• Pazartesi, Aralık 11, 2017

Irak-İran depremi İstanbul’u etkiler mi?

senerusumezsoy

Türkiye’nin neresinde bir deprem olsa “eyvah Marmara fayları çalışacak” diye bir söylem tutturuluyor. Bunun da bilimsel olduğu ileri sürülüyor. O zaman “Irak-İran depremi Türkiye’yi ve sener-yeni-1İstanbul’u etkiler mi?” sorusunu sorduğumuz zaman önce bu deprem nedir onu açıklamamız gerekir.
Şekil 1’de Süleymaniye’de olan ana şok ve onun artçılarının dağılımını görmekteyiz. Buradaki jeolojik yapıya baktığımız zaman tarihsel olarak Kerkük, Tuzhurmatu, Süleymaniye düzlüğü ile doğusunda yer alan, tarihte Cebeli Ekrad olarak bilinen bir dağ kuşağı söz konusudur. Bu dağ kuşağının keskin morfolojisiyle onun hemen altındaki Dicle nehrinin düzlüğü arasındaki tektonik yapı, hem petrol açısından hem de yerleşim açısından çok önemli bir ilişkiyi kontrol etmiştir.
Bu durum nedir dersek, haritada gösterildiği gibi Kerkük düzlüğü ile temsil edilen Arap plakası kuzey ve kuzeydoğuya hareket etmektedir. Bu hareket sonucu kitlenmiş fay kuşağı depremler arası dönemde büyük bir stres biriktirmiş ve bu stres deprem gecesi yaklaşık 100 km uzunlukta ve kuzeydoğu-güneybatı gidişli bir düzlem boyunca kırılmıştır. Kuzeydeki dağ kuşağı 4-5 metre yükselerek depremi oluşturmuştur.
Özetle söylersek, depremde bir taban bloğu bir de tavan bloğu vardır. Bu ikisi arasındaki düzlem boyunca hereket olmaktadır. Taban bloğu kuzeydoğuya hareket edereken üzerindeki tavan bloğu güneybatıya doğru hareket etmiştir.
Depremin oluştuğu yerdeki fay çözümlemelerini inceledikten sonra Şekil 2a ve 2b’da fayın güneybatıdan kuzeydoğua doğru bir sıkıştırmayla bir yırtılmaya sebep olduğunu görmekteyiz. Bu yırtılma sonucu dağlık bölgenin neredeyse bir duvar gibi dik bir açıyla düzlük bölgelerine yükseldiğni sener-yeni-2görmekteyiz. Tavan bloğu dediğimiz yükselen blokta daima daha çok yıkım olacağı için depremin asıl yükselen blokta yer alacağı, artçıların da bu blokta takip edeceğini ve ana yıkımın bu dağ bloğu içinde yer alan Kirmanşah bölgesinde ve yakın kesimlerde olacağını vurgulamıştım. Buna karşılık deprem Tuzhurmatu, Süleymaniye ve Kerkük’te ise hissedilmiş ama yıkım yaratmamıştır. Çünkü bu tip depremlerde asıl yükselen blokta etki yüksek olmaktadır.
Peki bu güneydoğuya hareket eder mi diye sorarsak, Arap plakası batı ucu Ölüdeniz fayından başlayarak Amanos Dağları’na kadar uzanan bir yanal atımlı fayla, yani kuzeye doğru hareket eden bir yapıyla sınırlanmıştır. Bu yapın kuzey kenarında Adıyaman ve Bitlis dağlarından başlayarak Van’ın güneyinden Zağros’a uzanan bir bindirme kuşağı ile sınırlanmıştır.
Bu depremde kırılan fay ise artık yaşlanmış olan Bitlis-Zağros kuşağında değil Dicle düzlüğü ile hemen doğusunda yer alan dağlık kuşağın arasıdaki fay hattında oluşmuştur. Dağ cephesi fayı. En genç ve en aktif fay bu kesimdir.
