• Çarşamba, Eylül 20, 2017

Meral Akşener önderliğinde yeniden Milli Mücadele ve karargâh

necatigultepe
Necati Gültepe
Eylül11/ 2017

“Türkiye içten içe çürüyen heybetli bir ağaç gibi.
Ama tam da yok olmaya mahkûm gibi görüldüğü sırada, körpe ve canlı sürgünler çıkarmaya başladı.
Ne var ki, taze sürgünlerin üzerine büyük bir ağırlık binmiş; bu ağırlık bir kaldırılsa, dallar cesurca serpilecek ve dünyanın uzak diyarlarına bile gölgelerini düşürecekler.”
Julia Pardoe isimli İngiliz kadın yazar 1837’de, İstanbul’daki gözlemlerine dayanarak yazdığı “Sultanlar Şehri İstanbul” adlı kitabında bu tespitini yapıyor. Yani 180 sene önce…
O sözünü ettiği “taze filizler” kaç kere uç vermeye, kökleşip boy atmaya kalkıştı ve her seferinde üstündeki ağırlığı atamadığı için uç verip gelişemedi.
1839 da Tanzimat ilk filiz vermedir… Sonra; 1856 Islahat Fermanı ile, 1876’da I. Meşrutiyet ile, (Kanun-i Esasi-ilk anayasa) 1908’de II. Meşrutiyet ile denemiş ama muvaffak olamamıştır.
Ve nihayet, yüzyılın başında, milli mefkûre yani Türkçü görüş/düşünce sistemi Mustafa Kemal’in önderliğinde üstündeki ağırlıkları atarak çağdaş dünyaya açılmıştı…
Türk yurdunun ve toplumunun üzerindeki bu kâbusla savaşın üzerinden neredeyse 100 yıl geçti ve ‘O’ söz yeniden tecelli etti:
“Türkiye içten içe çürüyen heybetli bir ağaç gibi…”
Herkes şundan emin olmalı ki bugün, Meral Akşener’in önderliğinde yeni ve milli bir partinin kurulması iktidar açısından savaş ilanıdır…
Özellikle muktedirler, bunu bir meydan okuma ve ölüm kalım mücadelesi olarak göreceklerdir. Zaten öyle de görmektedirler…
Tabi yine bilinmelidir ki; toplum ve devlet içindeki çürümenin önüne geçmek için (Tıpkı Mustafa Kemal’in yaptığı gibi) savaşmaktan başka da çare yoktur…
Böylesine ciddi bir mücadele verilirken, kumanda merkeziniz “karargahınız” yetkin değilse her şeyi kaybedersiniz…
Bütün savaşlar, sivil ve askeri birliklerin, büyük kuruluşların, oluşumların, organizasyonların merkezinde (Merkez Yönetim) KARARGÂH vardır.
İnsan vücudundaki baş/beyin karşılığıdır karargâh. Her türlü bilgi orda toplanır, düşünce orda üretilir ve bütün sistem oradan yönetilir.
Bütün büyük savaşların, organizasyonların, büyük barış müzakerelerinin yapıldığı yer; uygar ve kültürel düzeyi yüksek karargâhlardır.
Şurası bir gerçektir ki; muvaffak olmuş siyasetin odağında mutlaka elitler vardır. Siyaset rafine kültürel odak etrafında yapılır.
Karargâha; bilgiyi+bilimi+bilgeyi ve toplumun en akil ricalini koyamazsanız kaybedersiniz.
Yeni hareketin, siyaset dilini üretecek kadroların gerçekten de yeni şeyler yapmış ve söylemiş olmaları şarttır.
Bu mâna da karargâhta bulunanların kendilerini sürekli yenilemeleri ve yeni şeyler söyleyenlerle irtibata geçmeleri icap eder.
Saha ve karargâh (aktif icracılar ve beyin takımı) ayırımı burada ortaya çıkar. Karargâh mensuplarının çalışmaları, büyük oranda teorik çalışmalardır. Cemil Meriç’in bu konuya bir tarifi var; diyor ki: “Kerpiçle Süleymaniye kurulmaz”.
Buradaki vurgu; yetkin, nitelikli ve kültürel derinliği (tarih ve medeniyet şuuru) olan insanı işaret eder.
Bill Gates ise, Türkiye kadar cirosu olan devasa şirketini işaret ederek; “Bu firmadan 20 nitelikli kişiyi çekip alın, geriye sıradan bir firma kalır” diyor.
Yani o Türkiye çapındaki devasa firmasını “20 beyin” kadrosundan daha değersiz görüyor.
Neticeten: Karargaha yerleştireceğiniz vasat bir kadro ile siyasi arenada söz sahibi olunması mümkün değildir.
Teorik/nazarî izahatlar yapmadan bu izahatları sosyal toplum nezdinde anlaşılır kılıp kullanıma sokmadan büyük kültürel siyasi dönüşümler/yapılanmalar yapılamaz.
Sırf bu sebepten yüzyılın başında Türk milliyetçiliği (Cumhuriyet’i kuran ana düşünce) teorik planda diğer görüşlere üstünlük sağlayıp realize edildiği için çağı tayin etmiş büyük gelişmeyi/dönüşümü sağlayabilmiştir.
Karargahta olanlar geçmişten, kökenlerden güç ve istikamet alacaktır, ama orada takılıp kalmayacaktır.
Herkes de bilir ki bugün itibarıyla ne Selimiye’yi, ne de Süleymaniye’yi yapmak mümkündür. Nedim gibi Fuzûli gibi şiir söylememize de gerek yoktur. Zaten bu mümkün de değildir. Bugün esas olan; çağın zihniyetini tahlil ve teşhis etmiş bir siyasal ufuk son derece önemlidir.
Karargahın ilkesi bağımsız ve barışçıl olabilmektir. İlham ve üslup kaynakları ise bu ülkenin yerli dindarları, yerli solcuları ve yerli liberalleridir.


Bu yazı 100 kez okundu.

Necati Gültepe
SON EKLENENLER