• Cuma, Şubat 23, 2018

İnsan her şartta yaşama tutunmalı

emine-demir
Emine Demir
Şubat07/ 2018

Sevgi insanı ayakta tutar. Sevgiyle büyüyen insan iyi bir birey olur, mutlu bir aile kurar, daha sonra huzurlu toplumun temel taşlarını oluşturur. Herkesin aklında böyle temenni vardır insana dair, aileye dair, topluma dair… Ünlü Rus yönetmen Andrey Zvyagintsev’in yeni filmi Sevgisiz’i izledim. Yazmaya çalıştığım temellendirmenin aksine bir aileyi, umutsuz bir toplumu işlemiş filminde.
Film 12 yaşındaki bir çocuk Aleksey’in dramını anlatıyor. Aleksey’in annesi ve babası boşanmak üzerdirler. Aynı evi paylaşmaya devam etseler de ikisinin de ayrı bir hayatı vardır. Hatta yola kaldıkları yerden devam edecekleri yeni eşleri bile hazırdır. Tek sorun Alesey’in kimde kalacağıdır. Anne sevgisinden yoksun büyümüş, kendi çocuğuna da hiç sevgi göstermemiş, onu yeni hayatında yük olarak gören annesi Zhenya, Aleksey’i istemez ilk olarak. Sonra babası Boris var onun da yeni bir eşi ve çocuğu var, üstelik yeni eşinin de 12 yaşındaki oğlundan haberi yok, o da istemez tabii Aleksey’i. Anneanne ve babaanneye de danışırlar, onlar da istemez. Aleksey herkes için fazlalıktır…
Aleksey’a yatılı okula vermeyi teklif eder annesi, buna da babası karşı çıkar. Katı Ortodoks patronu evli ve çocuklu olmayan eleman çalıştırmaz. Tabii boşanmış ve çocuğuna bakmayan bir adamı da çalıştırmayacaktır.
Burada bir parantez açmakta fayda var. Film 2012 yılında geçiyor, tüm dünyanın daha global ve daha özgür olmasını düşünürken oldukça muhafazakar olan bu patronun davranışı ilginç geliyor insana. Bu tutum aileleri kurtarmaya, sevgisiz yuvalara sevgi kazandırmaya yeter mi diye düşünüyorum. Yetmeyecektir elbet. Nitekim dağılmakta olan sevgisiz bir aileyi izliyoruz filmde.
Olaylar böyle gelişirken Aleksey kör, sağır, dilsiz değil tabii. Kapalı kapılar ardında konuşulan her şeyi duyar, sevgisizliği görür ve hisseder, isyan etmek ister, anlar ki ne dese faydasızdır. Öfkesini, mutsuzluğunu gözyaşlarının ardına saklar, her çocuk gibi.
Ondan kurtulmak isteyen anne ve babası için çözümü kendi yaratır, annesinin sevgisizliğini katık ettiği evdeki son kahvaltısını yapar, okula gidiyorum diye evden çıkar. Okula gitmez, eve de dönmez. Annesi yokluğunu sonraki gün kahvaltıya gelmediğinde fark eder. Babasına haber verir, babası da çok kıymetli işinden ayrılmayı istemez elbet bir yerlerden geleceğini söyler. Sonrası malum anne babayı, baba da anneyi suçlar… Çözüm yok tabii, Aleksey geri dönmez.
Annesi polise haber verir. Polis kayıp bildirimi ile ilgili bir tutanak tutar, böyle vakaların çokluğundan bahseder. Çocukların sokak hayatına direnemeyip 7-10 gün içinde evlerine döndüklerini anlatır. Anneye yakınlardaki AVM veya daha kalabalık yerlere bakmalarını önerir. Anne ve babası için fazlalık olan çocuk polis için de bir dosyadan ibarettir, aranmaya bile gerek duyulmadan rafa kaldırılacaktır.
Zhenya duruma itiraz eder ve yardım ister. Polis çocuğu aramak yerine bu işlere bakan gönüllü bir kuruma yönlendirir anneyi. Filmin tek umut veren sahnesi. Polis görevini yapmadığı için insanlar çaresizlik içinde beklemeyi bırakmış, kendileri çözüm üretmek için bir yerde toparlanmışlar. İnsan sorunu fark ediyor, çözümü arıyor, bulamadığında kendisi çözüm olmazsa sorun asla çözülmüyor… Denklem basit, insan elini taşın altına sokmayı bilmeli…
Ekip ayrıntılı bir arama planı yapıyor. Aleksey’in gidebileceği her yer aranıyor. Tabii çocuğunu sevmeyen anne ve babanın çocukları ile ilgili bilgisizliklerinden ötürü işler çok kolay gitmiyor. Nereye gitseler Aleksey yok. Herkesin tahmin ettiği sahne geliyor, morga bakıyorlar. Ağır yaralar almış, tanınmayacak halde bir çocuk var masada, annesi inkar ediyor, O olmadığını söylüyor ama gözlerinden akan yaşlar onu ele veriyor, umutlar bitiyor. Karanlık bir son… Aleksey öldü, herkes yoluna planlarındaki gibi devam etti..
Filmin yönetmeni Andrey  Zvyagintsev “Bu filmi, seyirci eve gidip, sevdiklerini kucaklasın diye yaptık” diye bir açıklama yapmış. Sinema salonundan dışarı adım attığımdan itibaren insanların gözünde bir damlacık sevgi aradım. Buldum da!
Karanlığı görelim ama ümitsiz olmayalım. Sevgi her zaman var. İnsan yeter ki bulmak için çaba göstersin ve kendi içindeki sevgiyi başkalarıyla paylaşsın, o zaman dünya gerçekten yaşanılabilecek bir yer olacak.


Bu yazı 53 kez okundu.

Emine Demir
SON EKLENENLER