• Çarşamba, Ağustos 16, 2017

Kara Panterler ABD’ye karşı

ali
Ali Özsoy
Temmuz18/ 2016

Dallas misillemesi
Dünyanın 5 kıtasında ezilen uluslara karşı gerçekleşen terör eylemleri ya doğrudan ABD’nin eseridir ya da ABD’nin desteklediği bir terör örgütünün. Özellikle Türkiye’ye karşı ABD yaklaşık 33 yıldır terörizm aracılığıyla gizli bir savaş yürütüyor. Dünyada terör acısını en çok çekmiş ulus biziz.
Bu yüzden bir Türk’ün herhangi terör saldırısını desteklemesi mümkün değildir. Peki ama 7 Temmuz günü ABD’nin Dallas kentinden yaşananlar…Alton_Sterling_just_before_being_shot
Bu olay bir terör saldırısı olarak nitelendirilebilir mi? Ortada bir misilleme eylemi olduğu açık. Hedefte ABD terör örgütünün en önemli iki silahlı kanadından biri olan polis teşkilatı var. Eylemi gerçekleştiren eski bir donanma üyesi Micah Xavier Johnson, diğer silahlı terör örgütü ABD Ordusunda öğrendiği şiddet ve terör yöntemini ABD otoritesine karşı kullanmış.
Bu olay iki silahsız siyahın beyaz polisler tarafından katledilme görüntülerinin medyaya sızmasından hemen sonra oldu. Dallas’ta olayı protesto etmek için toplanan çoğunluğu siyah yaklaşık 1000 sivil gösterici silah seslerini duyunca korku içinde kaçıştı. Kısa süre içinde polisler vurulmaya başlandı.
Yetenekli bir asker olan Johnson 5 polisi öldürdü, 7 polisi yaraladı. Polisin panik halinde etrafa ateş açmasından dolayı iki gösterici yaralandı. Polis Johnson’u etkisiz hâle getiremedi. Saatlerce süren çatışmanın ardından bomba bağladıkları bir robotu Johnson’un yanında patlattılar. Bu aslında beyaz-siyah çatışmasından da önemli bir mesele; çünkü savaş alanının dışında dünyada robotla öldürülen ilk insan oldu Johnson. ABD faşizminin önümüzdeki yüzyıl izleyeceği rotaya bir işaret…
Kara Panter hayranı
Öncelikle eylemin bir Amerikan radikaline has bir eylem olduğunu not etmeliyiz. Dünyada hiçbir Ulusal Kurtuluşçu veya devrimci hareket kendi taraftarlarının katıldığı bir kitle hareketinde silahlı saldırı düzenlemez. Bu eylemcinin protestocularla da bağının zayıf olduğunu göstermektedir. Zaten Johnson protestoları düzenleyen “Black Lives Matter” isimli siyah hakları ögrütünü defalarca pasifist olmakla eleştirmiş.
Ancak eylemcinin askeri ve siyasi bir hedefi olduğu da kesin. Çünkü beyaz sivilleri patlatmak, rastgele ateş açmak gibi ABD’li beyaz “ırk”a ait sapıkların neredeyse her ay gerçekleştirdikleri tarzda bir eylem de değil bu.
Ayrıca gizli bir İslamcı olmadığı da belli, çünkü -El Kaide tarzı- mesajını ayrım gözetmeyen terörle veren bir intihar saldırısına da girişmemiş. PKK gibi ABD’nin paralı köpekliğini yapan örgütlerin Türkiye’de gerçekleştirdiği ırkçı terör eylemleriyle de asla karıştırılamaz bu saldırı. ABD’nin içinde operasyon gerçekleştiren başka bir devletin taşeronu olan bir terör örgütü şimdilik yok. ABD zayıfladıkça ileride çıkabilir.
Johnson doğrudan “beyaz polisleri” hedef almış. Zaten etrafındakilerin anlattığına göre kendisi ordudan ayrılmak zorunda kaldığından beri “beyaz ırkçılığına kafayı takmış” biriymiş. Her gün sürekli beyaz polislerce öldürülen siyahların videolarını izliyormuş.
Sosyal medyanın ve video kameralarının yaygınlaşmasıyla birlikte bu cinayetler çok daha fazla infiale ve çatışmalara yol açıyor ABD’de. Çünkü eskiden ABD polisi “silahlı zenciyi etkisiz hâle getirdik” yalanına başvurabiliyordu. Oysa artık vurulanların çoğunun silahsız, işinde gücünde, uyuşturucu veya suç ile hiçbir alakası olmayan “ABD vatandaşları” olduğu ortaya çıkıyor. En son olayda katledilen Alton Sterling de böyle biri. Kendi halinde CD satarak hayatını kazanmaya çalışan biri.
