• Cumartesi, Haziran 23, 2018

Atatürk’ün tarih bilinci (Gizli kalmış bir dosya)

feyzullahbudak
Feyzullah Budak
Mayıs18/ 2018

Geçenlerde Türk Aydınlar Vakfı’nda bir konferansa katıldım. Konuşmacı Prof. Dr. Mehmet Bayrakdar, “Kürtler, Türklerin Nesi Oluyor?” başlıklı bir konuşma yaptı ve bu konuşmasının bir bölümünde, “Türk tarihçilerinin kendi tarihimiz konusunda Batılı kaynaklara çok fazla dayandıklarını ama bunu yaparken bazı Batılı tarihçilerin Türk tarihi konusunda naklettikleri (kimisi kasıtlı şekilde doğru yazılmayan bazı) bilgileri de yargılamaksızın tekrar ettiklerini, hatta Türkiye’de çok kabul gören Hammer Tarihi’nde bile bu türden hatalar olduğunu” anlattı.
Bir sohbet tadında ilerleyen konuşmanın tam bu bölümünde söz alarak, “Atatürk’ün de Türk Tarihi konusunda pek çok Batı kaynaklı eseri orijinalinden okuduğunu ama bu kitaplarda tarihi gerçeklerle bağdaşmayan ve Türk’ün aleyhine olan bilgilere rastlayınca bunları kabul etmeyip, aynı sayfaya doğru bilgiyi yansıtan notlar yazdığını, böylece Batılı tarihçilerin bu yanlışlıklarına fiilen itiraz ettiğini ve bununla yetinmeyip söz konusu yanlışlıkları düzeltmek için çeşitli çabalar sergilediğini” anlattım.
Konuşmacı Prof. Dr. Bayrakdar, benim bu tespitimi yüzde yüz doğruladıktan sonra konuyla alakalı son derecede önemli bir anısını şu ifadelerle anlattı:
“Prof. Dr. Ali Birinci Türk Tarih Kurumu Başkanı olunca kendisini kutlamak için ziyaret etmiştim. Makamındaki görüşmemiz esnasında Başkan Ali Birinci bir ara arka odaya geçerek oradan elinde eski bir dosya ile döndü ve dosyayı önüme koydu. Bu dosyanın içeriğindeki bilgiler Atatürk’ün bizim açımızdan kabul edilebilir doğru bilgiler içeren ve Türk tarihine olumsuz yaklaşımlar sergilemeyen tam 131 Batı kaynaklı tarih kitabını bizzat tespit ederek hepsini tercüme ettirdiğini ve basılmak üzere Türk Tarih Kurumu’na gönderdiğini gösteriyordu. Ali Bey’in ifadesine göre bu kitapların hiç birisi Türk Tarih Kurumu tarafından bastırılmamış ve o dosya tozlu raflarda unutulmaya bırakılmıştı.”
Böylece Atatürk’ün derin tarih bilincini gösteren bir büyük işini daha öğrenmiş olduk. Eve döner dönmez Türk Tarih Kurumu’nun resmi sitesine girerek öncelikle Kurum Başkanlarının kronolojik listesini buldum ve Atatürk’ün bu 131 eseri basılmak üzere Türk Tarih Kurumu’na gönderdiği tarihte kimin Kurum Başkanı olabileceği hususunu inceledim. Liderlik özelliklerini ve karakterini iyi bildiğimiz Atatürk’ün böyle bir işi takipsiz bırakmış olması düşünülemezdi. Yani bu kitapları basılmak üzere TTK’na gönderdikten makul bir süre sonra basılmadığını görünce eğer şartları uygun ise mutlaka bu işin takibini yapmış olması gerekirdi. Bu kitapların basılmama durumu takipsiz kaldığına göre bu işin, Atatürk’ün sağlığının bozulduğu ve bir daha düzelmediği ömrünün son yılına rastladığı neredeyse kesin gibi duruyordu.
TTK’nun resmi sitesindeki kronolojik başkanlar listesine göre Atatürk’ün ölümünden önceki son 3,5 yıl ve ölümünden sonraki 3 yıl boyunca yani 23.3.1935 – 17.12.1941 dönemindeki 6,5 yıllık sürede görev yapan başkanın adı “Hasan Cemil Çambel” olarak görünüyordu. Atatürk’ten de iki yaş büyük olup, aslen asker kökenli olan, 1928-1950 döneminde milletvekilliği yapan ve TTK Başkanlığına bizzat Atatürk tarafından atanan bu şahsın, bahse konu kitapların basılması konusunda Atatürk’ün ölümünden sonra onun mirasını reddetme yarışına giren siyasiler tarafından engellendiğini düşünsek bile bu kitaplar kuruma intikal ettikten sonra en azından onlardan bazılarını basmak için yeterli süresi olup olmadığını ve eğer yeterli süre var idiyse kendisinin bu konuda ihmali olup olmadığını maalesef bilemiyoruz.
