Beni Yunan doktorlarına emanet edin” diye dalga geçtiler fesli deliyle. İşin doğrusu iki seçenek arasında kalsa, tereddüt etmeden Yunan’ın tarafını tutar bu adam.
Adam 70 yıldır aynı şeyi söylüyor. Hâlâ Atatürk düşmanlığı, Cumhuriyet düşmanlığı, 68’den kalma MTTB kafası, sol düşmanlığı… Adama desen ki, ziyaretine gelen adam Moskofla Türkiye’ye ittifak kurdurdu, ya seni döver ya da onu.
Tarihle ilgili bir saat eğitim görmemiştir ama tarihçi geçinir. Ağzından küfürden ve düşmanlıktan başka söz çıkmaz ama sorsanız “üstad”dır. Hoş bugün iktidardakilere baksanız, konuşmalarından birine kulak verseniz, “üstad”ları bu adam dersiniz, o ayrı.
Daha ortaokul çağlarında Atatürk hakkında arkadaşlarıyla yaptığı tartışma sonucunda uzaklaştırma cezası alacak kadar Atatürk düşmanıdır. Yine okulda Atatürk resmini yırttığı için ceza almıştır. Yani 7’sinde neyse 70’inde o durumu.
70’li yıllarda yaptığı konuşmalarda ki, çoğu MTTB toplantılarındadır, çıkarttığı Sebil dergisinde Atatürk’e hakaret ettiği için hakkında birçok dava açılan, 80 darbesinden sonra yurtdışına kaçan bir meczuptur aslında.
Bunun yanı sıra, Bakırköy Akıl ve Ruh Sağlığı Hastanesi’yle Cerrahpaşa Psikiyatri Kliniği’nde yatmış tescilli bir delidir. William Shakespeare’in gerçek isminin “Şeyh Pir” olduğunu iddia eden bir adama da en hafifinden deli denir.
Hacı hacıyı Mekke’de, hoca hocayı tekkede
İşte Lozan ile ilgili hezimet kitabı yazan bu “üstad” da, tesadüfe bak ki, yurt dışına çıkınca soluğu İngiltere’de alıyor ve orada başka bir “üstad”la karşılaşıyor: Şeyh Nazım Kıbrısi. Yani deli deliyi dakkada buluyor…
Kıbrısi de Prens Charles’ı Müslüman yaptığını iddia eden, İngiliz Kraliyet Ailesinin Hz. Muhammed’in soyundan geldiğini söyleyen orijinal bir kişilikti. İki vatandaşlıktan çıkan deli, İngiltere’nin kanatları altında Türkiye Cumhuriyeti’ne düşmanlık etmeye böyle başladı. Ayriyeten Kıbrısi, Papa’larla ve İngiliz hükümetiyle çok sıkı fıkıydı. Yani İngiliz casusuydu. Sonrasında onun Kıbrıs’taki rolüne hepimiz şahit olmuştuk.
İstisnasız tüm “üstad”lar gibi emperyalistlerin elinde oyuncaktır. 80 darbesinden sonra yurtdışına kaçan Mısıroğlu’na İngiltere siyasi iltica vermişti. Dün İngiltere’nin kanatları altına sığınan bu sözde Müslüman, vakti zamanında BOP için de “nimettir” demişti. Bir de hilafetin ihyasıymış BOP. ABD’nin ihya ettiği hilafetin ne kadar hayır getireceğini de deli raporu olmayanlar düşünsün.
Mesela bu sözde üstadın bir videosunda, elinde tuğla gibi bir kitap görünüyor. Sonra başlıyor BOP’u övmeye. İşte BOP hilafeti nasıl ihya edermiş. Elinde tuttuğu o kitap da anlattığı doğruysa, Clinton’a çalışan bir heyete sunduğu rapormuş. Adam kendi ağzıyla ihaneti itiraf ediyor ve sözde yerli ve milli iktidarımız adama hasta ziyaretinde bulunuyorlar. Kılavuzu deli olanın sonu budur.
