• Cumartesi, Mayıs 26, 2018

Dünya Uygur Kongresi Genel Başkanı Rabia Kadir’le söyleşi: Doğu Türkistan’da Çin zulmü: Milliyetçi ve Müslüman Türkler Nazi kamplarına gönderiliyor

rabia-kadir
Türk Solu
Şubat07/ 2018

Dünya Uygur Kongresi Genel Başkanı Rabia Kadir ile Doğu Türkistan’ı konuştuk. Söyleşiyi yazarımız Serap Yeşiltuna gerçekleştirdi.
TÜRKSOLU: Rabia Hanım, sizinle yaklaşık üç yıl önce bir röportaj yapmıştık. Ben sizin Doğu Türkistan’daki kardeşlerimiz için verdiğiniz mücadele ve hayat hikayenizle ilgili sorular sormuş, oradaki durumu okuyucularımıza aktarmaya çalışmıştım. Aradan üç yıl geçti. Doğu Türkistan’da iyiye giden bir şeyler oldu mu? Yoksa oradaki Türklere yönelik baskı artıyor mu?
RABİA KADİR: Doğu Türkistan’daki durum ile ilgilendiğiniz için teşekkür ederim. Bu son üç sene içerisinde Doğu Türkistan’daki durum daha da kötüleşti. Şuan tüm eyaletlerde onlarca “Siyasi Eğitim Merkezi” veya “Yeniden Eğitme Merkezi” adında onlarca kamplar kurulmuş durumda ve bu kamplarda binlerce Uygur Türkü tutuluyor. Bu kamplarda en çok yurt dışına giden ve dini ibadetleri nedeniyle tutuklanmış Uygurlar var. Hitler zamanı gibi, Nazi kamplarına benzer kamplar kurulmuş. Yaklaşık 2 milyon Uygur Türkünün kamplarda tutulmakta olduğunu duyuyoruz. Onların çocukları da dışarıda kalmış durumda, çoğu yetimhanelerde barınıyor. Yetimhanede ve sahipsiz kalan çocuklarının durumunu tam olarak bilmiyoruz. Kişilerin günlük yaşam faaliyetlerine de sınır koyulmuş, bir şehirden başka bir şehire yolculuk yapması, akraba ziyaretleri, geleneksel örf-adetlerini yaşaması engellenmiş. Son bilgilere göre, eskiden yurt dışına giden, özellikle Türkiye’ye gidip gelenler, yazarlar, şairler ve zengin iş adamları “Eğitim Kampı” veya hapse gönderilmiş durumda. Hükümet iletişim kanalları ve taşıma araçlarını çok sıkı bir şekilde kontrol ediyor. İnsanların maddi durumu daha da kötüleşmiş durumda.
TÜRKSOLU: Bu Çin “Nazi kampları” hakkında biraz daha ayrıntılı bilgi verebilir misiniz? Yurtdışındaki Doğu Türkistanlıdoguturkistan öğrencilerin zorla Çin’e çağrıldığı ve bu kamplarda eğitim adı altında süresiz esir edildiği söyleniyor, doğru mu?
RABİA KADİR: “Siyasi Eğitim Merkerzi”, “Yeniden Eğitme Kursu” veya “İdeolojik Eğitim Merkezi” gibi farklı adlandırılmış Nazi kampları Doğu Türkistan’ın tüm eyalet ve ilçelerinde var. Her bir kampta bir kaç bin kişi bulunuyor. Çoğu yurtdışına gittiği, dini ibadetlerini yaptığı veya milliyetçi düşüncelere sahip olduğu için tutuklu. İdiolojik eğitim sürecinde komünist düşünce beyine “yerleşmeyen”, veya yeterince pişmanlığını ifade etmeyen Uygurlar hapis cezasına çarptırılıyor. Bu tür kamplarda intihar eden, hastalık veya bilinmeyen nedenlerden dolayı ölenlerin sayısı çoğalmaktadır. Bu kamplarda her gün sadece iki kez yemek veriliyor, küçük bir odada onlarca kişi uyumaya mecbur kalıyor. Oda içinde sadece yan uyuma pozisyonunda kaldıklarını, çok sıkıştırılmış bu ortamda geceleri uykusuz geçirdiklerini biliyoruz.
