• Çarşamba, Haziran 28, 2017

Babamsız bir yılbaşından, oğlumsuz bir yıl başına Menderes babamı, AKP oğlumu hapsetti!

sevimabla
Sevim Tural
Ocak09/ 2017

Oğlum Gökçe Fırat olmadan yeni yıla girerken, babasız girdiğim bir yeni yılı hatırlıyorum. Aslında oğlumsuz bugünü nasıl menekseler2unutmayacaksam, babamsız o yılbaşını da hiç unutmadım.
1955 yılı 6-7 Eylül olayları, 1956 yılına giriyoruz. 8 yaşında bir çocuktum. Mütevazi soframızda her şey var ama babam yok. O hapiste.
Evimiz kalabalık. Gece geç saatte bir komşumuzun bir tabak kuruyemiş ile bize gelişi bir an bana babamın yokluğunu daha çok hissettirirken, sevgi ile gelen o tabak bana o geceden bugüne kadar uzanan bir sevgi yumağı oldu. Bazen bir kuruyemiş dükkanının önünde durur bakarım, o günkü komşuluk ilişkilerimizi, o yılbaşı gecesini, babamızın yokluğunda bize gösterdikleri ilgiyi, sevgiyi çok derinden hissederim.
İlerleyen yıllarda babamın suçu neydi acaba diye öğrenmeye çalışırken, babamın isyanlarına tanık olurdum.
Menderes dönemiydi. Babam “Bu insanlar bu memleketi mahvedecekler, yiyip bitirecekler” diyordu.
Bugünlere benziyordu aslında. Bir çok insanın haksız menfaat sağladığı, iktidara yakın kimselerin zenginleştiği ve kimilerinin de sustuğu günlerdi. “Emeksiz kazanç haram” diyordu babam. “Bu memleket bizim” en çok duyduğum sözüydü. “Bu çarpık düzen değişmeliydi, değişmesi için mücadele edilmeliydi. Çocuklara iyi ahlak, erdem öğretilmeli, mirasımız bu olmalı, cumhuriyetimiz, bütün değerlerimiz, kültürümüz geleceğe aktarılmalıydı” böyle söylerdi babam.
Cumhuriyet Bayramlarını kutlamak için bayraklarımızı alıp tören alanlarına hep birlikte giderdik.
Babam her Cumhuriyet Bayramında o coşkuyu bize hissettirmek için elinden geleni yapardı. Kahramanlık şiirleri, bayram şiirleri ezberletir, misafirler gelince okutur, biz okudukça o gururlanırdı.
Dini bayramlara da çok önem verirdi. Din ticareti saydığı için para karşılığı Kuran okutmazdı. “Bana para karşılığı Kuran okutmayın, kendiniz okuyun” derdi. Komşularımıza bize de okunacak duaları öğretirdi. Komşularımızın küçük büyük her sıkıntısında her zaman ilk koşan olurdu.
Babamın suçlarıydı bunlar.
Daha önce 40’lı yıllarda solcu, komünist diyerek hapse atmışlardı. 4.5 yıl yatmıştı Nâzım Hikmet ve diğer “suçlularla” birlikte.
1955’te tutuklanmasının en önemli gerekçelerinden bir tanesi de buydu. 4.5 yıl yattığı hapis! Menderes iktidarı 6-7 Eylül olaylarının suçlularını hemen bulmuştu; solcular!
Babamın bize mirası onun bu onurlu yaşamı, asla boyun eğmeyen tavırları ve çileleri oldu.
Babamın mirasını oğlum Gökçe Fırat aldı ve çok daha ilerilere taşıdı. Bizim o dönem çocuk yaşta göremediğimiz Türkiye gerçeğini, ihanetleri gördü.
Araştırdı, yıllarını bu çalışmalara verdi. 20 yılı aşkın çalışmalarında Türk milletine hep gerçeği göstermeye çalıştı. Cumhuriyet’e ihanet edenleri ifşa etti.
TÜRKSOLU gazetesini ve İleri Dergisi’ni çıkartarak, Atatürkçü fikirlerin yaygınlaşması için çaba harcadı. Bu doğrultuda onlarca kitap yazdı.
TÜRKSOLU Atatürkçü aydınların yetiştiği bir okul oldu.
Türkiye’nin Atatürkçü bir Türkiye olması için verdiği mücadele suç oldu!
Atatürk ve Cumhuriyet düşmanları O’nu suçlu buldu!
Menderes iktidarı babamı hapse atmıştı AKP iktidarı oğlumu hapse attı!
120 gündür Silivri cezaevinde.
Biz dışarıda çeşitli endişeler yaşarken o bize içeriden moral desteği veriyor.
Gerçek insan olmak, insan kalmak, lider olmak başka!
Şimdi cuma görüş günleri, 2 ayda bir olan açık görüş günleri ve avukat görüş günleri en değerli en mutlu olduğum günlerim oldu. O’nunla görüşmek, açık görüş olduğunda dokunabilmek, O’ndan haber almak…
Cezaevine gittiğimizde de çok şey öğreniyoruz. Çocuklarını görmeye güçlükle gelebilen yaşlılar, babalarını görmeye gelen çocuklar, görüş yerinde camın öbür tarafına geçmeye çalışan çocukların çığlığı, “anne camı kır, babama gideyim” deyişi.
Kendi çocukluğumu hatırlıyorum. Yine hukuksuzluğun mağduru çocuklar.
Umarım ilerde bu çocuklarımız daha güzel günlerde yaşarlar, cumhuriyetçi, haksızlığa, hukuksuzluğa karşı mücadele eden birer aydın olurlar. Oğlum Gökçe Fırat o zaman huzurlu ve mutlu olacaktır. O’nun ve arkadaşlarının verdiği mücadelenin vardığı Türkiye’de acıları unutabiliriz.
Bu yılbaşı gecesi yine mütevazi bir soframız, kızlarım torunlarım yanımda. Ama içim 60 yıl öncesinde olduğu gibi biraz buruk. O zaman hapiste olduğu için babamsız girdiğim yeni yıla 60 yıl sonra hapiste olduğu için oğlum olmadan giriyorum.
Hüzünlüyüm ama geleceğe umutla bakıyorum.
Çünkü, yanımda oğlum yok belki ama Atatürkçü Türkiye için mücadele eden dava arkadaşları var. Gazeteyi beraber çıkardığı, oğlum ve kızlarım kadar sevdiğim, değer verdiğim TÜRKSOLU’ndan çocuklarım var.
Kimisi bizzat gelerek, gelemeyenler telefonla arayarak aynı temennide bulundu, Gökçe Fırat bir an önce özgürlüğüne kavuşsun!
Yeni yıldan tek beklentim oğlum Gökçe Fırat’a, tutuklu gazetecilere özgürlük. Türkiye’ye özgürlük.


Bu yazı 324 kez okundu.

Sevim Tural
SON EKLENENLER