• Pazartesi, Temmuz 24, 2017

Benden Sonra Demokrasi: Kazak tipi Başkanlığın sonu

onure
Genç Türk
Mart13/ 2017

Ülkemiz uzun süredir siyasal sistem değişikliği tartışmaları içinden geçerken soydaşlarımızın ülkesi Kazakistan’da da benzer bir süreçte sona gelindi.
Kazakistan’da girişim bizde olanın tam tersi yönünde. Biz parlamenter sistemden Başkanlık sistemine geçelim mi diye bir halkoylamasına giderken, Kazakistan 25 yıldır uygulamakta oldukları başkanlık sisteminden parlamenter sisteme doğru bir değişim istiyor.
Biraz Kazakistan’ın geriye doğru 25 yıllık serüvenine ve sistemin şu ana kadar görev yapmış tek başkanı olan Nursultan Nazarbayev’e bakalım.
Nazarbayev Sovyetler döneminde Kazakistan Komünist Partisi’nin gençlik örgütünden gelme bir isim. Komünist Parti içinde pek çok görevden sonra 1984 yılında Sovyet Kazakistan’ın Başbakanlık makamına geldi. 1989 yılında ise Kazak Komünist Parti Genel Sekreterliği’ne yani Kazakistan’ın en tepesine geçti.
SSCB’nin son döneminde Gorbaçov tarafından yardımcılığına, koca imparatorluğun ikinci numaralı makamına getirilmesi teklif edildiyse de Nazarbayev reddetti. Görüldüğü üzere Sovyet sisteminde en tepelerde görevler alan Nazarbayev tek adamlı sistemi iyi biliyor. Hatta Sovyet döneminden beri koltuğu kaptırmayan devlet başkanlarının halen görevde bulunan tek örneği kalmış durumda.
Sovyetler’in dağılmasından sonra da artık Başkanlık sistemiyle yönetilecek olan Kazakistan’ın bir numaralı koltuğunu bırakmadı. Bağımsızlık sonrası ilk olarak 1991 yılında gerçekleşen devlet başkanlığı seçimine tek aday olarak girdi. O zamandan beri de tüm seçimleri inanılmaz oy oranları alarak kazanmaya devam etti.
2007 yılında aynı kişinin üst üste devlet başkanlığına aday olmasını kısıtlayan maddeyi “yalnızca mevcut görevde bulunan devlet başkanının üst üste sınırsız aday olmasına” izin veren bir değişiklikle genişleterek “kişiye özel yasa” haline getirecek kadar özgün uygulamaları da oldu.
Muhaliflerine baskı yaptığı, seçimlere hile karıştırdığı, ülkenin doğalgaz kaynaklarıyla ilgili yolsuzluk iddiaları ve İsviçre’de gizli banka hesapları olduğu yönünde sürekli olarak iddialar ortada dolaşır.
2002 yılında İsviçre’deki banka hesaplarını gündeme getiren ülkenin ciddi muhalif gazetelerinden Respublika’nın (Cumhuriyet) binası kundaklandı, yazarları ölüm tehditleri aldı.
2011 sonunda ülke çapındaki en büyük protesto gösterileri özellikle Almatı’da geniş yankı buldu. Bu gösteriler polisin sert müdahalesi sonucu 15 kişinin ölümü ve yüze yakın kişinin yaralanmasıyla son buldu. İnsan hakları dernekleri tarafından, gözaltına alınan yüzlerce kişinin de işkence ve kötü muameleye maruz kaldığı iddia edildi ancak bunların üzeri kapatıldı.
Nazarbayev’in çok da demokrasi şampiyonu diye tanımlayamayacağımız bir mazisi var. Kazak tipi Başkanlık sistemi sayesinde ülkeyi adeta iki dudağının arasından yönetebiliyor.
İşte bu Nazarbayev 25 Ocak günü çıktı ve “daha etkili, istikrarlı ve modern bir devlet yönetimi kurmak için belirli başkanlık görevlerimi devretme niyetindeyim” açıklamasını yaptı. Mevcut Anayasa’da tüm bakanları istediği gibi görevine atamak ya da almak gibi üstün yetkileri olan Nazarbayev bundan sonra meclis seçimlerini kazanan partinin hükümeti oluşturmak konusunda belirleyici rol oynayacağı müjdesini de verdi.
Anayasa değişikliği devlet başkanının maliye, ekonomi, devlet mülkiyeti ve idari alanlarda 23, diğer kanunlar kapsamında da 35 yetkisinin parlamentoya verilmesini öngörüyor. Devlet başkanı bundan sonra, anayasanın korunması, savunma ve güvenlik, dış ve iç siyaset gibi konulardan sorumlu olacak. Değişiklikler arasında dikkat çeken hususlardan biri de bugüne kadar devlet başkanı olmak için aranmayan yüksek öğrenim diploması şartı oldu.
Nazarbayev tarafından sunulan taslak oturuma katılan 105 milletvekilinden 104’ünün ‘evet’ oyuyla parlamentodan geçti. Yasa, Nazarbayev’in onaylamasının ardından yürürlüğe girecek.
Nazarbayev’in mevcut sistemi istememesi için normal şartlarda pek bir neden yok gibi görünüyor. Mevcut Anayasa’da olan yetkileriyle parlamentoyu feshedebiliyor, parlamentoyu Meclis ile birlikte oluşturan 15 üyeli Senato’ya doğrudan üye atayabiliyor. Yerel mahalli yöneticileri ve kamu şirketlerinin yöneticilerini istediği gibi belirleyebiliyor.
Peki Nazarbayev bu değişikliği niye istedi?
Farklı farklı pek çok fikir öne sürülse de -bunlar arasında değişikliklerin dekor olduğu gerçek bir parlamenterizm kurulmayacağını iddia edenler de dahil- hepsinin buluştuğu nokta Nazarbayev sonrasında sistemin işlemez bir hale gelmemesi için düşündüğü tek önlem bir şekilde güçleri paylaştırmak ya da dengelemek.
Kazakistan diğer Türk Cumhuriyetleri’nden ve diğer bölge ülkelerinden farklı olarak büyük bir atılım yaşadı. Hem Batı’yla hem Doğu’yla ekonomik anlamda da diplomatik anlamda da güçlü ilişkiler kurdu.
Nazarbayev, Nazarbayev’siz bir Kazakistan’da gene kendisi gibi “süper” bir tek adamın çıkmayacağını düşünüyor ve tüm emeklerin heba olmasını istemiyor.
Serbest Pazar ekonomisine geçmiş, hem ABD hem Çin ile ileri derecede işler yapan, Avrasya Bloğu’nda “serbest ticaret bölgesi” kurma çabasında bulunan, Suriye meselesini çözümlemek için başkentinde Türkiye ve Suriye’nin vasilerini masaya oturtan Kazakistan tüm bunlar için “tek adam” rejiminin değil, kuvvetler ayrımının daha uygun olacağını biliyor.
Tüm otoriter liderlere de sorsanız sonuçta kendi diktası dışında en iyi yönetim biçimin demokrasi olacağını reddetmez.
Benden sonra tufan diyerek diktatörlük talebine evet diyenlerin, tek adam rejimini bir ömür uygulamış Nazarbayev’in benden sonra demokrasi diyen bu dönüşümünden ibret almaları gerekir.
Onur Erkan


Bu yazı 69 kez okundu.

Genç Türk
SON EKLENENLER