TÜRKSOLU: Uygur Türklerinin ibadetlerini yapmalarına hâlâ engel olunuyor mu?
RABİA KADİR: Evet, dini ibadetlere olan sınırlama ve yasaklama daha da artmıştır. Hoten gibi illerde yayınlanan duyurulara göre Çin hükümeti camide kılınacak ezan, dua ve tekbirleri değiştirmiş, tekbir ve dualarda Çin komünist partisi ve Çin devlet başkanına olan sadakatini ifade etmek zorunlu hale getirilmiştir. Sadece izin verilmiş kişilere hükümet tarafından belirlenmiş yerlerde sınırlı şekilde ibadet izni veriliyor. Beş sene önce dışarıda namaz kıldığı için 7 sene hapis cezası almış bir kardeşimizin bilgisi elimize ulaşmıştır.
TÜRKSOLU: Din adamları toplatıldığı için Cenaze namazı kıldıracak kimse kalmadığı söyleniyor doğru mu?
RABİA KADİR: Sadece din adamları değil, normal kişilerin de bir araya toplanmasına sınır koyulmuş. Resmi bilgilere göre bazı bölgelerde cenaze namazına 15 ten fazla kişinin katılması yasaklanmıştır.
TÜRKSOLU: Uygur kızlarının zorunlu göçe tabi tutulması söz konusu mu? Çinlilerle evliliğe teşvik ediliyorlar mı?
RABİA KADİR: Uygur kızlarının zorunlu göçe tabi tutulması hâlâ devam ediyor. Çin hükümeti Çin’in doğu eyaletlerinden getiren Çinli göçmenleri Doğu Türkistan’da yerleşmeye, Uygur kızları ile evlenmeye teşvik ediyor. Aldığımız bilgilere göre, Uygurlar ile evlenen Çinli göçmenlere çok miktarda para ödül olarak veriliyor. Özellikle Doğu Türkistan’ın güney bölgelerinde durum daha ağır, erkeklerin çoğu “Eğitim Kampları”na maruz kaldığı için, kızlar Çin hükümetinin zorunlu uygulamalarına karşı çaresiz kalıyorlar.
TÜRKSOLU: Abdurehim Heyit’in durumu nedir? Tutuklandığı yazılmıştı?
RABİA KADİR: Abdurehim Heyit ve diğer bir kaç şarkıcı, bilim adamı ve yazarın yakalandığını biliyoruz, ama onların şu anki durumu hakkında hiçbir bilgiye ulaşamıyoruz. Onların akraba ve aile üyelerinin de Abdurehim Heyit’in son durumundan habersiz olduklarını duyduk.
TÜRKSOLU: Çinlilerle Uygurların arasında sözde kardeşlik çağrıları yapılıyor. Hatta Cengiz Han resmini çiğneyen Çinliye hapis cezası verildiği bile yazıldı. Bu doğru mu? Bu haber bazı gerçekleri örtbas etmek için mi yapıldı?
RABİA KADİR: Cengiz Han resimini çiğneyen Çinliye hapis cezası verildiği hakkında bilgimiz yok. Ama Uygurlar ile Çinlilerin zorla “kardeşlik” ilişkisi adında asimilasyon politikası uygulanmaktadır. Bu tür “kardeşlik” programında Çinliler Uygurların evine geçici olarak (bir veya bir kaç hafta) yerleştiriliyorlar. Çinlileri misafir etmeye mecbur kalan Uygurlar maddi açıdan zorlanıyor, dini ibadetleri ve örf ve adetleri engelleniyor. Erkekler eğitim kamplarındayken, yalnız kalan Uygur kadınlar Çinli erkek misafirler tarafından kötü muamele görüyor, hatta taciz edildiği söyleniyor. Genel olarak Uygurlar bu tür uygulamalardan çok rahatsız ve yeterince sıkılmış durumdalar.
TÜRKSOLU: Çin’de Uygur Türklerinin biometrik verilerinin toplandığı doğru mu? Kan grubu kaydı, DNA örnekleme, parmak izi kaydı gibi uygulamalar mı yapılıyor mu? Bu veri tabanı neden oluşturuluyor? Bir soykırım planı mı var?