Johnson bir ABD vatanseveri olarak gittiği Afganistan’dan bir ABD düşmanı olarak dönmüş. Pek çok madalyası olmasına rağmen ABD Ordusundan beyaz bir kadın subayın taciz suçlaması üzerine ayrılmak zorunda kalmış. Soruşturma sırasında ordu taciz için delil bulamamış. Kendisini atamayınca istifaya zorlamışlar.
ABD’ye dönen Johnson bir ABD vatanseverinden aşırı solcu ve aşırı Afrika milliyetçisi bir militana dönüşmüş. Sosyal medya sayfasında Yeni Kara Panterler ve Siyah Süvariler Özgürlük Partisi’ne üye olduğu görünüyor. Pan-Afrikacı görüşleri savunuyor.
Silahlı savunma 
ve Kara Panterler
Peki Kara Panterler kim? Ülkemizde İslamcısından solcusuna herkes Malcolm X’i ve Muhammed Ali’yi bilir, ancak siyasi çizgilerini bilmeden atıp tutarlar.47929246.cached
Malcolm X, Farrakhan’ın İslam Ulusu (Nation of Islam) örgütünün hem İslam anlayışındaki sıkıntıyı hem de ABD istihbaratıyla ile karmaşık ilişkilerini görünce ayrılmıştı. Malcolm X hacca gidecek kadar iyi bir Müslüman ama bir o kadar da iyi bir devrimciydi. Frantz Fanon ve Che Guevara gibi Üçüncü Dünyacı devrimcilerden de etkilenmişti. ABD derin devleti ve Nation of Islam tarafından katledilmeden önce Üçüncü Dünyacı, Pan-Afrikacı, sosyalist ve Müslüman bir sentez oluşturmuştu.
60’lı yıllarda ABD öğrenci hareketinin Marksist veya Yeni Solcu duvarlarını kıran siyah devrimci gençler bu fikirleri daha da ileri götürdüler. Başlarda Maoculuğu referans almakla birlikte ilk gerçek anlamda Siyah milliyetçisi ve devrimci örgütü kurdular, Kara Panterler.
Bu örgüt basit bir ilkeye dayanıyordu. ABD Anayasası silahlarını açıkta tuttukları sürece her vatandaşına silah taşıma ve hatta güvenlik için yerel silahlı milis kurma hakkı tanır. Beyaz ırkçılar bunu bahane ederek sürekli siyahları katlediyor, sonra da “mahalle güvenliğini sağladık, beyaz bir kadına tecavüz ediyorlardı” gibi savunmalarla tek bir gün hapis yatmıyorlardı.
Kara Panterler bu durumu değiştirdi. ABD Kennedy ve Martin Luther King gibi isimleri ne kadar öne çıkarsa da, ABD’de siyahların gerçek anlamda ölüm korkusu olmadan eşit haklarını bir nebze de olsa kullanabilmeleri Kara Panterler sayesindedir. Kara Panterler silahlanıp kendi insanlarını ve mahallelerini korumaya başladığında işin rengi ve oyunun kuralı değişti. Dünyaya medeniyet dersi veren ABD’de daha 1970’lerin ortasına kadar zencilerin hiçbir hakkı yoktu. 1960’larda kâğıt üzerinde tanınan hakları Kara Panterler zorla pratiğe geçirdi. Kara Panterler legal bir örgüttü. Savunma milisi olarak şiddet eylemlerinden çok siyahlara eğitim, barınak ve yemek hizmetleriyle ve siyah mahalleleri korumakla tanınıyorlardı.
Kara Panterlerin 
yok edilmesi
ABD’nin Kara Panterler’e yanıtı kanlı oldu. Siyah toplumda FBI’ın desteklediği uyuşturucu çeteleri hem siyasi bilinci dağıttı hem de Kara Panterler’in önemli liderlerini tek tek öldürdü. 1989’da grubun ilk kurucularından ve efsanevi liderlerinden Huey P. Newton başka bir siyah tarafından öldürülünce örgüt fiilen dağıldı. Polis olayı uyuşturucu anlaşmazlığı diye kapattı.
