• Pazartesi, Aralık 11, 2017

Olup bitenler

unalyaltirik
Ünal Yaltırık
Kasım21/ 2017

Muhtarlar…
9. Cumhurbaşkanımız (BABA’yı) doğumunun 93. yılında, (1 Kasım 2017) hasret, sevgi ve saygıyla anıyor, onu çok özlüyor, çok arıyoruz.
Rahmetli 9. Cumhurbaşkanımız Demirel’i vefatından kısa bir süre önce ziyaret etmiş ve uzun uzun Türkiye’mizi konuşmuştuk. Henüz hastahaneye yatmamıştı. Bu Demirel’le son görüşmemiz oldu…
Demirel, gidişattan dertleniyor ve “yönetemiyorlar, yönetemiyorlar” diye dert yanıyor, adeta çırpınıyor-du… “Kime sorsanız infial içinde…Kiminle görüşseniz öfke kusuyor…Bunlar her şeyi berbat ettiler…Söyler misiniz bana Türkiye’nin hangi işi dünden daha iyi?..” diyordu.
Demirel’e göre Türkiye bu durumu daha fazla taşıyamazdı. “Göreceksiniz patlama olacaktır.Böyle konuşmaktan hiç hoşlanmıyorum ve çok üzülüyorum ama söylemek de benim vazifem” diye ilave ediyordu…
“Peki ne yapacağız” diye sorduğumda da;
“Yılmak, üşenmek yok… Kapı kapı dolaşıp vatandaşa durumu anlatmak lazım” demişti…
Sonra da gülerek “Ya da muhtarları ayarlamak!..” diye espri yapmıştı.
***
Artık o yok…
Onun çok değer verdiği sevgili muhtarları da şimdilerde saraylarda ağırlanıyorlar, yedirilip, içirilip, giydirilip kuşatılıyorlar, alkışlamayı ve TV ekranlarına el sallamayı öğreniyorlar… Galiba 30 kez saraya koşuşturdular… Çok meşguller…Yani onları bulmak, ele geçirmek mümkün değil…
Peki ne yapmalıyız?
Bilmem, artık “baba”mız yok ki soralım…
Bylock’çular
Önceki sayılarımızda “Elimde bir liste var. Bylock kullanan AKP’lilerin tam listesi başlığı altında tam 60 AKP’li (eski ve yeni milletvekilinin) ismi var. Listede kimler yok ki; şimdilik şöylesine sıralayalım. Zamanı gelince isimlerini de yazarız.
Bunların 31’i eski ve yeni bakan olanlar… Yani yarısı bakanlık yapmış kişiler… 9’u halen bakan… 15’i AKP kurucusu.
Esasında bu liste internette dolaşıp duruyor. Ne var ki, bunlar hakkında hiç bir işlem yapılmıyor, yapılamıyor…
Bunun nedeni, niçini bizce bilinmiyor. Bildiğimiz tek şey darbenin sivil ayağının tesbiti hususunda en ufak bir gayret gösterilmemesi…
Bylock kullandı diye cezaevlerinde inim inim inletilen bu kadar vatandaş varken bu AKP’lilerin ellerini kollarını sallayarak dolaşmalarının nedenini bilen varsa lütfen açıklasın.
Başbakan Yardımcısı Nurettin Canikli ‘Devlette hâlâ çok FETÖ’cü var’ diye beyanda bulunmuş da!..” diye yazmışız…Sözüm ona “herhalde cevap gelir” diye düşünmüşüz. Bugüne kadar tık yok…
Bahçeli’nin korkusu
MHP’nin çirkin politikacısı Bahçeli yine meydan okumuş…Kadim dostu (!) RTE’ye yine koltuk değnekliği yapıyor… Ona açık çek veriyor… Partisinin ilgili kurullarından onay aldı mı bilmiyoruz ama grup toplantısında havayı döve döve şöyle diyor: “2019’da AKP’yle birlikte yan yana mücadele edeceğiz…”
