• Cumartesi, Haziran 23, 2018

Oyunbozan

metehan
metehan özkün
Kasım28/ 2016

Bir evcilik oyunu düşlesek..? Mesela şöyle olsa..
Ortamın baskın çocuğu, diğer çocukları etrafına toplayıp rolleri belirliyor. “Sen annesin, ben baba.. Bunlar da evin çocukları.” Sonra diğerlerini gösteriyor; “Sizler de birazdan bize misafirliğe geleceksiniz.” Oyuna dahil olmak isteyen diğer çocuklarda geliyor yanlarına, “Ya biz? Ya biz?” Baskın çocuk onlara da bir rol buluyor. “Sizler de katil olacaksınız. Önünüze kim çıkarsa yakıp, yıkıp öldüreceksiniz, sonra ben sizi yakalayıp hapse atacağım.” Çocuk bir an duraklıyor. “Aaa unuttum!” Köşede duran bir çocuğu göstererek; “Sen de eniştem olacaksın, bana olup biteni haber vereceksin!” diyor.
Oyun başlıyor; herkes rolünü iyi oynama derdinde. Baba her şeyi organize ediyor, evde pişecek yemekten tut, yıkanacak kıyafetlere kadar. Evin hanımı ne yapsın, ezik bir biçimde baba ne derse onu yapıyor. O kadar baskı altına alınmış bir roldeki, kendi fikirlerini dahi kendinden saklar vaziyette. Evin çocukları okula gidiyorlar ama nedense her sınavdan “Sıfır aldım babacığım!” diye dönüyorlar. Sanırım oyuna biraz aksiyon gelsin diye böyle yapıyorlar? Katil rolündeki çocuklar ise; önlerine kim çıkarsa yakıp, yıkıp, öldürüyorlar. Baba rolündeki çocuk birden polis oluyor. Baba bir polis! Yakaladığını atıyor hapse, bir müddet sonra öyle bir gaza geliyor ki, oyunla alakası olmayan çocukları da hapse atmaya başlıyor. İtiraz ediyorlar; “Ama biz sizinle oynamıyorduk ki, sadece izliyorduk!” Hem baba hem polis olan çocuk cevap veriyor: “Olsun, izlemenizi beğenmedim. Hem bak senin saçın sarı, senin de üzerindekinin rengi kırmızı. Hiç sevmem! O yüzden siz de hapiste olacaksınız…” Bizim baba gaza geldi bir kez. Devam ediyor; “Şimdi bu yakaladıklarım mahkemeye çıkacak, dizilin yan yana.” Çocuklardan biri soruyor “Peki, hakim kim olacak?” Hem baba hem polis olan çocuk cevap veriyor: “Tabii ki o da ben olacağım!” On parmakta on marifet bu olsa gerek, önce baba sonra polis şimdi de hakim oldu bizim çocuk.. Küçük yaşta mesleğe yöneltmenin önemini burada daha iyi anlıyoruz. Aslında çocuğun içinde oyunculuk var! Anne rolündeki kadın bir gururlu ki anlatamam “Bizim bey şimdi de hakim oldu, hey maşallah” diyor. Çocuklar da mutlu tabii. Kız çocuk erkeğe “Babamız hakim oldu” diyor. Erkek de “Anlamadım ablacığım” diyor. İçlerinden birisi sesini yükselterek ayağa kalkıyor “Şimdi rolleri değiştirelim, ben baba olacağım”. Bizim baskın çocuk hemen atılıyor, “O zaman ben de büyükbaba olurum!” Diğeri “Hayır ben büyükbaba olacağım” diyor. Bizim çocuk “O zaman herkese soralım benim büyükbaba olmamı isteyenler el kaldırsın ama ben büyükbaba olmazsam sizin de oyununuzu bozarım ona göre” diyerek “diktatör de olabilirim yeteneğim var” algısı yaratmaya çalışıyor. Erkek çocuk rolündeki “O zaman rolleri sıfırlayalım babacığım, baştan oynayalım” diyor. Kimse bu öneriyi beklemiyordu! Çocuk devam ediyor “Hatta yeni oyuna başlamadan önce, şuradaki kutular var ya onların içinde şekerler var, onları paylaşalım, hem şekerlerimizi yerken biryandan size babamın bana yeni aldığı oyuncak gemileri de gösteririm” diye ekliyor. Bu arada bizim hiçbir şeyden habersiz sadece oyunu izleyen ama izledikleri için hapse atılan çocuklar bir köşede; soruyorlar “Biz ne olacağız? Hâlâ hapiste miyiz?” Bizimki cevap veriyor: “Biz şekerlerimizi yiyesiye kadar hapistesiniz!”
Oyunun başında misafirliğe gelecek olan çocuklar ve bir de enişte vardı. Enişte uyuya kaldı. Misafirliğe gelecek onlalar ise “Biz neden oynamadık? Hani misafirliğe gelecektik?” diye sordular. Bizim uyanık çocuğun onlara da bir cevabı var tabii ki; “Kusura bakmayın. Hanım akşam misafir gelecek dedi ben de evde yokmuşuz gibi yapıp, ışıkları kapattım.” Diğer çocuktan şöyle bir yorum geliyor; “Biz de ampulünüz patladı sandık!”
Çocuklar ve oyunları… Hayal güçleri ne kadar genişse, kendilerine ve başkalarına biçtikleri roller o kadar fazla ve enteresan olabiliyor. Lakin hayal güçlerini güzellikle, iyilikle geliştirmek lazım. Nefretle, acımasızlıkla, “sadece ben!” olan bir anlayışla gelişen hayaller onlara gelecekte zulmedici güç olarak geri dönecektir. Zararları ise sadece kendilerine değil, etrafındaki insanlara, hatta tabiata dokunacaktır.
Oyuna ne mi oldu? Bilmiyorum. Daha doğrusu kimse bilemiyor.. Ama bildiğim tek bir şey var; şeker biterse oyun da biter!
* Yazıda bahsi geçen kişiler ve anlatılanlar tamamen hayat ürünü değil, hayal ürünüdür!


Bu yazı 108 kez okundu.

metehan özkün
SON EKLENENLER