• Cumartesi, Şubat 25, 2017

Moskova Deklarasyonu: Sadece Suriye politikası değil AKP çöküyor!

kaya
Kaya Ataberk
Ocak09/ 2017

Moskova Deklarasyonu 
ve AKP için acı anlamırusya-cin-turkiye
2016 sona ererken dış siyasette önemli bir gelişme yaşandı. Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Rusya ve İran dışişleri bakanları Sergey Lavrov ve Cevad Zarif’le Moskova’da bir araya geldi. Görüşmelerinin sonunda da Moskova Deklarasyonu olarak adlandırılan sekiz maddelik bir bildiri açıkladılar. Bildiri, Suriye iç savaşındaki tüm dengeleri değiştiren bir metin. Daha doğrusu Rusya ve İran’ın konumlarını korudukları, AKP’nin ise yönünü 180 derece çevirdiği bir durum var. (Eski strateji dâhisinin (!) dediği gibi 360 değil…)
Suriye iç savaşının başından itibaren üç ülkenin konumlarını gözden geçirelim.
Olaylar iç savaşa dönüşmeden AKP iktidarı tüm stratejisini Esad’ın kolayca devrileceği varsayımı üzerine kurmuştu. Kolay ve hızlı zafer beklentisiyle ÖSO’dan başlayarak birçok grubu desteklediler. AKP’nin bir diğer beklentisi de ABD’nin ve müttefiklerinin Esad karşıtı güçleri destekleyeceğiydi. AKP’nin iki beklentisi de gerçekleşmedi…
Rusya ise Doğu Akdeniz sahilindeki en önemli uydusu olan Esad rejimini sonuna kadar savunmaya kararlıydı. Buna göre tavır aldı. Rus sömürgeciliğinin yüzyıllar öncesinden gelen “sıcak denizlere inme” politikasının en önemli dayanağı buradaydı. Bundan vazgeçemezlerdi. Vazgeçmediler de.
İran açısından da benzer bir durum söz konusuydu. Esad Suriye’si, İran’ın mezhep eksenli yayılmacı Şii Hilali stratejisinin de çok önemli bir ayağıydı. İran da Rusya gibi bu vazgeçilmez stratejisini savundu. Lübnan’ın Şii Hizbullah milislerini, kendi askeri birimlerini, istihbaratını seferber etti. Tüm diplomatik olanaklarını devreye soktu. Bu arada ABD ve Avrupa’yla da arayı düzelterek durumunu iyice sağlamlaştırdı.
AKP ise ne Batı ittifakından destek bulabildi ne de kendi gücüyle Rusya-İran direnişini aşabildi. Şimdi açıklanan Moskova Deklarasyonu AKP’nin açıkça teslim bayrağını çekmesi demek. AKP için acı bir sonuç bu. Bazı akademisyenlerin iddiası AKP’nin “Moskova Deklarasyonu ile onurlu bir geri çekilme” sağladığıydı.
Fakat gerçek durum gürültülü bir çöküştür.
AKP, Esad’ın kalacağını kabulleniyorRussia Syria
8 maddelik Moskova Bildirisi’nin ilk maddesi şöyle:
“1) İran, Rusya ve Türkiye, çok sayıda etnik yapı barındıran, çok dinli, mezhepçi olmayan, demokratik ve seküler bir devlet olarak Suriye Arap Cumhuriyeti’nin egemenliğine, bağımsızlığına, birliğine ve toprak bütünlüğüne saygılarını bir kez daha ifade ederler.”
Ülkelerin adları sayılırken Türkiye’nin sonda olması tesadüf değil. Artık Suriye’de en az etkisi olan ülke Türkiye. Bundan sonra da etkisi olamayacak. Yukarıdaki tanımlamadaki “demokratik”lik Putin’in demokrasi aşkından kaynaklanmıyor.
“Seküler”lik de İran’ın laiklik hassasiyetinin ürünü değil.
AKP’nin bu tanımın hiçbir kısmıyla ilgisinin olmadığını söylemesek de olur…
Tanım Esad rejiminin tanımı.
Bunu imzalayan AKP, Suriye oyununu kaybettiğini ilan etmiş oldu.
Başka bir şey değil.
Bunu, Rusya ve İran’ın AKP’ye Esad’ın kalacağını dikte etmeleri olarak yorumlamak daha doğru. Her ne kadar Çavuşoğlu “diplomatik zafer” kazanmış gibi bir havada konuşsa da durum bu.
Geçtiğimiz günlerde Irak merkezi hükümetiyle de “yeni bir dönem” başladığını açıkladılar. Şu “aynı kıratta olmadıkları” hükümetle… Telefon konuşmaları, Bağdat’a ziyaret planları…
Kimi muhalif milletvekilleri bile Moskova Deklarasyonu ile başlayan yeni dönemi memnuniyetle karşıladıklarını açıkladılar. İlişkiler yumuşayacak, Türkiye rahat edecekti. Anlayabileceğimiz gerekçeler… Peki, ama biz yine de sorulmayan bir şeyi soralım:
Madem tüm bu politik stratejide geri dönüş olacaktı, neden Suriye’de, Irak’ta ve maalesef Türkiye’de tüm bunları yaşadık? Bu kadar şehit, yaralı, maddi manevi çöküntü neden? Evet neden?
