• Salı, Aralık 12, 2017

“Cumhuriyet” Davası’nda yalana tanıklık edenler kimler?

erkan
Erkan Karaarslan
Ağustos01/ 2017

Sene 2009…
Bir TV programında, o tarihte Milliyet Gazetesi yazarı olan şimdi ise Cumhuriyet Gazetesi yazarı olarak tutuklu bulunan Kadri Gürsel ve yine o tarihte Fethullah Gülen’in sağ kolu olan Hüseyin Gülerce karşı karşıya geliyor.
Kadri Gürsel, Gülencilerin bir siyasi amaçları olan bir örgüt olduğunu ve devlet içinde devlet gibi örgütlendiklerini anlatıyor. Uyarıyor.
Hüseyin Gülerce bu fikirlere şiddetle karşı çıkıyor ve Gülen Hareketi’nin bir “hizmet” hareketi olduğunu savunuyor.
Kadri Gürsel, Fethullah Gülen’in devlet üzerinde ‘kirli emellerinin’ olduğunu söylüyor ve hareketini de ‘devletin içinde yuvalanan bir örgüt’ olarak tanımlıyor. Hüseyin Gülerce ise mensubu olduğu ‘hareketi’ “Madem örgütse MİT, askeri istihbarat gereğini yapar” diye savunuyor.
Bugün Kadri Gürsel hapiste, “FETÖ’ye üye olmadan destek verme” suçlamasıyla 10 aydır tutuklu.
Hüseyin Gülerce köşe yazarlığı yapıyor, kanal kanal dolaşarak FETÖ hakkındaki “engin bilgilerini” izleyiciyle paylaşıyor.
Çetinkaya “sanık”, Erdoğan “tanık”akp-fethullah-abd
Hikmet Çetinkaya da FETÖ’ye destek olmakla suçlanan Cumhuriyet Gazetesi yazarlarından. Çetinkaya, 40 yılı aşkın bir süredir gazetecilik yapıyor ve gazeteciliğinin her döneminde Cemaat’e karşı mücadele etmiş bir isim. “Fethullahçı Gladyo” ve “Fethullah Gülen ABD ve AKP” kitaplarını yazan bir aydın…
Cumhuriyet Gazetesi Davası’nda savcının tanık olarak dinlediği Latif Erdoğan’ın da Fethullah Gülen için yazdığı bir kitap var. Cemaat’in kurduğu Türkiye Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı’nın da ilk Başkanı olan Latif Erdoğan’ın Gülen’in hayatını anlattığı “Küçük Dünyam” kitabı Gülen’e yönelik bol övgüler içeren bir kitap.
O Latif Erdoğan ki, Gülen’in “Cumhurbaşkanı olma kapasitesine sahip olma” övgüsüne mazhar olmuş bir kişi. Bir dönem kendisinin Cemaat’in 2. adamı olduğunu söyleyenler bile çıkıyor.
Hikmet Çetinkaya, FETÖ’ye destek vermekle suçlanırken, tanıklığı da Latif Erdoğan yapıyor!
Hüseyin Gülerce de Gülen’in övgülerinden payını alıyor. 1993 senesinde STV’de “günün yorumcusu” olarak katıldığı daha ilk programda Gülen’i etkilemeyi başarıyor ve Gülen, Gülerce’yi “İşte bizi temsil edecek yüz” diyerek coşkuyla kucaklıyor!kucuk-dunyam
Bu “muhabbet” seneler içerisinde epeyce ilerliyor, Gülerce Cemaat’in medya grubu içerisinde hızla yükseliyor.
Sanıkları tehdit eden tanık!
Tanıklar içerisinde bir de Cem Küçük isimli şahıs var. İddianamenin tanık kısmında kendisinden “gazeteci” olarak bahsediliyor ama aleyhinde tanıklık yaptığı Cumhuriyet Gazetesi yazarlarını “Gebereceksiniz!” diyecek kadar kişiliğini deşifre etmiş bir kişi…Tehdit ettiği sanıklar aleyhine tanıklık yapabilmesi bile, davanın ciddiyetini gösteren küçük bir örnek.
