• Cumartesi, Haziran 23, 2018

Diploma sahtekârlığı ve diploma nefreti

diploma
Türk Solu
Haziran13/ 2018

Diploma diyenlerden neden sadece Gökçe Fırat tutuklu?
Evet, yine Erdoğan’ın diplomasından bahsediyoruz.
Ama, sahtekârlıktan kastımız farklı.
Bu defa, iğneyi kendimize batıralım, muhalefeti sorgulayalım.
Son dönemde herkesin dilinde tek bir konu var; Tayyip Erdoğan’ın diplomasının sahte olup olmadığı. Özellikle muhalefet bu konu üzerinden yükleniyor iktidara.
Peki muhalefet sizce ciddi mi?
Bence değil!
Nedenine gelince…
Aslında bu ülkede, hiç kimse, bu diploma ile ilgili pek bir şey bilmiyor. Ve garip bir şekilde kimse de ciddi bir araştırma yapmıyor.
Bu diplomanın gerçek olup olmadığını araştıran bir isim vardı, o da şu anda hapiste. Tam iki yıldır bu diplomanın peşinde olduğu için hapis yatıyor.
Peki Gökçe Fırat ne yapmıştı?
Neden onca diploma diyene bir şey yapılmazken, sadece Gökçe Fırat tutuklandı?
Çünkü Gökçe Fırat, gerçeği öğrendi ve açıklayacaktı. Hatta en son olarak, bir suç duyurusunda bulunmuştu. Kimsenin yapamadığını yapmıştı yani.
Muhalefet gerçekten diplomanın peşinde mi?
O halde çok basit bir soru muhalefete:
Madem bu diploma üzerinden yükleniyorsunuz, neden Gökçe Fırat’a gidip, “gerçek ne”, “elinde bir belge var mı?” diye sormazsınız.
Çünkü sizin elinizde bir şey yok, sadece aklınızdaki haklı “soru işaretlerini” soruyorsunuz.
Aynı soru işaretleri Gökçe Fırat’ın kafasında da belirince, o kimsenin yapmadığını yaptı ve bir “dedektif” gibi değil, bir “gazeteci” gibi işi araştırdı. Araştırınca gerçek ortaya çıkar. Gazetecilik de zaten budur. Ama bizim gazetecilerimiz bunu çoktan unuttu. Çünkü en son böyle bir işe girişen Uğur Mumcu’nun sonunu biliyordu herkes.
Elbette Gökçe Fırat da biliyordu ama o korkmadı.
Yeniden soruyorum: Muhalefet neden Gökçe Fırat’a sormaz?
Hapiste Demirtaş’ı bile ziyaret ederler de bu sorunun cevabını öğrenmek için neden Gökçe Fırat’a gitmezler?
Cevap basit: Bu diplomanın sadece lafını edip, üzerine gitmemek için!
Gökçe Fırat çıkacak gerçekler ortaya çıkacak
Eğer isteseler, emin olun, Tayyip Erdoğan’ın bu cumhurbaşkanlığı seçimine katılmasını bile engelleyebilirlerdi.
Onu çoktan o makamdan indirecek adımları hukuken atarlardı.
O nedenle, diploma sahtekârlığına kanmıyoruz.
Şunu biliyoruz: Gökçe Fırat çıkacak ve gerçekler ortaya çıkacak!
Saraylar ve saltanatlar o zaman yıkılacak…
“Diplomanın ne önemi var?” diyenlerin derdi
Muhalefet “diploma” dedikçe, yandaş AKP’liler hemen saldırıya geçiyor; “diplomanın ne anlamı var?”
Bu tartışma önemli.
En son bir TV programında, Boğaziçi mezunu bir “gazeteci” hanım, Muharem İnce’ye şöyle itiraz ediyordu: “Halkı küçümseyen elit bir tavır bu.”
Mesele tam da bu; bunların kafasında halk diplomasız, elitler diplomalı olur!
Peki sizce burada bir elit düşmanlığı mı var yoksa halk düşmanlığı mı?
