• Cumartesi, Haziran 24, 2017

Çukur olmamak için, HAYIR

bunyamin
Bünyamin Aka
Mart13/ 2017

Türkiye, içerde ve dışarda zor günler geçiriyor. Ekonomi bıçak sırtında deniyor ama bıçak sırtımıza saplanmış durumda. İşsizlik tavan yapmış. Esnaf, çiftçi perişan. İşyerleri tek tek kapanıyor. Kimse önünü göremiyor. Devlet kurumları, işlevlerini yerine getiremez durumda. Çöküş an meselesi.
Sürekli istikrardan söz eden hükümet, istikrarsızlığın kaynağı durumunda. İstikrarı sağlaması, belirsizlikleri gidermesi gereken başbakan, koltuğunun ve kendisinin çok gereksiz olduğunu anlatma derdinde. İstikrarsızlık ve belirsizlik ortamı, doların tırmanmasına, yabancı sermeyenin kaçmasına neden olmakta.
Fetöcü darbe girişimi ile sarsılan, yaralı durumdaki ordu, Suriye’ye girmiş. Şu ana kadar 71 şehidimiz var. El Bab’ı, IŞİD’den temizledik ama şimdi ne olacak? El Bab’da sürekli kalacak mıyız? Yoksa devir mi edeceğiz? Devir edeceksek, kime edeceğiz? Etmeyeceksek bunu nasıl başaracağız?
Yunanistan, 18 adamızı işgal etmiş. Posta koymaya da devam ediyor. Yunana dur diyen yok. Bu gidişle, İzmir’e tekrar çıkartacak.
ABD, teröristleri destekliyor. Dost diye sarıldıkları Rusya, teröristleri destekliyor. Almanya ve ve Avrupa ülkeleri, hükümetin bakanlarını içeri almıyor. AKP, kalan dostu Barzani’nin paçavrasını, bayrak diye göndere çekiyor.
PKK hendekleri, IŞİD bombaları ne olacak? Sınırımızda, Kürt devletinin kurulmasına engel olabilecek miyiz?
Türkiye, belirsizlik ve istikrarsızlık içerisinde OHAL yasaları ile yönetilirken, Anayasa değişikliği için sandık başına gideceğiz. Demokratik olmayan bir ortamda, sözde demokrasi sınavı vereceğiz. Demokratik, hukuk devletlerinde böyle bir seçim olmaz. Böyle bir seçimi, diktatörler, Afrika’nın kabile devletleri, Bahçeli ve AKP yapar ancak.
Bahçeli’ye ve AKP’ye sormak gerekir. Ülke olarak sorunlar içerisinde debelenirken, tek eksiğimiz başkanlık mıydı? Bahçeli ve AKP’nin bu dayatması, Türk devletine ve milletine yapılacak en büyük kötülüktü ve yaptılar. Sonuç ne olursa olsun, OHAL ortamında yapılacak seçimin meşrutiyeti tartışılacak ve tarihimizde kara bir leke olarak kalacaktır.
Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi
Türkiye’ye, dünyanın hiçbir ülkesinde olmayan, insanları aptal yerine koyan, dünyaya rezil edecek ve aynı zamanda da çok komik olan bir yönetim şekli getirilmek isteniyor. Yeni sistemimizin adı, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi. İnanın yazarken utanıyorum bu dahiyane buluşu. NASA bulamazdı. 21.yüzyıl Türkiye’sinde böyle bir akıl nasıl olur şaşmamak elde değil. Böyle aptalca bir şey nasıl savunulur? Dünya, uzayın en ücra köşesi ile meşgulken, bizim yöneticilerimiz, sistem uydurmakla meşgul. Türk Milleti, bu rezilliği hak etmiyor.
Aslında bu sistem bize çok da yabancı değil. Tanıdık ve adını biliyoruz. Mısır’da Hüsnü Mübarek, Irak’ta Saddam Hüseyin, Libya’da Kaddafi, Suriye’de Esad ülkelerini bu sistemle yönetiyordu. Şu an Afrika’nın bazı kabile devletleri ve Kuzey Kore bu sistemle yönetiliyor.
Cumhurbaşkanlığı Hükümet sistemi diye açıklanan bu garabet, Osmanlı’da, Selçuklular’da, Rusya’da, Çin’de, Japonya’da yok. Eski Türk devletlerinde de yok. Türk devletlerinde, sadrazam yani başbakanlar ve danışma meclisleri vardı. Diktatör dediğimiz Putin’in, Çin ve Japon imparatorlarının başbakanları, parlamentoları ve hükümetleri var.
Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi, adı tam böyle olmasa da, Azerbaycan’da kabul edildi. Azerbaycan, referandum yaparak anayasasını değiştirdi ve cumhurbaşkanı Aliyev, eşini birinci yardımcı olarak atadı. Azerbaycan’ın topraklarının %2’si, Ermeni işgalinde. Üç milyon nüfusu olan ve açlıktan perişan olmuş Ermenileri, topraklarından atamayan Azerbaycan Lideri, eşini yardımcı olarak atadı. Umarım, kendisinin yapamadığını eşi yapar.
Yalnız Aliyev’in evinde tartışma çıkmasını istemem. Düşünsenize Azerbaycan’ın o an ki halini. Ev tartışması, ülke yönetimine yansırsa ne olacak? Azerbaycan bataklığa düştü. Bu gidişle Ermeniler, bütün Azerbaycan’ı işgal eder.
Ortadoğu ve Afrika liderleri, dünyayı kandırmak için sözde seçim yaparlar ve diktatörlüklerini sandıktan çıkartırlar. Bu diktatörlerin sandık destekleri, hiçbir zaman %80’nin altına düşmez. Bu şekilde sandıktan çıkan Saddam’ın, Kaddafi’nin, Mübarek’in ve Esad’ın başlarına gelenleri hep birlikte gördük. Ülkelerinin ve insanlarının başlarına gelenler ise dersliktir, okuması, yazması olanlara.
Türkiye, Bahçeli ve AKP sayesinde, bir bilinmezliğe doğru sürükleniyor. Anayasayı değiştirerek, başkanlık sistemini niye getirmek istediklerini açıklayamıyorlar. Güya başkanlık gelirse ülke kurtulacakmış. Pekiyi bu iş nasıl olacak? Başkanın eline sihirli bir değnek verilecek, her dokunduğu sorun, yok mu olacak?
Bu memleketi 15 yıldır kim yönetiyor? AKP, 15 yıl boyunca ne yaptı? İnsanların aklıyla bu kadar alay etmenin anlamı var mı? Kurtaracak adam, 15 yıl beklemezdi.
BOP’un maddelerinden biri, Türkiye’nin de dahil olduğu 22 Ortadoğu ülkesinin, rejimlerinin ve sınırlarının değişmesine yöneliktir. Bu anaysa değişikliği ve başkanlık, BOP projesinin Türkiye’de uygulanmaya konmasıdır. BOP eş başkanının açıklayamadığı budur. Rejimimizi ve sınırlarımızı değiştirmeye çalışıyorlar.
Cumhurbaşkanı, cumhurbaşkanlığını yapmalıdır
Cumhurbaşkanı seçilen kişi, TBMM’in de; “Devletin varlığı ve bağımsızlığını, vatanın ve Milletin bölünmez bütünlüğünü, Milletin kayıtsız ve şartsız egemenliğini koruyacağıma, Anayasaya, hukukun üstünlüğüne, demokrasiye, Atatürk ilke ve inkılaplarına ve laik Cumhuriyet ilkesine bağlı kalacağıma, Milletin huzur ve refahı, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde herkesin insan haklarından ve temel hürriyetlerinden yararlanması ülküsünden ayrılmayacağıma, Türkiye Cumhuriyetinin şan ve şerefini korumak, yüceltmek ve üzerime aldığım görevi tarafsızlıkla yerine getirmek için bütün gücümle çalışacağıma büyük Türk Milleti ve tarih huzurunda, namusum ve şerefim üzerine and içerim” diyerek yemin eder.
Cumhurbaşkanı Devletin başıdır. Bu sıfatla Türkiye Cumhuriyeti’ni ve Türk Milleti’nin birliğini temsil eder; Anayasa’nın uygulanmasını, Devlet organlarının düzenli ve uyumlu çalışmasını gözetir.
Görevi, Türk Milletinin birliğini temsil etmek olan cumhurbaşkanı, anayasa oylamasında hayır diyecek olanlara, çukur, darbeci, terörist diyebilir mi?
Türk Dil Kurumu Türkçe sözlüğüne göre, çukur; çevresine göre aşağı çökmüş olan yer anlamına gelmekte. Gündelik konuşmalarında ise çukur; kötü, aşağılık, mezar gibi anlamlarda kullanılmaktadır.
