• Çarşamba, Temmuz 18, 2018

Amerikan Liberalizminin altını kazımak: “Amerika’da Hıristiyan Köktendinciliği”

erkan
Erkan Karaarslan
Nisan14/ 2018

Liberal değil dinci Amerika
Prof. Dr. Türkkaya Ataöv, dünyanın tanıdığı önemli bir akademisyen ve uluslararası ilişkiler uzmanı. Eserleriyle Türk bilim dünyasına önemli katkılar sağlamış çok önemli bir bilim insanı. Ataöv’ü özgün kılan bir çok yönü var ancak en önemlisi; Batı merkezli siyasi ve tarih anlayışına karşı çıkması.
Ataöv’ün, İleri Yayınları’ndan çıkan “Amerika’da Hıristiyan Köktendinciliği” kitabı da bu amaca hizmet ediyor. “Amerikan tipi yaşam tarzı” denildiğinde akıllara genellikle sinema-dizi endüstrisiyle aktarılan neşeli, çağdaş ve liberal bir görüntü akla geliyor. Bir çok Amerikan filminin ilk sahnesinde Özgürlük Anıtı’nın gösterilmesiyle başlayan bir görünüm bu.
Oysa bu “liberal” görünümlü Amerikan yaşam tarzı ve siyasetinin altı kazındığında çok farklı bir sosyal ve politik bir toplumsal yapıyla karşılaşılıyor. Ataöv’ün eseri de Amerikan toplumunun gerçek kökenlerini ortaya koymak ve Amerikan toplumuna temel olan “Hıristiyan köktendinciliği” düşüncesini açığa çıkartmak için yazılmış önemli bir kaynak.
Ataöv’e göre “Amerika’da yaşam, siyaset ve silahlı çatışmalarda dinin yeri ve etkisi büyük ölçüde küçümsenmiş ve ağırlığı yeterince değerlendirilmemiştir.” Bu yüzden de Amerikan siyasetinin ve yayılmacılığının temelleri anlaşılamamaktadır.
Emperyalizm sadece ekonomik bir içgüdü değildir
Ataöv, Amerikan yayılmacılığını sadece ekonomik bir mesele olarak gören Marksist anlayışa karşı çıkarak, dinsel bakış açısının ve tarihselliğin de yayılmacılığın sebebi olduğunu ortaya koyuyor. Tek başına ekonomik çıkarlar sömürgeciliği anlatmaya yetmez. Sömürgeciliği haklı gören bir bakış açısının yaratılması ve toplumun da sömürgeciliği “içselleştirmesi” zorunludur. “Hıristiyan” bakış açısı toplumu “eşitsiz ve haksız” ilişkinin meşrulaştırılması açısından gereklidir.
“Amerika’nın Orta Doğu’da ve benzeri yerlerde ‘teröre karşı koyma’ maskesi altındaki savaş girişimleri yalnız ‘dünya petrol kaynaklarına el koyma’ siyaseti değildir, onun ardında Hıristiyan köktendinciliğinin de desteği vardır.”
Amerikan toplumu oluşumundan bu yana köktendinci Hıristiyan anlayışla kurulmuştur. “Konuyu Amerika’ya odakladığımızda görüyoruz ki, bu ülke toplumu ‘Hıristiyan bir ulus’ niteliğiyle kurulmuş, güçlenmiş ve zenginleşmiştir.”
Amerikan toplumunun temelinde Calvin izleri
Ataöv, kitabında hem bu dinsel bakış açısının felsefi yönünü ortaya koyuyor hem de Amerikan toplumunda bugün de var olan dinsel cemaatlerin ve tarikatların tarihsel gelişimini örnekleriyle anlatıyor. Amerika’da bugün de egemen olan Hıristiyanlık anlayışının temelinde, Avrupa’dan gelen göçmenlerle birlikte gelen Calvinist bakış açısının çok önemli bir payı var.
Ataöv, İngiltere’den giden bu göçmen dalgasının; özgürlükçü Martin Luther yerine çok daha baskıcı olan John Calvin’in öğretisini götürmüş olmalarının belirleyici olduğunu belirtiyor. Calvin’in Ortaçağ Avrupa’sını kasıp kavuran, şehirleri yaşanmaz bir hale getiren ve temelinde diktatörlüğün var olduğu dinsel yorumu, Amerikan yaşam tarzının da temelini oluşturacaktır.