Bundan sonra Kara Panterler sadece isim olarak yaşadı. Ancak 2000’li yıllarda çoğunluğu Müslüman siyahlar tarafından Yeni Kara Panterler isimli yeni bir örgüt kuruldu. Bu grubu eski Kara Panterler’in önde gelenleri reddediyor. Aşırı beyaz düşmanı ve ırkçı olmakla eleştiriyorlar. Kendisi Chavez hayranı olan, ABD’nin Irak ve Afganistan işgallerine karşı çıkan, İsrail karşıtlığından dolayı Yahudi Lobisi tarafından “anti-semitik” olmakla suçlanan Yeşil Parti’nin 2008’teki Afrika kökenli kadın başkan adayı Cynthia McKinney’in mitinglerinde ve yürüyüşlerinde korumasını Yeni Kara Panterler üstlendi. Bu kendisinin ABD medyası tarafından çok saldırıya uğramasına neden oldu. Zenciler elbette ki McKinney’i değil genel olarak ABD medyasının parlattığı Obama’yı desteklediler.
Dallas’taki misilleme eylemenin faili Johnson’un bağlılığını ilan ettiği diğer örgüt Siyah Süvariler Özgürlük Partisi ise Kara Panterler’in devamcısı olduğunu ileri süren başka bir grup. Onlar da “yasal” silahlı milis kurmayı esas alıyor. Yeni Kara Panterler’e göre daha solcu ve sosyalist ama yine siyah milliyetçisi bir çizgileri var.
Her iki grup da Johnson’un kendilerine üye olmadığını açıkladı. Hatta Yeni Kara Panterler daha önce kendilerine katılan Johnson’u dengesiz tavırlarından dolayı uzaklaştırdıklarını açıkladı. Zaten polisin açıklamasına göre yürüyüşte Yeni Kara Panterler’in kitleyi korumak için görevlendirdiği yaklaşık 30 milis bulunuyordu. ABD polisi Yeni Kara Panterler’in veya başka bir siyasi örgütün olayla ilgisi bulunmadığı açıklamasını yapmakla birlikte ertesi gün ülke çapında çoğunluğu “Black Lives Matter” isimli barışçıl gruptan 102 siyahı tutukladı.
“Amerikan Ulusu” palavrası
Obama’nın ilk siyah başkan seçilmesine rağmen siyahlar neden daha çok öldürülüyor? Neden tekrar milis güçleri kuruyorlar?
Yeni Kara Panterler gibi örgütler veya Cynthia McKinney gibi radikal siyahlar zaten Obama’yı bir fabrikasyon ve sahte siyah olarak görüyor. Zaten Obama ABD emperyalizminin ve Hollywood’un son ürünüdür. Babası Kenya’daki Ulusal Kurtuluş Savaşı’na ihanet etmiş, kendisi ailesinin sözde dini olan İslamiyet’ten önce ateizme sonra da ne hikmetse politikaya atılmadan hemen önce Protestanlığa geçmiştir. Obama’yı tartışmanın çok bir önemi yok. ABD demokratik bir devlet değil, bir lobiler, şirketler, aristokratik sömürgeci aileler oligarşisidir. Başkanın kim olduğu önemsizdir.
2012’de George Zimmerman isimli bir beyaz ırkçı Trayvon Martin isimli 17 yaşında silahsız bir zenciyi öldürdükten sonra Kara Panterler geleneği siyahlar tarafından yeniden hatırlandı. Çünkü George Zimmerman bir gün bile hapis yatmadı. Gerekçesi şuydu: “Mahalle güvenlik gönüllüleri olarak devriye geziyorduk, bana saldırdı.”
Zengin ve ırkçı beyazlar silahlanmak için bu tür mahalle milisleri kuruyor. Bu ise siyahlarında tekrar milisler kurmasına neden oluyor.
Medeniyetler Çatışması tezini ilk olarak ortaya atan ABD’li emperyalist ideolog Huntington 2004 yılında yazdığı “Biz kimiz? Amerikan Ulusal Kimliğine Saldırılar” isimli yine çok tartışmalı bir kitap yazmıştı. Bu kitapta Huntington ABD için esas büyük tehlikenin dışarıdan gelmediğini, içeriden kaynaklandığını, kısa süre içinde artık beyaz Protestanların ve İngilizce konuşanların mutlak azınlık olacağını ve bunun da zaten tarihsel zemini sağlam olmayan “Amerikan Ulusunu” paramparça edebileceğini savunuyordu.aa_black_panthers_wa
Huntington Asyalı ve siyahlardan daha büyük tehlikenin Katolik Hispanikler olduğunu çünkü bunların dillerini de koruduğunu ve çok hızlı çoğaldıklarını ileri sürüyordu. Bu tez çok eleştirildi. Irkçı ve gerici olmakla suçlandı ancak ilginçtir ki Kaliforniya gibi son derece liberal eyaletler bile neredeyse yarım asırdır süren ilkokul ve liselerde İspanyolca eğitim uygulamasını kaldırdı. “Irkçı” Huntington’un nasihatleri ABD tarafından dikkate alındı.
