• Pazartesi, Aralık 11, 2017

CHP Genel Başkan Yardımcısı Erdal Aksünger’le söyleşi: AKP iç siyasette, anti Amerikancılık algısı yaratmaya çalışıyor

aksunger
Serap Yeşiltuna
Kasım03/ 2017

CHP Genel Başkan Yardımcısı Erdal Aksünger’le Türkiye-ABD ilişkileri üzerine konuştuk. Aksünger’le röportajı yayın kurulu üyemiz Serap Yeşiltuna gerçekleştirdi.erdal-aksunger1
TÜRK SOLU: ABD’deki gelişmeleri yakından takip ediyorsunuz. Özellikle ABD-Türkiye ilişkileri ile başlamak istiyorum. Bu vize gerginliği nasıl çıktı? Altında yatan sebepler ne? Bu iş nereye gider?
ERDAL AKSÜNGER: Aslında bu vize gerginliğinin altında yatan sebep sadece ve sadece bir konsolosluk çalışanının, büyükelçilikte çalışan birinin hak, hukuk, adalet üzerinden sorgulanması ya da tutuklanması tarzında tek taraflı bir şey değil. Bu sadece nedenlerden biri.
Türkiye’nin aslında Suriye’de izlediği politika ve yaptığı dış politik salvolar, birbirini tutmayan söylemlerin hepsi ve icraatların hepsi, özellikle ÖSO ile ilgili konudan bazen bu tarafa çark etmesi, İran meseleleri, Rusya yakınlaşmaları, bunların hepsinde de aslında çelişkili konular var. Avrupa ile olan sataşmalar, sonuçta biz transatlantik anlaşması olan -ki onu da askıya alamaya çalışıyor Trump- ama, bir ABD AB uzlaşması var orada çok eskiden beri. Zaten ABD’nin temelini oluşturan Avrupalılar.
Bunun yanı sıra Zarrab Davası var. Ama Zarrab Davası’na ABD’nin kendi içindeki politik sürecine baktığımız zaman siyasi bir davaya, bir şantaj davasına dönme ihtimali her zaman var. Tabii bu bütün konjonktürel hikayelerin hepsinde temel taşlardan biri. ABD’nin elinde tuttuğu bir koz olarak duruyor.
İran yaptırımlarını delmek, kara para aklamak, bankacılık sistemini delmek, kaçakçılık gibi bir sürü şey var işin içinde. Ama şunu da düşünmek lazım Türkiye’dekiler aslında boylarını poslarını tutmayan laflarla iç politikaya alet ettiği için devamlı olarak salvolar yapıyorlar. Yüksek perdeden konuşmalar yapıyorlar, asarız keseriz tarzında. Aslında hiç de öyle bir şey olmadığını tüm süreçlerde gördük.
Geçmişe dönüp baktığımız zaman Arap Baharı’nın başlangıcında Kaddafi’ye destek verenlerin iki gün sonra hemen çark ettiklerini gördük. Arap Baharı’nın yansımasıyla Suriye’de atıp tutanların, işte şu camide namaz kılınacak diyenlerin aslında sonrasında bu lafları yuttuklarını da gördük.
Rusya’ya efelenmenin bedeli olarak resmen sürüm sürüm süründürülen bir süreç yaşandı ve Rusya hâlâ bugün Türkiye’ye geçmiş dönemde olduğu kadar kapıları açmış durumda değil. Ama biz yalvarma noktasına geldik.
Benzer şey Mısır için de geçerli. Attık, tuttuk, Rabia yaptık, sonrasında Mursi meselesinden kaynaklı olarak orada da tam bir U dönüşleri oldu.
İsrail konusu keza aynı şekilde. İran da öyle. Irak’la daha bir sene öncesine kadar mezhepçi yaklaşımla Şiilik Sünnilik üzerinden örneğin “Bu kadar Sünninin yaşadığı yerde Şiiler yönetir mi” diyenler kendileri.
Aynı ikilemler Barzani meselesinde de var. Yani aslında boyundan büyük laflar eden ve dış politikayı yerle bir eden, itibarsızlaştıran bir Türkiye yönetimi var şu anda. Ama bu arada Avrupa’ya ve ABD’ye efelenmenin hikayesinde de “durun bakalım” denen bir durum başladı. Vize meselesi bir şah hamlesi aslında. Buradan Zarrab Davası’nı ne kadar anlatsalar bile o konuda bence tıkanan nokta da şurası. Trump yargıya sözünü geçiremiyor. Zaten yargı da Trump’tan nefret ediyor. Bu nefrete bir de Erdoğan nefreti eklenmiş durumda. Bu konuda basının da alakası bu nefretler üzerinden şekillenmeye başladı. En son New York Times’ın ve Washington Post’un bu konuda yazdıkları da bu davanın kolay kolay siyasallaşıp da iki liderin kendi çıkarları üzerinden süreci şekillendirmesini engellemiş durumda.