Hayatlarında bir kez olsun Türk’ten yana tavır alamamış, Müslümanlığın yüz karası bu isimler, sözde Müslümanlık adına dün İngiliz destekçisi Yunan’ın galip gelmesini istiyorlardı, bugün de Ortadoğu’yu Müslüman kanına boğan ABD’nin ihyasından yanalar.
Üçünün ortak noktası Atatürk düşmanlığı
Tayyip Erdoğan ve İsmail Kahraman’ın fesli deliyi ziyaretleri çok tartışıldı. Tartışmalarda dikkati çeken husus ise, hâlâ böyle bir ziyaretin anlaşılamadığı yönündeki yorumlar.
Öncelikle şunu baştan söylememiz gerekir ki, bu üç ismin de, geçmişten, ta MTTB günlerinden gelen bir siyasi ve ideolojik birliktelikleri var. Kadir Mısıroğlu denen fesli deli, İsmail Kahraman’ın MTTB başkanlığı yaptığı ve Kanlı Pazar’da solcu gençleri öldürdükleri günlerde MTTB toplantılarında konuşmalar yapardı. Konuşma dediğimize bakmayın, bugün ne saçmalıyorsa, o gün de aynısını söylüyordu.
Tayyip Erdoğan ile Erbakan ayrılığının Fazilet Partisi döneminde başladığını düşünüyorsanız fena halde yanılıyorsunuz. Bu ayrılık ta MSP dönemlerine kadar gider. 70’lerin başında MSP’yi AP’nin önünü kesmek için kurulmakla eleştiren Mısıroğlu, 70’lerin sonlarında Erbakan’a yanaşmaya başladı. Çünkü hakkında açılan bir sürü dava vardı ve dokunulmazlık zırhına bürünmek istiyordu. Erbakan, her şeye rağmen Mısıroğlu’nu 77 seçimlerinde Trabzon’dan ve Senato seçimlerinde de İstanbul’dan aday gösterdi ancak Mısıroğlu kazanamadı.
78 yılındaki MSP kongresinde Erbakan’a karşı Korkut Özal’ın listesinde tanıdık iki isim vardı: Deli Kadir ve İsmail Kahraman. Erbakan karşıtı listenin kazanması için çalışan gençlerden biri de Tayyip Erdoğan’dı. Bu bir yerde borç ödemeydi. Çünkü Tayyip Erdoğan’ın başkan seçildiği MSP İstanbul İl Gençlik Kongresi’nde Divan Başkanı Mısıroğlu’ydu ve Erdoğan onun sayesinde seçilmişti. Hatta Mısıroğlu, Erdoğan’ı Sebil dergisine kapak yapmıştı.
Görüldüğü gibi üçlünün aslında epey uzun bir mazisi var. Ancak onları bu kadar yıl sonra bir arada tutan şey ne derseniz; Atatürk ve Türkiye Cumhuriyeti düşmanlığıdır.
Hani deriz ya, Atatürk Türk milletinin çimentosudur, aynı şekilde Atatürk düşmanları için de Atatürk böyle bir simgedir. Onları bir araya getiren ve bir arada tutan şey, bizatihi Atatürk düşmanlığıdır.


Mısıroğlu’nun Atatürk düşmanlığı
Kadir Mısıroğlu:
“Beni tefe koyarlar ama keşke Yunan galip gelseydi. Ne hilafet yıkılırdı. Ne şeriat yıkılırdı. Ne medreseler lağvedilirdi. Ne hocalar asılırdı.”
“Mustafa Kemal’i methedenin cenazesine gitmem, öyle biri cenazeme de gelmesin.”
(Atatürk’ün heykellerini kastederek) “Köpek leşi gibi sürüklendiğini göreceksiniz.”


Bu yazı 139 kez okundu.

Okan İşbecer
SON EKLENENLER