• Perşembe, Temmuz 19, 2018

Oysa umut vardı; gülmüştük

ergun-poyraz
Ergün Poyraz
Temmuz02/ 2018

Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin propaganda aşamasında hep soruldu; Muharrem İnce CB seçilirse ülkeyi yeniden mutlu günlerine döndürür mü?
İnsanların yüzü eskisi gibi hep güler mi?
Ülkeyi uçurur mu?
Memleketin dağ gibi biriken borçları karşısında ne yapar?
Yurdumuzun birikmiş sorunlarına kısa sürede çözümler üretebilir mi?
Bu soruların cevaplarını kimse tam olarak bilmiyordu.
Ancak ortada bir gerçek vardı; İnce gülüyordu. Hiç durmadan aralıksız gülüyordu.
O güldükçe, gülmeyi, gülümsemeyi unutmuş insanlarımız da gülmeyi hatırlar olmuştu.
Halkımız da gülüyordu…
Öyle ya; İnce ile birlikte; hak, hukuk, adalet ve hepsinden önemlisi özgürlük gelecekti…
Özgürlük!
İnsanlar haksız yere tutuklanmayacak, düşüncelerini korkmadan açıklayacaklardı.
Bakın Muharrem İnce ne diyordu:
“Ne yaparlarsa yapsınlar, kaybedecekler. Hileyle hurdayla seçim kazanma dönemi bitti. Bu yöndeki haberlerle sakın yılgınlığa, karamsarlığa kapılmayın. Sandığa gidin, oyunuzu kullanın, umudunuzu asla yitirmeyin. Ben canım pahasına oyunuza sahip çıkacağım, başaracağız.”
İnce, canı pahasına oylarımıza sahip çıkacaktı.
Öyle diyordu…
İnce’nin bu sözlerine kanan insanlar akın akın mitinglere koşuyordu; yağmur çamur demeden…
Miting alanları milyonlara dar geliyordu…
Muharrem İnce, 20 Mayıs 2018 tarihinde Osmaniye, başta olmak üzere, “Yanlış bir işe girişirlerse 50 bin avukatla YSK’ya gideceğiz” diyor ve şöyle devam ediyordu:
“24 Haziran’da seçim güvenliğini sağlayacağız. Avukatlar cübbelerini arabalarında hazır etsinler. 24 Haziran’da her an Ankara’ya çağırabiliriz. 50 bin avukatla YSK’ya gideceğiz eğer yanlış bir işe girişirlerse. 24 Haziran’dan sonra hukuk güvenliği, sınav güvenliği, can, mal güvenliği sağlayacağız. Çocuklarımızın sorularını çaldırmayacağız.”
29.04.2018 tarihinde İyi Parti Genel Başkanı Akşener, seçim çalışmaları kapsamında geldiği Niğde’de, Şadırvan Parkı’nda seçim otobüsünün üzerinden halka sesleniyordu.
Gençlerden ve kadınlardan sandıkları gönüllü olarak korumalarını isteyen Akşener, “Zorlu bir seçim geçireceğiz. Bu zorlu seçimde en büyük güvencemiz sizlersiniz. Bütün abudik gubidik hileler seçim sandığında yapılır. Biz seçim sandığını koruyacağız. Özellikle gençler ve kadınlar. Gönüllü olmanızı istiyorum. Sandıklarınızı korumanızı istiyorum. Dolayısıyla sandıklarımızı koruyacağız” diye konuşuyordu.
Kullanılan oyun, namus olduğunu vurgulayan Akşener, “Size, Meral Akşener sözüdür. Sandık emniyeti, devletin namusudur. Bu namusu koruyamayacakları için bu namusa el uzatacakları için de burada, huzurunuzda onları uyarıyorum. O sandıkları korumak için göze aldığım konuları bir bilseniz, titrerdiniz. Ne gerekiyorsa yapmaya hazırım. Biz sandıkları koruyacağız. Ondan sonra sizden bir şey istemiyorum. YSK’da abidik gubidik olursa o YSK’nın önüne koyacağım bir sandalye. O sonuçlar doğru çıkıncıya kadar oturacağım. Jiletle kazıyamayacaklar beni” diyordu.
Akşener de; “YSK’da abidik gubidik olursa o YSK’nın önüne koyacağım bir sandalye. O sonuçlar doğru çıkıncıya kadar oturacağım. Jiletle kazıyamayacaklar beni” diyordu…
Akşener seçimlerden önce öyle konuşuyordu ya, seçim gecesi; AA’nın Yüksek Seçim Kurulu’nun aksine yaptığı yayınlara, Akşener’in deyimi ile bütün abidik gubidiklere rağmen, ortada ne Akşener vardı ne de sandıkları canı pahasına koruma sözü veren İnce…
Her nedense korku dağları sarmış, arazi olmuşlardı; kendilerine güvenen milyonlarca seçmenlerini ortada bırakarak…
Oldukça garip bir durumda kalmıştık.
Öyle ya;
Eskiden sadece oyları yürütüyorlardı. Şimdi oylarla birlikte muhalefeti de toptan çaldılar.


Bu yazı 132 kez okundu.

Ergün Poyraz
SON EKLENENLER