• Çarşamba, Eylül 20, 2017

Doğu Perinçek’in 50 yılı (1965-2015)

1
Türk Solu
Mayıs24/ 2015

Bu kitabı neden hazırladığımızı açıklamadan önce nasıl hazırlandığının öyküsünü aktaralım. Kitabı incelediğinizde göreceksiniz, Perinçek ve Aydınlık hareketiyle ilgili sadece “birincil” kaynaklardan yararlanılmıştır. Yani kendi yayın organlarında yazılanlar, parti açıklamaları ve tabii ki Perinçek’in kendi kitapları, söyleşileri.

Aydınlıkçıların yayınlamayı çok sevdiği, nereden geldiği ve gerçekte kime hizmet ettiği belli olmayan “istihbarat raporları” gibi güvenilir olmayan, doğruluğu şüpheli ve manüplasyona açık kaynaklar kitabımızda yok. Perinçek hakkında yazılanlara da çok itibar etmedik. Sonuçta bir dönem Perinçek’le birlikte hareket etmiş ancak sonradan ayrılmış pek çok ismin anıları yayınlandı. Doğruluğu ve nesnelliği elbette tartışılabilecek bu anılardan da aktarma yapmayı -mümkün olduğunca- tercih etmedik.

***

Peki neden böyle bir kitap hazırlamaya gerek duyduk? Pek çok okurumuz 25 yıldır seçimlerde Perinçek’in binde 2-3’ten yüksek oy alamayan “marjinal” bir siyasi lider olarak görebilir. Zaten öyledir de. Hatta çoğu insan için Perinçek’in kitabımızda da çok örneğini göreceğiniz o siyaset değişiklikleri ve ani keskin dönüşleri bir “komedi” unsurudur.

Fakat Doğu Perinçek’in ve Aydınlık hareketinin Türkiye’nin başına açtığı belalar bizce çok daha “ciddi”dir. Nedir o halde Perinçek’in misyonu?

Perinçek Türkiye’nin ilk legal sosyalist partisi TİP’i kapattırmıştır

1960’lı yıllara gidelim. Bir yandan Türkiye İşçi Partisi (TİP) 1965 seçimlerinde 15 milletvekiliyle TBMM’ye girmiş bir yandan da 1968’de gençlik hareketi Atatürk’ü ve milli değerlerimizi de sahiplenen bir çizgide kitleselleşmiştir. İşte tam bu dönemde Perinçek’in önce TİP ile gençlik hareketinin arasını bozan tartışmaları körüklediğini görüyoruz. İlk bölme hareketi budur Perinçek’in…

Bununla da kalmamış, TİP’ten koparttığı gençlik hareketini de bölmüştür. TİP’e muhalif gençlerin -ki 1968’in asıl liderleri Mahir’ler ve Deniz’ler de bunların içindedirçıkarttığı Aydınlık, Türk Solu gibi dergileri de 1970’e gelindiğinde parçalamayı başarmıştır. Provokasyonlarına TİP’te de devam etmiş ve TİP’in Ekim 1970 Kongresi’nde Aydınlıkçılar “Kürt halkının asimile edildiği”ne dair bir karar metnini kongrenin onayına sunmuştur. Genel Başkan Behice Boran ve dönemin TİP yönetiminin bütün karşı çıkışlarına rağmen bu Kürtçü bildiri Aydınlıkçıların diğer Kürtçü delegelerle işbirliği sonucu kongre tarafından kabul edilmiş ve TİP’in 12 Mart’tan sonra kapatılmasına neden olmuştur.

Kısacası, TİP’i kapattıran da Perinçek olmuştur. Bugün Türkiye’de sol neden bu kadar zayıf, CHP’nin daha solunda bir sosyalist parti neden yok diye eksikliğini çekiyoruz ya ülke olarak, işte bu nedenle… Perinçek TİP’i kapattırmasa, bugün Türkiye’de CHP dışında bir sosyalist parti, hem de güçlü bir sosyalist parti olacaktı.

