• Cuma, Ağustos 18, 2017

Kıbrıs Barış Harekâtı’nda ilk çıkarma gemisindeydim

konuksever
Ergin Konuksever
Ağustos01/ 2017

Kıbrıs Barış Harekâtı’nın 43. yıldönümündeyiz. Harekât’ı izlemiş, bizzat katılmış bir gazeteci olarak birkaç anımı paylaşmak istiyorum.
Çok iyi hatırlıyorum, Harekât’tan hemen önce aslında Almanya’ya gitmek için hazırlanmıştım. Askeri hava filolarının bir yarışması vardı, onu izleyecektim.
Tam havaalanında, uçağa binmek üzereyken adım anons edildi. Telefona gittim, arayan gazetenin yazı işleri müdürü Necati Özkan’mış. Kıbrıs’ta her an her şeyin olabileceğini anlattı ve hemen Kıbrıs’a gitmemi istedi.
Bunun üzerine hemen Mersin’e geçtim. O sırada çıkarma için yığınak yapılıyordu. Ben de bir çıkarma gemisinde deniz piyade birlikleri içerisinde kendime bir yer buldum. 20 Temmuz sabahı gemilerle beraber, ben de yola çıktım.
***
Çıkarma gemisi içindeki havayı da anlatmak istiyorum.
Askerin arasında, tabur imamları vardı. Tabur imamları devamlı askere moral verdiler. Şehitliği anlattılar, şehit olmak nedir, gazi olmak nedir söylediler. Bunun öteki dünyada yeri nedir, anlatarak tabur imamları devamlı moral verdiler. İcabında namaz kıldırdılar, Kur’an okudular. Asker oraya geldiğinde morali yükselmişti, askerin morali fırtına gibiydi.
Kapak açıldıktan sonra herkes zaten yapacağı görevi aşağı yukarı biliyordu. Çılgın gibi tepelere doğru koşmaya ve tırmanmaya başladılar. Ellerinde silah, mermi kutusu… Karşıdan da ateş geliyordu, ateşin üste, ateş ede ede gidiyorlardı. Orada o tırmanış sırasında, tepelere çıkarken birçok insan da şehit oldu. Bayağı kayıp verildi.
***
Bugün Yavuz Plajı olarak bilinen bölgeden çıktık Kıbrıs’a. Çok kayalık ve dar bir yer olmasına rağmen çıkarma bölgesi olarak seçilmişti. Bu yüzden çıkarma çok zor koşullar altında gerçekleşti. Ancak dar ve kayalık olması nedeniyle Rumlar o bölgeden çıkarma yapılacağına hiç ihtimal vermediği için savunma tertibatları nispeten zayıf kalmıştı. Bu bir avantajdı bizim için.
Yine de çok sayıda şehit verdik. Şehitlik halen oradadır. Karaoğlan Şehitliği…
Adaya çıkıldı, ardından Beşparmak Dağları’na doğru yola koyulduk.
***
Sivil halk içinde de bir panik başlamıştı. Rumlar çıkarma başlar başlamaz evlerini terk edip kaçmışlar. Hatta, hiç unutmam, ilerlerken Çıkarma Alayı’nın Komutanı Yarbay Neşet İkiz ile birlikte boşaltılmış bir eve girdik. Mutfakta bir tencere içinde yumurta hâlâ kaynıyordu. O vaziyette bırakıp kaçmışlar. Biz de biraz dinlenip birer yumurta yedik.
Askeri olarak da Rumların ciddi bir direnişi olamadı. Devamlı kaçış halindeydiler.
***
Bu ilk Harekât’tı. Harekât başarılı oldu, ancak bir noktada askerlerimiz sıkıştı. Bu yüzden ikincisi gerçekleştirilmek zorunda kaldı. Bu ikinci Harekât’ta ben de yaralandım, gazeteci dostum Adem Yavuz ise yanı başımda şehit düştü. Bunları önümüzdeki sayı anlatacağım.
İlk Harekât’a geri dönelim.
Yaklaşık bir ay boyunca Kıbrıs’ta kaldım. O dönemin gazetecilik koşullarını da anlatayım.
Haberlerimizi ve çektiğimiz fotoğrafları ulaştırmak bugünkü gibi kolay değildi. Kıbrıs’tan her gün saat dört buçukta Adana’ya gazeteciler için bir helikopter kalkıyordu. Filmleri, notlarımızı ve haberleri onunla gönderiyorduk. Adana’dan Adana muhabiri geliyor o zarfı helikopterden alıp gazeteye ulaştırıyordu.
Fotoğrafları çekiyorsunuz, çektiklerinizi bir zarfın içerisine koyuyorsunuz. İçine notlarınızı yazıyorsunuz. Kasetleri eğer numaralandırdıysanız “1 numaralı kasette şu var, 2’de şu var” şeklinde aklınızda kaldığı kadarı ile yazıyorsunuz. Zarfın içerisine bir iki de kağıt koyuyorsunuz. Telefon olasılığı olmadığı için haberleri de o şekilde yolluyorsunuz. İlk Harekât’tan sonra telefon imkânımız da oldu. Ama çok zor konuşuyorduk, konuşmak için saatlerce sıraya giriyorduk.
Ben orada şöyle bir şey yapıyordum. Asker orada mektup yazamıyordu. Hepsinin ailesi merak içerisindeydi. Onlardan mektup alıyordum. “Evine mektup göndermek isteyen var mı?” diye soruyordum. Oturup mektup yazıyorlardı ben onların mektuplarını Adana’dan İstanbul’a yolluyordum. İstanbul’dan gazeteden hepsinin evine postalanıyordu. Anneler-babalar bu sayede çok mutlu oluyorlardı. Birçoğunun anne ve babası İstanbul’a gelince teşekkür etti.
***
O çıkarmada çok şeyler vardı asıl benim vurulduğum gün orada çok güzel fotoğraflar vardı. Çıkıyoruz, tepeye tırmanılıyor. Deniz piyadelerinin suyun içinden gelen fotoğrafları vardı. Bir savaşın aynası olan fotoğraflardı. Asker hücum ederken siz de hücum ediyordunuz.
O günlerde ilk çıkarma zamanında tanklar yoktu. Tanklar daha sonra geldi. Bir yandan da hava indirmeler başlıyordu. Paraşütçüler böyle benek benek görülmeye başladı. Uçakların sesinin duyulmasından sonra, benek benek paraşütçüler görüldü. Önce nohut tanesiydi daha sonra büyümeye başladılar. Onlar da hava indirmesiydi, hepsini gördük, onların hepsi gözünüzün önünde bir senaryo devam ediyor.

konuksever-kibris


Bu yazı 17 kez okundu.

Ergin Konuksever
SON EKLENENLER