Pekiyi bir cumhurbaşkanı, kendisini belediye başkanı, milletvekili, başbakan ve cumhurbaşkanı yapmış Türk Milletini, bu şekilde nasıl suçlayabilir? Bu söylemler, vatandaşları bölmek, kin ve düşmanlığa tahrik suçu değil midir?
Hem sandık diyeceksiniz, hem de karşıt düşünce de olanları teröristlikle suçlayacaksınız. Cumhurbaşkanı, Başbakan, bakanlar, danışmanlar, valiler, kaymakamlar, müdürler, imamlar, AKP il, ilçe başkanları, koro halinde, hayırcı kesimi teröristlikle suçlayıp, tehditler savuracaksınız, sonra da Almanya’ya kızacaksınız. Tamam Almanya’ya kızalım, kınayalım ama sizleri de kınamak, eleştirmek, gerekmez mi? Hukuk, demokrasi gibi kavramlar sadece AKP için mi var?
O zaman niye referandum yapıyorsunuz? Zaten anayasa, yasalar, tarafsızlık yemini, pas pas edilmedi mi? Zaten fiili olarak başkanlıkla yönetilmiyor muyuz? Referandum için o kadar para harcamaya, zaman kaybetmeye ne gerek var? Başkanlık için bir kararname çıkartın olsun bitsin.
Milletin yarısı teröristse niye oy kullandırıyorsunuz? Teröristlerin, vatandaş olarak oy hakkı var mıdır? Yoksa plan başka mı? Yeni yaptığınız onlarca hapishaneyi, hayırcılarla mı dolduracaksınız? Seçim sonucuna göre, milletin yarısını içeri mi atacaksınız? Ya da terörist diye öldürüp çukura mı atacaksınız?
Türk Milleti, çukur, darbeci, terörist değildir
Cumhurbaşkanı, milletin birliği ve bütünlüğü için çalışır. Cumhurbaşkanı, kurumların düzenli çalışmasını, vatandaşların ve ülkesinin çıkarlarını gözetir. Bütün bunları yapması için cumhurbaşkanı seçilir. Bu isteğe göre değil, zorunluluktur. Bunları yapmayacak yada yapamayacak adam, cumhurbaşkanı olmamalıdır.
Tayyip Erdoğan, Fetö darbe girişiminden sonra cumhurbaşkanı gibi davranmış, bütün siyasi parti liderlerini bir araya getirebilmişti. Bu olaya, Yenikapı ruhu denmişti. İşte cumhurbaşkanının en önemli görevlerinden biri budur. Ne oldu da bu ruh yok oldu? Cumhurbaşkanı, ülke yönetimi krizlere girdiğinde, uyuşmazlıklar, anlaşmazlıklar doruk noktalara ulaştığında araya girmesi, bütün siyasi liderleri bir araya toplayıp ortak akıl bulacak kişidir.
Türkiye’de bugün böyle bir kişilik, böyle makam var mıdır? Cumhurbaşkanı taraf durumundadır. Doğal olarak her tarafın, bir de karşıtı olur. Görevini layığı ile yapmayan, tarafsızlığını yitirmiş bir cumhurbaşkanı, ülkeyi kaosa götürür. Birlik ve bütünlük bozulur, kurumlar çöker ve o ülke yıkılır.
Türk Milleti, vatanına, bayrağına, devletine, devlet adamına saygılıdır. Türk Milleti, devleti kuran, devleti için çalışan, vergi ödeyen ve vatanı için şehit olandır.
Devleti yönetenler, Türk Milletine gereken saygıyı göstermelidir. Devlet, yönetenlerin malı değildir. Devletin sahibi, yüce Türk Milletidir. Sizler, aldığınız ücret, yaşadığınız şatafat karşılığı devleti yönetmektesiniz. Yaptıklarınızın karşılığını fazlası ile alıyorsunuz. Türk Milleti ise hiç karşılık beklemeden bu vatan için çocuklarını şehit veriyor.
Türk Milleti ve devleti, AKP tarafından çukura atılmıştır. Evet oyları, çukurun ipini kesecek ve Türk Milleti, çukurda yaşamaya ve ölmeye mahkum edilecektir. Evet oyları, ipi kesecek alettir.
Türk Milleti, “Hayır” oyları ile ipe sarılacak ve her zaman olduğu gibi çukurdan çıkmayı başaracaktır. Çocuklarımızın geleceği, aydınlık yarınlarımız için hayır da “HAYIR” vardır.


Bu yazı 75 kez okundu.

Bünyamin Aka
SON EKLENENLER