• Salı, Aralık 12, 2017

İlk kadın işçi şairimiz: Yaşar Nezihe

baris
Barış Atagün
Ocak23/ 2017

19. yüzyıl pek çok açıdan Türk sosyal hayatında değişikliklerin yaşandığı bir yüzyıldır. Özellikle yüzyılın son çeyreğinde, meşrutiyetin ilanı ve sonrasında başlayan özgürlükçü fikirlerin basın hayatında kendine yer bulmasıyla toplum hayatında bir değişim kıpırdanmaları başlamıştır. Bu kıpırdanma, yüzyıllar boyunca erkeğin kölesi olan kadınlar arasında da kendisini göstermiştir. İlk feminizm hareketlerinin başlaması, kadınların dergilerde, gazetelerde kendilerini ifade edebilmesi, kadın dergilerinin çıkması ve edebiyat dünyasına kadın şairlerin girmesi Cumhuriyet döneminde kadının özgürleşmesinin çekirdeğini oluşturmuştur.
Kadın şairlerimizin edebiyat dünyasında yer almaya başladığı dönemde dünyaya gelen, hayatı boyunca geçim sıkıntısı çeken, şiir yazmaya küçük yaşta başlayan ve bugüne kadar pek tanınmayan bir kadın şairimiz var. İsmi Yaşar Nezihe (Bükülmez)…
Yaşar Nezihe, günümüzde pek tanınmayan bir kadın şairimiz olsa da ülkemizin ilk kadın işçi şairi olmasıyla tarihteki yerini almıştır. Şairlik hayatı boyunca sosyalizm ve işçi haklarıyla ilgili sadece 4 şiir baris1yazmış olsa da bugün yazdığı şiir kitaplarıyla, aşk şiirleriyle değil işçi haklarıyla ilgili yazdığı şiirlerle tanınmaktadır.
Yaşar Nezihe Hanım 29 Ocak 1882 tarihinde 5 çocuklu bir ailenin üçüncü ve hayatta kalan tek çocuğu olarak İstanbul’da dünyaya geldi. Ailesi, hayatta kalan tek çocuğuna, küçük yaşta ölen kardeşleriyle aynı kaderi paylaşmasın diye “Yaşar Zeliha” ismini verdi. İlk eşi Atıf Efendi, eşinin ismini beğenmeyerek ismini Yaşar Nezihe olarak değiştirdi.
Yaşar Nezihe’nin hayatı baştan sona yokluklarla, sıkıntılarla, acılarla dolu bir hayat hikayesidir. Henüz 6 yaşındayken annesi Kaya Hanım’ı kaybetti. Çocukluğu, sarhoş babası ve felç olan teyzesiyle beraber geçti. Annesinden sonra ne babasının ne de teyzesinin layıkıyla bakabildiği Yaşar Nezihe, komşuların yardımıyla, zamanının çoğu sokaklarda geçerek büyüdü. Yıllar sonra çocukluk dönemi hakkında şu yorumu yapmıştır:¹
“Her günüm böyle sokaklarda geçti. Anam yok ki beni bir makineye versin veyahut dizinin dibinde terbiye etsin.”
Komşuların yardımıyla sokaklarda büyüyen Yaşar Nezihe, 6 yaşına geldiğinde, kendi kararıyla okula gider ve kaydını yaptırır. Okul müdürü, kendi isteğiyle okula gelen bu küçük kız çocuğuna “kendi gelen” ismini koymuştur. Babası, kızının okula kaydını yaptırdığını duyunca döverek evden kovmuştur. Komşuların sahip çıkmasıyla evsiz kalmayan Yaşar Nezihe, babasının engellemeye çalışmasına rağmen okumaktan vazgeçmemiş, hatta içindeki okuma aşkı artmıştır. O günlerde yaşadıklarını şöyle anlatmaktadır:²
“İçimdeki okuma hırsını yenemiyordum. Beş param yoktu. Dere kenarlarında papatya, ebegümeci tohumları toplayarak aktarlara satardım. Kazancımın kırk parasını kalfaya verirdim.Gördüğüm bütün tahsil budur. Edebiyatı, şiir yazmayı kendi kendime öğrendim.”