Calvin’in iktidara giden yolu kanlı bir yoldur. Etkili olduğu bütün Avrupa ülkelerinde kiliseye ters düşenler sapkın sayılarak, kovalanmışlardır. Binlerce insan sürülmüş, birçoğu da işkence görmüştür. Oy kullanma hakkının yalnız kilise üyelerine tanındığı, bunu izleyen yıllarda kiliseye gitmenin zorunlu kılındığı bir anlayıştır Calvinizm ve Amerika’nın kuruluşundaki ana dinsel akım olmuştur.
Bu bağnaz Protestan akım öylesine güçlü kalmıştır ki uzun seneler boyunca kendi dışındaki Hıristiyan mezheplerine bile engel olmuştur. Katolik kökenli ilk Amerikan başkanı olan Kennedy seçildiğinde yıl 1961’di.
Ataöv, kitabında Amerikan toplumunda etkili olan farklı Hıristiyan mezheplerini anlatıyor. Puritanlar, Anabaptistler, Diggerlar, Kuveykır ve Evangelist toplulukları bugün geldiğimiz noktada güçlü kiliselere sahipler. Dinsel oluşum olmalarının ötesinde her biri siyasetin içerisinde ve iktidarı belirleme güçleri bulunuyor. Her bir kilisenin çok güçlü yayın faaliyetleri bulunuyor ve bastıkları yayınlar milyonlarca kişiye ulaşıyor.
Hıristiyan köktendinciliğinin temeli: Genişleme siyaseti
Amerikan yayılmacılığı, Hıristiyan köktendinciliğinin başından beri savunduğu en temel fikir olagelmiştir. Genişleme siyasetinin düşünsel içeriğini oluşturan fikir ise “Toplumsal Darwincilik” olmuştur. Toplumsal Darwincilere göre, Amerika’nın genişlemesini doğal bir haktı. Bu hakkı da “Yüce nitelikleri toplamış olan Anglo-Saksonlar, özellikle onların Kuzey Amerika’da yaşayan yakınlarında” görüyorlardı.
Amerikan sömürgeciliğin dünya üzerindeki tüm kanlı planlarında ve savaşlarında işte bu kirli düşünce yatıyordu. Bugün Amerika’nın “terörizme karşı savaş” adını verdiği siyasetin temelinde yatan düşünce Tanrı buyruğunu yerine getirme düşüncesidir.
“Bu ‘yüce’ eyleme siyasal basamakların en doruğundaki koltuklara oturmuş Amerikan yöneticileri karar verecek, bu yolda Amerikan iş yaşamına egemen olan güçlerin desteğinden yararlanılacak, işin çatışma aşamasında Amerikan silahları konuşacak ve tüm bu olanlar dinin Amerikan yorumunca kutsanacaktı. Bu yaklaşımın ardında şöylesine bir ‘mantık’ yatıyordu: ABD Hükümet Tanrı’nın buyruğunu yerine getirmektedir. Beyaz Saray’daki de O’nun adına konuşmaktan ve onun istediklerini uygulamaktan başka bir şey yapmıyor.”
Bu “tanrı buyruğu” fikri, Amerikan siyasetinin özüdür. Bugün ABD siyasetinde en etkili gruplardan olan Evangelistlere göre, “Evangelist olmanın tek ölçütü” kişileri veya hakları Hıristiyanlığa kazanmak için yapılacak olan eylemdir. İnsanlık tarihi, toplumların “Hıristiyanlığa nasıl kazanıldığının” kanlı dersleriyle dolu.
Ataöv kitabında, Amerika’da etkili Hıristiyan mezheplerinin bakış açılarını ve uygulamalarını ayrıntılı biçimde anlatıyor. Amerikan siyaseti denildiğinde akla gelen Cumhuriyet-Demokrat rekabetinin temelinde bu mezhepsel rekabetin bulunduğu ama farklı mezheplerin bile aynı “genişlemeci ruh dünyasında” nasıl da kolay birleştiği çok güzel biçimde anlatılmış.
“Amerika’da Hıristiyan Köktendinciliği”; Trump’la birlikte ABD içerisindeki farklı grupların ve siyasal odakların iyice belirgin biçimde ortaya çıktığı bir dönemde, Amerikan sistemini ve bu işleyişe yön veren sosyal – psikolojik temelleri anlamak için önemli bir kaynak.


Bu yazı 114 kez okundu.

Erkan Karaarslan
SON EKLENENLER