Hesabı kim verecek?rusya-670x330
Ve bunun hesabını kim verecek?
AKP’nin “Yeni Osmanlı” hayaliyle atıldığı, Türkiye’yi de sürüklediği maceranın faturası ne olacak?
Üstelik şimdi Moskova’da bir bildiri yayınlayarak bu işten kurtulmaları da mümkün değil. Yıllarca destekleyip şimdi savaş açtıkları da onlara daha doğrusu Türkiye’ye savaş açmayacak mı? Görünen o ki açtılar bile…
AKP macerayı kaybetti ve kaybederken Türkiye’ye de kaybettirdi.
Hesaplaması çok ama çok güç…
Bu hesabı vermeleri de çok güç.
Maceracılık böyledir.
Kumarda vatan ve millet masaya konulur.
Onlar kaybeder, hesap Türk’e kalır.
Moskova’da PYD-YPG terörist değil…
Moskova Bildirisi’nin tüm maddelerini incelemeyeceğiz.
Ama Türkiye’yi çok yakından ilgilendiren bir maddeyi daha alıntılamalıyız:
“8) İran, Rusya ve Türkiye, IŞİD ve El Nusra’ya karşı birleşik mücadele ve silahlı muhalif grupları onlardan ayırma kararlılıklarını tekrar ederler.”
Buradan ne anlam çıkar?
Evet, IŞİD ve El Nusra teröristtir. Anladık. Peki, Suriye’de başka terörist grup yok mu? Evet, mesela PYD, YPG ya da aldıkları başka isimlerle PKK uzantısı Kürt gruplar terörist değil mi?
Moskova’da PKK hiçbir zaman terörist olmadı. Hatta her zaman resmi PKK bürosu oldu Rusya başkentinde. Şimdi de yine Moskova’da PYD-YPG’nin de terörist olmaması normal. Bizimkiler Batılıları PKK konusunda çifte standartlı olmakla suçluyorlar ki haklılar. Ama aynı tavrı buyursunlar Rusya’ya karşı da göstersinler. Mesela Moskova Bildirisi’ne neden bu örgütlerin adlarının eklenmediğini açıklasınlar önce. Rusya direnirse de eleştirsinler. Olmadı Moskova Bildirisi’nden imza çeksinler. O zaman biz de destek olalım…
Suriye’de ne olacağını söyleyelim:
Artık AKP’nin bir inisiyatifi yok. Ya ABD ağırlığını koyacak ya da Rusya… İki güç arasındaki küresel mücadele de sonucun belirlenmesinde etkili olacak. Fakat hangisi kazanırsa kazansın bundan sonra Suriye’de bir Kürt özerk bölgesi (kendi uydurdukları isimle Rojava) olacak. Bu, iki emperyalist gücün de programında var. Fakat bu projenin gerçekleşmesi AKP’nin saçma sapan maceracılığı ve stratejik uçukluğunun bir hediyesi olacak…
Esas fatura da bu olacak. Sömürgeciler de PKK da gerçekten stratejik ilerliyor. Önce Irak, sonra Suriye… Sonra da Türkiye… Birini kurarken öbürünü bekletiyorlar. Nasıl olsa burada da AKP var. Irak “Kürdistan”ını onlar kurdu. Şimdi Suriye “Kürdistan”ı da yolda… Sırada Türkiye’den kopacak parça var. Bu hızla artık o da olur!
Çöken sadece bir politika değil, AKP çöküyor
AKP’nin maceracılığı hep İttihatçı maceracılığını hatırlatıyor. Aynı dengesiz adımlar. Nesnel durum tahlili yerine “söylemin gücüne” inanma huyu. Taraf seçerken bile güçsüz sömürgecinin yanında konumlanma basiretsizliği. Üç aşağı beş yukarı aynı…
İttihatçı maceracılığı Osmanlı’yı bitiren son darbeydi. Ama Osmanlı çökerken İttihat ve Terakki de İttihatçılık da çöktü. Kimse İttihatçı geçmişini hatırlamak bile istemedi.
Şimdi de AKP maceracılığı Türkiye’yi tarihinin en zorlu ve kanlı sürecine soktu. Ama bu çöküş aynı zamanda AKP’nin de çöküşüdür. Emin olun… Birkaç yıl sonra AKP diye bir şeyin kalmadığını, eski liderlerinin piyasadan kalktığını, AKP üyesi olmuş kişilerin aslında AKP’yle ilgilerinin olmadığını kanıtlama derdine düştüğünü izleyeceğiz. Bu yazıyı da ibretle hatırlayacağız.
Fakat tüm bunların ülkeye ve millete bedeli de ağır olacak…
Suriye’de Türkmenler mi vardı?
Türk olmak haksız yere bedel ödemenin koşulu. Ve bu sadece Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmakla da sınırlı değil. Türk’seniz her dönemin ve her yerin acı çekeni olursunuz.
Kimi zaman oynadıkları kumarı bile sizin adınızı kullanarak oynarlar.
Sizi öne sürerler.
Sizi öldürtürler…
Moskova Deklarasyonu metnini okurken bir soru takıldı aklıma.
Sahi, Suriye’de Türkmenler vardı değil mi?
AKP hariciyesi unutuvermiş galiba…


Bu yazı 215 kez okundu.

Kaya Ataberk
SON EKLENENLER