Yaşar Nezihe, maddi sıkıntılardan dolayı sadece 1 yıl okuyabilmiştir. Bu 1 yıl içinde Kur’an’ı hatmederek okumayı öğrenmiş, yazmayı öğrenememiştir. Şairlik hayatına başladığında yazmayı bilmediğinden arkadaşına yazdırmıştır. Ancak birgün arkadaşı rest çekince yazmayı öğrenmiş ve şiirlerini kendisi yazmıştır.
İlk aşk… İlk şiir…
Yaşar Nezihe’nin şairliğe başlamasındaki iki önemli etken, çocukluğunda teyzesinden dinlediği aşk hikayeleri ve okumayı öğrendikten sonra okuduğu aşk kitaplarıdır. O döneme ait aşka dair ne kadar kitap varsa hepsini okumuş ve ilk genç kızlık yıllarında duygu dünyasını bu aşk kitapları şekillendirmiştir. Çocukluğunda teyzesinden dinlediği hikayelerin ruhunda yarattığı duygusal fırtınaları şöyle anlatmıştır:³
“Bütün âşıkların hikâyelerini gözyaşları dökerek anlatıyor da, bu hikâyelerdeki şiirleri okumak bilmediği hâlde bir kelimesini bile unutmadan söylüyor. Ben yedi sekiz yaşında iken bu hikâyeleri dinlerken onunla ağlıyordum. Bu hikâyeler benim hassas ruhumda fırtınalar koparıyor, gecelerim bu âşıkların hayali ile uykusuz geçiyor.”
Çocukluğu teyzesinden dinlediği hikayeler ve okuduğu aşk kitaplarıyla geçen Yaşar Nezihe, ilk şiirini ise ilk ve kavuşamadığı aşkı olan Hilmi Çavuş’a yazmış ve bu şiir 1896 yılında Ahmet Rasim’in çıkardığı Malumat dergisinde “Mazlume” mahlasıyla yayınlanmıştır. Malumat dergisi, dönemin genç şairlerinin şiirlerine dergide yer veren ve gençleri şiir yazmaya teşvik eden bir dergidir. Yaşar Nezihe’nin şiiri hakkında derginin editörü, “Şarkınız çok güzel” notunu yazmıştır. Malumat dergisi, Yaşar Nezihe’nin şairliğe ilk adımıdır.
Çocukken yaşadığı sıkıntılar, acılar, gençlik yıllarındaki şiirlerine de yansımıştır ve şiirlerinde genelde karamsar duygular hakimdir. Şiirlerinde kullandığı mahlaslar bile çektiği sıkıntıların, acıların yansıması gibidir. Yaşar Nezihe’nin şiirlerinde kullandığı mahlaslar şunlardır: Mazlume, Mahmure, Yaşar binti Kadri, Yaşar binti Abdulkadir, Yaşar Nezihe binti Kantarcı baris2Kadri.
Yaşar Nezihe’nin 
evlilik hayatı
İlk aşkı Hilmi Çavuş’a kavuşamayan Yaşar Nezihe ilk evliliğini babası Kadri Bey’in isteğiyle kendisinden 27 yaş büyük olan Atıf Bey’le yapmıştır. Ancak hem aradaki yaş farkının fazla olması, hem de çocuklarının olmamasından dolayı evlilikleri kısa sürmüş, Atıf Efendi, çocuğu olmamasını öne sürerek Yaşar Nezihe’yi boşamıştır.
