• Perşembe, Kasım 23, 2017

Boş çuval dik durmaz!..

unal-yaltirik
Ünal Yaltırık
Eylül11/ 2017

Türk düşmanı Gabriel!..
AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın son zamanlarda en gıcık olduğu kişi sanırım Alman Dışişleri Bakanı Gabriel’dir.
“Eyyy Gabriel” diye kükrüyor başka bir şey demiyor.
Merak ettik; kimdir bu Gabriel, hakikaten Türk düşmanı mı diye usanmadık araştırdık…
Neticede bu kefere Gabriel’in, Bırakınız “Türk düşmanı” olmasını aksine “İyi bir Türk dostu” olduğunu öğrendik…
17 Ağustos 1999 depremi sırasında Avrupalı İşadamları Birliği Başkanı olarak Aşağı Saksonya Türkiye Yardım Komitesi Başkanlığı’na seçilen ve Almanya’da yaşayan bir Türk doktor Sayın Ahmet Güler’den öğreniyoruz bunu…
Gabriel o sırada Aşağı Saksonya Başbakanı.. İşi gücü bırakmış Türkiye’deki felaketzedeler için büyük bağışlar toplamaya adamış kendini…
Bu konuda kaleme aldığı bir yazısında özetle şöyle diyor Dr. Ahmet Güler:
“Almanya Dışişleri Bakanı Gabriel’i bir de benden dinleyin..
Sene 1999.
17 Ağustos depremi Türkiye’nin üzerine bir kabus gibi çökmüş, binlece insan hayatını kaybetmiş ama daha önemlisi binlerce insan yaralı ve tıbbi malzemeye, yardıma ihtiyaç var.
Depremin meydana geldiği bölgedeki hastaneler çökmüş, yaralıları tedavi etme imkânları yok. Hastanelerinin içinde kalan cihazlar enkaz altında kalmış, binlerce yaralı acil yardım bekliyor. Biz Avrupa’da yaşayan Türkler de çok büyük bir üzüntü içindeyiz ve nasıl yardım edeceğiz diye çırpınıyoruz.
Tüm Almanya’dan tıbbi malzeme ve kurtarma araç gereçleri topluyoruz ve Öger Tur’un sahibi Vural Öger bu malzemeleri kendi uçaklarında bedelsiz olarak Almanya’nın her yerinden Türkiye’ye taşıyor.
O sırada Almanya’nın Hannover kentindeki büroma Aşağı Saksonya Başbakanı Siegmar Gabriel’den bir telefon geliyor.
Gabriel Türkiye’deki depremden dolayı inanılmaz bir üzüntü duyduğunu ve hükümet olarak bu konuda bir şeyler yapmak istediğini söylüyor, neye ihtiyacınız var diye soruyor.
Evet neye ihtiyacımız var? Hastanemiz yok, tüm hastaneler yıkıldı diyorum, acil bir seyyar hastaneye ihtiyacımız var Sayın Gabriel.
‘Ne kadar bir seyyar hastahanenin fiyatı’ diye soruyor Gabriel…
İki milyon Mark, ama bize bir milyon bağış yapacaklar diyorum.
Aradan iki gün geçiyor başbakanlıktan çağırıyorlar gidiyorum. Gabriel bizleri kapıda karşılıyor ve Aşağı Saksonya Hükümeti’nin 250.000 Mark’lık bağış çekini elimize veriyor.
Sonra da, telefona sarılıyor Gabriel, Volkswagen araba fabrikalarının en büyük patronunu arıyor. Bu hastane için hemen bağış vereceksiniz diyor.
Ertesi gün Volkswagen’den 250.000 marklık bir bağış çeki bakanlığın hesabına geliyor.
Daha sonra da Sayın Gabriel, basın üzerinden tüm Alman halkına çağrıda bulunuyor, Türkiye’ye yardım edin diye…
Bakanlık nezdinde açılan deprem yardım hesabına bağış yağmaya başlıyor, gerekli olan parayı topluyoruz ve seyyar hastaneyi satın alıyoruz, hastane Başbakanlığın önünden Başbakan Siegmar Gabriel ve tüm kabine üyelerinin uğurlamasıyla Türkiye’deki depremzedelere doğru törenle yola çıkıyor.
Ve o uğurlama töreninde bizler Aşağı Saksonya Başbakanı Gabriel’in gözlerini dolu dolu ağlamamak için kendini zor tuttuğunu görüyoruz…
İşte bizim tanıdığımız Gabriel böyle bir insan. Tanımayanlara anlatalım dedik…”
Eyyy Gabriel, kimsin sen be…Neyin nesisin?
Bylock kullanan AKP’liler
FETÖ davalarının çoğunda kişiler Bylock kullandıkları için tutuklular.