Peki bu fay nereye uzanmaktadır? Basra Körfezi’nden başlayarak Desful İran çöküntü alanını kuzeyınden bir çıkıntı yaptıktan sonra tekrar ikinci bir girintiyle Kerkük düzlüğüne ulaşmaktadır. Gerek Kerkük’te gerek Desful’da bütün petrol yatakları bu fayın kontrolünde, Arap plakasının çöken kesiminde korunmasıyla günümüze gelmiştir. Oysa yükselen blok içindeki petrol alanları aşınmıştır. Bu fayın hemen arkasındaki Zağros ve Bitlis fayı sener-yeni-3dediğimiz kuşak Anadolu’nun güneyinde yer almaktadır. Anadolu’nun güneyinde bir çıkıntı şeklinde saplandığını ve bu şekilde de Erzincan-Varto bölgesinde Anadolu’nun çok daraldığı bir vazo şekline geldiği görülmektedir. Dağlar Varto ve Bingöl arasında dağılırken doğuya doğru genişlemektedir. Bu daralma Arap plakasının aşırı şekilde Anadolu’yu kuzeye doğru sıkıştırmasıdır. Arap plakasının artık aşağı doğru dalamaz hale gelmesinden sonra hızı yavaşlamış ve bunu frenleme ve dengeleme sonucu Doğu Anadolu Fayı dediğimiz Bingöl, Palu ve Pötürge’den Adıyaman’a doğru uzanan bir fay hattı oluşmuştur.
Bu durumda şu özeti yapmamız gerekiyor: Güneydoğu Anadolu’da Anadolu ve İran’ı sınırlayan Zağros-Bitlis fayı da buna göre çok daha aktif olan dağ cephesi fayı bu depremde kırılmıştır. Bu fayın stres yükleyeceği alan güneye doğru giderek Basra’ya doğru gitme durumundadır. Ama Bingöl’den Zağros Dağları’na gelen fay kuşağında ikincil bir etki yapmaktadır. Diğer taraftan Arap plakasının hareketini gözlemlediğimiz zaman Kerkük ve Desful düzlüğünün Irak dağlarının altına dalmasını sağlayan dağ cephesi fayını oluşturan kuvvetler kuzey ve kuzeydoğu hareket yönünü göstermektedir. Arap plakasının Anadolu ile ilişkisinde hareket kuzeybatıya ve batıya doğru olmaktadır. Arap plakasının bu hareketi Doğu Anadolu fay hattı dediğimiz fayı oluşturmaktadır.
Buradan şunu çıkarmak gerekir, doğuya doğru ittiğimiz bir hareketle Kerkük hattı İran dağlarının altına dalabilmektedir. Kerkük depreminin Azerbaycan’da ve Tebriz’de etkisi olacaktır. Şekil 3’teki GPS kayıtları kuzeydoğuya doğru yönelmiştir. Oysa Arap Yarımadası’nın batı kesmi yani solusumezsoy1 tarafa doğru hareket etmektedir.
Çok basitleştirirsek, sağ kapıyı ittiğimiz zaman sol kapının hareket etmesi mümkün olmayacağı gibi bu fay hattının da İstanbul’a doğru giden fay hattını çalıştırması mümkün değildir.
Arap plakası Anadolu’nun çok altına daldığı için artık frenlenmiştir. Bu nedenle de zaten Anadolu’da petrollü bölgeyi görememekteyiz. Arap plakasının kuzey ucundaki petrol yatakları aşınmıştır. Arap plakasının yukarı gidişi frenlenmiş, bu yanal atımlı iki fayla dengelenmektedir. Ama bunlar GPS kayıtlarında görüldüğü gibi kuzeybatı ve batıya hareket etmektedir. Oysa Kerkük ve Süleymanye depreminde ise hareket kuzeye ve kuzeydoğuya olmaktadır.