Huntington zencilerin kültürünün güçlü olmadığını ve ABD toplumuna asimile oldukları için tehlike arz etmediklerini savunuyordu. Siyah hareket gerçekten de dilini ve ulusal kimliğini kaybettiği için bazen İslam bazen ırk bazen Afrikalılık temelinde örgütleniyor. Ama Huntington’u yanıltacak bir şekilde tekrar siyah milliyetçiliği güçleniyor.
Tüm bu yaşananlar Türkiye’ye dayatılan “ulus kimliksiz” AB vatandaşlığı efsanesi gibi “Türk olmadan ABD’liler gibi üst kimlikli olalım Türkiyeli olalım” saçmalığının da büyük bir gürültüyle çatırdadığını gösteriyor. “Amerikan ulusu” bir palavra… Huntington gibileri bile bunu görüyor, “önlem alalım” diyor. Obama bir önlem ve projeydi, ama ters tepti. Bölünme engellenemez.
21.yy’da emperyalistlerin, dincilerin ve bölücülerin iddia ettiğinin tersine ulus ve ulus-devlet ortadan kalkmıyor. Tam tersine en temel evrensel gerçek olarak ulus kimliği çağımıza damga vuruyor. ABD ve AB gibi ulus kimliğini reddeden sömürgeci yapılar ise tüm devasal olanaklar ve güçlerine rağmen ortadan çatırdıyor. Tarihte çok uluslu her imparatorluk yok olmuştur. İktisadi menfaat birlikleri parçalanmaya mahkûmdur. ABD istisna değil. “Melting pot”, “kaynama kazanı” efsanesi her gün çöküyor.
ABD bölünmeden
dünyaya barış gelemez
Huntington’un korkusu Florida, Kaliforniya ve New Mexico gibi Latinlerin çoğunluğun yaşadığı bölgelerin ABD’den ayrılması. Gerçekten de bu eyaletlerde Latin ayrılıkçılığı her gün artıyor. Siyahlar ise Georgia gibi bazı güney eyaletlerinde çoğunluk. Siyah ayrılıkçı milliyetçiler bu bölgelerde otonomi ve hatta bağımsızlık istiyor.
Texas ve Alaska gibi petrol zengini eyaletlerde beyazlar da federal birlikten ayrılıp, bağımsız olmak istiyor.
AB parçalanıyor. İskoçya İngiltere’den kopacak. İspanya, Belçika’nın bölünmesi yakın. Kanada’dan Fransızca konuşan Quebec er ya da geç ayrılacak. Ve inşallah her emperyalist imparatorluğu bekleyen son ABD’yi de bulacak.
Dünyaya kan ve terörden başka hiçbir katkısı olmayan ABD bölünmeden dünyada barış ve demokrasi hüküm süremez. Gerçek bir milliyetçi gerçek bir devrimci ancak bunu temenni edebilir.
Türkiye’de kendilerine Türk ırkçısı diyen bazı ruh hastaları ABD’de siyahlara karşı beyaz polisleri savunuyor. Bunlar Türk mü değil mi bilemeyeceğiz ama ırkçıyız diyecekseler de Aryan Irkçısıyız demelidir.
Türkiye bir ulus devlettir. Türkiye’de tek bir ulus yaşar, tek bir dil vardır. ABD ise kan üzerine kurulu bir sömürgeci imparatorluk. Orada ne tek bir ırk var ne de tek bir ulus. “Polisleri veya ırkımı” savunacağım diyenler utanmadan bir de terör örgütü PKK’nın terörist saldırılarıyla ile Dallas misillemesi arasında paralellik kuruyorlar. Oysa ABD’de beyaz ırkçı milisler kuran ve ABD ordusunun paravanı özel güvenlik şirketlerinde istihdam edilen Aryan ırkçısı ve Hıristiyan köktendincisi paralı askerler bugün PKK saflarında “gönüllü” olarak savaşıyor.
ABD’nın ırkçısı kendi çıkarını biliyor. “ABD’de birlik, dünyanın geri kalan her yerinde bölünme.” Gerçek bir Türk milliyetçisi de ABD’yi bölecek her türlü iç ve dış çelişkiye ancak mutlulukla karşılar. Rusya ve Çin’in bölünmesi nasıl Türklük ve insanlık için son derece hayırlı olacaksa, ABD’nin parçalanması da insanlığın, Türkiye’nin ve Turan’ın önündeki en büyük engel ve düşmanın ortadan kalkması demektir.


Bu yazı 235 kez okundu.

Ali Özsoy
SON EKLENENLER