• Cumartesi, Mayıs 26, 2018

Fizikten sosyolojiye, astronomiden tıbba AKP’nin önlenemez çöküşü

kapak
Türk Solu
Mayıs18/ 2018

Ampulün ışığı çoktan söndübilimadamlari
CHP’nin cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce fizik öğretmeni. Şimdi Muharrem İnce de, diğer adaylar da, meydanlarda bol bol siyaset konuşacak. İktidar olmak için projelerini anlatacak.
Ben ise bu yazımda, sizlere fizikten bahsetmek istiyorum. Ve AKP’nin önlenemez çöküşünü bilimsel olarak anlatmak istiyorum. “AKP yıkılmaz, seçim kaybetmez” diyenlere biraz da buradan cevap verelim bakalım.
Erken seçim kararı alındığında ilk aklıma gelen şeyi şöyle açıklamıştım:
“24 Haziran’da ampulün ışığını görmeyeceğiz!
Dikkat ederseniz, ampul sönecek demiyorum, çünkü ampul aslında 15 Temmuz’da sönmüştü.
İsterseniz çok basit bir örnekle açıklayayım nedenini.
Dünyamız güneş ışınları ile aydınlanıyor. Güneş ışınları dünyamıza 8 dakika sonra ulaşıyor. Bunun anlamı şu; güneş şu anda sönse bile biz 8 dakika daha onun ışığını görürüz ve güneşin ‘yaşadığını’ sanırız.
Bu, hem bir yanılsama hem de bir gerçeklik halidir.
AKP’nin durumu da aynı.
Hâlâ ışığını görüyoruz ama bunun nedeni ampulün yanması değil, bizim ona uzaklığımız.
İşte 24 Haziran’da bu yanılsama bitecek ve ampulün aslında çoktan söndüğü gerçeği ortaya çıkacak. Ve bizler, aslında ampulün ne zaman söndüğünü tartışacağız.”
O sırada Hawking’i okuyordum. İster istemez, okuduklarımla siyaset arasında benzerlikler buluyordum.
Sonra umutsuz olanlara şu soruyu sordum:
“Gerçekten de AKP’nin ışığı söndü ise, bunu uzatmanın, yani bir süre daha aydınlık gözükmenin yolu var mıdır?”
“AKP yenilmez” gözlüğü modern çağın at gözlüğü
Cevabını fizikten değil psikolojiden vereyim.
Farz edin güneşe çıktınız, plajda öğle güneşi yakıyor. Gözleriniz kamaşır. Kısılır. Kapatırsınız. Ya da bir güneş gözlüğü takarsınız.gunes-dunya
Güneş gözlüğü ışığı keser, ama ışığın bilincini kesmez. Bilirsiniz ki hâlâ parlıyor güneş…
Ama sonuçta zaman geçer. Akşam üzeri olur. Güneş aslında artık yakıcılığını kaybetmiştir. Batacaktır. Güneşin doğumunu da batımını da çok iyi bildiğiniz halde, siz güneş gözlüğü takarsınız, çıkartmazsınız.
Türkiye’nin ve AKP’nin durumu tam olarak bu.
İnsanlarımız, “bunlar seçim kaybetmezler”, “bunlar gitmezler” gözlüğü takmış. Gözlüğü çıkartsalar, bir bakacaklar aslında akşam olmuş, güneş çoktan batmış.
Ampul çoktan patlamış.
Depresyondan çıkın putlara tapmayın
İşte burada, devreye psikoloji giriyor. Buna yenilmişlik, tükenmişlik sendromu deniliyor. Bir tür depresyon. Muhalif kesimler açısından durum bu.
Ama tabii bir de AKP’nin yaygın propagandası var. Onlar da bu algıyı, yenilmezlik algısını güçlü tutmak için büyük bir kampanya yürütüyor.
Bilime inananlara sözüm, depresyondan çıkın.
Ama asıl sözüm Allah’a tapanlara:
Güneşi doğduran da batıran da O’dur. Eğer Allah’a iman ediyorsanız, AKP’ye ve onun Reis’ine tapmayın.
Puta tapmayın.
Kendi yarattığınız putlara tapmayın.
