• Pazartesi, Aralık 11, 2017

Nato’nun babası kimin dostu?

onure
Onur Erkan
Kasım03/ 2017

ABD Konsolosluğu’nda görevli bir personelin casusluk suçlamasıyla, FETÖ kapsamında tutuklanması geçmişteki benzer bir casusluk tutuklamasını hatırlattı.
Yılmaz Özdil’in “Figüranlar değişiyor film hep aynı film” başlıklı yazısıyla gündeme taşıdığı olay eski bir MİT’çinin CIA’ya bilgi satarken suçüstü yakalanması ve devamında tutuklanmasını anlatıyor. Yılmaz Özdil’in yazısında hayat hikayesini anlattığı fakat ismini yazmadığı şahıs Turan Çağlar’dır.
Turan Çağlar subaylığı döneminde bir NATO görevindeyken doğan kızına Nato adını verecek kadar kendi tabiriyle “Amerikan sempatizanı” bir isim. 27 Mayıs’ta var, 27 Mayıs sonrası seçimlerin sonucundan memnun kalmayan subaylarla Silahlı Kuvvetler Bildirisi’ni imzalayanlar arasında var, Talat Aydemir’in iki girişiminde de var. Anlayacağınız kızının adını Nato koyan subayın ihtilalci tarafı da var!
Aynı zamanda Silahlı Kuvvetler Bildirisi’ni bir gazeteciye bildirip dışarı bilgi sızdırmışlığı da var. Gene Aydemir’in ikinci girişiminde kendisini Kara Harp Okulu önünde karşılayan üç subaydan biri olsa da mahkemede safhasında sıkıntı çekmez. Talat Aydemir “arkama dönüp baktığımda Turan Çağlar yoktu” diyecektir!
1965’te emekliliğinden sonra MİT’te “görüş liderliği” diye tanımlanan bir pozisyonda göreve başlar. MİT’le ilişkisi sürmekteyken bu sefer 12 Mart öncesinde ordu içinde “sol askeri müdahale” düşüncesinde olan 9 Mart’çılarla diyalog kurar! 12 Mart sonrasında ise bugün asıl gündeme gelmesini sağlayan CIA’ya bilgi ve belge temin etme süreci başlıyor. İstihbarat kaynaklarından aldığı bilgileri Amerikalı dostlarına aktarıyor, onlardan sahte isme yazılmış makbuz karşılığı paraları topluyor.
Verdiği bilgiler arasında ordu ve istihbarat birimleriyle ilgili kritik duyumlar da var, devletin tepesiyle ilgili özel dosyalar da. Kıbrıs Barış Harekâtı öncesi harekâta katılacak taburlar, Türk Ordusu’nun Kıbrıs’ta çıkarma noktaları, hangi gemilerin kullanılacağına kadar detaylı bilgileri harekat sonrası Türkiye’ye ambargo uygulayan Amerika’nın istihbaratına ulaştırıyor!
10 yıl boyunca düzenli aralıklarla bağlantıda olduğu CIA ajanlarıyla buluşup bilgi satmaya devam eder. 1982’de MİT tarafından suçüstü yapılır. Tutuklanır ve kısa bir süre sonra da cezaevinde şüpheli bir biçimde ölür. Tüm suçlamaları kabul ettiği sorgusunda ilginç itirafı meşhurdur: “Bütün hükümetler Amerika hesabına çalışıyor. Ben yapınca mı suç oldu!”
Fakat Çağlar MİT kaynaklarından aldığı bilgileri sadece CIA ile paylaşmıyordu. Çağlar’ın sık sık görüşüp bilgi verdiği bir adres daha vardı: Aydınlıkçılar!
80 öncesinde Aydınlıkçıların pek çok gizli dosya, kulis bilgisi, istihbarat türünden yayınlarının en önemli bilgi kaynağı Turan Çağlar’dı. CIA’ya Kıbrıs Barış Harekâtı öncesinde TSK’nın harekatta hangi taburunu, hangi gemisini kullanacağına kadar bilgiler veren Çağlar’ın aynı zamanda Kıbrıs Barış Harekâtı’nı işgalcilik diye tanımlayan Perinçek grubuna da bilgi vermesi böyle bakınca gayet normal.
Aydınlıkçıların aylık yayın organı Teori Dergisi’nin 1995 Mart tarihli sayısında Aydınlık Hareketi’nin önde gelenlerinden Hasan Yalçın irtibatı şöyle açıklamıştı: “1978’deki Kontrgerilla’yı teşhir kampanyası sırasında Aydınlık’a bilgi verenlerden biri de eski MİT yöneticisi Turan Çağlar’dı. Turan Çağlar, 12 Mart darbesi öncesinde bir ‘Sol darbe’ yapmaya çalışan ve ‘9 Martçılar’ diye bilinen ekip içinde yer almış; bu nedenle MİT’ten tasfiye edilmişti. MİT içinde rakipleriyle hesaplaşmak için sahip olduğu bilgileri Aydınlık’a aktarmıştı. MİT, Turan Çağlar’ı Amerika’ya bilgi satmakla suçlayıp tutuklattı. 12 Eylül’den sonra Turan Çağlar hapiste şüpheli bir biçimde öldü.”
Hatta 12 Eylül Darbesi’ni bile Aydınlıkçılara ilk haber verenin Çağlar olduğunu kısa bir süre önce vefat eden Doğan Yurdakul’dan öğreniyoruz. Yurdakul 12 Eylül döneminde Aydınlıkçıdır. Soner Yalçın ile beraber yazdıkları “Bay Pipo” kitabında 12 Eylül’ün haberini nasıl aldıklarını anlatır: “Turan Çağlar’ı, Nimet Arak aracılığıyla tanımıştım. Kısa zamanda iyi dost olduk. Bu dostluğumuz Aydınlık’ın ‘kontrgerilla’ yayınından sonra da sürdü, İstanbul’a gidişlerimde zamanım varsa Çağlar’a da muhakkak uğrar hatırını sorardım. Barış Manço’nun kayınpederi olduğunu da o gidişlerimde öğrenmiştim. Oldukça mütevazı bir yaşantısı vardı. Annesi de onun evinde kalıyordu. Bu uğrayışlardan birinde annesiyle birlikte mahallelerinde geçen gülünç bir olayı anlatmışlar, ben de bunu köşe yazılarımdan birinde isim vermeden kullanmıştım.
Turan Çağlar 12 Eylül’den bir ay kadar önce beni Anka-ra’dan arayarak heyecanlı bir sesle İstanbul’a çağırdı. Ran-devuyu evinde değil, Divan Oteli’nin pastanesinde vermişti. Önemli şeyler anlatacağını sezdiğimden, iznini alarak rande-vuya yanımda Aydınlık yazı kurulundan (onun da tanıyıp güvendiği) bir arkadaşla birlikte gittim. Takım elbisesine uy-gun bir papyon takmıştı. Bizi bekliyordu. Hemen söze girdi: ‘Darbe geliyor. Komuta kademesi emir komuta zinciri içinde yönetime el koyacak. Haydar Saltık da kuracakları yönetimin genel sekreteri ve güçlü adamı olacak.”
Eski MİT mensubu Turan Çağlar’ın hem CIA hem Aydınlık işbirlikçisi olması şaşırtıyor mu? Bence şaşırtmıyordur!
Not: Nato adını verdiği kızı bu adı değil göbek adını kullandı. Evlendiği ünlü sanatçımızın soyadıyla, kendisini Lale Manço diye tanıyoruz.


Bu yazı 296 kez okundu.

Onur Erkan
SON EKLENENLER