Perinçek, Türk Sol hareketinin içine Kürtçülüğü sokmuştur

Türk Solu’nun en büyük handikabı, PKK ile arasındaki yakın bağlardır. Ve bu bağı kuran da, 40 yıllık hareketi ile Perinçek olmuştur. Aslında 1960’lı yıllarda Türk Solu, genel olarak milliyetçiydi. Atatürk’ün resimlerini taşırdı, Türk bayrağı tartışılmazdı bile. Yani sol demek, ekonomik bir programdı, işçilerin iktidarını hedeflemekti. Böyle olduğu için, yani Sol’un Türk devleti ile, Misak-ı Milli ile, Türk bayrağı ile, Atatürk ile, hiçbir sorunu olmadığı için de, Türkiye’nin en ücra köylerine kadar Sol girebilmişti. İşte Perinçek’in ikinci büyük zararı burada ortaya çıktı. 68’de, hiçbir sol lider ve grubun yapmadığını yaptı Perinçek. Atatürk’e faşist dedi.

Kürtlere bağımsızlık hakkı tanınsın dedi. Milliyetçiliğe saldırdı. Türk Ordusu’na düşmanlık ilan etti. 68’in çiçek çocukları, bir anda vatan-millet-bayrak düşmanı haline dönüştürüldü.

***

Ama Perinçek bu Kürtçülüğünü bu noktada da bırakmadı. PKK ile olan yakın ilişkisi bilinmektedir. Nitekim bu ilişkiler dolayısıyla bir dönemki partisi Sosyalist Parti, Anayasa Mahkemesi tarafından kapatılmıştır. Perinçek ve dergileri de Kürtçülükten dolayı cezalar almışlardır. Fakat bilinmeyenlerden birisi Apo’nun Perinçek’in örgütünde siyasete başladığıdır. Apo, ilk tutukluluğunu Perinçek’in illegal Şafak dergisinin bir bildirisini dağıttığı için yaşamıştır. Yani Apo ve Perinçek arasında daha sonra PKK terör örgütünün Bekaa’daki kampında gül alıp vermeye kadar ilerleyecek ilişki, aslında daha 1972 yılında başlamıştır. (Bu ilişkiyi ortaya çıkaran rahmetli Uğur Mumcu olmuş ve Perinçek’ler tarafından MİT-CIA ajanlığı ile suçlanmıştır!)

***

Perinçek, Apo ile olan resimlerini ve görüşmelerini bir gazetecilik faaliyeti olarak sunmaya çalışmaktadır ama bu hiç de inandırıcı değildir. Çünkü Perinçek sadece röportaj yapmamıştır. PKK’nın teröristlerinin hepsinin elini sıkmış, onlara konferans vermiş, gülmüş, oynamış, çiçek bile vermiştir. Doğaldır ki bunlar gazetecilik faaliyeti değildir! Apo ile röportaja onca gazeteci gitti, hangisi Apo ile böyle samimi oldu? Kaldı ki, binlerce insanımızı şehit eden biri ile, hangi normal insan, böylesine samimi olabilir!

Perinçek İslam’a saldırarak, Atatürkçülüğü ve solculuğu din düşmanlığı olarak lanse etmiştir

Perinçek’in Türk soluna verdiği üçüncü büyük zararı bu alanda ortaya çıkmıştır. Bir sosyalistin ateist olması anlaşılabilir bir durum olabilir. Ama din düşmanlığı yapmak apayrı bir şeydir. Türkiye’de solcuların, tıpkı dünyadaki diğer solcular gibi, din düşmanlığı gibi bir tavırları hiçbir dönemde olmamıştır. Çünkü solun görevi dinle mücadele etmek değildir. Ama Perinçek bu genel prensibi de yıkmayı başarmıştır. Atatürk’ün dinsiz ve Allahsız olduğunu -sözde Atatürk’ün el yazılarına dayanarak iddia etmiş ve bu iddialarla yetinmemiş, Atatürk düşmanı dinci çevrelerle işbirliği yapmıştır. Perinçek’in yayınladığı “Atatürk dinsizdi” şeklindeki haberler daha sonra bu dinci dergileri süslemiş ve bu dinci çevreler de “görüyor musunuz Atatürk dinsizdi” diye kendi tabanlarına propaganda yapmışlardır.

Bir taraftan Atatürk’le ilgili bu büyük tahrifatı ve tahribatı yaparken diğer taraftan da Hz. Muhammed’e saldırmaya başlamış, üstelik bu saldırıları belden aşağı düzeye kadar düşürmüştür. Elbette bu da muhafazakar çevrelerde büyük infial yaratmıştır. Nitekim Perinçek Şeytan Ayetleri’ni yayınladıktan sonra Sivas Katliamı gerçekleşmiştir. Sözün kısası, Türk Solu’nu dinsiz, imansız gösterme konusunda Perinçek görevini yapmıştır.

