• Cuma, Ağustos 18, 2017

Direnişin kalbi Yüksel Caddesi

okan3
Okan İşbecer
Ağustos01/ 2017

Yüksel Caddesi’nde 260 gündür (yazının yazıldığı gün itibariyle) süren bir direniş var. Bu direnişi başlatan Nuriye Gülmen ve Semih Özakça, KHK’yla uzaklaştırıldıkları işlerini geri istedikleri için girdikleri açlık grevinin 140. günüde cezaevindeler. Bu iki insan Türkiye’nin umudu ve direnci olarak yaşamaya devam ediyor.
Onların aileleri, arkadaşları, meslektaşları ise Yüksel Caddesi’nde onların bıraktığı yerden direnişe devam ediyorlar. Yüksel Caddesi’nde, önünde Nuriye ve Semih’in oturduğu İnsan Hakları Anıtı, polis kordonu altında. Güya anıtı koruyorlar. İnsan haklarını insandan korumaya çalışıyorlar. İnsanlık Anıtı’nı insandan arındırınca, ya da onu gözaltına alınca insanlığı da, insan haklarını da gözaltına aldıklarını, hapsettiklerini sanacak kadar çaresizler aslında. Hiçbir politik talepleri olmayan, işlerinden başka bir şey istemeyen insanları terörist ilan edecek kadar zavallılar.
O anıtın etrafında günlük rutin iş gibi günde iki kez gerçekleşen bir şey var. Nuriye ve Semih’in yakınları günde iki kez anıta yaklaşıp basın açıklaması yapmaya çalışırlar, polis de günde iki kez, dozajı günden güne artan müdahalelerle dağıtır. Hatta geçtiğimiz günlerde Nuriye ve Semih gibi sadece işini isteyen, Yüksel Caddesi’ndeki eylemlerin simge ismi Veli Saçılık’ın polis müdahalesi sonrasında kolu kırıldı. Zaten bir kolu olmayan Veli Saçılık’ın, üstelik ampute kolunun kırılması bile onu durdurmadı. O yine direnişin en önünde. Avukatları, aile fertleri tutuklandı ama Yüksel Caddesi’ndeki direniş de, o insanların dayanışması da umudu da bitmedi. Şimdilerde kişi başına düşen bir TOMA ile açıklama yapıyorlar. Hâlâ umutla gülümsüyorlar, hala Türkiye’ye umut ekebiliyorlar. Diğer taraftaysa herkese, her şeye nefret kusan, gülmeyi, güldürmeyi unutan bir güruh var.
15 Temmuz’un yıldönümü vesilesiyle çok duyduk, destan, destan diyorlar ya, gerçek destan bu işte. Sahte kahramanların tezgâhladığı değil, bu halkın gerçek kahramanlarının her gün dosta düşmana, Türkiye’ye ve tüm dünyaya gösterdiği bir direniş destanı.
Tarihe geçecek olan ve geleceğe kalacak olan da budur.


Bu yazı 11 kez okundu.

Okan İşbecer
SON EKLENENLER