• Çarşamba, Haziran 28, 2017

OHAL’li veya OHAL’siz AKP gidecek

erkan
Erkan Karaarslan
Ocak09/ 2017

Olmayan Bakanlar Kurulu
Başbakan Binali Yıldırım OHAL ilk ilan edildiğinde rahat tavırlarla “OHAL geçici bir tedbirdir, 3 ay bitmeden kaldırabiliriz” demişti.
Geçtiğimiz hafta OHAL konusunda Yıldırım, “OHAL’ın uzatılmasını Bakanlar Kurulu’nda görüşeceğiz” dediğinde çok daha yorgun bir vaziyetteydi. Altı aylık OHAL deneyimi aslında Bakanlar Kurulu açısından da epey öğretici oldu. Çıkarmaya çalıştıkları Başkanlık sisteminin ne olduğunu Başbakan ve Bakanlar “yaşayarak” öğrendiler.
İnsanın hangi konumda olursa olsun, unvanı ne olursa olsun, “gerçekte işlevsiz olmasıyla yüzleşmesi” kişi açısından yıpratıcıdır. Binali Yıldırım’ın “OHAL’i görüşeceğiz” derkenki bitkinliği bundan kaynaklanıyordu. “Görüşeceğiz” diyordu ama aslında Yıldırım biliyordu ki görüşülecek bir şey yoktu. OHAL’in uzaması kararı zaten alınmıştı ve Başbakan olmasına rağmen yapacağı tek iş kararı onaylamaktı.
Hükümet sözcüsü Numan Kurtulmuş ise olaydan o kadar kopmuştu ki, Bakanlar Kurulu toplantısından sonra “OHAL ile ilgili bir şey görüşmediklerini” söyledi. Belli ki bir “tebliğ” geldi ve Bakanlar Kurulu bu tebliğe sadece kafa salladı.
OHAL’i sadece
Erdoğan istiyor
An itibariyle OHAL’i isteyen sadece Tayyip Erdoğan ve doğrudan ona bağlı çalışan 3-5 gazeteci var. Bir de sosyal medyada muhaliflere küfretmekle görevli AK-Troll ordusu. Ülkenin işadamları isyan ediyor, TÜSİAD gibi hükümete karşı ılımlı bir kuruluş kazan kaldırıyor, Ekonomi Bakanı Meclis kürsüsünde “OHAL’in uzamasını istemiyorum” diyerek isyan ediyor, yandaş basın bile normalleşme çağrıları yapıyor. Sadece muhalefet değil iktidar partisi de OHAL’e karşı ancak OHAL yine de uzatılıyor.
İşte “Türk tipi” Başkanlık Sistemi! “Başkan” isteyecek, Bakanlar Kurulu (yürütme) onaylayacak. Kurul kendi içerisinde sadece açıklamayı kimin yapacağını seçecek.
Belli ki Tayyip Erdoğan, OHAL’i uzatarak sadece muhalefeti susturmayı değil, AKP içerisinde de Yeni Anayasa konusunda itirazları olan milletvekillerine de bir gözdağı vermeyi amaçlıyor. Bir AKP Milletvekilinin bile açıkça çıkarak Yeni Anayasa’ya itiraz etmesi, Erdoğan’ı büyük sıkıntıya sokabilir. Bu yüzden de “darbe sürecinin devam ettiği” görüntüsünün verilmesi, Meclis’teki oylamanın sonucu açısından hayati bir önem taşıyor.
OHAL, Tayyip Başkan olduğunda bitecek!
OHAL’in bir kez daha uzatılması AKP iktidarının zor durumda olduğunu gösteriyor. İçerideki muhalif seslerin durdurulmasının tek yöntemi gayri hukuki uygulamalar. OHAL Kanunu ise hukuksuzluğun dayanağı oluyor.
OHAL, haklarında hiçbir geçerli delil olmayan muhalif gazetecilerin hapiste tutulmasını sağlıyor. İddianameler hazır olmasına rağmen, gazeteciler yargı önüne çıkarılmıyor adeta rehin olarak tutuluyor. Türk Solu Gazetesi Başyazarı Gökçe Fırat 4 aydır tutuklu. Yüzlerce muhalif gazeteci Silivri’de tutsak. Tutukluluk durumu hükümlü olma durumuna dönüşmüş durumda. Yapılan itirazlar kabul edilmiyor. Tutuklu gazetecilerin mektup göndermesi yasak, mektup almaları de yasak. Avukat görüşmeleri sınırlandırılmış durumda. Milletvekillerinin tutuklularla görüşmeleri bile Adalet Bakanı’nın özel iznine bağlanmış durumda.
OHAL’de muhalefet yasak!
OHAL gerekçe gösterilerek, görevden alınmış on binlerce kamu çalışanının göreve iade için açtıkları davalar mahkemeler tarafından kabul edilmiyor. Yüz binlerce insan ve aileleri mağdur edilmiş durumda.