Perinçek Ordu ile kurduğu ilişkilerle Ergenekon tertibine zemin hazırlamıştır

Perinçek, Susurluk’tan sonra Ordu ile yakın ilişkiler kurma gayretine düşmüştür. Daha o dönemlerde Aydınlık gazetesinde Veli Küçük’ün nasıl savunulduğu görülecektir. Yine arşivlerde Ergenekon tertibinin mimarı Tuncay Güney’in de Aydınlık’taki görevini göreceksiniz. Ergenekon tertibinin en önemli iki belgesinin Perinçek’in evindeki
aramada bulunduğuna dikkat çekelim. Perinçek, tüm Türk Ordusu’nun başını yakacak tertip belgesini ne hikmetse evinde bulunduruyordu.

Ergenekon’da Perinçek’in rolü bununla sınırlı da olmadı. Silivri Cezaevi’nde Perinçek’e örgütlenme imkanı verildi, serbestçe gazete çıkarttı, yazı yazdı, açıklamalar yaptı. Tutuklanan pek çok askeri burada kendisine bağladı. Hitler’in cezaevi dönemini hatırlatan bir durum… Hitler de sözde tutukluydu ama cezasını cezaevinde, devletin
gözetimi ve denetiminde ve özellikle ordu içindeki bir kesimin desteği ile geçirmişti.

Hitler çıktıktan sonra sadece Almanya’nın değil tüm dünyanın başını yaktı. Elbette Perinçek’in böyle bir imkanı yok. Çünkü kendisi Türkiye’nin en sevilmeyen insanlarından biri. O nedenle de kendi köyünde bile insanlar Perinçek’e oy vermiyorlar.

Perinçek CHP ve MHP içinde hizipçilik, bölücülük yaparak muhalefeti bölme stratejisi uyguluyor

Perinçek’in şu an için en önemli rolü muhalefeti zayıflatmak, bölmek, yıpratmak. Daha cezaevinden çıkmadan önce, kendisine Tayyip Erdoğan tarafından böyle bir rol verildiği ve CHP’yi bölmesi için cezaevinden çıkartılacağı haberleri yapılıyordu. Bu haberlerin üzerinden bir iki ay geçmeden hapisten çıkarıldı ve çıkar çıkmaz da CHP’ye saldırmaya başladı. Ve yine bu dönemde Tayyip Erdoğan’la açık işbirliğine girdi, o kadar ki, “Tayyip Erdoğan diktatör değildir” diye yazı yazmaya kadar vardırdı işi.

Tayyip’in Perinçek’e desteği

Aydınlık hareketi bütün bu süreçte AKP’den büyük destek aldı. Örneğin Aydınlık gazetesinin dağıtımını Sabah grubu yapıyor! Yani Aydınlık, Tayyip’in havuzuna bağlanmıştır. Aydınlık, reklamlar yoluyla da AKP’den büyük destek alıyor. Pek çok yandaş firmanın reklamlarını Aydınlık’ta görmek mümkün. En çarpıcı olan ise 17 Aralık operasyonunda da sanıklar arasında yer alan Ali Ağaoğlu’nun Aydınlık’a verdiği ilanlar. Yine “Anam, babam, çocuklarım Tayyip’e feda olsun” diyecek kadar fanatik Ethem Sancak’ın yeğenine ait bir POS firmasının ilanlarına Aydınlık’ta rastlamak mümkün. Ethem Sancak bilindiği gibi Star gibi yandaş gazetelerin patronu. Ve “eski” bir Aydınlıkçı. 80 öncesinde Aydınlık’ta yazıları çıkmış, Perinçek’in partisinde Diyarbakır İl Başkanlığı ve İstanbul İl Yöneticiliği yapmış birisi. Demek ki, Ethem Sancak-Perinçek ilişkisi tam olarak hiçbir zaman bitmemiş. Tabii bu arada Basın İlan Kurumu’ndan Aydınlık’a her gün verilen sayfalarca ilanı da unutmayalım. Onca yüksek tirajlı gazeteye muhalif diye reklam aktarmayan Basın İlan Kurumu, ne hikmetse Aydınlık ve Akit’i bol bol ilanla besliyor.

