• Cuma, Şubat 23, 2018

Ortadoğu’da köşe kapmaca oyunu

kose-kapmaca
Türk Solu
Şubat07/ 2018

Afrin Operasyonu’na değil sonrasına bakalım. Masada neler olacak?
 Savaşta kazanıp masada yine kaybedecek miyiz?
Köşe kapmaca oyununu hatırlar mısınız?
Küçükken bir oyun oynardık, hatırlar mısınız; köşe kapmaca.
Bir Dodge kamyonun kasasına çıkardık, toplam 4 kişi vardır ama oyun için 5 kişi gerekir. 4 kişi birer köşeyi tutar, bir kişi de ortaya geçer. Köşelerde kalanlar, kendi aralarında anlaşarak yer değiştirir, o sırada ortadaki de bu boşalan yerlerden birini kapmaya çalışır.
Oyun aslında bir strateji ve diplomasi oyunuymuş şimdi anlıyorum.
Mesela yanınızdaki köşedeki arkadaşınızla anlaşırsınız; yer değiştireceksiniz. Ama o size doğru gelirken, siz yerinizden kıpırdamazsanız; onun köşesi boşalır, kapılmış olur!
Eh, arkadaş kazığını, dost kazığını öğrenmek için bundan iyi oyun mu olur?
Ortadoğu’daki gelişmelere bakınca, bu oyun aklıma geliyor.
Suriye’de dört köşe var:
1. köşe: Esad güçleri
2. köşe: PYD-teröristleri
3. köşe: ABD
4. köşe: Rusya
Türkiye’nin Afrin’e müdahalesi ile ne oldu, ne olabilir biraz “oyun sahası”ndan görelim.
Afrin köşesini kim boşalttı, neden boşalttı?
Suriye’de Esad’ın kalıcı olduğu anlaşıldı. Rusya da kalıcı ABD de kalıcı. Yani 3 köşe tutulmuş durumda.
4. köşede bugüne kadar Kürtler vardı, YPG vardı.
Farz edelim, Afrin’den çıkartıldılar ve o köşeye de Türkiye yerleşti!
Oyun teorimize göre aklıma takılan sorular:
1- PYD köşesini kim boşalttı?
Rusya mı? ABD mi?
2- Boşaltılan köşeye Türkiye’yi kim çekti?
Rusya mı? ABD mi?
Tamam, diyebiliriz ki Türkiye bunu bir “beka sorunu” olarak gördü. Ama yine de; oraya operasyon için, Rusya ile anlaştık, ABD ile de ters düştük.
PYD’yi ortada kim bıraktı?
ABD mi Rusya mı?
Şimdi bu sorunun cevabını henüz veremiyoruz. Ama asıl cevaplanması gerekli soru başka.
Afrin köşesini kime bırakacağız?
Diyelim ki Afrin’den Münbiç’e tüm bölgeyi temizledik.
Sonra?
Orada kalıcı da olmayacağımızı, kimsenin toprağında gözümüz olmadığını açıkladık.
O halde ne yapacağız?
Madem o köşeyi boşaltacağız, kime terk edeceğiz?
ABD’ye mi?
Rusya’ya mı?
Suriye’ye mi?
Başka bir olasılık yok. Ama her üç olasılık da sonuçta; aynı kapıya çıkacak.
ABD ile anlaşsak, ABD orayı Kürtlere verecek!
Rusya ile anlaşsak, Rusya orayı Kürtlere verecek!
Suriye ile anlaşsak, Suriye orayı Kürtlere verecek!
Sahada kazanıp 
masada kaybetmek
Sonuçta şunu biliyoruz:
Rusya da ABD de, Suriye’de Kürtleri destekliyor. Biri federal Suriye diyor, diğeri özerk Kürt bölgesi. İkisi de bizim açımızdan aynı şey.
Suriye ise Rusya’yla anlaşsa da, anlaşmasa da, her koşulda zaten orayı Kürtlere verecek. Unutmayalım, şu an operasyon yaptığımız Afrin’i YPG’ye teslim eden Esad’dır!
Buradan bakınca, köşe kapmacada ortada kalacak olan tek oyuncu; Türkiye olacak!
Dolayısıyla “milli hamaset” yapan AKP, bir süre sonra; ya Rusya ile ya ABD ile anlaşacak ve o köşeyi Kürtlere bırakacak!
Bakalım o zaman; “milli”cilerimiz ne yapacak?
Oyun teorimiz açısından, farklı olasılık var mı?
Hani diyelim ki, AKP, oraya yerleşse, Rusya ve ABD’ye rest çekerek, Suriye rejimini devirmeye çalışsa!
O zaman hangi biriyle savaşacağız?
ABD ile ittifak yapıp, Suriye-Rusya ikilisiyle ki savaşacağız?
Hadi diyelim ki, Suriye rejimi değişti; ne fark edecek? Yeni gelecek Suriye rejimi, orayı yine Kürtlere bırakmayacak mı?
Neden Türkmen ordusu kurmadık da ÖSO’yu destekledik?
Bugünden gözüken şu: Sahada kazansak bile masada kaybedeceğiz!
Çünkü, sahada güveneceğimiz ve dayanacağımız, “yerli ve milli” bir unsur yok. Üstelik masaya oturacaklar da “yerli ve milli” değil!
Sahi biz neden ÖSO ile birlikteyiz?
Madem ki bölgede bize tehdit edecek bir Kürt devletine karşıydık, o zaman o bölgenin gerçek yerli halkı olan Türkmenleri neden desteklemedik ve korumadık?
ABD 2005 ve 2006’da bu bölgede Türkmenlere savaş açtı, sessiz kaldık.
Rusya 2013-2015’te Türkmenleri katletti, sessiz kaldık.
TIR’larla silahları, Türkmenlere götürüp, onları silahlandırıp, gerçekten güçlü, disiplinli ve barışçı bir Türkmen Ordusu niye kurmadık?
ÖSO yerine neden Türkmen Ordusu kurmadık?
Silahla oyun bozulur 
ama oyun kurulmaz!
Aslında mesele silah değil!
Nüfus!
YPG bugün varsa, Kürtlere dayanarak var!
Oysa Suriye’nin kuzeyinde, Kürt nüfustan daha kalabalık bir Türkmen nüfus var. Bizi neden bu nüfusu desteklemedik?
Cevap belli:
ABD ve Rusya 2005-2015 arasında, Irak’ta ve Suriye’de Türkmenleri katlederken, biz PYD reisi Salih Müslim’i kırmızı halı ile ağırlıyorduk.
Unutmayın: Bugün, orayı da yıkacağız dediğimiz Kobani’yi PKK ve Barzani güçleri IŞİD’den kurtarsın diye, 29 Ekim’de sınırlarımızı açtık!
Türkmen nüfusa dayanmayan, onları örgütlemeyen bir Türkiye’nin bu oyunda kalma şansı yoktur.
Şunu görelim:
Silahla oyun bozulur, ama oyun kurmak için silah yetmez! Oyun kurmak için ya nüfusun olmalı ya da ABD ve Rusya gibi –emperyal- nüfuzun!
Davutuğlu, döneminde, düşmanlarını test etmeye kalktı! Ve görüldü ki öyle bir nüfuzumuz yokmuş!
Kimin için savaşacağız?
Milli duygular iyidir, güzeldir.
Şahsen, Suriye sınırından Irak sınırına bir Türkmeneli Devleti’nin kurulmasından yanayım.
Hatta, oradan Güney Azerbaycan’a yürümekten de yanayım.
Türklük için; savaşırım!
Türkmenler için; savaşırım!
Turan için; savaşırım!
Ama kusura bakmayın, Kürtlere yeniden teslim etmek için bir savaş verilecekse, ABD ve Rusya ile yeniden anlaşılacaksa, neden savaşayım!
Yoksa tuzağa mı çekiliyoruz?
Medyamız çok söylemiyor, yazmıyor ama…
– Rusya, operasyonun başından bu yana aleyhimizde açıklama yapıyor. Rus sözcü Zaharova, açıkça Türkiye’yi sivilleri katletmekle suçladı.
– İran; operasyona resmen karşı çıktı.
– Suriye; Türkiye işgalci, vuracağız diyor.
– Trump bizzat arayarak uyardı.
– Fransa, işgale dönüşmesin dedi.
– Mısır ve Suudiler karşı çıktı.
– Barzani karşı çıktı.
Önce Cerablus, şimdi Afrin, sonra da Münbiç diyoruz.
Hiç “acaba bu bize bir tuzak mı, adım adım, yavaş yavaş, Ortadoğu bataklığına mı çekiliyoruz” diye sormuyor mu kimse?
Bizi köşemizden çıkartanlar mı var?
Köşe kapmaca oyununu yeniden hatırlayın!