Elbette, Küçük’ün de Fethullah Gülen’i övdüğü bir çok konuşması ve yazısı var. Bunlardan en çok akılda kalanı “Bugüne kadar dışlanan, sistem dışına itilen Anadolu insanı Cemaat’in izlediği sağlıklı bir politikayla enerjisini doğru yere kanalize etti. Gülen Cemaati mensupları sistemin dışından gelip merkeze vardılar. Türkiye’yi değiştirmeyi ve dönüştürmeyi başardılar. Bu değişim ve dönüşüm aşamasında başka grupların, cemaatlerin ve elbette hükümetin çok büyük katkıları var” diyerek hükümet-Cemaat işbirliğini açıkça ortaya koyduğu konuşması. Yine Cem Küçük’ün eski “şakirtleri” sayesinde Zonguldak’ta hangi Cemaat evinde yetiştiğini ve ne kadar güzel “maklube” yapabildiğini öğreniyoruz.
Perinçek, Cumhuriyet’e kayyum istiyor!
İddianameyi hazırlayan savcı Cumhuriyet’in FETÖ’yü desteklemesi konusunda çok da inandırıcı olamayacağı öngörmüş ve FETÖ’nün yanına bir de PKK’yı ekleyivermiş! Böylelikle iddianamenin inandırıcı birazcık da olsa arttırılmak istenmiş.
Savcı tanık olarak sadece Cemaat’in eskilerini değil, Cumhuriyet Gazetesine yönelik bu siyasi operasyonu bir fırsata çevirmek isteyen Aydınlık Gazetesi yazarlarını da kullanmış. Perinçek’in amacı Cumhuriyet Gazetesi’ne kayyum atanmasını sağlamak. Nitekim tanık olarak ifade veren Aydınlık yazarları Mehmet Faraç ve Rıza Zelyut da eski Cemaatçi tanıklarla aynı dili kullanarak Cumhuriyet’i FETÖ’cü ve PKK’lı olmakla suçlamış.
Bekaa Vadisi’nde Apo’ya gül veren, partisi bölücülükten kapatılmış Perinçek’in gazetesinde yazanlar, şimdi Cumhuriyet’i PKK’ya destek vermekle suçluyor. Cumhuriyet Gazetesi sanık, Perinçekgiller tanık…
Öcalan’ı alkışlayanlar, Cumhuriyet’i PKK’lı olmakla suçluyor!
Elbette Cumhuriyet Gazetesi’nin Kürt meselesi üzerine yazdıkları ve bakış açısı eleştirilebilir. Ancak Gazete’yi “PKK destekçisi” olmakla suçlamak, davanın hukuki değil siyasi olduğunun başka bir göstergesi.
Savcı, Cumhuriyet’i itham ederken, Cem Küçük’ün “Cumhuriyet’te PKK lehine çıktığını” söylediği yazıları delil olarak göstermiş. Ancak Cem Küçük gibi “Öcalan zeki bir adam, Öcalan faktörü iyi ki burada var” diyen birisinin, Cumhuriyet Gazetesi’ni PKK’ya destek olmakla suçlaması ayrı bir komedi!
Yine Hüseyin Gülerce’nin çözüm süresi boyunca yazdıkları ve AKP’yi tam olarak desteklediği de ortada. Latif Erdoğan da çözüm sürecini “AKP’nin yaptığı en güzel şey” olarak nitelendiriyor.
Bu tanıkların ifadeleri üzerinden Cumhuriyet Gazetesi’ne PKK’ya destek vermekle suçlamanın hiçbir hukuki yönü yok. Ergenekon-Balyoz davalarında PKK’lı itirafçıların tanıklıklarıyla mahkum olan Türk Ordusu’nun şerefli subaylarını gördü bu ülke. O günlerde davaların “savcıları” olanlar, bugün de yeni davaların “hakimleri” oldular.
Olan yine Türkiye’ye oluyor. Adaletin, adil yargılamanın olmadığı yerde, yargı çöker. Yargısı çöken bir devlet ise ayakta kalamaz!


Bu yazı 373 kez okundu.

Erkan Karaarslan
SON EKLENENLER