***

Son olarak birkaç noktayı daha burada vurgulayalım: Perinçek, Esad’la kurduğu ilişkilerle Türk kamuoyunu yanlış yönlendirmektedir. Esad, Alevidir ve Esad’la ilgili olarak insanlarda hassasiyet yaratmak ve bu hassasiyetleri kaşımak mümkündür. Ülkemizde Alevi- Sünni kutuplaşması planları öteden beri yapılmaktadır. Uyanık olmamız gerekir. Kaldı ki Perinçek’in Esad için kullandığı “Atatürk’ün soyundan geliyor” şeklindeki açıklamaları, her türlü terbiye sınırını aşmaktadır, Atamıza büyük bir hakarettir. Esad, Atatürk’ün tırnağı olamaz! Perinçek’in Deniz Gezmiş üzerinden son yıllarda yaptığı sömürüye karşı da dikkatli olalım. Deniz Gezmiş’ler asılırken Perinçek beslenmiştir ve şimdi Perinçek, Deniz’lerin anısını kullanmaya, ranta çevirmeye çalışmaktadır. Üstelik Perinçek’in partisi
Deniz’ler için idam edilsin diye oy kullanan eski bir Adalet Partisi milletvekili Hasan Korkmazcan’ı da Denizli’den milletvekili adayı göstermiştir!

Perinçek için bu normaldir çünkü o dönemde kendi babası da milletvekiliydi ve oylamaya katılmamıştı. Deniz’ler asılmasın diye bir “hayır” oyu bile vermemişti!

Kitapta neler var

Kitabımız, Perinçek’in ailesi ve memleketi hakkında bilgilerle başlıyor. Perinçek hakkında ileri sürülen Ermenilik iddialarını buraya almak zorunda kaldık. Ama Perinçek bu iddiaları reddediyor. Kendi ifadesini daha doğru kabul etmemiz gerekir. Zaten Ermeni olup olmaması bizim için çok da önemli değil. Sonuç olarak hangi Ermeni, Perinçek’in bu memlekete verdiği zararı verebilmiştir ki? Perinçek’in Ermeniliği ile ilgili iddialara katılmamak için bir nedenimiz daha var. Ermeniler, sevelim veya sevmeyelim, örgütçü, başarılı insanlardır. Ama Perinçek hayatı boyunca hep kötü bir örgütçü olmuştur, hiçbir başarısı da yoktur. Böylesi silik bir kariyer, bizce bir Ermeniye ait olamaz…

***

Kitabımızın sonraki bölümlerinde, onar yıllar halinde Perinçek’in siyasi tavırlarını derledik. Her konuyla ilgili de Perinçek’in gazetesinde yayınlanan küpürleri koyduk. Yani her şey Perinçek’in kendi ürünü. Elbette pek çok konuyu görmezden gelmek zorunda kaldık. Sonuçta Perinçek falso konusunda bir derya… Biz de buradan ancak bir
seçme yapabildik.

***

Kitabımızda Perinçek’in 12 Mart dönemindeki polis ifadesinin bir analizini de koyduk. Bu ifade bizce önemli. Perinçek bugüne kadar bu ifadeyi hiç reddetmedi. Ama bu ifade nedeniyle adı hep ihbarcı olarak anıldı sol içinde. Bu ifadeyi şaşkınlık içinde okuyacaksınız.

***

Kitabımızdaki son bölüm “Perinçek’in Deniz Gezmiş Yalanları” başlığını taşıyor. Perinçek son yıllarda Deniz Gezmiş’le yaşadığı anıları yayınladı. Ama bu anılar sonradan uydurulmuş anılar. Ve bu yazımızda bu anıların, gün gün, yıl yıl nasıl uydurulduğunu görüp küçük dilinizi yutacaksınız.

Kitabımızın Perinçek’le yeni tanışan kesim için özellikle faydalı olacağını düşünüyoruz. Bugüne kadar Perinçek hakkında insanlar genelde suskun kaldı. Çünkü gazetesinde kendisini eleştirenlere hemen saldırmaya başlar. Bugüne kadar kimlere saldırmadı ki Perinçek? Deniz Gezmiş’ten Uğur Mumcu’ya, Che Guevara’dan Lumumba’ya, dört kıtada
insanlara -ama namuslu, yiğit, temiz insanlara- saldırmayı vazife edinmiştir.

Adımız Perinçek’in yanında anılacağına, Perinçek’in saldırdığı Deniz’lerin, Mumcu’ların yanında anılsın.

Bu onur bize yeter…

Kitabı online satın almak için tıklayın: http://goo.gl/mjBVBT


Bu yazı 3.308 kez okundu.

Türk Solu
SON EKLENENLER