Bir de Büyükada’da İnsan Hakları savunucularının tutuklanması var. AKP, “bunların hepsi casus, hain” diye topluma anlatıyordu, dün itibariyle hepsi tahliye oldu. Ama neden? Buradaki temel konu şu: yargının siyasallaşması üzerinden bakıyorum, yargı siyasallaşmış durumda. İktidar dün bir şey dediği zaman bugün yargıda etkisini görüyoruz. İyi ya da kötü. Birileri bırakılıyorsa iktidardan birileri söylüyor, birileri tutuklanıyorsa yine iktidardan birileri söylüyor. Yani böyle bir sistem var.
Şu “şah” hamlesi meselesi; bizim Adalet Bakanlığı’nın heyetine ABD vize vermedi zaten. Tam bir rezalet ile karşı karşıyayız şu anda. Biraz önce de söylediğim gibi, büyükelçilikte çalışan biri üzerinden her şeyin belirlenmesi değil, geçmişten gelen birikimlerin aslında üzerine eklenen küçücük bir damla. Bu gerginlik eğer çok büyütülürse Türkiye’nin çok aleyhine olacak. Zaten iktidar da bu işin içinden nasıl sıyrılırım diye uğraşıyor. Bir çıkmazdalar ve bir panik görüyorum.
TÜRK SOLU: Türkiye’nin Rusya ile ilişkileri iyiymiş gibi görünüyor ama aslında ABD ile Rusya anlaşmış durumda. Sonunda kaybeden taraf yine Türkiye mi olacak?
ERDAL AKSÜNGER: Suriye’ye “fillerin” gelmesini sağlayan Türkiye aslında. Biz Ortadoğu’da özellikle yakın coğrafyada her zaman muteber bir ülke olduk. Yol gösteren, mihmandarlık yapan bir ülke olduk. Bugün artık o noktada değiliz. Bölge ile ilgili bir karar alınacaksa Türkiye’yi masaya oturmuyorlar. Astana Görüşmeleri diye çıkartılan görüşmelerin hepsinde PYD’nin de bu iş içerisindeki tanımı yapıldı ve Türk heyeti görüşmeler esnasında bunların hepsini kabul etti. Ama Astana Görüşmeleri’nde dayatılan hiçbir şeyden bahsetmiyorlar. Aslında Astana’da ne karar alındı? Rusya ne diyorsa o olacak. İran da Rusya ile birlikte hareket ediyor. Burada Türkiye bir partner olarak değil, o da gelsin, olabilir şeklinde bir ülke konumuna düştü. Hem Rusya, hem ABD aslında anlaştılar. Senin tercihlerin üzerinden, mesela İdlib tercihi yapıyorsun, ben baştan beri İdlib’e girilmesine karşıydım. Eğer mesele sınır güvenliğimiz ise sınır güvenliği için o koridor denen yerin kapatılması lazım.
Hiç kimsenin görmediği bir şey var: PYD’nin Türkiye ile sınır olduğu yerlerde hiçbir terör olayı yok. Terör olayları iki yerde gerçekleşiyor, biri Kuzey Irak sınırında, öbürü de kendilerinin koridor diye tuttuğu daha önce Fırat Kalkanı Operasyonu yaptıkları bölgede. Şimdi buradan El Nusra ve benzer örgütlerin giriş çıkışları var, öbür tarafta da PKK’nın var. PYD’nin kontrolü altındaki bölgede böyle giriş çıkışlar yok. IŞİD giremiyor, onların bahsettiği gibi PKK da orada yok zaten. Buradaki temel sorun neden biz kendi sınırlarımızı kontrol altında tutmamız gerekirken İdlib’de bir operasyon yapmaya gidiyoruz? Şöyle düşünmek lazım, eğer oradan kaçacak birileri varsa hepsi Türkiye’ye gelecek. Çünkü koridoru kapatmıyorsunuz.
Şöyle de bir durum var, İdlib’i temizlediğin zaman Suriye’ye teslim etmek durumundasın. Esad’a teslim edeceksin. Buradaki mesele iç politika ile ilgili. Gideriz vuruz. Aslında hiç de öyle değil. Bu noktadan baktığımızda Rusya ile ABD’nin buradan kolay kolay gitmeyeceğini görüyoruz. Bunları buraya getiren de Türkiye’nin izlediği dış politikanın saçmalığı.
TÜRK SOLU: Türkiye ile ilişkiler açısından Trump’ın ne yapabileceğini kestirebiliyor musunuz? Amerika’daki Türkiye algısı şu anda nasıl?