Bu Bylock neyin nesidir bir türlü anlamış değilim. Kime verilmiş, nasıl verilmiş, neden verilmiş, kim vermiş benim için muamma…
Nedendir bilinmez bu sistem neyin nesi ise en çok da AKP’liler tarafından kullanılmış, en çok onlara tahsis edilmiş.
Elimde bir liste var.
Bylock kullanan AKP’lilerin tam listesi başlığı altında tam 60 AKP’linin ismi var.
Kimler yok ki;
Şimdilik şöylesine sıralayalım. Zamanı gelince isimlerini de yazarız.
Bunların 31’i eski ve yeni bakan olanlar… Yani yarısı bakanlık yapmış kişiler.9’u halen bakan… 15’i AKP kurucusu… Esasında bu liste intrnette de dolaşıp duruyor…Ne var ki bunlar hakkında hiç bir işlem yapılamıyor. Nedeni, niçini bizce bilinmiyor. Bildiğimiz tek şey darbenin sivil ayağının tesbiti hususunda en ufak bir gayret göste-rilmemesi.
Bylock kullandı diye cezaevlerinde inim inim inletilen bu kadar FETÖ’cü varken bu AKP’lilerin ellerini kollarını sallayarak dolaşmalarının nedenini bilen varsa lütfen açıklasın..
Başbakan yardımcısı Nurettin Canikli; “Devlette hâlâ çok FETÖ’cü var” diye beyanda bulunmuş da!..
Gökçe Fırat Çulhaoğlu
 dostumuz
Türk Solu’nun kurucusu ve yaratıcısı sevgili Gökçe Fırat dostumuz da 1 yıldır tutuklu olarak Silivri’de… FETÖ’cü (!) olarak içeri alındıktan sonra ilk mahkemede tahliye edildi ancak tahliye karar uygulanmadı. Sonra Anayasal düzeni değişterme gibi uydurma bir suçlamayla yeniden gözaltına alındı ve tutuklandı. 1 yıldır içeride tutuluyor.
Adeta, sen misin “Mustafa Kemal’in askerleriyiz” sloganının yaratıcısı, sen misin Erdoğan’ın üniversite diplomasının olmadığını ve Yüksek Seçim Kurulu’na sunulan diplomasının sahte oluşunu ileri süren ve ispata kalkışan… Otur şimdi Silivri’de kendine gel demek isteniyor.
Cumhurbaşkanına hakaretten de yargılanıyor… Kaç celsedir tutukluluk devam ediyor. Bizler ona “Zamanımızın Namık Kemal’i” diyoruz. Elbet bir gün hürriyetine kavuşacaktır. İşte o zaman başta Bylockçu AKP’liler kaçacak delik arayacaklardır.
Bekleyin, görün…
Şarjörler…
İster inanın, ister inanmayın.Ben internette Serdaroğlu’nun bir yazısında okudum.
Şöyle yazmış Serdaroğlu:
“Kendisi öylesine büyük bir korku içinde ki, öylesine büyük suçlar işledi ki, Emniyet Müdürlüğü’ne bir tören için gittiğinde bile, tüm polislerin ya tabancaları toplanıyor ya da şarjörleri çıkartılıyor…”
Eğer doğru ise çok hazin…
“İstihbaratın başının neden devletin başına bağlandığnın” sebebi şimdi daha iyi anlaşılıyor…
Sonu diğer tek adamlar gibi olmaz inşallah!..
Şaban Dişli çok mu dişli?
Değerli büyüğümüz AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan darbenin önemli isimlerinden General Dişli’nin öz be öz kardeşi Sakarya Milletvekili Şaban Dişli’yi Saraya Başdanışman olarak atamış!..
Cezaların şahsiliği prensibine göre mesele yok ama, “acaba başka adam bulamamış mı” sorusu akla geliyor.
Şaban Dişli’nin Bylock’çu olduğu ileri sürülüyor.
Bu konu acaba neden araştırılmadan alelacele böyle bir atamaya gerek duyuldu?
İleride Bylock olayında hazretin ismi ortaya çıktığında sayın büyüğümüz saçını başını yolarsa kabahat kimde olacaktır, hiç düşünüldü mü?
İnsan merak ediyor, Şaban Dişli bu kadar dişli mi, bu kadar güçlü bir yapıya mı sahip? Ve neden?
Sıyrılıyor, kurtuluyor ve önemli yerlere atanabiliyor.
Derinden derine “Eyyy gazeteci efendi sen kimsin be, sen kim oluyorsun yahu?” diye bir ses duyar gibi oluyorum…
“Boş çuval dik durmaz” derler ama duruyormuş demek!..


Bu yazı 44 kez okundu.

Ünal Yaltırık
SON EKLENENLER