• Salı, Aralık 12, 2017

Murat Tekin ve Ragıp Enes Katran’ı unutmayacağız!

ali-ozsoy-harbiyeliler
Ali Özsoy
Temmuz17/ 2017

15 Temmuz karanlığı
15 Temmuz’u unutmayın diyorlar. Unutmayacağız. Hepinizi çok iyi not ettik.
15 Temmuz’un üzerinden tam bir yıl geçti. 7 Haziran 2015’in üzerinden ise iki yıl bir ay. İki yıldır yaşadığımız kabusun nedeni bellidir. 7 Haziran 2015’te AKP seçimi kaybetti. Bundan sonra da düğmeye basıldı.
Bombalar patladı. Ülke halkı kasıtlı olarak IŞİD ve PKK’nın intihar bombacılarının önüne kurban gibi sürüldü. 2 yıldır binlerce insanımız öldü, katledildi, şehit edildi. Son bir yıldır 100 binlerce insan mağdur edildi. 60 bin kişi tutsak edildi. Gazeteciler hapsedildi, akademisyenler sokağa atıldı, konuşanlar linç edildi.
Türk Ordusu, Türk Ordusu’nun okulları dağıtıldı. Türk parlamentosu dağıtıldı. Türk Anayasası ilga edildi. Ege’deki Türk adaları işgal edildi, Türk Kıbrıs yine satılmak için masaya sunuldu. Yok edilemeyen Türk askerleri bu adalar ve Kıbrıs için şehit olmaya hazır ama hayır onlar da Rakka yollarına, Katar’lara sürüldü.
Bu karanlık dönemin adı, 10 yıl önce Türk Solu’nda Gökçe Fırat’ın yazdığı “Türk’ün Üçüncü Fetret Dönemi”dir. Bu yüzden bizim 10 yıl önce söylediğimiz, bir yıl önce 16 Temmuz sabahı söylediğimiz, hapislere atsanız da hep söyleyeceğimiz aynıdır. Sizin darbe, demokrasi, kontrollü, kontrolsüz sözleriniz ancak bizim dediklerimizin tekrarıdır. Suçlu AKP-PKK-Fethullah ortaklığıdır. 15 yılda Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni yıkılma noktasına getirdiniz. Düğmeye de siz bastınız. ABD-AB-Rusya ve İsrail ise sadece sizi başa getirdi ve olacakları bekledi. Bunların hiçbirini unutmayacağız.
İhaneti unutmadık
Hiçbir ihaneti unutmayacağız. Ergenekon-Balyoz’da AKP-PKK-Fethullah ABD-AB şemsiyesi altında nasıl birlik oldular, Türk Ordusu’na ve Türkiye Cumhuriyeti’ne nasıl saldırdılar unutmayacağız.
Sonra halk “artık dur” dedi hepinize Gezi’de. Önce parçalandınız. Yıktığınızı zannettiğiniz Cumhuriyet’in mirası üzerinden tepinip, talan kavgasına girdiniz. Türk milleti bu işi sağduyuyla çözmeye karar verdi. 7 Haziran 2015’te AKP’ye seçimle, demokrasiyle gereken mesajı verdi. Sonuçları tanımadınız. Bundan sonra yaşananları da hiç unutmayacağız.
Devlet Bahçeli’nin ihanetini unutmayacağız. “Verin 400 vekili bu işi huzur içinde çözelim” sözünü de unutmayacağız.
Sonra birlikte barış tiyatrosu oynadığınız PKK ile başlattığınız savaş tiyatrosunu ve yol verdiğiniz PKK-IŞİD terör kasırgasını da unutmayacağız.
Patlayan bombaları, “güvenlik ve istihbarat” zaaflarını unutmayacağız.
“Açılım süreci”nde ülkeye sokulan binlerce ton bombayı unutmayacağız. “Valiler yanlış anlamış açılımı” sözünü, sayısız kez “kandırıldık” demenizi unutmayacağız.
Ülkesinde bombalar patlarken, gençler, çoluk, çocuk, yaşlılar katledilirken, güneydoğuda askerler şehit edilirken düğünden düğüne koşan MİT Başkanlarını, Genelkurmay Başkanlarını da unutmayacağız.
Ankara’da Gar Meydanı’ndaki, Ankara Kızılay’daki, İstanbul Beşiktaş’taki bombalarla katlettiğiniz gençlerimizi, insanlarımızı, polislerimizi unutmayacağız.
Kan ve revan içinde ülkeyi rehin alarak 1 Kasım 2015’te zorla yeniden kurduğunuz sandıkları unutmayacağız. “Oyu ver kaosu bitir” şantajlarınızı unutmayacağız. Yine de 400 vekili bulamayınca kaosun ve kanın nasıl daha da arttığını unutmayacağız.
Kısacası “Kanlı Başkanlık Yolu”nu unutmayacağız.
Murat ve Ragıp Enes kardeşlerimizi 
asla unutmadık
Tarihin gördüğü en hain insanlarsınız. Sizde entrika, numara, yalan, dolan bitmez. Ortaklık kurmadığınız terör örgütü yok. Uşaklık etmediğiniz emperyalist yok.
Aklınızca toptan katliamla işi çözmeye karar verdiniz. O gece daha tüm “devlet büyüklerimiz” belirsiz yerlerde binlerce kirli hesabın ve pazarlığın içindeyken hiçbir gücü ve yetkisi olmadan vatanseverlik görevini tek bir kişi yaptı. Halka evine, askerlere kışlana dön diye sayısız çağrı yaptı Gökçe Fırat. “Bu bir tuzak” dedi. Kim bilir kaç askerimiz ve sivilimizin hayatı bu sayede kurtuldu.
