• Çarşamba, Temmuz 18, 2018

Emin Çölaşan’ın Penceresinden Türkiye: Hay Aksi! Aldatıldık

okan-isbecer
Okan İşbecer
Şubat07/ 2018

“Aldatıldık” bir durum tespiti değil itiraf
Sözcü gazetesi yazarı Emin Çölaşan’ın 21. kitabının adı: Hay Aksi! Aldatıldık.
Emin Çölaşan, Türkiye’de hem gazeteci olarak hem de muhalif kimliğiyle ön plana çıkan, nerede yazarsa yazsın yazdıklarına kayıtsız kalınamayacak bir gazeteci. Hal böyle olunca, yeni kitabı raflarda yerini alır almaz büyük bir ilgi gördü.
Öncelikle kitabın adı neden “Hay Aksi! Aldatıldık”?
Herkesin aklına ilk gelen şey, kuşkusuz AKP Genel Başkanı’nın her sıkıştığında “Aldatıldık” bahanesine sığınmasından dolayı olabilir.
Nasıl olmasın ki?
FETÖ,
PKK,
ABD,
Merkel,
Trump,
Putin,
Barzani,
Esad,
Benim bildiğim en son Obama’da kaldık aldatanlar listesinde.
Ancak Çölaşan’ın kitabına bu ismi vermesinin sebebi, “aldatılma”ya bir gönderme değil.
Tam tersine, AKP’nin bizi aldatmasını kastediyor. Yani kitabın başlığı, aynı zamanda bir itiraf: AKP bizi aldattı.
Şöyle ki, AKP’nin ilk iktidara geldiği dönemi hatırlayın, ne vadediyordu? Özgürlük! Yolsuzlukla mücadele! Yoksullukla mücadele, hani o meşhur 3 Y vardı ya…
Geldiğimiz noktada, özgürlükler konusunda da, yolsuzlukla mücadele konusunda da dünyaya örnek olarak değil, ibret olarak gösteriliyoruz. Bu açıdan bakıldığında AKP’nin büyük bir hayal kırıklığı olduğu ve hepimizi aldattıkları gerçeğiyle başbaşa kalıyoruz.
Reza’dan evlilik programlarına ne ararsanız var
Kitap, Emin Çölaşan’ın Sözcü gazetesinde yayımlanan yazılarının bir araya getirilmesinden oluşturulmuş. Bu şu açıdan önemli, tarihe not düşmek açısından. Günlük gazete yazıları, o günün gündemiyle ilgilidir ve Türkiye gibi gündemin çok hızlı değiştiği bir ülkede, günlük yazılar da gündemin değişmesiyle beraber önemini yitirir ve unutulur. Ancak kitap haline getirilen yazıların kalıcılığı daha uzun ömürlüdür.
Gelelim kitabın içeriğine, yani Emin Çölaşan’ın gözünden Türkiye gündeminde yer alan meselelere.
Neler yok ki? Zarrab’dan tutun evlilik programlarına, spordan Suriye meselesine kadar Türkiye’nin gündeminde yer alan her şey…
Yakın zamandaki gündemin en önemli maddelerinden biri olan Zarrab meselesi var mesela. Emin Çölaşan’ın ısrarla vurguladığı şey, Zarrab gibi bir “uyanık”ın nasıl olup da yakalanacağını bile bile ABD’ye gittiği?
Zarrab sıradan biri değil. AKP’li bakanlardan ABD’ye kadar parmağında oynatmadığı kimse kalmamış. Türkiye’nin en büyük rüşvet olayının kilit ismi. ABD’de verdiği ifadeye göre Zafer Çağlayan’a, Egemen Bağış’a milyonlarca lira rüşvet vermiş. Bir diğer sabık bakana göre ise “ne yapıldıysa başbakanın bilgisi ve talimatıyla” yapıldı. Hal böyle olunca akla gelen tek şey, Zarrab’ın bile isteye, itirafçı olmak için ABD’ye gittiği.
Zarrab olayı ile ilgili epey bir yazı var kitapta. Ama kitabın ve Türkiye’nin gündemi sadece Zarrab değil. Mesela evlilik programları var. Bu programlara çıkarılan “oyuncu”ların, oynadıkları “senaryo”larla nasıl halkı uyuttukları, bu programların kazandırdığı büyük paralar ve bu rezil yayınlara RTÜK ve iktidarın sessiz kalışı.
AKP iktidarının, özellikle CHP’li belediyeleri nasıl çalışamaz hale getirdiği ve bunu siyasi çıkar uğruna yaptığı. Mesela bu konuda ilginç bir yazı var. Biliyorsunuz Türkiye uzun süredir OHAL’le yönetiliyor. OHAL’de de gösteri, yürüyüş, grev vs. toptan yasak. O kadar ki, Ankara Valiliği türkü söylemeyi bile yasakladı. İşte böyle bir ortamda İzmir’de İZDENİZ isçilerinin yaptığı ve iktidarın dokunmadığı bir grev var. İZDENİZ, İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne ait bir şirket. Çalışanları da greve gitmiş. Haliyle soruyor Emin Çölaşan: “Peki ama en önemsiz grevleri bile yasaklayan hükümet bu durumda ne yapıyor?” Ve cevabı yine kendi veriyor: “CHP’li belediye yıpransın ve halkın tepkisi artsın diye grevin uzaması için elinden geleni yapıyor!..”
Bunun gibi pek çok örnek var aslında. Örneğin Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Prof. Dr. Yılmaz Büyükerşen’in, müfettişlerle ilgilenmekten hizmete fırsat bulamaması gibi.