Etki-tepki yasaları: AKP’yi var eden nedenler artık yok
Peki gerçekten AKP yıkılıyor mu?
Burada yine bir fizik yasasından bahsedelim:
“Hiçbir şey yoktan var olmaz, ama hiçbir şey de kendiliğinden yok olmaz.”
Burada vurgu; bilimsel araştırma yönteminedir.
Bir şey ortaya çıktı ise onu ortaya çıkaran nedenleri araştırır, bulursunuz. Ondan sonra gözleme devam eder ve bakarsınız. O nedenler devam ediyor mu: Ediyorsa zayıflıyor mu? Zayıflıyorsa ne düzeyde?
Çok temel bir bilimsel yasa:
Hiçbir etki, tepkiyle karşılaşmadan yoluna devam edemez.
Şimdi bu fizik yasalarını, siyasete uygulayın.
AKP’yi doğuran süreç ve nedenlere bakalım.
1) AKP, İsrail-ABD ve AB tarafından BOP için tasarlandı, oluşturuldu.
Ama artık BOP’un sonuna gelindi ve AKP misyonunu tamamladı. Dolayısıyla onu destekleyen emperyalist efendileri yok.
2) AKP, uluslararası finans sistemi (yani Yahudi finans lobisi) tarafından, Türkiye’nin Kemalist-devletçi ekonomisini çökertmek, emperyalist para merkezlerine bağımlı kılmak için desteklendi.
AKP burada da görevini tamamladı ve artık ona ihtiyaç kalmadı.
3) AKP, Türkiye’yi bölmek isteyen tüm güçlerin birleşmesi ile ortaya çıktı. Şeriatçılar, Kürtçüler, liberaller Türkiye Cumhuriyeti’ni yıkmak için el ele kol kola verdiler.
Ama artık Başkanlık rejimine geçiliyor. Yani Cumhuriyet’i yıkma hedefleri gerçek oldu. Ve kutsal ittifak dağıldı. Artık AKP yapayalnız.
Kısacası, AKP’yi ortaya çıkaran nedenler artık yok. O halde AKP’yi yıkan tepki artık güç kazanmış, AKP ise yıkıma sürükleniyor demektir.
Atomlara bakın, atom parçalanıyor! Önyargılarınızı bırakın!
Gelelim atom fiziğine.
Malum, atomlar küçük parçacıklar. Ama öyle sırları var ki hayatımızı açıklıyor.
Çok basit, halk diliyle anlatayım.
4 atom, 2 atomu yener.
Çünkü 4 atomun enerjisi daha fazladır.
Bir tarafta 4 atom, diğer tarafta 2 atom varsa, bu iki sistemin kazananı 4 atom olacaktır.
Ama işte asıl mesele de burada: Artık AKP’nin parçalanışı başladı. Atomu parçaladık ama hâlâ önyargılarında AKP’yi güçlü sananları inandıramıyoruz.
Şimdi düşünün.
Bir tarafta AKP+MHP+BBP.
Diğer tarafta CHP+İyi Parti+Saadet.
AKP atomlarına parçalanırken, muhalefet atomları birleşiyor!
Demek ki enerji muhalefette toplanıyor.
Demek ki iktidar artık enerjisini tüketiyor.
“Üst akıl” değil “fizik aklı”
Bir ufak hatırlatma daha.
Atomların birleşmesinin fiziki sonucu enerjidir. Ama bir de bunun yaydığı ısıyı; insani dile tercüme edin. Bu; moral güçtür.
Şu anda; muhalif cephede enerji ve moral güç toplanmakta; AKP’de ise tükenmektedir.
Hani Reis’leri “metal yorgunluğu” diyor ya; işte bunu anlatıyordu.
Buradan siyasete dönelim.
İttifak tuzağı, iktidarın kendini sağlama almak için bulduğu bir formüldü. Ama görüyorsunuz, akıllı ve istekli bir muhalefet, durumu tam tersine çevirdi.
Millet İttifakı’nın kuruluşu; siyasete fizik aklının müdahalesidir.
Üst akıl falan değil düpedüz bilimsel akıl!
Enerji yasaları: Enerjini tüketme, artır!