İkinci evliliğini ise Mühendis Fevzi Bey ile yapmıştır. Bu evlilikten Sedat, Suat ve Vedât isimli üç oğlu dünyaya gelmiştir. Ancak bu evliliği de ilk evliliği gibi kısa sürmüştür. Kadınlara düşkün olan Fevzi Bey, aşık olduğu bir kadının peşinden giderek eşini terk etmiş, Sedat ve Suat maddi sıkıntılar yüzünden açlıktan hayatını kaybetmiştir. Oğullarını kocası yüzünden kaybeden Yaşar Nezihe, hayatı boyunca eski kocası Fevzi Bey’i affetmemiştir. Eski kocasıyla yaşadığı son anları şöyle anlatmıştır:4
“Ayrılığımızdan beş yıl sonra, Mühendis Fevzi Bey’den bir haber geldi. Ağır hasta imiş; beni evine çağırıyordu. Hiç titremeden gittim. Karyolasında son dakikalarını yaşıyordu. Benim elimden bir yudum su istedi. Arzusunu hemen yerine getirdim. Suyu içtikten sonra yaşlı gözlerle, ‘Beni affet Nezihe!’ dedi. Beynimde beş yıllık sürünmenin, onun yüzünden fidan gibi iki çocuğumu kaybetmenin tartışmasını yaptım. Çektiğim acılarla nasırlaşmış olan kalbimin son cevabını verdim: ‘Affedemem!’
Üç saniye sonra gözleri kapandı. Avucumun içindeki eli buz gibi soğudu; ölmüştü.”
İlk iki evliliğinde aradığı mutluluğu bulamayan Yaşar Nezihe, üçüncü ve son evliliğini, gençliğinde nişanladığı ama sonra ayrıldığı Yusuf Niyazi Bey’le evlenmiştir. Büyük ümitlerle evlendiği Yusuf Niyazi Bey ile olan evliliği ise kocasının eski eşleriyle aynı evde beraber yaşamayı teklif etmesi nedeniyle sadece 50 gün sürmüştür. Bu onun son evliliğidir. Yusuf Niyazi Bey’den sonra hayatını, hayatta kalan tek oğlu olan Vedata ve şiirlere adamıştır.
Yaşar Nezihe’nin 
edebi kişiliği
Malumat dergisiyle şairlik hayatı başlayan Yaşar Nezihe, şiirlerinde genelde yaşadığı acıları, sıkıntıları, kayıpları samimi ve sade bir dille anlatmıştır. Annesini küçük yaşta kaybetmenin acısını, ilk eşi Atıf Bey’in çocuğu olmadığı için boşamasından dolayı yaşadığı hayal kırıklığını, ikinci eşi Fevzi Bey’in ihanetini mısralarında dile getirmiştir.
Martin Hartmann, Yaşar Nezihe hakkında şu yorumu yapmıştır:5
“Şaire, devrinin edebiyatının daha çocukluğunda düzenli eğitim görerek yetişen ve maalesef eserleri millî sayılamayacak önde gelen kadın edebiyatçılardan değildir. O, hemcinslerinden farklı bir halk çocuğudur. Arapça, Farsça unsurlarla zorluk içinde ilgilenebilmiştir; fakat bu durum onun şiirlerinde pek çok şahsi özelliğin teşekkülüne yol açmıştır. Ben onu bu yönünden dolayı bazı meşhur şairlerden daha yüksek bir yere yerleştiriyorum.”
Hartmann’ın yorumu gerçekçi ve doğru bir tespittir. Yaşar Nezihe, devrin iyi eğitim görmüş kadın yazarlarından biri olmasa da şiirlerinde kullandığı dilin sadeliği onu diğer yazarlardan farklı bir yere koymuştur.