Bir de tabii, son dönemde gündemi epey meşgul eden AKP’li belediye başkanlarının zorla istifa ettirilmesi olayı var. Kimileri kuzu kuzu, kimileri ayak sürüyerek istifa etti. Emin Çölaşan bu durumu, 16 Nisan Referandumundan sonra özellikle büyükşehirlerde AKP’nin %50’nin altına düşmesine bağlıyor. Ama yine de sormadan edemiyor: “Peki bunlar niçin gidecek bilen var mı? Yok! Halk mı istemiyor, yolsuzluk mu yaptılar, pisliğe mi bulaştılar? Ortada bir şeyler var da, kimsenin somut bir bilgisi yok.”
Başımıza açılan Suriye belası
Kitabın önemli bir bölümü de, Suriye konusunda yazılan yazılara ayrılmış. Suriye konusu, yıllardır Türkiye gündeminin ilk sıralarını işgal ediyor. Dolayısıyla günlük köşe yazısı yazan bir gazetecinin de bu konuyu sıkça işlemesi gayet doğal.
Geçmişte iki ülkenin liderlerinin birlikte tatil yaptığı, ortak kabine toplantıları düzenlediği Suriye’yi, “ABD’nin talimatı uyarınca düşman ilan ettik” diyor Çölaşan.
Sonra Suriye’de “ABD ve Türkiye destekli iç savaş başladı, onbinlerce insan can verdi. Askerimizi Suriye’ye soktuk, şehitler verdik.”
Bugün ise “Esad’ın elinden alınıp işgal edilen yeni sınırımızda yeni komşularımız oluştu. En başta, o bölgede PYD adını kullanan PKK!.. Sonra IŞİD dahil bir sürü İslâmcı, profesyonel terör örgütleri…”
Çölaşan, bu durumun müsebbibini de şöyle açıklıyor:
“Bu tabloyu yaratanlar iki kişidir. İlki, şimdi cumhurbaşkanlığına yükselmiş olan Recep Tayyip Erdoğan…
İkincisi ise bir dönemin Dışişleri Bakanı, sonra Başbakanı olan Ahmet Davutoğlu…”
Şimdi de o sınırı temizlemek için yine Türk askeri sınırötesinde şehit veriyor.
Barzani meselesi de aynı şekilde ele alınıyor. Barzani’nin %92 bağımsızlık oyu aldığı referandumdan sonra yazdığı yazıda, bu referandumun tek bir anlamı olduğunun, onun da bağımsız Kürdistan devleti olduğunu yazıyor. Barzani’nin bu cesareti nereden bulduğu sorusunun cevabı da elbette ki, mitinglerde elele türküler söyleyen, resmi ziyarette Kürdistan paçavralarını bayrak diye göndere çektiren AKP iktidarıdır.
Atatürk’e duyulan özlem
Emin Çölaşan, muhalif bir gazetecidir. Bunun da ötesinde gururla “Mustafa Kemal’in Askeriyim” demekten çekinmeyen bir Atatürkçüdür. Takip edenler zaten bilir, Türkiye Cumhuriyeti tarihinin önemli günlerinin yıldönümlerinde hiç sektirmez o konu hakkında yazı yazar. 10 Kasım, 29 Ekim, Çanakkale Savaşlarının yıldönümleri, Kubilay’ın şehit edilmesinin yıldönümü gibi günlerde, Emin Çölaşan bu konular dışında bir şey yazmaz.
Çölaşan’ın 10 Kasım 2017 günü Atatürk’ü anmak için yazdığı yazıda dikkat çeken en önemli şey, Atatürk’e büyük minnet ve özlemdir. Ama sadece özlem değil, geleceğe ilişkin umudunu da yitirmemiştir:
“(…) Bugün Atatürk’e gizliden veya açıktan sövenler, Türkiye’yi pazarlayanlar, din tüccarlığı yapanlar, paraya tapanlar, el kapılarında yalvaranlar, ülkemizi çağın gerisine sürüklemek isteyenler, hırsızlar ve din sömürücüleri, ülke yönetimini ele geçirmiş olabilir.
Türkiye Cumhuriyeti böyle nicelerini gördü!
Geldikleri gibi gittiler!
Hiç kimse endişe etmesin ve karamsar olmasın.
Bu dönem de geçecektir. (…)”
Çölaşan’ın yazdığı Sözcü gazetesi ve doğal olarak Çölaşan’ın da içinde bulunduğu, Uğur Dündar gibi Atatürkçülüğünden kimsenin şüphe etmeyeceği isimler, bugün iktidarın hedefindedir. Suçlama ise klasik haline gelen FETÖ’cülük.
Ben eminim ki, Emin Çölaşan’a edilecek en ağır küfür bile onu FETÖ’cülük suçlaması kadar yaralayamaz.
Türkiye, özellikle geçtiğimiz yıl, tarihinin en ağır dönemlerinden birini yaşadı. Tayyip Erdoğan’a bakacak olursak, bu yıl da oldukça hareketli ve zor geçecek. Sadece yurt içinde değil, dış politikadan ekonomiye varıncaya değin her alanda bizi daha zorlu günler bekliyor.
Emin Çölaşan’ın kitabı, başta da dediğim gibi, Türkiye’nin bu zor günlerinde tarihe düşülen bir not. Onlarca gazetecinin delilsiz, ispatsız hapse atıldığı, yargının iktidara tamamen bağlandığı, iktidara en ufak eleştirinin bile siyasi linçle karşılık bulduğu böylesi bir devirde, Emin Çölaşan hem gazeteci olmanın hem de muhalif olmanın hakkını veriyor. Kalemini satmayan, eğip bükmeyen, halkın bilinçlenmesi için kullanan az sayıdaki gazetecilerden biri olarak geleceğin aydınlık Türkiye’sine umut oluyor.


Bu yazı 132 kez okundu.

Okan İşbecer
SON EKLENENLER