• Salı, Aralık 12, 2017

Bu dava, 
modern Galileo davasıdır

galileodavasi
Gökçe Fırat
Nisan07/ 2017

Bundan tam 384 yıl önce, başka bir mahkemeye gitmek istiyorum: Galileo’nun Engizisyon yargılamasına.
Galileo’nun “Dünya dönüyor” dediği için Kilise mahkemesi tarafından yargılanması en bilindik tarihi olaylardandır. Bizim davamızı da açıklamaya yardımcı olacağı için kısa bir izahat vermeye çalışacağım.
İnsanlar, gökcisimlerini, güneşi, ayı, dünyayı ve diğer gezegenleri ilkçağlardan itibaren hep gözlemlemişlerdir. Dünyanın yuvarlak olduğu İslam âlimleri tarafından kabul edilse de Hıristiyanlar bunu kabul etmezdi. Onlara göre dünya tepsi biçimindeydi, dönmezdi ve güneş dünyanın etrafında dönerdi.
Galileo ise gerçekten inançlı bir Hıristiyandı. Dine karşı gelmek gibi bir şeyi ise hiç aklından geçirmemişti. O kendi haline gözlem yapıyordu ve aklında iki kişi vardı: Aristo ve Copernicus. Onların gökyüzü sitemini eleştiriyor, dünyanın güneş etrafında döndüğünü gözlemlerle kanıtlamaya çalışıyordu.
1613-14 yılında bir kitap hazırladı, kitap Aristo’yu eleştiriyordu. Kitap Vatikan’a ulaştırıldı, Papa’nın danışmanları kitabı inceledi, kitaptaki fikirlerin İncil’e aykırı olduğunu rapor etti.
Bunun üzerine 1634 yılında Galileo Engizisyon Mahkemesi’nde yargılandı. Eğer fikirlerini inkâr ederse serbest kalacak, aksi halde yakılacaktı. O, fikirlerini inkâr etti. Yine de mahkemeden çıkarken “ama dönüyor” dediği kaydedilir.
Buradaki dava da bir anlamda Galile-Aristo davasıdır, skolastik düşünce ile bilimsel düşünce arasında bir davadır.
Ben örneklerimi siyasetten vereceğim. Siyaset’i Güneş olarak düşünelim, gezegenleri ise siyasi partiler. Tüm siyasal partiler, siyasal gelişmelere göre hareket ederler, yani hepsi güneşin etrafında döner. Ama her birinin kendi ideolojisi, olduğu için bir anlamda hepsinin kendi yörüngesi vardır.
9 gezegeni iktidardaki partiden muhalefete doğru benzeştirerek sıralarsak şöyle bir tablo çıkar ortaya:
Merkür: AKP
Venüs: PKK
Dünya: FETÖ
Mars: Saadet
Jüpiter: BBP
Satürn: MHP
Uranüs: CHP
Neptün: HEPAR
Pluton: Türk Solu
Tüm bu gezegenler, güneşin etrafında dönerler, birbirlerinin etrafında değil. Dünyadan bakan bir gözlemci “dünya merkezli” bir bakış açısıyla tüm gezegenlerin kendi etrafında döndüğünü düşünebilir, oysa bu bir göz yanılmasının ötesinde, bir mantık hatasıdır ki buna bir “Aristo’nun düz mantığı” diyoruz.
Siyasal partiler, kendi yörüngelerinde yani ideolojilerinde siyaset yaparlar. Bunlar ideolojilerine göre birbirine daha yakın ve uzak olabilir. Yakınlık ve uzaklık önemlidir çünkü gezegenler arasında bir çekim kuvveti de vardır. Gel/Git dediğimiz bu olay, mesafe yaklaştıkça artar, mesafe uzaklaştıkça azalır.
Mesela benim tabloma göre AKP ile hem PKK hem de FETÖ arasında gel-git kuvvetlidir. Ama Türk Solu ile son derece azdır. Türk Solu’nunsa CHP ve HEPAR’la gel-giti çoktur.
Güneş sisteminde, bazen yörüngeler peş peşe sıralanabilir. Mesela 9 gezegenin aynı açıda sıralanması 500 yılda bir olur, fakat 2’li 3’lü sıralamalar 16 ile 50 yılda bir olur.
Bunlara bilimde tesadüf deriz. Yani gezegenler bir hizaya gelmek için çaba harcamazlar, hukuk dili ile söylersek örgüt kuramazlar!
Benzer biçimde siyasal partiler de bazı politikalarda yörüngeleri aynı açıya gelir. Mesela tecavüze karşı 9 parti de karşı konumdadır. Laikliğe gelince bu 9 partinin aynı açıya gelmesi imkânsızdır.
17 Aralık’ta bu 9 partiden 8’i aynı açıda buluştu çünkü yolsuzluk siyasetçinin kabul edeceği bir şey değildir.
Aynı şekilde basın özgürlüğü, hukuk devleti gibi meselelerde birbirinden ideolojik olarak çok uzak partiler aynı açıda hareket edebilir.
Bu durum
hayatın doğal akışına da
gezegenlerin hizalanmasına da
güneş sistemine de
akla da, mantığa da, vicdana da uygundur.
Peki neye uymaz?
Aristo mantığına uymaz, bağnazlığa uymaz, skolâstik düşünceye uymaz, totaliter anlayışa uymaz, faşizme uymaz.
Farkındaysanız burada görülen dava bir Aristo mantığı davası’dır. Bu mantık bu çağda kabul edilemez. Ama hukukta hiçbir şekilde kabul edilemez.
Hukuk mantık oyunu değildir, kanıtlarla adalet tesis etmek demektir!
Ben sizlere Fethullahçılarla uyuşmadığım onlara karşı çıktığım yüzlerce olgu sundum. İddia makamı ise basit bir mantık yürütüyor, biz iktidara karşı mücadele ettiğimiz için bizi de Fethullahçılarla aynı safta göstermeye çalışıyor.
Bu durum bu mahkemeyi bir Engizisyon’a çevirme teşebbüsüdür.
Ben bu mahkemenin bir Engizisyon’a dönüşebileceğini zaten asla düşünmüyorum.
İlk önce, Türk mahkemelerinin ve heyetinizin böyle bir şeye alet olmayacağı açıktır.
İkinci olaraksa, ben Galileo değilim, diz çöküp, işlemediğim bir suçu kabul edecek ve af dileyecek değilim


Bu yazı 330 kez okundu.

Gökçe Fırat

Ulusal Parti Genel Başkanı ve Türk Solu Gazetesi Başyazarı.

SON EKLENENLER