• Salı, Aralık 12, 2017

Anneler, başınız dik olsun, 
içeride de mücadele devam ediyor!

sevimabla
Sevim Tural
Mayıs15/ 2017

Çocuğumuzu kucağımıza almadan çok önce başlar anneliğimiz. Onun varlığını hissettiğimiz ve öğrendiğimizde ilk kez anneliğimizin farkına varır gerçek annelik heyecanını yaşarız.
İlk onunla paylaşırız bu heyecanı, daha sonra, daha çok şey paylaşırız çocuğumuzla. O, daha doğmadan sevinçlerimize, üzüntülerimize, sırlarımıza ortak olur. Herkesten önce o öğrenir anne olarak yaşadığımız bir çok şeyi. O bize ilk başlarda bedensel sıkıntılar verebilir ama bize verdiği öyle bir güç vardır ki, kendimizi çok değerli hissederiz, kendimizi önemseriz.
Dünyaya bambaşka bir pencereden bakarız. İnsanlara, yaşama farklı bir gözle bakarız. Yaşadığımız o dokuz ay çok değerlidir. Artık bambaşka bir dünyamız olmuştur. Kız veya erkek olması hiç önemli değildir, önemli olan çocuğumuzun sağlıklı olmasıdır.
Hayallerimiz çocuğumuzla süslenir, en iyi, en güvenilir insanı yetiştirmektir tek idealimiz.Kucağımıza ilk aldığımız o ilk günkü buluşma hayatımızın en güzel, en unutulmaz anıdır. Dünyaya yeni bir yaşam getirmenin verdiği heyecanı tarif etmek güçtür, ancak anne olanların anlayabileceği bir duygudur bu.
Kucağında çocuğunu emziren bir anne fotoğrafı herkes görmüştür. Dünyanın en saygın tablosudur. Annelik gerçekten kutsaldır. Aslında anne çocuğu çocuk anneyi var eder dokuz aylık süreçte. Bu süreç dokuz ayda biten bir süreç değildir, ömür boyu sürüp gidecek bir süreçtir.
Çocuğumuzun sevinçlerini, hüzünlerini en derin biz anneler yaşarız, onun hissettiklerinden daha fazlasını hissederek yaşarız hem de. Okuldayken bir öğretmenin, hastalandığında bir doktorun, şimdi benim ve benim gibi annelerin yaşadığı gibi bazen bir savcının, bazen bir hakimin ağzından çıkan bir kelime ya kanatlandırır uçurur bizi ya da kanadımızın kırıldığı sanırız bir an!
Yıl 8 Mart 1974 güzel bir sabahtı. Ben yeniden anneydim. Üçüncü çocuğumu hastaneden alıp eve getirdiğimde evde bizi heyecanla bekleyen iki küçük kızım vardı. Üç küçük çocuk, bir anne için çok zor gibi görünse de benim için mutluluğun resmi buydu. Her zaman da öyle oldu. İyi günde kötü günde hep birlikte olduk. Acıyı tatlıyı paylaştık. Şimdilerde anne olan iki kızımla birlikte cezaevine gidip geliyoruz.
Oğlum Gökçe Fırat’ın tutukluluğunun dokuzuncu ayındayız. Sonbahar geçti, kış geçti. Bahar geldi ağaçlar yeşerdi, çiçekler açtı. Baharın toprak kokusunu duydukça bütün bunları göremeyen duyamayan oğlumun gözü ile görmeye, duymaya çalışıyorum. Çiçekleri onun yerine kokluyorum, yağmurda onun yerine ıslanıyorum, güneşe onun yerine bakıyorum, kuş cıvıltılarını onun yerine dinliyorum… Oğulları, kızları cezaevinde olan annelerin de aynı şeyleri yaptığını biliyorum. Her zaman olduğu gibi bu günlerde de kızlarım yanımdalar en büyük desteğim oldular.
Bizler dışarıda böyle yaşarken cezaevinde oğlum Gökçe Fırat bayramlar, doğum günleri, özel günler ve şimdi anneler günü geçerken cezaevinden verdiği güzel, anlamlı mesajlarla hep aramızda oluyor. Özgür olduğu günlerde bizleri nasıl mutlu ediyorsa, içeriden de mutlu etmesini biliyor.
Gökçe Fırat inandığı dava için bağımsız Türkiye için, insanların özgürlüğü için, bizler için, hepimizin geleceği için içeride de mücadelesini sürdürüyor. Onunla gurur duyuyorum.
Benim durumunda olan, iktidara muhalif oldukları için oğulları kızları cezaevinde bulunan annelerle karşılaştığımda, onların da aynı şeyleri hissettiği görüyorum. Hiçbir annenin başı önünde değil, herkes gururlu çünkü biz biliyoruz ki oğullarımız kızlarımız hakkın, hukukun, adaletin yanında olduğu için, zalime boyun eğmedikleri için cezaevindeler. Biliyoruz ki çocuklarımız utanılacak şeyler yapmadılar, doğrunun peşini bırakmadılar.
İşte bunun için başım dimdik bir anneyim. Bütün anneler her şeye rağmen başımız dik olsun ancak böyle anneler günümüz kutlu olur.
Tutuklu bir gazeteci annesi olarak oğlumla gurur duyuyorum benim durumunda olan annelere sesleniyorum; çocuklarınızla gurur duyun, içeride de mücadele devam ediyor!


Bu yazı 82 kez okundu.

Sevim Tural
SON EKLENENLER