Terakki ve Malumat dergilerinde düzenli olarak şiir yazan Yaşar Nezihe’nin ilk kitabı “Bir Deste Menekşe” 1913 yılında İstanbul’da yayınlandı. Kitabın çıktığı dönem Balkan Savaşı’na denk gelmesinden ve bir yıl sonra 1. Dünya Savaşı’nın başlamasından dolayı beklenen ilgiyi görmedi ve şaire bu yıllarda büyük geçim sıkıntısı yaşadı. Yaşar Nezihe, 1. Dünya Savaşı’nda çektiği sıkıntıları bir şiirinde şöyle anlatmıştır:6
Bu aciz iğne elimde önümde bir gergef / Belâya mihnete, âlâma gönlüm oldu hedef / Kuru bir ekmek için muttasıl seyrederim / Belâ-yı kahr-ı maîşetle kahrolur giderim
Savaş yıllarında geçim sıkıntısı çeken Yaşar Nezihe, ilk kitabıyla beklediği çıkışı yapamasa da dergilerde yazdığı şiirlerle ismini duyurmuştur. Terakki dergisi dışında kocası Yusuf Niyazi Bey’in çıkardığı Nazikter dergisinde başyazar olarak yazmış, Kadınlar dünyası dergisinde de düzenli olarak şiirleri yayınlanmıştır. Kadınlar Dünyası’nın 124. sayısının kapağında “Büyük şaire Yaşar Nezihe Hanımefendi” başlığıyla fotoğrafı yayınlanmıştır.
Kadın dergilerinde yazdığı şiirlerle ismini duyuran Yaşar Nezihe, 1925 yılında ikinci kitabı “Feryatlarım” kitabını yayınlamıştır. Feryatlarım yazarın son kitabıdır. Bu tarihten sonra Kadın Yolu ve Nazikter dergilerinde şiirleri yayınlanmaya devam etmiştir.
İlk kadın işçi şair, 1 Mayıs 
ve komünizm suçlamasıbaris3
Yaşar Nezihe’yi günümüzde “ilk kadın işçi şairimiz” olarak tanınmasına neden olan şiiri 1 Mayıs 1923 tarihinde yazdığı “1 Mayıs” şiiridir. Şiirin bir bölümü şöyledir:7
Ey İşçi! / Bugün hür yaşamak hakkı seninken / Patronlar o hakkı senin almışlar elinden. / Sa’yınla edersin de “tufeylî”leri zengin / Kalbinde niçin yok ona karşı bir kin?
Aydınlık dergisinde yayınlanan 1 Mayıs şiiri, onu sosyalist kadın şair olarak tanınmasına neden olan ilk şiirdir.
6 Eylül 1923 tarihinde Mürettibin Cemiyeti (Osmanlı Matbaa İşçileri Zanaat Birliği) üyesi işçiler çalışma saatlerinde ve maaşlarında iyileştirme yapmak için grev başlattılar. Yaşar Nezihe, işçilerin grevini desteklemek için Aydınlık dergisinin 18 Eylül 1923 tarihli sayısında “Gazete Sahiplerine” başlığıyla bir şiir yayınlamıştır:8
“Onlardır eden zevkini, eğlenceni temin / Onlar çalışır etmek için hep seni zengin / Kur’undan hurûfât o hayatı kemirirken /Her gün bir parça solarken ve erirken”
“1 Mayıs” ve “Gazete Sahiplerine” şiirleriyle işçi haklarını dile getiren Yaşar Nezihe, 11 Ağustos 1924 tarihinde Amele Cemiyeti’ne üye olarak işçilere desteğini sürdürmüştür. Bunun dışında 1924 ve 1925 yıllarında Aydınlık dergisinde işçi haklarıyla iki şiiri daha yayınlanmıştır.