ABD’den yeni bir hamle mi geliyor!
2013’te Reyhanlı saldırısından önce Türk polisine bir ihbarda bulunulur. İhbarcı M.G. adlı birisidir. Uluslararası silah ve uyuşturucu kaçakçısıdır.
İşte bu M.G. 2016 Nisan’ında Karadağ’da yakalanır ve Ekim ayında ABD’ye teslim edilir.
Ve bu M.G., Zarrab davasına bakan New York Güney Bölgeler Mahkemesi’nde Türkiye aleyhine tanık olmuş. Durumu öğrenen Türk istihbaratı harekete geçmiş. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, ABD’li yetkilileri uyarmış.
Bu haber Hürriyet gazetesinde yayınlandı.
Habere göre, bu şahsın MİT TIR’ları davasının tutuklu Fethullahçı savcısıyla da ilişkisi varmış.
Sanki, ABD’de Türkiye’ye karşı bir “terör finansmanı” davası geliyor gibi.
Türk hükümetinin ABD’ye karşı bu kadar sert çıkışının arkasında bu istihbarat mı var bilinmez ama, Türk-ABD ilişkileri iyice geriliyor.
Yeni Şafak’ta İncirlik’i Türk halkının bir gece ansızın basabileceği bile yazılmaya başlandı.
İran Devrimi’ni hatırlatırcasına…


Hollanda ile krizi hatırlıyor muyuz?
Bir diğer ilginç bağlantı ise Hollanda istihbaratı.
Enis Berberoğlu davası dolayısıyla, MİT TIR’ları ile ilgili dökümanların Hollanda istihbaratının elinde olduğunu öğrenmiştik. İşte o Hollanda istihbaratı, en son olarak, ABD seçimlerine müdahale eden Rus hacker’ları yakalamış ve ABD’ye iletmiş.
Ben de bu Hollanda ile, bu lale krizi neden çıktı diye düşünüp duruyordum…


Bu yazı 185 kez okundu.

Türk Solu
SON EKLENENLER