Ama emir alan ve emri yerine getirmeyi bir şeref bilen iki kahraman Türk genci ne yazık ki bu çağrıyı duyamazdı bile: Murat Tekin ve Ragıp Enes Katran. Kamptaydılar. Telefonları ellerinden alınmıştı.
Bu iki pırıl pırıl genç hayatları boyunca arkadaşlarına hiç yalan söylememiş, hiç entrika düşünmemiş, bayrağa, vatana, Cumhuriyet’e ve emre karşı çıkmayı aklına bile getirmemiş Harbiyelilerdi. Geleceğin kahraman pilotlarıydı. İlkokul, ortaokul, lisede hep birinciydiler. Halk çocuklarıydı. Kendi imkânlarıyla tüm derslerini geçmiş, en yüksek puanlı bölümleri girebilecek yetenekteydiler. İlla askerlik dediler. Vatan sevgisiyle yanıp tutuşuyorlardı.
Nereden bilsinler Ankara’da dönen entrikaları, atılan yalanları. Sahte emir diye bir emir türü varmış. Nereden bilsinler? “Terör saldırısı var” diye eğitim kampından çıkarıldılar. Hiçbir şeyden haberleri yoktu.
Tek bir şeyi biliyorlardı. Onlar vatanı savunmak için Hava Harp Akademisi’ne girmişti. Köprü’ye gittiklerinde ellerinde silah da vardı. Karşılarındakileri sivil zannettiler. Belki etrafta siviller de vardı. Aradaki önceden oraya yerleştirilmiş teröristleri tanıyamadılar. Yoksa silaha sarılmayı bilmezler miydi?
Boğaziçi Köprüsü’ndeki gerçek kahramanlar bu iki gençtir. Çünkü isteseler yaşayabilirlerdi. Silah kullanabilirlerdi. Arkadaşlarıyla birlikte üstlerine, subaylarına baktılar. Ortalıkta kimse yoktu. Tuzak alçakça kurulmuş, kapan kapanmıştı. O kapandan çıkmanın yolu kendini korumak ve otobüslerinin etrafını çevirenleri püskürtüp oradan uzaklaşmaktı. Onlar Türk Askerine yakışanı yaptılar. “Halka kurşun sıkılmaz” dediler. Otobüsten indiklerinde caniler, katiller sürüsünün kendilerine saldırdığını görünce pişman oldular mı? Zannetmiyorum. O silahı ne olursa olsun Köprü’de kullanamayacak tabiatta gerçek Türk askerleriydi ikisi de. Görevli teröristleri saf dışı etmek pahasına gerçekten halktan olanları da vurmayı asla göze alamazlardı.
Otobüsten inen askeri öğrencilerin hepsi bir koridora alınıp dövülüyordu. Önce Ragıp Enes tepki göstermiş arkadaşlarına göre. Tekmeler ve yumruklar sırf ona inmeye başlamış. Sonra Murat Tekin’in bağırıp “arkadaşıma vurmayın” diye öne atıldığını anlatıyor arkadaşları. Bu gür ses hedef oldu. Birden hepsi Murat’a çullandı. Sonra insafsız bir linç çemberi iki gencin etrafında oluştu. Tekmeler, yumruklar yetmiyor. Bıçaklar, delici aletler…
Bu iki kahraman genç komutanlarının gösteremediği vazife sorumluğunu göstermişti. Onlar düğün gecesinde yerlerde, halılarda yatarken, bu gençler ne olup bittiğinden bile habersiz Türk tarihinin değil dünya tarihinin en kahpe pususunun ortasında kalmıştı. Ama yine de silah kullanmadılar. Ve şehit oldular.
Unutmayacağız.
Unutmayacağız
Onları orayan gönderen esas sorumlu komutan kim hâlâ belli değil? Unutmayacağız.
Murat ve Ragıp Enes’in kuvvet komutanları hâlâ görevinin başında. Unutmayacağız.
Katilleri hepsinin tipi, resmi, görüntüsü belli. Unutmayacağız.
Katillerin hâlâ hiçbiri hakkında tek bir soruşturma yok. Unutmayacağız.
Aileler suç duyurusunda bulundu, tek bir savcı kılını kıpırdatmadı. Unutmayacağız.
Bu gençlere “hain” muamelesi yapmaya çalışan, “hainler mezarlığı” şerefsizliğine imza atanları… Unutmayacağız.
Ailelerine naaşları verirken, gömerken zorluk çıkaranları… Unutmayacağız.
“Köprüde darbecilerin kellelerini kestik” diye övünenleri, höykürenleri… Unutmayacağız.
Sonra çark edip “o yalan, öyle bir olay yok” diye çark edenleri… Unutmayacağız.
Sahte gazileri, belki de kardeşlerimizin katili olup gazi maaşı alanları… Unutmayacağız.
“Allah’ın lütfu oldu” diyenleri, sokaklarda insanlar can verirken sırıtanları… Unutmayacağız.
Kanlı tertip için bu yıl anma adında eğlenceler, konserler, şovlar düzenlenecek.
Ama biz unutmayacağız. Unutmayacağız Murat kardeşim. Unutmayacağız Ragıp Enes kardeşim. Unutmayacağız.


Bu yazı 305 kez okundu.

Ali Özsoy
SON EKLENENLER