Aynı kronolojik listeye göre bahse konu dosyayı ilk defa ortaya çıkardığını bildiğimiz Prof. Dr. Ali Birinci (01.08.2008 – 13.09.2011) döneminde TTK Başkanlığında bulunmuş ama ilginç olan husus şu ki, ondan önceki 15 yıl boyunca yani (27.9.1993 – 23.07.2008) döneminde ise TTK Başkanlığını, Türk Milliyetçiliğinden ve fikir namusundan zerre kadar şüphemiz olmayan birisi, Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu hocamız yapmış. Hemen kendisini telefonla aradım. Şehirlerarası yolda ve direksiyonda olmasına rağmen konu ilgisini çektiği için mola verdi ve kendisiyle uzun bir konuşma yaptık. Konuyu tüm çıplaklığıyla anlattım. Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu net ve tereddütsüz bir şekilde kendisinin yönetim döneminde böyle bir dosyadan haberdar olmadığını belirtti ve ben ona tüm kalbimle inandım.
Kafamdaki tereddütleri gidermek için bana göre bu bilginin kaynağı olan Prof. Dr. Mehmet Bayrakdar’ı (Konuşmayı yapmış olduğu Türk Aydınlar Vakfı’ndan telefonunu temin ederek) aradım ve kendisine 2 soru sordum;
1. Kendisine söylenenlere göre bu dosyayı ilk defa bulup ortaya çıkartan kişi Prof. Dr. Ali Birinci mi idi?
Evet, Prof. Dr. Mehmet Bayrakdar’ın o konuşmada anlatılanlardan edindiği izlenime göre bu dosyayı TTK’nın tozlu raflarında bulup ortaya çıkartan kişi Prof. Dr. Ali Birinci idi? Nitekim Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu’nun bana verdiği bilgiler de bunun böyle olduğunu gösteriyordu. Çünkü her ikisinin yönetim dönemi arasında başka birisi yoktu ve TTK Başkanlığına Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu’dan (27.9.1993 – 23.07.2008) hemen sonra Prof. Dr. Ali Birinci (01.08.2008 – 13.09.2011) gelmişti.
2. Prof. Dr. Ali Birinci dosyayı bulduktan sonra bu konuda ne yapmıştı?
Prof. Dr. Mehmet Bayrakdar’ın, Prof. Dr. Ali Birinci tarafından kendisine anlatılanlara dayanarak bana belirttiklerine göre; Prof. Dr. Ali Birinci bu dosyayı bulduktan sonra bahse konu kitapları ve tercümelerini incelemiş, bunların basılması için bir çalışma başlatmış. Hatta bu kitaplardan topluma ve halk kesimlerine hitap edenlerinin tercümelerinin günümüz Türkçesiyle yenilenmesi ve araştırmacıları ilgilendiren kitapların ise o gün tercüme edilmiş haliyle basılması düşünülmüş. Ama işin sonucuna baktığımızda ortada bu kategoriden basılmış bir kitap göremiyoruz. Tabii ki bu durumun açıklamasını da ancak Prof. Dr. Ali Birinci’nin yönetim dönemi ile yapabiliyoruz. Prof. Dr. Ali Birinci’nin TTK Kurumu başkanlığı yaptığı (01.08.2008 – 13.09.2011) dönemin tamamı AKP iktidarının içerisinde yer alıyor. Dolayısıyla “Türk Milliyetçiliği benim ayaklarımın altındadır” diyen bir zihniyetin, özellikle de Atatürk’ün talimatıyla gündeme gelen bu tür kitapların basılmasına ve topluma ulaşmasına geçit vermesi elbette beklenemezdi!
Bu konu Büyük Türk milletine ve özellikle de konunun ilgililerine emanettir.


Bu yazı 92 kez okundu.

Feyzullah Budak
SON EKLENENLER