Yaşar Nezihe’nin işçi haklarını savunması, Amele Cemiyeti’ne üye olması, gazete patronlarını eleştirmesi komünistlikle suçlanmasına neden olmuş ve 3 Haziran 1925 tarihinde gözaltına alınmıştır. Yaşar Nezihe ile beraber 12 kişi daha “devlet rejimini yıkmaya teşebbüs ve komünist faaliyetler yapmaktan” suçlanmıştır. Tutuklananlar arasında derginin sahibi Sadrettin Celal de vardır. Cumhuriyet gazetesi, Yaşar Nezihe ve arkadaşlarının tutuklanmasını “Mevkuf Komünistler” başlığıyla haber yapmıştır
Yaşar Nezihe, bir süre sonra serbest bırakıldı ama komünist etiketi bir kez üstüne yapışmıştı. Bu yüzden uzun süre ortalarda gözükmedi. Şiirleri dergilerde yayınlanmadı. Peki Yaşar Nezihe gerçekten sosyalist miydi?baris4
Bu soruya “evet” cevabı vermek güçtür. Çünkü Yaşar Nezihe’nin işçi hakları ve sosyalizm konulu sadece 4 şiiri vardır. Serbest bırakıldıktan sonra hiçbir şiirinde sosyalizm yoktur. Aydınlık dergisiyle tanışması da oğlu Vedat sayesinde olmuştur. Oğlu Vedat da Aydınlık dergisinin yazarlarından biridir ve annesini derginin yazarlarıyla tanıştırmıştır. Yani Yaşar Nezihe’nin Aydınlık dergisinde yazması ideolojik bir tercih değildir. İşçi haklarını savunmasının nedeni de çocukluğundan beri çektiği geçim sıkıntısından dolayı mazlumları, işçileri savunma iç güdüsünden, onları kendine yakın hissetmesinden kaynaklanmaktadır
İster sosyalist olsun, ister olmasın Yaşar Nezihe, Türk edebiyatında işçi haklarını dile getiren ilk kadın şair olması nedeniyle farklı bir yere sahiptir. Hem de 1923 yılında kadınların söz hakkı olmadığı bir dönemde başörtülü bir bayanın sosyalizme yakın şiirler yazması dikkat çekici ve bugün bile Türk toplumu için ezber bozan bir davranıştır. İbnülemin Mahmut Kemal İnal, Yaşar Nezihe hakkında şu yorumu yapmıştır:9
“Mihnetler içinde kalmayıp bu hayatı refâhet ve saadet içinde geçmiş olsaydı daha güzel yazar mıydı? Bu suali ‘elbette yazardı’ cevabıyla karşılamakta acele etmemelidir. Çünkü her meslekte nice kıymetli âdem vardır ki sefâlet ve ıstırabın dehşetli darbelerine uğrayarak yetişmiştir ve onların eserlerine pek çok defa tefevvuk etmiştir. İşte Yaşar Nezihe de o kıymetlerdendir ki tâlinin çirkinliğine mukabil eserlerinin güzelliğiyle müteselli olabilir.”
Türk edebiyatının ilk kadın şairi olan, şiirleri şarkı olarak bestelenen Yaşar Nezihe acılarla, sıkıntılarla geçen 89 yıllık hayat mücadelesinin sonunda 1971 yılında vefat etmiştir.

1. Uluslararası Türkçe Edebiyat Kültür Eğitim Dergisi, sayı: 1/4 2012 s. 71
2. Hakkı Tarık Us – İkinci Jübilenin Değerleri, Vakit, 7 Ekim 1948, s. 3
3. Uluslararası Türkçe Edebiyat Kültür Eğitim Dergisi sayı: 1/4 2012, s. 72
4. Taha Toros, Mazi Cenneti, İstanbul: İletişim Yayınları, 1992, s.131
5. Martin Hartmann, Dichter der nuen Turkei, Berlin: Der Neue Orient, 1919, s. 83
6. Yaşar Nezihe, Feryatlarım, İstanbul, Vatan Matbaası, 1925 s. 110-112
7. Uluslararası Türkçe Edebiyat Kültür Eğitim Dergisi, sayı: 1/4 2012, s. 79
8. agm, s. 79
9. İbnülemin Mahmut Kemal İnal, Son Asır Türk Şairleri, Cüz 11, İstanbul: Dergah Yayınları, 1941, s. 1992


Bu yazı 111 kez okundu.

Barış Atagün
SON EKLENENLER