• Cuma, Ağustos 18, 2017

Beton İstanbul’un sefaleti

tugrul-sel
Tuğrul Çelik
Ağustos01/ 2017

“Günde 100 bin araç, dışarıdaki hava şartlarından etkilenmeden rahat bir şekilde burayı kullanacaktır. Artık fırtına çıktı, vapur seferleri iptal oldu, sis çöktü, köprüde trafik durdu gibi haberleri geride bırakıyoruz. Bir taraftan Marmaray, bir taraftan Avrasya Tüneli… Avrasya Tüneli sayesinde İstanbul’un iki yakası arasında dışarıdaki iklim şartlarından etkilenmeden kesintisiz araç ulaşımı mümkün hale geldi.” demişti.
Ama olmadı…
Geçtiğimiz hafta İstanbul’u teslim alan yağış, AKP Genel Başkanı’nın “geride bırakacağız” dediği haberleri yeniden yaşattı.
Fırtına çıktı, vapurlar iptal oldu, sis çöktü, trafik durdu ve Avrasya Tüneli’ni de su bastı…
İstanbul’da yaşamı birkaç saatte kaosa çeviren doğa olayının elbette bir nedeni vardı “o tip”e göre…
Açık giyinen kadınlar, içki içenler, laik dünya görüşüne sahip insanlar…
Listeyi uzatmak mümkün…
“O tip”in anlayışıyla cevap verecek olursak, ya bunun nedeni yurtlarda diri diri yanan, tecavüze uğrayan çocuklar ise?
“O tip”i susturmak kolay, lakin esas mesele çöplendiği bataklığı tespit etmek.
Ki o bataklık zihniyet neredeyse çeyrek asırdır İstanbul’u yönetiyor…
Yönetiyor dediysek, yol yapıyor, köprü yapıyor, bina dikiyorlar…
Beton döküyorlar.
Önce“Şefaat ya Resulallah”tan, “İnşaat ya Resulallah”a; mücahitten müteahhite döndüler.
Sonra su akan dere yoluna beton döktüler.
Ve toprağı betonla örttüler.
Ne oldu peki?
Yağmur yağdı, akacak dere yolu bulamadı.
Yoldan aktı.
Yağmuru emecek toprak kalmadı, yine yoldan aktı.
Sonrası bilindik yüzsüzlük…
Yağmur suyunun faydaları mı dersiniz yoksa Abdülhamid’in Almanya’ya sel felaketi için yaptığı yardım mı?
“Vatandaş yağışın keyfini çıkardı” haberlerini mi, “dünyanın her yerinde oluyor” teranesini mi?
Televizyonda bu var.
İlla ecdadı da sokacaklar ya araya.
Fatih de gemileri karadan yürütmüştü değil mi?
Al işte, insanlar da otobüs durağında vapur bekliyor…
Sel görüntülerini izliyorum, yollardan yüzerek ya da şişme botlarla geçiyor insanlar. Yanında su altında kalmış bir minibüs… Otobüsle şehir hatları vapuru aynı zeminde…
Başardılar gerçekten, ecdadın izindeler (!)
Eğer mimari kitaplarını biraz karıştırsalardı, ecdadın yol değil, han, kervansaray, imarethane, çeşme yaptığını görürlerdi.
Garibe kol kanat geren, yoksulu doyuran, susuza bir tas su uzatan, vatandaşını koruyup kollayandı ecdad.
Bıraksınlar 100 yıl önce Almanya’ya yapılan yardımla övünmeyi!
Vatandaşın evini su basmış, yolda yüzüyor, çöken duvarın altında kalıyor…
Önce ona yardım etsinler!
Ecdad, yaptığı binada en güzel işçilikle kuş yuvasını bile unutmamıştı. Şimdi kuşlar yuva yapacak yer bulamıyor…
Ha, bunlar kimi örnek alıyor derseniz; Romalıları. Onlar da gittikleri yere yol yaparmış.
Sağa sola “Bizans dölü” diye çemkirenlerin, kültür ve mayadaki zürriyeti neredenmiş, bu kez yağmur vesile oldu, öğrenmiş olduk.
Yağmur her zaman yağıyor, doğru. İklimin durumuna göre her yere de yağıyor…
Ama buradaki gibi betona yağmıyor. Sürekli aynı pespaye savunmalar yapılmıyor hiçbir yerde… Doğaya böylesine dangalakça meydan okunmuyor.
“Aziz İstanbul”da sular derelerden akarmış…
Şimdi Beton İstanbul’da ise yollardan akıyor…
Çünkü onlar “yol yaptı”!


Bu yazı 444 kez okundu.

Tuğrul Çelik
SON EKLENENLER