• Pazartesi, Aralık 11, 2017

Atatürkçü olmak ya da olmamak

sevimabla
Sevim Tural
Kasım21/ 2017

Kim daha fazla Atatürkçü tartışmaları yapılırken, Atatürk’ü her kesim daha fazla sahiplendiğini söylerken, Atatürksüz geçen yıllara bakıyorum.
Atatürk’ümüzün bize bıraktığı mirasından fiziki anlamda, kültürel anlamda, manevi anlamda neler kalmış neler kalmamış maalesef bunlar tartışılmıyor. Tartışılamıyor.
Kırmızı çizgilerimiz değişirken, Cumhuriyet kazanımları ile birlikte yok edilirken, ordumuz tasfiye olurken, devrimleri yok sayılırken, eğitim devşirilirken, Atatürk Orman Çiftliği ürünleri ile birlikte talan edilirken, Atatürk büstleri yerlerde sürüklenirken, Atatürk’e, ailesine hakaret edenler televizyonlarda serbestçe konuşurken Atatürk’e sahip çıkıldığına nasıl inanacağız?
Ata’mızın mirasına sahip çıkan, bunun için hayatını veren aydınlarımız unutulmuş; mücadele eden aydınlarımız bir kenara itilmiş ise, Atatürkçü aydınlarımız hapislerde tutsak ise daha çok düşünmek lazım. Ben daha çok Atatürkçüyüm kim diyebilir?
İnsan ister istemez kim ne yapmış yapmamış diye düşünüyor, bakıyor, inceliyor.
Mustafa Kemal’in askeri Gökçe Fırat’ın yazdığı kitaplara dönüp bakıyorum. O’nu anlamış, O’nun ruhunu özümsemiş ve yirmi yıldır anlatmaya çalışmış.
Atatürkçülerimizin ön plana çıkartması gereken kitapları sansürlenmiş.gokcefirat-kitaplar
“Kuvay-ı Milliye” kitabında, gardırop Atatürkçülüğüne karşı çıkmış, Atatürk devrimlerinin özünü, ruhunu niteliğini ortaya koymuş,
“Ulusal Çözüm” kitabında “işbirlikçiliğe karşı Atatürkçülük” demiş ulusal çözüm önerilerini ortaya koymuş,
“Türk Sosyalizmi” kitabında Atatürk’ün her türlü gericilikten güçlü çıktığını, Atatürkçülüğün çağın gerçeği olduğunu yazmış.
“Mustafa Kemal’in Askerleriyiz” kitabı ile bizlere direnme gücü vermiş hâlâ vermeye devam ediyor.
“Altı Ok” kitabını yıllar önce yazmış. “Atatürkçülük taklit bir ideoloji değildir. Atatürkçülüğün referansı eski çağın ideolojisi değil modern çağın kendisidir” demiş, asla dönmemiş, yalpalamamış.
Yıllar sonra yazdığı “Kemale Ermek” kitabında “100 yıllık devrimci mücadelenin en berrak çözümü yine Kemal. İşte Altı Ok, cumhuriyetçilik, milliyetçilik, devletçilik, halkçılık, devrimcilik, laiklik, var mı daha ileri bir sentez? Daha kapsamlı bir çözüm?
Demek ki O’nu anlamak O’nun gibi olmak… Kemale ermek gerek” diyor Gökçe Fırat.
Kemale ermek gerek.
“Ben daha çok Atatürkçüyüm” diyenler ülkemizin geldiği duruma bir bakın bakalım, öyle olsaydınız çok başka çok ilerici fikirlerle tartışıyor olabilirdiniz.
Ben yeniden Atatürk’ü çok iyi anlayan Gökçe Fırat’ın Atatürkçülükle ilgili kitaplarına bir göz attım. Kanaatim şudur. Gökçe Fırat’ı iyi okumak, anlamak lazım.
Atatürk’ü anlama konusunda bütün siyasiler kadar bizler de sorumluyuz. Altı Ok’a sahip çıkabilseydik bugün tartışmaları dinlemek zorunda kalmazdık. Gelecek endişesi yaşamazdık.
Atatürkçülük hakkında yüzlerce makale yazan, konferanslar veren, Atatürkçülük bayrağını en önde taşıyan Gökçe Fırat 15 aydır hapiste olmazdı.
Haksız hukuksuz hapislerde yatan bir çok mağdurun ve Gökçe Fırat’ın özgür olduğu gün, kaybettiğimiz bütün değerlerin kazanımları için mücadele edilmeye başlandığı gün elbette gelecek.
Ya gerçek Atatürkçü olacağız ya gerçek Atatürkçü, başka seçeneğimiz yok.
Kuvayı Milliye ruhu kazanacak, Atatürkçülük kazanacak. Biz kazanacağız!


Bu yazı 74 kez okundu.

Sevim Tural
SON EKLENENLER