Halk düşmanlığı elbette.
Bu tavır, halkı küçümseyen, onu kafasız gören, onun eğitim alamayacağını düşünen orta çağ aristokrasisinin (yani elitin) tavrıdır.
Dedikleri şu: Halk okumasın, cahil kalsın!
İyi de neden?
Basit: Okumaz, cahil kalırsa, rahat kandırırız da ondan.
Okumazsa iyi bir iş sahibi de olamaz ve iş için, ekmek için iktidara muhtaç olur.
Kısacası, halk okumasın, onların kölesi olsun istiyorlar!
Boğaziçi mezunu yandaş yazarlar için ise, farklı bir durum var; onlar da aslında vasıfsız diplomalılardır. Nitelikli diplomalılara sözlerini dinletemezler, mecburen eğitimsiz bir kitle bulup kendilerini ancak onlara dinletebilirler.
İşçi ve köylü, çocuğu diploma alsın diye çalışıyor
Bugün tüm dünyanın geldiği bir nokta var: Eğitim en temel insan hakkından biridir.
Cumhuriyet’in eğitim seferberliğini biliyoruz.
Ama o kadar geriye gitmeyelim, bu iktidar bile eğitimi artırmak için uğraşmıyor mu? Üniversite açmakla övünmüyor mu?
O zaman soruyorum:
Madem üniversite diplomasının önemi yok, neden üniversite açmakla övünüyorsunuz?
Demek ki üniversite de önemliymiş, diploma da!
Ve halkımız o kadar önemsiyor ki, dişinden tırnağından artırdığı ile, çocuğuna iyi bir eğitim vermek için didinip duruyor.
İşçisi, köylüsü ile emekçi halkımız, çocukları iyi bir okulda okusun diye çalışıyor.
Diplomanın ne önemi var diyenlerin derdi de, aslında bu işçi ve köylü ile zaten. Onun kaderi hiç değişmesin istiyorlar.
Bu iktidar; tarım alanlarını yok ediyor, köylüyü bitiriyor.
Bu iktidar; fabrikaları özeleştiriyor, işçiyi bitiriyor.
Bu iktidar; doktoru, mühendisi, öğretmeni işsiz bırakıyor.
Aslında iktidar tek bir programı var; alınteri ile emeği ile çalışan tüm halkı cezalandırmak.
Beleşçiliği, yandaşlığı, avantacılığı, lümpenliği hakim kılmak!
Diploma hırsızlarla çalışanları ayırıyor
Dikkat edin, “Diplomanın ne önemi var?” diyenler aynı zamanda neler diyor; “Çalıyorlar ama çalışıyorlar.”
Çalmak ne demek?
Hırsızlığı savunmak ne demek?
İnsan hiç bu suçları bu kadar pervasızca savunabilir mi?
Diploma meselesi de aynı; eğer sahte ise birinin hakkını çalmaktır. Bir kalpazanlıktır. Bir suçtur.
Diploma meselesi; hırsızlarla namusluları, hırsızlarla emekçileri, hırsızlarla çalışanları ayıran ahlâk kriteridir.
Hiç bilenle bilmeyenler bir olur mu?
İslamcılıkla, İslamilikle de hiç bir ilgisi yoktur
Kimi densizler utanmadan; “Hz. Muhammed’in de diploması yoktu” diye yazabildi.
Ama o Hz. Muhammed, diplomayı, eğitimi, ilmi hiç aşağılamadı, hiç karşı çıkmadı!
Bizim meselemiz, kimin okuyup okumadığını bilmek değil.
Ama şunu da unutmayın: Hiç bilenle bilmeyen bir olur mu?
İslam’ın düsturu budur.
Bir de kendini bilmek ve haddini bilmek meselesi var.
İşte diploma nefreti yayanları asıl rahatsızlığı bu: Onlar ne hadlerini biliyor ne de kendilerini!


Bu yazı 78 kez okundu.

Türk Solu
SON EKLENENLER