• Cumartesi, Haziran 23, 2018

Dip dalga yükseliyor, ulusalcılık iktidara yürüyor

dip-dalga
Türk Solu
Haziran13/ 2018

7 Haziran 2015 Seçimleri’nden bugüne
AKP uzatmaları oynuyor.
7 Haziran 2015’te seçimi kaybetmişlerdi. Ama gitmediler.
O zaman Saray’ın imdadına iki isim yetişmişti: Biri Bahçeli, diğeri ise Apo.
PKK terör saldırılarını başlattı ve AKP’ye büyük bir koz verdi. Bu, aynı zamanda AKP-MHP ittifakının da temelini atmaktı.
Kısacası, bugün oluşan AKP-MHP ittifakı, aslında PKK’nın kurduğu bir ittifaktır.
7 Haziran’da oluşan tabloyu hatırlıyor musunuz?
O tabloda şöyle bir gerçek vardı: CHP ve MHP ortak iktidar olabilirdi. Yani yükselen ulusalcılık, CHP ve MHP’yi, sol ve sağı, Milliyetçilik ve Atatürkçülüğü birleştiriyordu.
Kısacası 7 Haziran’da halk aslında “Millet İttifakı”nı sandıkta kurmuştu.
Doğru, 2 partinin sandalye sayısı hükümet kurmaya yetmiyordu . Ama bu halkın “ulusalcı” iktidar talebini ortadan kaldırmıyordu.
HDP sorunu çok basit bir şekilde çözülebilirdi. Kürt meselesi Meclis’e taşınır, PKK aradan çıkartılabilirdi. Yani HDP’ye şu tercih dayatılabilirdi: Ya terörü seç ya Meclis’i.
Çok açık konuşalım, gerçekten kendi milliyetçiliğinden kuşkusu olmayanlar, ne HDP’den korkar ne de Meclis’ten kaçar!
İş Meclis’e gelir ve PKK aradan çıkartılırsa, aslında HDP’nin oy tabanı da dağılırdı.
Ama Bahçeli bu imkânı ortadan kaldırdı.
Hem saraya hem Kandil’e bir hayat öpücüğü verdi.
Dip dalga: Yükselen ulusalcılık
7 Haziran sonrası 1 Kasım, 15 Temmuz, 16 Nisan dönemeçlerinden geçti Türkiye. Şimdi ise 24 Haziran seçimleri arifesindeyiz.
Ama tüm bu sürecin tek bir hedefi var; Türk milliyetçileri ile Atatürkçü-solcuların ittifakını önlemek.
7 Haziran sonrası MHP içinde yaşananlar, bunun içindi. Nitekim sarayın “hukuk” desteği ile Bahçeli koltuğunu kaptırmadı.
Ama, ulusalcı yükseliş durdurulamadı.
Sonuçta bugün İyi Parti ve CHP yine ittifakı kurdu. Aslında 7 Haziran ittifakı bu. Gecikmiş bir ittifak ama engellenememiş bir ittifak. Üstelik yanına Saadet’i de katarak güçlenmiş bir ittifak.
Şimdilerde çok moda bir deyim; dip dalgası. İşte Millet İttifakı, son üç yıldır engellenmek istenen bu dip dalgasının bir yansıması ama tek yansıması değil elbette. İlk ortaya çıkışı; Gezi’deydi!
AKP’nin ulusalcılığı önleme operasyonları
Türkiye açısından sorunu net görelim.
ABD-AB-İsrail tarafından kurulan AKP, ülkeyi paramparça etti. İktidara geldiklerinde terör bitmişti. PKK’yı dirilttiler.
AKP iktidarının bölücülüğüne, işbirlikçiliğine karşı, bu ülkenin cevabı; yükselen ulusalcılık oldu.
Bu ulusalcılığı önlemek için önce Ergenekon kumpasını başlattılar. Fakat bu kumpas 2013’te çöktü.
2013’te Gezi’de Türk milleti sokağa çıktığında attığı slogan “Mustafa Kemal’in Askerleriyiz” oldu.
2014 yerel seçimlerinde AKP yine kan kaybetti. Ankara’da sandıklara müdahale ettiler.
Bu seçimin özelliği CHP ve MHP tabanının sandık aklıydı. AKP’ye karşı CHP’liler MHP’ye, MHP’liler CHP’ye oy verdi. Ankara’da eski MHP’li Mansur Yavaş’ın CHP adayı olması başlı başına bir ittifak ihtiyacına verilen devrimci cevaptı.
“Ekmeleddin vakası”na doğru bakmak!
Sonra cumhurbaşkanı adaylığında CHP ve MHP ortak aday çıkarttı. Ekmeleddin İhsanoğlu tartışması yapmasını tam da bugün mutlaka yapmalıyız. İsim doğru muydu, yanlış mıydı tartışması anlamsızdır. Şunu cevaplayın siz: CHP ve MHP o ittifakı devam ettirebilseydi, bugünkü AKP ve MHP ittifakı kurulabilir miydi?
AKP, CHP ve MHP yakınlaşmasını hep tehdit olarak gördü. Bunu engellemek için elinden geleni yaptı. Ekmeleddin olayında, AKP’nin imdadına kim yetişti? Perinçek ve onunla birlikte hareket eden sözde Atatürkçü bir kesim boykot çağrısı yaptı.
