• Pazartesi, Temmuz 24, 2017

“Askerî Vesayet” komplosu…

eser
Eser Özaltındere
Temmuz04/ 2016

Ne yazık ki, şehitler gelmeye devam ediyor. Ve buna da bir türlü çare bulunamıyor. O bölgede SİSTEM o kadar LAÇKALAŞTIRILMIŞ, devlet otoritesi ve denetimi o kadar yerlerde sürünür hâllere getirilmiş ki, KONTROLÜ sağlamak mümkün olmuyor. Geçmiş şöyle bir irdelendiğinde oradaki sistemin DEJENERE edilmesinde kaba hatlarıyla üç aşamanın söz konusu olduğu görülüyor. Bunlardan birincisi; Halife ve AKP’sinin ABD ajanı Cemaat’le ortak çalıştıkları ilk iktidar yıllarında; “ASKERİ VESAYETİ kaldırıyoruz, bölgede demokrasi ve insan haklarını yerleştiriyoruz, geçmiş TC hükümetlerinin baskıların yok ediyoruz” diyerek bütün Kürtçü ŞIMARIKLIKLARA göz yumdukları süreci kapsıyor.
Bu geçiş döneminden sonra ikinci aşamada ise; Demokratik Açılım, Kardeşlik Projesi ve çözüm süreci gibi paketlerle sözüm ona demokrasinin ve özgürlüklerin yerleştirilmesinde bir üst kademeye geçiliyor, ki o noktada da artık “Sivil” ve “Askerî” KÜRTÇÜ güçlerin bölgede KÖKLEŞMELERİ gerçekleşiyor.
Diğer bir aşamayı ise Suriye konusunda emperyalistlerin AYAKÇILIĞINA soyunularak gereksiz bir KABADAYILIKLA hiç ölçülüp biçilmeden etnik ve mezhepsel Suriye bataklığına bodoslama dalınması oluşturuyor. İşte bütün arka arkaya gelen bu hayatî yanlışlar bölgedeki KONTROLÜN bütünüyle kaybedilmesine, her konuda devlet otoritesi ve denetiminin ACZİYET noktalarına taşınmasına, sistemin ÇÖKMESİNE neden oluyor.
Peki bu üç aşamadaki yanlışların tek sorumlusu şaibeli Külliyenin reisi Halife ve partisi değil midir? “Aldatıldık” diyerek işin içerisinden sıyrılabilmeleri mümkün müdür? Üstelik o zamanlar hiç de aldatılmış gibi gözükmüyorlardı! Ayrıca tek bir “Aldatıldık” KELİMESİ; yüzlerce şehidi, sivil insanların ölümünü, göçleri, trilyonlarca liralık milli servet kaybını KARŞILAYABİLİR Mİ? Önce ortalığı “batıracan”, sonra da aldatıldık deyip büyük bir pişkinlikle “Dalgana bakacan!” İşte “Şişkin ego” böyle bir şeydir!..
Şimdi geçmişe, emperyalist maşalarının ve AKP’nin ağızlarına pelesenk ettikleri “Askerî vesayet” olduğunu iddia ettikleri dönemlere bir bakıldığında; Türkiye’nin özellikle bütünlüğü, ulusal çıkarları ve güvenliği konularında askerlerinde önemli bir söz HAKKININ olduğu görülüyordu.Ve askerler bu konularda tehlike gördükleri anda tavırlarını koyuyorlar, “Siyasî erkte” onların önerileri doğrultusunda politikalar üretiyordu. Bu aynı zamanda TSK’ya anayasa ile de verilmiş bir YETKİYDİ. Çok kritik bir JEOPOLİTİK coğrafyada bulunan Türkiye’de ulusal çıkarlar ile iç ve dış tehlikeler karşısında hassasiyeti olan bir “SİLAHLI GÜCÜN” kendisini İLGİLENDİREN konularda söz sahibi olması olmazsa olmaz bir gereklilikti. Bu konuda “siyasî” ve “silahlı” ERK uyum içerisinde çalışıyor içerde ve dışarıda BÖLÜCÜLÜĞE aman verilmiyor, Ege ile Kıbrıs’ta ulusal çıkarlar TAVİZSİZ bir şekilde savunuluyordu.Ama, emperyalistlerin Kürdistan’ın kurulması ve Ortadoğu ile periferisindeki haritaların değiştirilmesi projesinde TSK’nın bu AĞIRLIĞI ve MİSYONU kesinlikle onların işine gelmiyordu. Özellikle TSK’nın “sivil otorite” ile birlikte mükemmel bir şekilde organize ettikleri OHAL’in başarıya ulaşmasıyla emperyalistlerin PİYONLARI PKK’nın Türkiye dışına atılarak bitme noktalarına getirilmesi ve Suriye’ye “ASKERİ nota” verilmesi; artık ulusal çıkarları canı-kanı pahasına koruyan ve süreç içerisinde “ABD KARŞITI” bir ideoloji oluşturmuş olan askerin AĞIRLIĞININ ve etkisinin kalmadığı yeni bir KONSEPTİN devreye sokulmasını kaçınılmaz kılıyordu. Aksi hâlde sömürgeci proje BOP ve Kürdistan’ın kurulması hedefi çok ağır darbe alabilirdi.