ERDAL AKSÜNGER: Aslına bakarsanız ne yapacağı belli olmayan garip bir adam. Devlet politikası yürütmeyen garip garip söylemlerde bulunan, neo-con (Yeni muhafazakarlık) meselesinin ilginç bir örneği. Fosil yakıtçıların getirdiği bir adam. Mesela Paris İklim Zirvesi’ne bakışını ortaya koyuyor ama diğer yandan ülkenin en güçlü eyaletlerinden Kaliforniya diyor ki “Trump ne derse desin biz bu protokolün her zaman yanında olacağız” tarzı bir tavır alıyor. Yine getirmeye çalıştığı vize yasağına tüm yargının direnmesi ve aslında söylediği hiç bir şeyin kabul görmemesi aslında Trump’ın salvolarını gösteriyor. Bir devlet adamı duruşu yok.
Trump zaten lafını geçiremiyor. Ne yapacağından ziyade o dengeleri nasıl tutacağı konusu var. Türkiye açısından yargıya laf geçirirse örneğin Reza’nın avukatı Giuliani’nin ortağı olduğu şirketin New Jersey Temsilcisini Trump, Bharara’nın yerine savcı olarak atamaya çalışıyor. Çünkü şu an vekaleten Bharara’nın yardımcısı o koltukta oturuyor. Ama şöyle bir durum var: onu atasa bile bu saatten sonra savcı değiştirerek süreci etkileyebilir mi? Oradaki insanlar bunun pek mümkün olmadığını söylüyor. Bharara da bu konuyla ilgili iki hafta önce bu eksende çok sert bir açıklama yaptı. Davanın hakimi Richard Berman bu tür ağır davaların güvenilen isimlerinden biri. Oraya diş geçiremedikten sonra Trump, Erdoğan’a vaat ettiği şeylerin hiçbirini gerçekleştiremez.
TÜRK SOLU: Sizce bu Zarrab Davası nasıl sonuçlanır? Türkiye’ye siyasi ve ekonomik bir ambargo gelebilir mi?
ERDAL AKSÜNGER: Bu durumun A, B, C şıkları var. Bankaların bir kısmının büyük darbe görmüş olma ihtimali ile karşı karşıyayız. Buradaki yaptırımlara eğer Türkiye yine üst perdeden devam ederse, bunları aslında iç politikaya alet ediyor, üst perdeden “Ey Amerika ey Amerika” diyorlar ama alttan alta başka tavizler veriyorlar.
Şöyle olur: Bankacılık sistemi göçer, dışarıdaki parana el koyarlar, bir sürü adamına iade talepleri olur, hiç kimse dışarıya çıkamaz. Ambargo uygulanır, limanlar kapatılır, cezaların ödenmesi istenir, vs.. Bunlar Türkiye ekonomisi açısından felaket senaryosudur.
TÜRK SOLU: Yani asıl suçlular değil de Türk milleti mi bedeli ödeyecek?
ERDAL AKSÜNGER: Türk milleti, burada kurulmamış mahkemelerin bedelini ödeyecek gibi görünüyor.
TÜRK SOLU: İktidar ABD ile arası açıldığından beri kendi tabanında bir “antiemperyalist” “anti Amerikancı” imajı yaratmaya çalışıyor. Gerçekten anti Amerikancı mı?
ERDAL AKSÜNGER: Kesinlikle böyle bir şey yok. Bunlar tamamen yalan. Hem Siyonistlerle her zaman hareket ediyorlar, 15 yıldır izledikleri politikanın hepsinde ABD ile beraberdiler. AKP’nin kuruluş aşamasında Eski CIA başkanlarının, Amerikan derin devletinin etkileri ortada. Hiçbir zaman anti Amerikancı olmadılar. Eğer anti Amerikancı bir politika izlemiş olsalardı aynı şeyi İsrail ile ilgili politikalarında da görürdük. Hatta yaşanan sıkıntılar için özel kanun çıkartıp 20 milyon dolara çözdüler.
Bunlar iç siyasette anti Amerikancılık algısı yaratmaya çalışıyorlar ama başarılı olamayacaklar gibi görünüyor.
Ben Amerikan halkına gıcık bir insan değilim ama izlenen politik süreçlerin yanlışlığını inceliyorum. Gidip ABD’de Federallerle görüşmüyorum çünkü bedel ödeyeceği bir şeyde Amerikan yargı sistemine güvenecek değilim. Ama şu gözle izliyorum; ne oluyor, bu ülkenin başına ne gelecek? Sonuçta biz bu ülkeyi yönetmeye talip insanlarız. Neler yaşandığını görüp tedbir alabilir miyiz buna bakmamız lazım. Biz orada Türk avukatlarla, derneklerimizle kendi parti örgütümüzle birlikte süreci değerlendirmeye çalıştık. Oradaki akademisyenlerle olayı anlamaya çalıştık. Bu konuyla ilgili belgeleri elde etmek için gizli yöntemler de kullanmadık. Amerikan adalet sisteminin bir internet sitesi var. Buradan erişime açık tüm dosyaların kopyasına ulaşmak mümkün. Sayfa başı 10 cente satın alabiliyorsunuz. İsteyen herkes bunu rahatlıkla takip edebilir.


Bu yazı 67 kez okundu.

Serap Yeşiltuna
SON EKLENENLER