• Cuma, Ekim 20, 2017

IPI (Uluslararası Basın Enstitüsü) Hukuk ve İletişim Direktörü Steven Ellis: Basın özgürlüğü lüks değil demokrasi için zorunluluktur

basinozgurlugu-roportaj
Türk Solu
Ağustos01/ 2017

Cumhuriyet davasını izlemek için Türkiye’ye gelen IPI (International Press Institute/Uluslararası Basın Enstitüsü) Hukuk ve İletişim Direktörü Steven Ellis ile basın özgürlüğü üzerine görüştük. Steven Ellis ile tanışmamız Aralık 2016’da Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin Silivri Cezaevi önünde düzenlediği bir eylemde gerçekleşmişti. Görüşmemizde başyazarımız Gökçe Fırat’ın davasının da gelişimini sordu, notlar aldı, dayanışma duygularını iletti. Görüşmeyi, gazetemizin Sahibi ve Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Özgür Erdem gerçekleştirdi.
TÜRK SOLU: Cumhuriyet davasını izlemek için Türkiye’ye geldiniz. Dava için ne düşünüyorsunuz?
STEVEN ELLIS: Bu dava siyasi bir dava ve amacı Türkiye’deki basın özgürlüğünü yok etme, gazeteciliği suç kapsamına sokma ve sesini çıkaranları cezalandırma davasıdır.
TÜRK SOLU: Cumhuriyet davası tek değil elbette, gazetecilerin yargılandığı bu tür pek çok başka dava daha var. IPI olarak bütün bu davaları izliyor musunuz?
STEVEN ELLIS: Maalasef, Türkiye’de basın özgürlüğü çok kötü durumda. Bütün davaları izlemeye, en azından sonuçlarını takip etmeye çalışıyoruz. 150’den fazla gazetecinin tutuklu olduğunu biliyoruz. Ve bu gazetecilerin sadece ve sadece gazetecilik faaliyetleri ve düşüncelerinden dolayı tutuklandıklarını biliyoruz. Tabii bu kadar gazetecinin tutuklu olması, Türkiye’deki diğer tüm gazeteciler üzerinde korkutucu bir etki yaratıyor. Bu büyük bir problem.
TÜRK SOLU: Basın özgürlüğünün sizce önemi ne? Bir basın özgürlüğü kuruluşu olarak nasıl özetlersiniz?
STEVEN ELLIS: Özgür basın, her tür görüşün ifade edilebildiği, her tür haberin yazılabildiği bir ortam sağlar. Bu da toplumların kendi gelecekleri için doğru ve isabetli kararlar verebilmelerine yardımcı olur. Basın özgürlüğü, bu açıdan, sadece tutuklu olsun olmasın gazeteciler için değil tüm toplum için gerekli ve önemlidir.
TÜRK SOLU: Türkiye’de AKP iktidarı basın özgürlüğünü bir “lüks” olarak tanımlıyor. Ama bir yandan da Türkiye’de aslında basın özgürlüğü olduğunu, tutuklu gazetecilerin sadece 2’sinin basın kartı sahibi olduğunu, diğerlerinin “terörist” olduğunu öne sürüyor.
STEVEN ELLIS: Dünya Basın Özgürlüğü gününde Türkiye’deki tutuklu gazeteciler için bir yazı kaleme almıştım. Orada da ifade ettiğim gibi, tutuklu gazeteciler “terörist” suçlamasıyla içeride, ancak bu konuda yeterli deliller yok. Savcılar bu iddiaları kanıtlayamıyor, pek çok gazeteci haksız yere tutuklu. Gösterebildikleri tek delil, gazetecilerin yazdıkları. Halbuki bir gazeteci yazdıklarından dolayı yargılanmamalı, hele hele iktidarı eleştirdiği için “terörist”likle suçlanmamalı.
TÜRK SOLU: Peki basın özgürlüğü “lüks” mü?
STEVEN ELLIS: Basın özgürlüğü, konuşabilme, fikirlerini ifade edebilme, haber yayınlayabilme ve her tür habere ulaşabilme demektir. Bunlar en temel insan hakları. İnsanlar, kendi geleceklerini kendilerinin belirleyebildiği demokratik sistemlerde, daha önce de dediğim gibi, basın özgürlüğü olmadan doğru bir karar veremezler. Ayrıca basın özgürlüğü yoksa, toplumlar sorgulayamaz, eleştiremez, iktidarın icraatlarından memnuniyetsizliklerini ifade edemez. Ve bütün dünyada, tarih boyunca gördüğümüz bir şey var: Temel insan haklarını bastırırsanız, bu istikrarsızlığa neden olur. Ve Türkiye’deki istikrar sadece siz Türkler için değil, Türkiye’nin tüm komşuları ve hatta bütün dünya için önemlidir. Hepimiz özgür, istikrarlı, refah içinde bir Türkiye isteriz. Türkiye’deki istikrarsızlık, bütün komşularına ve Avrupa’ya da yayılabilir. Ve bu hepimiz için bir sorun haline dönüşür.


Bu yazı 26 kez okundu.

Türk Solu
SON EKLENENLER