Hemen önlemlere geçildi ve yıllardır hazırlanan SATILIK CEMAAT ajanları ve BESLEME kalemşorlar ile HAİN sözde aydın tayfası top yekun “KUMPAS” uygulamasıyla görevlendirildiler; TSK’daki gerekli tasfiyelerle birlikte “askerî vesayet” düşmanlığı üzerine ALGI OPERASYONUNA giriştiler. Genelkurmay Başkanı kız Hilmi’yle başlayan KUMPAS süreci, “AKPaşa” Necdet’le devam edip çuvalcı selamcısı Hulusi’yle son buldu. “Askerî vesayet” yerini; “siyasî otoritenin” şamar oğlanına dönmüş, sanki bir matahmış gibi “ona bağlı olduklarını” her ortamda ilân etmekten gurur duyan, ağzını açıp tek kelime etmekten korkan, ettiği zamanda tokat atılıp yerine oturtulan bir “silahlı erk” profiline terk etti.
Görmüyor musunuz Hulusi’yi, Fikri Işık adlı bakanın askerlerle ilgili utanç verici suçlamalarına gelen baskılar üzerine, mecburen ve utana sıkıla bir-iki mırıltıyla zar zor cevap verebiliyor. Ama tabii böylesi bir edilgenlik, pısırıklık, mıymıntılık söz konusu olunca da sivil otoriteye gerekli DURUŞ gösterilemiyor ve Halife ile AKP’sinin yanlış üzerine yanlış yapmasına göz yumulmuş olunuyor. Peki “askerî vesayet” kalktı, iç güvenlik askerden alındı, EMASYA iptal oldu, askerî istihbarat “GES” MİT’e bağlandı, asker valilerin emrine verildi de ne oldu; geçmişte GÖRÜLMEMİŞ bir “şehir savaşı” yaşandı, şehirler enkaza döndü, bir seneye yakın zamanda 600’e yakın güvenlik görevlisi hayatını kaybetti, milyarlarca dolarlık milli servet yok oldu ve hâlâ da şehitler gelmeye devam ediyor…
“Askerî vesayetin” kalkması bir işe yaramadı ki! Pardon yaradı, yaradı; emperyalistlere!..Kalkmasını da zaten onlar istemişti. Ayrıca, bugün Halife baktı işin içerisinden çıkamayacak, yine yetkileri ASKERE devrediyor, terör YASALARI çıkarıyor… Be arkadaş madem “U-turn” yapacaktın, bu milletin 14 senesini niye çaldın! Ve hangi hakla ANALARIN “kınalı kuzularının” HAYATLARINI bozuk para gibi harcayıp ülkenin kaynaklarını heba ettin! Efendim, TSK ile polis özel timleri mükemmel bir uyum içerisinde çalışıyor, yeni komando tugayları oluşturuluyor, personel sayısı arttırılıyormuş da, gezer birlikler PKK’ya göz açtırmayacak, tam saha pres uygulanacakmış da, “Hayalet timi” iş başındaymış da, falan filan… Bunların hepsi zaten GEÇMİŞTE yapılmıştı; Onları “Darmaduman” eden sen değil miydin! Şimdi YENİ bir şeymiş gibi bunları ortaya atarak balık hafızalı milleti mi kandırıyorsun?
Ayrıca, bugün izlenilen bölge güvenlik STRATEJİSİ de yanlış! Yahu hiç burnunun dibinde savaş varken LOKAL sıkıyönetimlerle KEMİKLEŞMİŞ bir terörün kökü kazınabilinir mi? Lokal alanlarda GEÇİŞ şansı olan terörist her zaman avantajı nı koruyacaktır.Bölgesel OHAL uygulanmalıdır ki, alanların ve terörist birimlerinin aralarındaki bağlantılar bir BÜTÜN olarak kesilebilsin ve örgüt KIPIRDAYAMAZ noktalara getirilebilsin! Eğer bölgede PLANLANMIŞ bir OHAL “anında” ilân edilseydi, bu kadar şehit, can kaybı, GÖÇ ve ENKAZ şehirler olmayacaktı.Ya da bugünkü gibi eyyamcı, pısırık Genelkurmay Başkanları yerine “askerî vesayet” ile “aslan duruşlu” kadrolar var olsaydı, belki OHAL’de DİRETİLECEK veya yaşanan envai türlü KEPAZELİKLERE geçit verilmeyecekti.


Bu yazı 117 kez okundu.

Eser Özaltındere
SON EKLENENLER