Bütün muhalif hareketlerin siyasi faaliyetleri ve toplantıları kısıtlandı. Meral Akşener’in Yalova’da yapacağı kapalı salon toplantısı Valilik tarafından engellendi. Muhalif her türlü propaganda çalışması yasak. Yasal haklarını kullanmak isteyenler de gözaltına alınıyor ve “lağım” medyasında isim isim deşifre ediliyor.
Sosyal medyaya yönelik büyük bir operasyon var. Takipçi sayısı fazla olan Atilla Taş gibi twitter fenomenleri hapiste tutuluyor. Hükümet bu konuda kendisini de aşarak Kuzey Kore ile rekabete giriyor; hiç bir mahkeme kararı olmaksızın twitter ve youtube uygulamalarını günlerce kapatabiliyor.
OHAL sayesinde “Tayyip’e çay yok” diyen kantin işletmecisi anında tutuklanabiliyor, Saray’a gitmeyi reddeden muhtar hakkında soruşturma açılabiliyor. OHAL; böylece AKP iktidarının, muhalefetten korunmak için bir koruma kalkanına dönüşüyor.
OHAL, 
güçsüzlerin düzenidir
Elbette OHAL ile iç muhalefet engellenebilir. Ancak OHAL’in bile gücünün yetemeyeceği şeyler var.
Örneğin OHAL ile doların yükselmesini engelleyemezsiniz. Engelleyemediğiniz gibi piyasalar açısından oluşan güvensiz ortam doların daha da değerlenmesine sebep olur.
Televizyonlarda, gazetelerde bol bol nutuk atıp ekonominin ne kadar iyi gittiğini anlatıp, vatandaştan sahte bir görüntüye inanmasını isteyebilirsiniz ancak OHAL’in “kudreti” doğalgaz santrallerine yetmez, santraller işlemeyince de büyük sanayi şehirleri 30 sene öncesine dönerek elektriksiz kalır. AKP’li esnaf benzin istasyonlarına doluşup mazot kuyruğuna girer.
OHAL, 2.5 milyon asgari ücretlinin 2016 kuru üzerinden cebinden uçup giden 50 dolara da engel olamaz. Merkez Bankası’nın elindeki döviz stoklarının erimesine de engel olamaz, işsizlik oranının artmasına da…
Kısacası OHAL güçlüdür ama serbest piyasa ekonomisi OHAL’i ezer geçer!
OHAL içeride güçlüdür ama uluslararası ilişkiler açısından bir anlamı yoktur. Türkiye kanunların hiçe sayıldığı bir üçüncü dünya ülkesi olarak tanımlanır ve öyle değerlendirilir ancak OHAL yasaları Türkiye’nin yalnızlaşmasının önüne geçemez.
OHAL, attığımız tweet’ten, yaptığımız paylaşımdan hesap sorar ama OHAL terör örgütleri karşısında çaresizdir. Cumhuriyet tarihinin en kanlı dönemini yaşamamıza, sokaklarda insanların ölmesine, askerin-polisin şehit edilmesine engel olamaz. OHAL, terör karşısında etkisizdir; iç muhalefet bastırılır ama terör bir türlü bitirilemez. Ülkemizde misafir olarak bulunan büyükelçinin bile hayatını koruyamaz OHAL…
Yani OHAL güçlüymüş gibi görünür ama bu güçlü görüntüsünün altında çok zayıf bir bünye vardır.
Ortalama bir akla sahip olan, cebindeki parayı saymayı bilen herkes bu durumun farkında. Bu yüzden de OHAL, aslında amacı bu olmasa bile ülkede yeniden bir kaynaşma ve kenetlenme yaratıyor. İktidarın sahte “birlik, beraberlik” çağrıları inandırıcılığını yitiriyor, OHAL düzeninin aslında adı konulmamış bir Başkanlık rejimi olduğu daha net biçimde görülüyor.
Bu yüzden de OHAL eninde sonunda kaybedecek.
OHAL’de haklarımızı savunma ve mücadele vaktidir.
Adalet kazanacak, demokrasi kazanacak, Cumhuriyet kazanacak.
Atatürkçüler kazanacak!
“Başkanlık sistemi geçtiği gün OHAL bitecek” diyenler kaybedecek!
OHAL’in ecele faydası yok!


Bu yazı 159 kez okundu.

Erkan Karaarslan
SON EKLENENLER