Seçime katılım %75’e düştü. Buna rağmen Tayyip Erdoğan ancak %51 oy alabildi.
Bu bozguncu, boykotçu ve saray yandaşı kesim olmasa, seçim katılım %2 artsa, Tayyip Erdoğan ilk turda seçilemez, CHP-MHP ittifakı bozulmaz, bugünkü tablo oluşmaz, AKP çoktan gitmiş olurdu.
Bu arada bugün seçim 1. turda mı biter 2. tura kalır mı tartışması yapıyoruz ya, işte o seçimin ikinci tura kalmış olması bile, bugün bizim için bir motivasyon kaynağı olurdu.
Mesele daha doğru bir aday bulmak değildi. Sonuçta boykotçular, Türkiye’yi Tayyip’e ve diktaya teslim etti.
Sonuçta bu başarısızlık, MHP-CHP ittifakını bozdu. Ama daha kötüsü, Türkiye’yi faşist bir tek adam rejimine soktu. Açık olalım; ne 15 Temmuz olurdu, ne de cumhurbaşkanı sistemine geçilirdi, “muhalefet” bu provokatörlüğü yapmasaydı.
İyi Parti-CHP ittifakı: Dip dalganın sonucuCHP-iyiparti
Ama, her ne olursa olsun, dip dalga durulmuyor. İşte İyi Parti kuruldu ve CHP ile ittifakı kurdu!
Şimdi, yapılması gereken bu ittifakın bozulmamasıdır. CHP ile İyi Parti’nin, CHP adayı İnce ile İyi Parti adayı Akşener’in arasını açacak her tür provokasyona karşı herkes uyanık olmalı.
Bizim derdimiz ne İyi Parti’yi savunmak ne de CHP’yi, her ikisinin adayı arasında da bir taraf tutmuyoruz. Çünkü aslolanın “toplum” olduğunu, “ittifak” olduğunu, “birlik” olduğunu biliyoruz.
Bir durum tespiti yapalım. AKP %50’yi bulabilir veya bulamaz. Ama şunu biliyoruz, muhalif %50’yi asla ama asla yok edemezler!
Yani AKP, asla bir hegemonya kuramaz.
Akşener ve Karamollaoğlu AKP’nin oyununu nasıl bozdu?
Aslında taktikleri tam olarak şuydu: AKP-MHP ittifakına Saadet’i de katmak, İyi Parti’yi kurdurmamak ve o tabanı da ittifaka sokmak; Milliyetçi-Muhafazakar otoriter bir iktidar bloku kurmak.
Bu blokun karşısına ise CHP-HDP blokunu çıkartmak. Böylece CHP’nin ulusalcılarını da CHP’den kaçırmak, marjinal sol, Kürtçü bir muhalefet yaratmak. Sonra da onu ezmek.
Hitler’in ve Mussolini’nin yaptığını yapmak!
Ama yapamadılar.
Açık olalım, hem Akşener hem de Karamollaoğlu çok dürüst bir tavır alarak, bu ülkeyi faşizmden kurtardı. Ve aslında Türk Milliyetçiliği ve İslami kesime, demokratlaşabilme imkânı da açılmış oldu. Bu, ülkemizin geleceği açısında büyük şanstır.aksener-karamollaoglu
Şunu görelim.
AKP, bu seçimi kazanamaz. Artık hem cumhurbaşkanlığını hem Meclis’i aynı anda denetleyemez.
Kaldı ki, hileyle hurdayla bunu başarsalar ne olacak?
Karşılarında hem CHP, hem İyi Parti, hem Saadet, hem HDP olacak!
Muhalefetsiz Türkiye hayali tutmayacak!
AKP’nin bunca yıl şansı neydi?
2002-2007 arası, karşılarında sadece bir parti vardı Meclis’te, üstelik CHP! AKP bunun ekmeğini çok yedi.
Sonra MHP de oyuna dahil oldu ama Bahçeli her şartta AKP’ye destek verdi. Yani halkın değil Saray’ın muhalifi oldu. AKP de CHP’ye yüklenerek sol-sağ, laik-dindar sahte saflaşması üreterek iktidarını hep konsolide etti.
AKP Türkiye’si tarihe karışıyor
Ama artık o devir bitti!
İyi Parti ve Saadet’in de siyasete dahil olması ile artık ne sahte muhalefetle ne de sahte kutuplaşmalarla ülkeyi yönetme imkânı kalmadı.
Baksanıza, son kozları OHAL’den bile vazgeçmeye razılar!
Oysa OHAL’siz bu ülkeyi yönetemezler!
Kısacası. AKP ve onun Türkiye’si artık tarihe karışıyor.
Yeni bir Türkiye doğuyor.
Her doğum sancılı olur, bu da öyle olacak.
Ama her anne/baba; çocukları iyi bir dünyaya doğsun ister, çocuklar için gerekirse tüm sorunları bir kenara bırakırlar.
Muhalefete düşen görev artık budur!