Neymiş, 2019 seçimlerinde Erdoğan’ın “tek adamlığı için” çırpınacak, her zaman olduğu gibi bütün gücüyle (!) ona destek verecek ve AKP’nin kazanması için elinden geleni (!) esigemeyecekmiş…
Ama ne demiş daha önceleri? İşte bazıları:
“Recep Tayyip Erdoğan aslında Türk tipi değil ‘Tayyip Tipi’ başkanlık hayalleri kurmaktadır.
Bütün yetkilerin kendisinde toplandığı, yargının kendisine bağlandığı, yasama organı olan Meclis’in kendi kontrolüne sokulduğu, denge, deneyim ve fren sistemi olmayan tek adam diktatörlüğü, tahtsız ve taçsız sultanlık peşinde koşmaktadır.
Beştepe’nin başkanlık sisteminin faziletleri konusunda söylediklerinin tümü yalandır aldatmacadır. Türkiye prangalardan kurtulsun ve şaha kalksın, daha hızlı karar alınsın, daha süratli iş yapılsın sözleri, gerçek ve sinsi amaçların üzerini örtmek için piyasaya sürülen yalanlardır.
Amaç başkadır, hesap başkadır.
Başkanlık federasyon demektir.Bu da Türkiye’yi bölünmeye götürecektir.
İmralı canisi ile pazarlıklarda, yeni Anayasa ile bölünme yolunun açılması amaçlanmaktadır.
Başkanlık sistemi bu ihanet sürecinin sonuçlandırılması için istenmektedir.” (9 Mayıs 2015 Manisa mitingindeki konuşması)
Bugün ise, sonuna kadar “RTE”-ciyiz diye haykırıyor, çırpınıyor ve AKP saflarında ter döküyor.
İşte Devlet Bahçeli budur…Onun milliyetçiliğini sorgulama zamanı artık gelmiştir ve hatta bu zaman geçmektedir. Bütün Türk milliyetçilerinin artık gerçeği görmesi lazımdır. Aksi halde atı alan Üküdar’ı geçecektir. Güzelim parti onun ve özenle seçtiği bir avuç çevresinin kurbanı olmuş, partiye gönül verenleri öksüz bırakmıştır…
Herkes, Recep Tayyip Erdoğan’ın elinde Bahçeli ile ilgili bazı çok önemli bilgilerin olduğunu sanıyor. Sanıyor ve bu tutarsızlığını başka türlü izah edemiyor.
Ama biz böyle düşünmüyoruz…Onun zoru, kamuoyunda düşeceği durumu… Yeni Parti ve onun demir yumruklu lideri Meral Akşener’den dolayı başına gelecekleri çok iyi biliyor.Bütün gayreti ile baraj altında kalmamaya gayret gösteriyor. Seçimlerde RTE’den, arttırılan 50 milletvekilinden okkalı bir pay alabilmek, böylece bir avuç -bu yazdıklarıma içlerinden doğru dediklerine emin olduğum-kendisine sıkı sıkıya bağlanmış görünen milletvekilleri ile paylaşmak için her şeyi göze almak, her türlü siyasi ayıbı gözardı etmektir.
Meclis Başkanlığı için bir aday çıkartmış… Haydi, RTE’ye bastırsın da AKP oylarını bu zata verdirsin… Görelim o 2019’da sağlayacağı gücün ucunu şimdiden!..
Korkuyor, titriyor, hata üstüne hata işliyor ve patlak bir balon gibi tıslayıp gidiyor. Ama farkında değil. Yazık…
Bilinmelidir ki, siyasilerin ülkeye yaptığı kötülükler, kendileri yok olduktan sonra da yaşar!..
Ne demiş büyük şair Mehmet Akif Ersoy:
Aldanma insanların samimiyetine!
Menfaatleri gelir her şeyden önce.
Vaad etmeseydi Allah cenneti;
O’na bile etmezlerdi secde!..
Erdoğan diktatör mü?