Ama akıllı olmak lazım.
Çünkü enerji yasaları çok kritiktir.
İki aşama vardır:
Enerjiyi depolar ve artırırsınız ya da enerjiyi tüketirsiniz.
Yine güneş metaforu ile, önce ışık saçarsınız sonra ise soğur ve ışıksız kalırsınız.
Muhalefet için atomları bir araya getirmek bir enerji kaynağı ortaya çıkartmıştır.
Ama şimdi o enerjinin yayılması lazım!
Eğer bu enerjiyi, tüm galaksi sistemine, Güneş Sistemi’ne yayarsanız; güneş olursunuz.
Işıtmak ve ısıtmak lazım.
Yani; halkın güneşi olmak!
Bakın biraz da antropoloji: İlk insanlar neden güneşe tapıyorlardı? İşte bunun için.
Ama dünyayı ısıtmayan uzak yıldızlara tapmadılar. Onlara da baktılar, kaydettiler ama o kadar!
Peki, nasıl ısıtacaksınız, ışıtacaksınız?
Bunun tek yolu vardır: Hareket.
Atomun içinde, dönen (hareket eden) parçacıklar vardır.
Boş oturanı doğa kabul etmez!
Eğer muhalefet enerji yaymak istiyorsa bunun tek yolu hareket etmektir.
Hareket yasaları: Yürü, yol al, hedefe ilerle
Elbette hareketin de yasaları var!
Yürürseniz, yol alırsınız!
Ama kendi etrafınızda dönerseniz, yürümüş olmakla birlikte yol almazsınız.
Sonuç: Boşa hareket ile enerjiyi tüketirsiniz.
O halde,
hem yürüyeceksin
hem de yol alacaksın!
Ama yol alırken de bir hedefin olmalı! Yani nereye yürüdüğünü bilmelisin!
Bu hedef: İktidar olmaktır.
Eğer iktidara yürümüyorsan, enerjini yine boşa harcamış olursun.
İşte burada bir tehlike var, uyaralım.
Kaplumbağa ile tavşan hikâyesini bilirsiniz.
Eğer muhalefet tavşan gibi yaparsa, iktidar kaplumbağa gibi hedefe varır.
Bir bakmışsın 2 atom 4 atomu geçmiş!
Uyarı basit: Sağa sola bakmadan, hedefe yürümek lazım!
“Tamam” yetmez, tamamlamak gerek
O nedenle TAMAM sloganı bize bir uyarı olmalı.
“Tamam” demekle olmaz, Tamamlamak gerek!
Kısacası bir işe başladıysan, onu tamamına erdirmek zorundasın.
O nedenle, “Bu daha başlangıç mücadeleye devam” demek lazım.
Biliyorum bu kadar basit fizik mi olur diye soracaksınız?
Evet, diyorum: Fizik çok basittir.
Siyaset de çok basittir.
İşin esası harekettir, enerjidir!
En büyük enerji ise, inançtır, umuttur.
Ya tıp ne diyor?
Peki fizik yasalarını kullanmazsak…
İşte o zaman tıp yasaları devreye girer.
Türkiye’nin önünde iki yol var.
Bir doğum sahnesi düşünün. Bebek doğacak. Bunu ya normal doğumla alırsınız, yani bu vaktinde seçimdir. İkinci yol ise bir alarm durumudur. Ya muhalefet erken seçim ister ve erken doğum yaptırır. Ya da bir geç doğum ise; yani bebek anne karnında ölmüş ise. İşte o zaman ölü bebeği anne karnından hemen alıp, anneyi kurtarmak lazım.
İşte bu erken seçim; o ölü bebeği alma ameliyatıdır.
Maalesef, AKP artık ömrünü tamamladı.
Biz artık; anayurdu, memleketi kurtaracağız!
Sandığa bunun için gideceğiz!
Hukuk olsaydı
Şimdi diyeceksiniz ki, fizikten astronomiye, sosyolojiden tıbba onca yolla anlattın derdini.
Bunlardan kurtulmanın yolunun hukuk olması gerekmez miydi?
Evet ama işte memlekette hukuk yok ki.
Hukuk olsaydı; diplomasız biri başkan olamazdı.