Milleti bölenler, birleştirenler
AKP, iktidara gelirken, “birleştirici”ydi!
Şeriatçılar, tarikatlar, Kürtçüler, Ermeniciler, Amerikancılar, Avrupacılar, liboşlar, dönek solcular, sivil toplumcular…
Say sayabildiğince.
Türk milliyetçileri; Türk solcuları ve Atatürkçüler hariç herkesi birleştirmişlerdi.
Ama işte bu sözde birlik, aslında Türkiye’yi bölme, parçalama ittifakıydı.
Birleşerek, Türkiye’yi bölüyorlardı!
Ama Türkiye o kadar güçlü çıktı ki, o ittifak paramparça oldu.
Sanmayın kendi içlerinde kavgaya tutuştular da, bölündüler! Hayır; Türkiye gerçeğine çarptılar, parçalandılar ve tuzla buz oldular!
Türk Solu, Türk milliyetçiliği ve Atatürkçüler, yani gerçek milli birlik, ulusal güçler kazandı.
Dün “birlik” diyenler o nedenle artık “kutuplaşma”ya oynuyor.
Biz ise, yine birleştiriyoruz.
MHP’den kopan gerçek Türk milliyetçileri, siyasal İslamcılardan kopan gerçek Müslümanlar ile Türk Solcuları ve Atatürkçüler bir araya geliyor.
Diyorlar ki, HDP de olsaydı, tam olurdu!
Yanılıyor ve yanıltmaya çalışıyorlar; Milli Birlik’te, bölücülere yer olmaz.
Bu, ulusal bir ittifak. Bu ittifak, siyasal Kürt bölücülüğünden de, siyasal İslamcı bölücülükten de uzak duracaktır!
Kimseye HDP düşmanlığı yapın demiyoruz.
Ama kimse HDP dostluğu da önermesin bize.
Dönün; HDP’lilere şunu söyleyin:
Artık karar vakti; ya bölücülüğe devam eder ve AKP ile birlikte siz de yok olursunuz, ya da bölücülükten vazgeçer ve bu ülkede huzur içinde yaşarsınız.
Tercih sizin.


Tayyip Erdoğan jübile yapıyor ankara-miting
Büyük Ankara buluşmasını, meydanda değil, statta yaptı.
Meydana çıkmaya cesaret edemedi. Çünkü meydanı dolduramayacağını biliyordu.
Zaten eski futbolcuydu.
Yakında eski siyasetçi olacak.
Bu Ankara mitingi de, jübilesi olarak tarihe geçecek.