Türk Dil Kurumu’nun Türkçe Sözlüğüne göre “diktatör” kelimesi şöyle açyklanıyor; “Bütün siyasi yetkileri kendinde toplamış bulunan kimse, mecazi manada ise zorba.”
Bu tanımlamaya göre bence Tayyip Bey diktatör değil…
Bütün siyasi yetkiler kendisinde toplanmış deniyor. Ne demektir bu?
Henüz böyle bir şey yok, belki de olmayacak. Bu onun isteğidir. İsteği de henüz gerçekleşmemiştir.
Mecazi manadaki açıklama ise daha çok kendi iç bünyesini, partisindeki çelişkili durumları ilgilendirmekte olup, şimdilik bizlere bir zarar verememektedir.Kendi belediye başkanlarına baskı yapmak, onları hakkı ve haklı olmadan görevlerinden almak, istediği üst görevlileri, bakanları canı istediği zaman elinin tersiyle itivermesi, gibi artık çok alışageldiğimiz hareketleri zorbalığın dik alasıdır ama şimdilik bu husus da bizleri ilgilendirmez. Genel Başkan olarak partisinin iç işleridir. Partisinin tepki göstermesi gerekirken onların sus pus olması, tepki bir yana alınganlık dahi göstermemeleri kendi bilecekleri bir davranış tarzıdır. Bizleri, halkımızı, milletimizi zerrece ırgalamaz.
Tabii bu durum bu günler için böyledir. 2019 seçimlerinden sonra vaziyet-i umumiye ne gösterir bilemeyiz.
Bugün için Erdoğan’ın kafasında diktatör olabilmek arzusu çok aşikar biçimde yatıyor ve bu arzusuna bir an evvel kavuşabilmek için gün sayıyor.Seçimleri kazanırsa muradına erecek, yaşamına çok özendiği Rus lideri Putin tipi gibi bir diktatör olabilecek. Aksi halde zaten mesele yok…
Onun için tekrar edelim; kim ne derse desin bugün için, bugünkü durumda Erdoğan ülkemiz için diktatör ve zorba değildir, istediği kadar özensin olamaz da…
Şu hususu belirtmekte de fayda var; bilinmelidir ki bu millet hiç bir zaman “sevecen” olamayan bir siyasetçiyi asla ve asla başında görmek istemez. Bu da böyle biline…
Ve bir fıkra
Ne kadar kırpsam da yazı uzadı… Hiç sevmem uzun yazmayı… Ama oldu işte kalemimi durduramadım.
Madem diktatörden söz ettik öyleyse yazıyı bir diktatör fıkrasıyla bitirelim…
Kim Hapşırdı?
Güney Amerika ülkelerinden birinde bir diktatör iktidara gelişinin birinci yılını kutluyormuş.Konuşurken birisi “Hapşuuu” diye gürlemiş. Diktatör sormuş: “Kim hapşırdı?” Ses çıkmamış…Diktatör “Birinci sırayı toptan kurşuna dizin” demiş. Öndeki sırayı alıp götürmüşler. Diktatör yine sormuş: “Kim hapşırdı?” demiş… Yine ses yok. “Alın ikinci sıradakileri de götürün kurşuna dizin..” diye gürlemiş. Üçüncü sıradakiler titremeye başlamışlar. Diktatör tekrar sormuş: “Kim hapşırdı?” Sıska bir adam el kaldırmış. “Ben, ben efendim!” demiş. Diktatör rahat bir nefes almış: “Hay Allah, be mübarek adam, daha önce söyleseydin ya, çok yaşa e mi?” demiş…
İşte diktatör dediğin böyle olur!
Şimdi anlaşıldı mı niye “Erdoğan diktatör değil” dediğim!.. Düşünün … Kararı siz verin… Karar sırası sizde… Ama düşünürken sakın hapşırmayın ha!..
Kalın sağlıcakla…


Bu yazı 17 kez okundu.

Ünal Yaltırık
SON EKLENENLER