RABİA KADİR: Evet, Çin haber ajansları dahil bir sürü haber ajanslarında söylendiği gibi, ve İnsan Hakları İzleme Örgütü’nün raporunda söylendiği gibi, bölgedeki tüm Uygurların kan grubu, DNA, parmak izi ve diğer biometrik verileri toplanıp, kimlik bilgileri ile birlikte veri tabanına kayıt edilmektedir. Çin hükümetinin biometrik verileri koruma konusunda hiçbir yasal uygulama yoktur. Biz Çin hükümetinin topladığı kan gurubu ve DNA gibi bilgileri organ ticareti ve etnik soykırım amaçlı kullanmasından çok endişe duyuyoruz.
TÜRKSOLU: Çin’in Altay bölgesindeki Kazak Türklerine de baskıya başladığı doğru mu?
RABİA KADİR: Yıllardır bize uygulanmakta olan sınırlamalar ve baskı politikaları şimdi Doğu Türkistan’daki Kazak, Kırgız gibi diğer Türk halklarına da uygulanmaktadır. Kazakistan’daki akrabalarını ziyaret etmek için Kazakistan’a giden kişilere hapis cezası verilmektedir. Altay gibi bölgelerde de “esselâmü aleyküm” gibi İslami selam sözler yasaklanmıştır, Doğu Türkistan’ın diğer bölgelerindeki baskıcı ve beyin yıkama politikaları buralarda da uygulanmaktadır.
TÜRKSOLU: İki oğlunuzun ve 30’a yakın akrabanızın tutuklandığına dair bir haber okumuştum. Şu an durumları nedir? Çin’deki çocuklarınıza yönelik baskılar devam ediyor mu?
RABİA KADİR: Şu an 4 oğlum, bir kızım, 7 torunum ve başka yakın akrabalarım olmak üzere ailemden toplam 30’dan fazla kişi tutuklanmıştır. Onların son durumu hakkında bilgi almaya çalışıyorum, çok endişeliyim ama hiç bilgi alamıyorum. Memleketimizde akrabaları tutuklanmış benim gibi anneler çok sayıdadır. Hepsine sabır ve sağlık diliyorum, tutuklanmış kardeşlerimizin kısa süre içerisinde ailesi ile kavuşması, zalim Çin hapishanelerinden kurtulması için her gün dua ediyorum.
Onların bazıları eğitim kamplarında, diğerlerinin nerede olduğu belli değil. Torunlarımın durumu da belli değil.
TÜRKSOLU: Bunların dışında Türkiye’deki kardeşlerinizle paylaşacağınız başka gelişmeler varsa ve anlatırsanız sevinirim.
RABİA KADİR: Türkiye’deki kardeşlerime gönlümden selamlar gönderiyorum, Doğu Türkistan meselesine ilgi duyan, Uygur Türklerine yardımda bulunan Türkiye’deki tüm kardeşlerime saygılarımı iletmekle birlikte teşekkür ediyorum. Doğu Türkistan’da kardeşlerimiz üzerindeki baskı ve şiddet gittikçe artmaktadır. Uygurlar Türkiye’yi ikinci ana vatanı olarak görüyorlar. Avrupa ve ABD hükümeti, bir kaç önemli insan hakları örgütü Doğu Türkistan’daki insan hakları ihlallerine karşı çağrılarda bulunurken, Türk hükümetinin duruma karşı pek ses çıkarmaması biraz üzücü geliyor. Ama kardeşliğimizin sonsuz olduğuna, Türk halkının her zaman yanımızda olacağına inanıyoruz.
TÜRKSOLU: Çok teşekkür ederim Rabia Hanım. Bir an önce Doğu Türkistan’daki durumun düzelmesi için, sizin ve sizin gibi pek çok annenin evlatlarına kavuşması için dua ediyoruz.


Bu yazı 138 kez okundu.

Türk Solu
SON EKLENENLER