Meydanlar, reytingler ne diyor?reytingler-meydanlar
İktidar yanlıları size hep istatistiklerden bahsediyor. AKP’nin oy oranı, yıkılmazlığı, yenilmezliği.
Ama şunu da görüyoruz:
AKP liderinin çıktığı TV programları izlenmiyor, muhalefetin programları ise reyting patlaması yapıyor!
Kaldı ki bu, TV izleyen halkı yansıtıyor. Sosyal medyaya girdiğinizde ise, iktidar tamamen eziliyor.
Peki meydanlar?
Açık konuşalım, ilk defa meydanlarda coşku var, umut var. Yüzler gülüyor. Hem İnce’nin hem Akşener’in mitinglerinde kalabalık da var coşku da!
İktidarın mitingleri ise fiyasko. Alanlar dolmuyor, montajla dolduruluyor. Zorla toplama kalabalıklar meydanı doldursa bile yüzler gülmüyor!
Eskiden kendi coşan, kitleyi çoşturan AKP ve lideriydi şimdiyse tam tersi.
Bu ruh hali, elbette bir şeylerin habercisi.
Yeni bir Türkiye doğuyor.
Sandık, bunu doğrulayacak mı göreceği.
Ama şunu herkes bilmeli, bu meydanlar artık boşalmayacak!


Seçim müzikleri ve sloganlar
AKP’nin seçim müziğini mırıldanabilir misiniz?
Hiç sanmıyorum.
Ne melodisi aklımızda ne sözleri.
Oysa AKP’nin daha önce seçim kazanmasını sağlayan iki müzik de hâlâ aklımızda.
“Aynı yoldan gelmişiz biz”, bir toplumsal birlik mesajıydı ve halk onu, bir türkü gibi benimsemişti.
Dombra’nın Tayyip uyarlaması da, dönemin “lider” ihtiyacına cevap veriyordu.
Ya bugün?
AKP’nin halka sunabileceği hiçbir şey yok!
Dikkat edin, sloganları da yok. Oysa AKP her seçimde, halkı yakalayan bir slogan üretebilirdi. Demek artık, bir slogan da üretemiyorlar.
Çok açık konuşalım; AKP iktidarda kalmak istiyor ama bir motivasyonu yok. Olsa; mutlaka bir müziğe ve slogana dönüşürdü.
Ya muhalefet?
İşte burada da bir sıkıntı var.
Muhalefetin halkın diline dolanmış bir müziği var mı?
Yok!
Ya şöyle, tamam diyeceği bir sloganı?
O da yok!
Oysa bir yıl önce Adalet Yürüyüşü’nün, hem müziği vardı hem de sloganı!
Bunu mutlaka ciddiye alın, çünkü özellikle muhalefet için, halkı geleceğe seferber etmenin tek yolu; iyi bir müzik ve iyi bir slogandır!
Müzik de slogan da; kalp atışının ritmini yansıtır. İyi müzik, iyi slogan, kalbinize işler, kalbiniz çarpar. Bu size motivasyon sağlar. Kalpten bağlanırsınız siyasete ve devrime.
İşte muhalefetin eksiği de burada ortaya çıkıyor.
Ama her zor anın kurtarıcısı bir slogan ve bir marş var, imdada onlar yetişiyor!
İnsanlar, kendiliğinden “Mustafa Kemal’in Askerleriyiz” sloganını atıyor!
İzmir Marşı’nı söylemeye başlıyor!
Yani millet, kurtarıcısı olarak Mustafa Kemal’e sarılıyor!
Peki “Mustafa Kemal’in Askerleriyiz” sloganının yaratıcısı Gökçe Fırat nerede?
Silivri’de esir!
Tam 2 yıldır!
Peki siz “Mustafa Kemal’in Askerleriyiz”in yine Gökçe Fırat tarafından yazılan marşını hiç dinlediniz mi?
Açın bir dinleyin!
İşte o zaman Gökçe Fırat’ın, 7 Haziran seçimlerinde, 16 Nisan Referandumu’nda ve bu 24 Haziran seçimlerinde neden hapiste tutulduğunu göreceksiniz!
Evet; halkın da muhalefetin de kalplere işleyecek bir söze ihtiyacı var!

gencturk


Bu yazı 612 kez okundu.

Türk Solu
SON EKLENENLER