İki yanlı bir kapının olduğu yerde sağ tarafımızdaki kuzeydoğuya doğu olan kapıyı ittiğimiz zaman sol taraftaki kuzeybatıya bakan kapının açılması neusumuzsoy4 kadar olanaklıysa bu fayın da Kuzey Anadolu fayını çalıştırması o derece olanaklırdır.
Burada bahsettiğimiz Arap plakasının frenlenmesi sonrası batıda Doğu Anadolu fayı oluşmuştur. Buna karşılık Arap plakasının doğuya doğru hareketiyle burada bir fay olarak “main recent” isimli bir yanal atımlı fay sistemi gelişmiştir. Buradan sonra devam edersek Kuzey Anadolu fayı ile Doğu Anadolu fayı çapraz şeklinde gelişmiştir. Ama Doğu Anadolu fayının Karlıova-Bingöl 1971’de ve 2000’lerde kırılmıştır. Elazığ’a doğru olan 1875 ve 1878 ve 1900’lü yıllrda kırılmıştır. Burada yılda 10 mm civarında hareketle yakın zamanda kırılması olanaklı gözükmemektedir.
Diğer taraftan Kerkük bölgesindeki kırılma dağ cephesi fay hattı Türkiye-Irak hudutlarında sonlanmaktadır. Hemen kuzeyinde ise Bitlis dağlarından Van’ın güneyinden Zağros’a giden bir fay hattı vardır. Bizim için ilginç olanı bu fayın daha üstünde Kuzey Anadolu fay hattının Muş Ovası’nın kuzeyinden ve Van’ın kuzeyinden geçen Van’da olan deprem bu yanal atımlı bir fay sisteminde oluşmuştur. Van’ın güneyi Erciş’in altına doğruusumuzsoy5 dalmıştır. Erciş’te yıkım fazla olmuştur.
Doğuya doğru geldiğimiz zaman Kuzey Anadolu fay hattı Erzincan’da 1938’de kırılmış. 1942’de 1943-1944’te,1952’de ve 1967’de kırılmıştır. 1999 depreminde ise Mudurnu Vadisi’nden başlayıp Sapanca ve Çınarcık’tan Esenköy’e gelen bir hat oluşmuştur. Bu da 99 depreminde kırılan kesimdir. Batı devamı 1894’te Çınarcık kuzeyindeki fay hattı kırılarak İstanbul’u etkileyen depremi meydana getirmiştir. Ana fay hattı Adalar fay hattına değil, güneye doğru gitmektedir.
İkinci bir rota ise Silivri açıklarından başlayıp Tekirdağ’dan Halkidiki’ye giden ikinci hattır. Kuzeydeki fay 1912’de Silivri’den Gökçeada açıklarına kadar kırılmıştır. Bu durumda baktığımız zaman Marmara’ya uzaklığı 2 bin km’den fazla olan hatta oluşmuş ve doğuya doğru giden bir stresin batıya doğru olan bir fay üzerinde etkisinin olacağını söylemenin bilimsellikle ilgisinin olmadığı açıktır. Bindirme fayının aktivitesi zayfftır. 1975’te Lice’de bir deprem olmuştur. Buna karşılık tarihsel kayıtlarda Hakkari güneyinde 1500-1600 ve 1800’lerde depremler olmuştur. Ama bu bölge Bitlis-Zağros fay kuşağındadır. Bu depremde kırılan fay ise dağ cephesi kuşağındadır.
Bu anlamda baktığımız zaman bu depremin etkileri Zağros Dağlarında, hatta Hazar Denizi güneyinde ve Güney Kafkasya’daki bindirme kuşaklarında olabilir. Batıya doğru giden yani İstanbul’a doğru giden kuşak üzerine stres aktarabilmesi çok zayıftır. Buradaki bir depremin İstanbul’daki depremi tetikleşeceğini söylemek ne derece bilimseldir şekillere baktığınız zaman görülebilmektedir.


Bu yazı 47 kez okundu.

Prof. Dr. Şener Üşümezsoy
SON EKLENENLER