Not: Birgün Pazar’da 23 Nisan 2017’de yayımlanan Murat Müfettişoğlu’nun “Umut=mc2”başlıklı yazısını okumanızı öneririz.
https://www.birgun.net/haber-detay/umut-mc-156594.html


Bir kaçıştır depresyon
Bir kaçıştır.
Bir geri çekiliş.
Depresyon, yüzyılımızın sorunlarından.
Hızlı değişim.
Sınırsız tüketimin zorladığı insanlık.
Kendine yabancılaşan insan.
Çözülme umudu kalmamış sorunlar yumağı.
Çözülmüş bağların ucundaki yalnızlık.
Depresyon, bütün bunlardan bir kaçışın simgesi.
Yaşamdan geri çekiliyorum.
Artık hiçbir şey istemiyorum.
Bir şey yapmayı anlamsız buluyorum.
Ben hiçbir yerde yokum.
Keyfim yok.
Enerjim yok.
Umudum yok.
Anlasanıza, depresyondayım.
***
Uluslararası bir Ruh Sağlığı kongresindeydim.
Konuşmacı bu bulguları açıklıyordu.
Ben dinledim, dinledim.
Yanımdakine dönmüştüm:
Bu bulgular bizim normal insanımız değil mi?
Gerçekten, bizim normal insanımızdı.
Kötümserlik.
Umutsuzluk.
Kaderine razı olmuşluk.
Düşük enerji.
Yaşamından zevk almama.
‘ Böyle gelmiş böyle gider’ uyuşukluğu.
Boşvermişlik.
Depresyon da böyle bir şey değil mi?
İyi de ne yapacağız?
Çantalarda bulunan antidepresan ilaçlar çare mi?
‘Prozak Toplumu’nun yazarı Amerika’yı anlatıyordu.
Şimdi her yer Prozak Toplumu mu oldu?
İlaçsız çözüm yok mu ki?
***
Elbette var. Olmalı da.
Sorunları tanımalıyız. Bu bir.
Sorunlardan kaçmamalıyız. Bu iki.
Sorunların çözümünü aramalıyız.
Seçenekleri önümüze koymalıyız, bu üç.
En iyi çözüme karar vermeliyiz. Bu dört.
Kararımızın yolunda cesaretle yürümeliyiz Beş.
Destek almalı mıyız?
Elbette.
İlaç kullanmalı mıyız?
Eğer tıp doktorumuz gerek görüyorsa.
Ama şunu bilmeliyiz.
Konu bizim konumuzdur.
Çözüm de bizim başarımız olacaktır.

Erdal Atabek, Cumhuriyet, 08.05.2018


Muhalefete kısa fizik notlarımuhalefet
1. Kendi enerjinizi tüketmeyelim, çoğaltalım.
Yani boşa enerji harcamayın!
2. Rakibin enerjisini azaltın, tüketin.
Yani onları oyalayın!
3. Kendi enerjinizi artırmak için bir araya gelin.
4. Enerjinizi artırmak için hareket edin.
Eylem, enerji artırmanın tek yoludur!
5. Rakibin enerjisini azaltmak için onu bölün, ayrıştırın, parçalayın.
6. Enerjinizi korumak için yakın durun, birlikte hareket edin.


Bu yazı 295 kez okundu.

Türk Solu
SON EKLENENLER