• Cumartesi, Mayıs 26, 2018

Gökçe Fırat, kanıtladı!

a-haldun-terziog%cc%86lu
Ahmet Haldun Terzioğlu
Kasım07/ 2016

Karanlığın ortasına, elinde meşale ile koşanlar, hem kendi yollarını aydınlatıp, ilerlemeyi başarırken, başkalarının acunlarına da ışık olarak, onlara da yardımcı olurlar. Üstelik bunu bilerek, isteyerek yaparlar.
Ellerinde meşale olması bir imdir.
Koşmaları bir ayrı im.
Üstelik koşarken haykırıp, uyarıcı sözler ederek budunu uyandırma çabalarını da eklerlerse davranışlarına…
“Bakın şu cesarete!”
Hem karanlıklara doğru korkmadan koşacaksın. Hem elinde meşale olacak. Hem de sözlerinle uyaracaksın. Bir de bunun üzerine kavgaya hazır olduğunu belli edersen!
Bu, kavgaya hazır olmaktır.
Bu, karşısına ne çıkarsa çıksın, yolunu sürdüreceğinin göstergesidir.
Bu, savaşımın her türlüsünü göze aldığının göstergesidir.
Bu savaşçılıktır.
Gökçe Fırat, savaşçı olduğunu kanıtladı!
Kendini belli edince, sütrenin ardından değil de, ortaya çıkıp, bütün yağı atışlarının üzerine üzerine geleceğini bilerek, elindeki tek pusatı, kalemini, sözünü kullanmayı korkusuzca seçince, bütün baskılara karşı sesini var gücün ile yükselterek, “Doğru budur! Yanlışlara hayır! Uyanın, hey uyanın. Kandırılıyorsunuz!” diye haykırınca…
Çevrene toplanan bir avuç yurtseverin varlığını güç bilip, kalabalıklara, hukuksuzluklara karşı koyunca…
Başına gelecekler bellidir Ya Hu!
“Alınırsın, tutuklanırsın, ezilirsin, susturulmak istenirsin. Kollarını kelepçeleyerek alır götürürler seni!”
Daha ötesi!
“Kurşunlarlar!”
Bak yakın, uzak geçmişe. Benzer davranışları seçenlerin başlarına gelenleri gör!
Başlarına dikilen salar taşlarını, onların üzerine yazılanları.
“Yiğidim aslanım, burda yatıyor!”
Bütün bunlara rağmen hâlâ…
Gökçe Fırat, korkusuz olduğunu kanıtladı.
Adında belliydi ne denli Gök tutkunu olduğunu.
Kim diyebilir ki rastlantıdır!
Gök, güvenin imidir. Gök sonsuzluğun imidir. Gök Türk’ün imidir.
“İstikbal Göklerdedir!” diye haykıran ulu kişi bunu bir gerçeği dillendirmek için haykırmıştır. Gök’ten geldiğine inanan bir budun, Gök’e tutkusunu sürmekten dönünce, elbette Gök’çe birileri, bunu hatırlatmak için bir adım öne çıkacak, im parmaklarını uzatıp sonsuzluğa, “Orayı unutma!” diye seslenecektir.
İlericiliğin imidir aynı zamanda, gelişmeciliğin, yükselmenin gereğinin, ululaşmanın…
Türklüğün imidir aynı zamanda.
Türk!
Yasaklanmaya çalışılan Kut!
“Türk’üm” diye var gücüyle direnenlerin varlığı ile güçlenir bu kut. Korkusuzca kimliğinde direnenlerin direnciyle güçlenir. Kişiler kale olduğunda…
Kişiler sur olduğunda…
Kişiler yıkılmaz duvar olduğunda…
Gökçe Fırat, güçlü olduğunu kanıtladı!
Damla damla çoğalınır. Kişi kişi kakınılır. Yürek yürek direnilir. Söz söz kalınır. Adım adım ilerlenir.
En önde ölmeyen, asla ölmeyecek ulu kişinin taşıdığı al bayrak. “Ardından gelin ve asla geri adım atmayın!” davranışında gizli egemenlik.
“Ben milletim! Beni durduramazsın. Susturamazsın!” inancı ile yükselen tuğ!
Mustafa Kemal’in silinmeyen ayak izlerinin üzerinden, uygarlığa doğru ilerleme çabası…
Hemen onun ardından.
Asla savlarından ödün vermeden.
Asla vazgeçmeyerek!
“Mustafa Kemal’in askerleriyiz!”
Bu sözü haykıran, bu sözü unutturmayan kahraman erler, geride bıraktıkları ve yaşama sürecini sonsuzluk olarak belirledikleri Ulu Tük Devleti’nin yüksek değerlerini korumak, özgürlük denilen yüce duyguyu hissederek yaşamak için hiçliği göze aldıklarında, Sakarya’da ulu kumandanın ardından ölüme koştuğunda, elbette torunlarının aynı yolu izleyerek ardından geleceklerini ve yine aynı gür sesle “Mustafa Kemal’in askerleriyiz!” diye haykıracaklarını biliyorlardı.
Gökçe Fırat, Mustafa Kemal’in askeri olduğunu kanıtladı!
Heyhat, zindanlarmış yazgısı.
Onu düşünen ve onun için Tanrı’ya alkış sunan dostlarının özlemiymiş.
Gizli gizli dökülen gözyaşlarıymış.
Kapılarda beklemeler, kısıtlara layık tutulmanın en üst derecesi, anlamsız, us almaz suçlamalar, yokluğa anlamsızca mahkum etme çabaları.
Sonuçta bir şeyler elde edebileceğin sananlar, avuçlarını yalamakla kalacaklar Ya Hu!
“Gökçe Fırat, suçsuz olduğunu kanıtladı!”
O, kanıtlaması gerekenler kanıtladı da…
Sizin kanıtlamanız gereken çok şey var ey zamanın erk sahipleri.
Onu da hemen çıkar çıkmaz sizden isteyecektir Gökçe!
“Sahi, hani nerede? Çıkar göster de kanıtla!”
Susturamazsınız!
“Gökçe Fırat, susamayacağını, susturulamayacağını da kanıtladı!”


Bu yazı 144 kez okundu.

Ahmet Haldun Terzioğlu
SON EKLENENLER